Washington’ın Suriye görüşmelerini kesmesinin ardından ABD-Rusya çatışması tehdidi büyüyor

Paylaş

Haberlere göre, Obama yönetimi, Moskova ile Suriye’de bir ateşkes ve siyasi anlaşma sağlama yönündeki ikili görüşmeleri kesmesinin ardından, bugün [5 Ekim], savaştan harap olmuş ülkedeki ABD müdahalesini tırmandırmayı değerlendirmek üzere bir toplantı düzenliyor.

Beyaz Saray yetkililerinin yanı sıra dışişleri ve savunma bankalarının, genelkurmay başkanının ve CIA müdürünün katılacağı Başkanlar Komitesi, dünyanın en büyük iki nükleer gücü olan ABD ile Rusya arasındaki gerilimlerin giderek artan şekilde tehlikeli bir tırmanışının ortasında toplanıyor.

Washington Post, Salı günü, toplantının, “diğer askeri saldırı harekatlarının yanı sıra, koalisyon uçaklarından ve gemilerinden ateşlenen güdümlü füzeler ve diğer uzun menzilli silahlar kullanılarak Suriye hava kuvvetleri pistlerini bombalama”yı kapsayan gizli teklifleri değerlendireceğini bildirdi.

Washington Post, ismi açıklanmayan bir hükümet yetkilisinin, Beyaz Saray’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden yetki alınmaksızın başka bir ülkeye karşı bu tür doğrudan askeri saldırılar başlatma üzerine endişelerini gidermek için, hava saldırılarının “gizlice ve halkın bilgisi olmaksızın” yürütülmesinin teklif edilmiş olduğunu bildirdiğini aktardı.

Washington Post’un sözlerini aktardığı yetkiliye göre, hem CIA hem Genelkurmay Başkanlığı, şimdiden, “bu tür hareketli seçeneklere destek ifade etmiş” durumda. İsmi açıklanmayan bir diğer üst düzey hükümet yetkilisi, gazeteye, Pentagon ile CIA’in, “Halep’in düşBill Van Auken / 6.10.2016mesinin Amerika’nın Suriye’deki terörle mücadele hedeflerini baltalayacak” olması nedeniyle bu tür bir askeri seçeneği destekliyor olduğunu söyledi.

Bu, kuşkusuz, Ortadoğu’da bir başka doğrudan ABD askeri müdahalesi başlatmak için bir propaganda bahanesidir. ABD ordu ve istihbarat aygıtının gerçekten endişe ettiği şey, Rusya destekli Suriye hükümetinin Halep’in doğusunu ele geçirme saldırısının, CIA ve ABD’nin bölgesel müttefikleri (Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar) tarafından silahlandırılan, finanse edilen ve doğrudan maaşları verilen sözde “asiler”i Suriye’nin batısında bulunan büyük nüfus merkezlerindeki son kalesinden mahrum bırakacak olmasıdır. Bu, Washington’ın organize ettiği beş yıllık rejim değişikliği savaşında ezici bir tersine dönüş anlamına gelecektir.

Bunun “Amerika’nın terörle mücadele hedeflerini baltalayacağı” iddiası, yalnızca, ABD’nin terörle mücadele sahtekarlığını vurgulamaktadır. Halep’teki başlıca savaşçı gücü, El Kaide’nin uzun süreli Suriye şubesi ile onun müttefiki İslamcı milisler oluşturmaktadır.

Washington Post makalesi Başkan Barack Obama’nın askeri harekat teklifini büyük ihtimalle reddedeceğini ileri sürse de, CIA’in ve ordu komutanlığının birleşik baskısı, politikada bir değişikliği pekala zorlayabilir. Ulusal Güvenlik Kurulu’nun, Obama’nın olası katılımını içeren bir tam katılımlı toplantısının, büyük ihtimalle bir kararın alınmış olacağı önümüzdeki hafta sonu olması bekleniyor.

Bu arada, Rusya Savunma Bakanlığı, Salı günü, Suriye’nin liman kenti Tartus’taki Rusya deniz üssünü korumak için gelişmiş S-300 karadan havaya füze bataryası konuşlandırarak, Suriye içindeki Rusya hava savunma sistemlerini güçlendiriyor olduğunu duyurdu. İslamcı “asiler”in bir hava gücüne sahip olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu tür silahlar, Rus ve Suriye hükümet mevzilerine yönelik herhangi bir ABD hava saldırısının bedelini ödetmeyi hedeflemektedir.

Suriye ateşkes görüşmelerinin çökmesi ve her iki taraftan da gelen tehditkar askeri tırmanmalar, sadece bireysel ateşkes ihlallerinin ürünü değildir. ABD tarafında, bu, ABD destekli milislerin yüzlerce saldırı gerçekleştirmesiyle birlikte, çarpıcı boyuttaydı. Daha da belirleyici olan, 17 Eylül’de, 200 dolayında askerin öldüğü ya da yaralandığı, Deyri Zor kasabası yakınındaki Suriye hükümeti karakolunun ABD tarafından bombalanmasıydı. Pentagon hava saldırısının bir kaza olduğunu iddia etse de, Suriye bunun kasıtlı olduğu suçlamasında bulundu. Bu saldırı, ateşkes anlaşmasının çökmesine ve ABD ordu komutanlığının açıkça karşı çıktığı Rusya ile ortak hedef alma ve istihbarat paylaşımı anlaşmasının yürürlüğe girmesinin önlenmesine hizmet etmişti.

Ateşkes üzerine yaşanan anlaşmazlıkların temelinde, ABD emperyalizmi ile Vladimir Putin’in Rusya hükümetinin Suriye’de izlediği tümüyle karşıt hedefler yatmaktadır. Washington, Suriye’de, terörle mücadele etmek ya da insan haklarını savunmak için değil; Ortadoğu ve onun geniş enerji kaynakları üzerinde tartışmasız ABD egemenliğini ileri sürme ve Rusya ile Çin’i buraya erişimden mahrum bırakma yönündeki uzun süreli yönelimini ilerletmek için müdahale ediyor. ABD, rejim değişikliği gerçekleştirmek ve Rusya’nın, Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimi altında bir hükümeti ya da Rusya çıkarlarına uygun bir ardılını sağlamlaştırmasını engellemek için, katliamı gerekli olduğu sürece uzatmaya hazırdır.

Putin hükümeti ise, kendi payına, Suriye’yi, ABD’nin Rusya’yı askeri olarak kuşatma yönelimine karşı daha geniş bir mücadelenin parçası olarak görüyor. Kremlin, Suriye’deki başarılı bir ABD rejim değişikliği operasyonunun, Rusya’nın Kafkasya bölgesinden toplanan CIA’in finanse ettiği İslamcı savaşçıların dizginlerinin serbest bırakılması yolu dahil, Rusya’ya doğrudan müdahaleye yönelik bir sıçrama tahtası olarak işlev göreceğinden korkuyor. Şam’da ABD destekli bir kukla rejim, halihazırda Suriye savaş alanında eğitilmiş olan bu tür ayrılıkçı güçlerin, Rusya Federasyonu’nu istikrarsızlaştırma ve nihayetinde parçalama yönünde bir harekatta Batı’nın vekilleri olarak işlev görmek üzere Rusya’ya geri akıtılmalarına yardımcı olabilir.

Moskova’nın müdahalesinde savunmacı bir unsur olsa da, son tahlilde, bu müdahale, Rusya’daki veya Suriye’deki kitlelerin çıkarlarını değil, aksine, servetini ve gücünü Stalinist bürokrasinin çeyrek yüzyıl önce kapitalizmi restore etmesine ve Sovyetler Birliği’ni dağıtmasına eşlik eden canice faaliyetlerde elde etmiş olan egemen oligarşinin çıkarlarını savunmayı hedeflemektedir. Halep yönelik kanlı kuşatmadakiler dahil, Suriye’de kullanılan yöntemler, bu sınıfsal çıkarları yansıtmaktadır.

Aynı zamanda, Halep’e yönelik Rusya-Suriye bombardımanındaki sivil kayıplara ilişkin ABD hükümeti tarafından yapılan kınama da, bütünüyle ikiyüzlüdür. Washington, bir milyonu aşkın ölüm ve tüm toplumların mahvedilmesi pahasına Ortadoğu’da yürüttüğü saldırgan savaşların 15 yılının ardından, “savaş suçları” üzerine ders verecek son başkenttir.

Dahası, ABD ordusunun, Halep kuşatması kadar kanlı ve cezalandırıcı olacak operasyonlar hazırlamakta olduğu yönünde çok sayıda belirti söz konusu. BM yetkilileri, IŞİD kontrolü altında bulunan Kuzey Irak kenti Musul’a yönelik gelecek ay yapılması beklenen ABD destekli Irak saldırısında bir milyon kadar insanın evlerinden sürülebileceğini tahmin ediyor.

Washington’ın bölgedeki NATO müttefiki Türkiye, yaklaşan Musul saldırısına ilişkin açık uyarılarda bulundu. Başbakan Binali Yıldırım, ABD planlarını “tehlikeli” olarak tanımladı ve ekledi: “Müttefiklerimizin Musul operasyonu kurgusu maalesef saydam değil, bu tehlikeyi içeriyor.” Yıldırım, kenti almak için Şii ve Kürt milislerin kullanılmasının, “bölgede yeni bir ateşin fitilini yakmak” anlamına geleceği uyarısında bulundu.

Ankara ile Washington arasındaki uyuşmazlık, ABD’nin Suriye’nin kuzeyindeki ana vekil gücü olarak Suriyeli Kürt ayılıkçı milisleri kullanması konusunda tırmanmış durumda. Türkiye, Kürt güçlerini geri püskürtmeye ve Türkiye sınırında özerk bir bölgeyi sağlamlaştırmalarına engel olmaya kararlı.

Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin Ağustos ayı sonunda Suriye’ye asker göndererek başlattığı Fırat Kalkanı operasyonunun, ABD destekli Kürt güçlerini püskürtmek ve Suriye’nin kuzeyindeki El-Bab çevresinde 5.000 kilometre karelik bir “güvenli bölge” oluşturmak amacıyla devam edeceğini vurguladı.

Savunma Bakanı Fikri Işık ise, Çarşamba günü, ABD ile Rusya’nın Suriye’de büyük çaplı bir karşı karşıya gelişi durumunda, “Türkiye her zaman kendi çıkarlarını korur.” yorumunda bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’la 10 Ekim’de Türkiye’de bir araya gelmesi bekleniyor. Bu, Türk savaş uçaklarının bir Rus jetini Kasım 2015’te Türkiye-Suriye sınırında vurup düşürmesinden bu yana Putin’in ilk ziyareti olacak.

Türkiye’nin Washington’la gerilimleri ve Suriye’de kendi bölgesel emellerinin peşinde koşması, yalnızca, Suriye’deki rejim değişikliği savaşını yeni bir dünya savaşına dönüştürebilecek jeopolitik gerilimleri yükseltmeye hizmet etmektedir.

5 Ekim 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir