Kolombiya FARC ile hükümet arasındaki barış anlaşmasına karşı oy verdi

Paylaş

Kolombiyalılar, Pazar günü düzenlenen ulusal referandumda hükümet ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) gerillalarının imzaladığı barış anlaşmasına hayır oyu verdi. Tasarı, küçük bir oranla başarısızlığa uğradı (kullanılan 13 milyon oyda 54.000 oyluk bir farkla, yüzde 50,2 “hayır”, yüzde 49,8 “evet”). Referanduma, yaygın bir katılmama oranı damgasını vurdu. Devlet başkanlığı seçimlerindeki olağan yüzde 40 ile yüzde 50 arasındaki katılımın altında kalacak şekilde, referanduma, seçmenlerin sadece yüzde 37’si katıldı.

Seçmen katılımı, Matthew Kasırgası’nın Karayipler’de neden olduğu şiddetli fırtınalardan ve sellerden etkilenmiş olsa da, ana etken, “barış görüşmeleri”ne yönelik genel yabancılaşmaydı. Kolombiya işçi sınıfının büyük kısmı, halkın desteklemediği Juan Manuel Santos hükümeti ile FARC’ın ABD, Küba ve Venezuela hükümetlerinin yardımıyla görüştüğü 299 sayfalık barış anlaşmasını, Kolombiya toplumunu bezdiren derin toplumsal krizi çözmekten aciz olarak gördü.

Santos hükümetinin ve onun ABD’deki ve Batı Avrupa’daki destekçilerinin sahte “barış” talepleri, referandumun gerçek amacının üstünü örtmeyi amaçlamaktadır.

Latin Amerika ve Karayipler Ekonomi Komisyonu’na göre, Kolombiya’nın doğrudan yabancı yatırımlardaki (DYY) kar oranı, 2010 ile 2014 arasındaki ortalama yüzde 12’den 2015’te yüzde 4’e geriledi ki bunun başlıca nedeni, emtia fiyatlarındaki düşüştü. Toplam DYY akışı, geçtiğimiz yıl yüzde 26 azaldı. Bu yıl, yüksek enflasyon, reel ücretlerde düşüşe yol açtı. Vergi gelirleri art arda ikinci yıl azalırken, işsizlik arttı ve şu anda kamu borcu GSYİH’nin yüzde 45’ine ulaşıyor.

Bu bağlamda, barış anlaşması, tamamı siyasi ve ekonomik zayıflığa ilişkin işaretler olan kemer sıkma, militarizme ve ülkedeki toplumsal krizin keskin bir şekilde kötüleşmesine siyasi bir örtü halini almaktadır. Santos yönetiminin anayasaya göre bir referandum düzenlemesi gerekmiyordu; ama o, bir “evet” oyunun, hükümete, daha güçlü sosyal kesintiler ve militarizm [programı] uygulamak için gerekli siyasi meşruiyeti sağlayacağı hesabını yapmıştı.

Görüşülmekte olan devalüasyon, şirketler için vergi kesintileri ve katma değer vergisi artışları, ailelerin kıt kanaat geçindiği bildirilen yüzde 61,7’sinin yaşam standartlarını daha da geriletecek.

Mali seçkinler ve onların basını, [hayır oyu karşısındaki] hüsranlarını dile getirdiler. New York Times’tan Julia Symmes Cob, Pazar günü Twitter’da, “İşte Twitter, Brexit, Trump ve Colombiya’daki barış oylaması yılında demokrasi hakkında ne hissediyoruz?” diye yazdı.

Bu yorum, mali aristokrasinin ve onun New York Times’taki halkla ilişkiler temsilcilerinin anti-demokratik bakış açısını ifade etmektedir. Toplumsal muhalefetin geçtiğimiz yüzyıl boyunca Latin Amerika genelinde ABD emperyalizmi tarafından şiddetle bastırılması, demokrasinin, bankaların ve çok uluslu şirketlerin kar marjlarının önünde bir engel oluşturduğunda ortadan kaldırılması gerektiğini kanıtlamaktadır.

Financial Times da, HSBC bankasının, “Bu siyasi yenilgi, hükümetin, 2017 bütçesindeki harcama kesintilerinin (özellikle kamu yatırımında) mali hedeflere uymaya yeteceğine ilişkin güvencesine rağmen… Kongre’nin, yıl sonu öncesinde çok ihtiyaç duyulan vergi reformunu geçirme şansını da azaltabilir.” saptamasında bulunduğunu yazdı. Gazete, ülkenin para birimi pesonun, yüzde 2,1’lik düşüşle sabitlenmeden önce yüzde 3 değer kaybettiğini bildirdi.

Goldman Sachs’tan bir analist, sonucun merkez bankasının faaliyetlerini etkileyeceğine ilişkin kaygıları dile getirirken, Citibank’tan bir araştırmacı, “Sorun, böylesi anlamlı bir vergi reformunu geçirmenin şimdi hükümet için ne kadar kolay olacağıdır.” diye belirtti.

Santos hükümeti, oylama sonucuyla siyasi olarak zayıfladı. Son haftalarda yapılan kamuoyu yoklamalarının çoğu, “evet” oyunun ezici çoğunlukla, hatta ikiye bir oranında zafer elde edeceğini gösteriyordu.

Şimdi, Kolombiya hükümeti, kemer sıkmayı dayatmak için bir “B Planı” tasarlıyor.

Santos, Pazar gecesindeki belirsizliğin ortasında önderlik sergileme çabasıyla şu açıklamayı yaptı: “Hükümetin baş müzakerecisine ve barış komisyonunun üst düzey üyelerine, bu siyasi diyalogun sonuçları konusunda FARC’li müzakerecileri bilgilendirmek için yarın Havana’ya gitmeleri talimatı verdim.”

FARC’nin Timochenko olarak bilinen önderi Rodrigo Londoño, Pazar günü, sonucun, “bir siyasi hareket olarak engellerimizin çok daha büyük” olduğunu gösterdiğini ilan etti.

Anlaşma, uzun bir sürecin ürünüydü. Müzakereciler 23 Mart’taki ilk süre sonunu kaçırmış ve politikacılara, yerli ve köylü önderlerine yönelik paramiliter saldırılardaki artışa yanıt olarak askıya alınmıştı. Bu saldırılar, gerillara karşı savaştaki kesilmeye rağmen, 2012’den beri artmaya devam etti.

Anlaşma, büyük ölçüde, FARC’a, mecliste güvence altına alınmış sandalyelere sahip “demokratik” bir siyasi partiye dönüşmesi üzerinden resmi devlet fonu sağlamaya dayanıyordu. Planın yasadışı uyuşturucu ticaretini hafif devlet destekleriyle ortadan kaldırma teklifi, gerçekte, muhtemelen, büyük toprak sahiplerinin büyük çiftliklerinin (haciendas) genişlemesine olanak sağlayacak ve köylülüğe ve kır işçi sınıfına yönelik arttırılmış şiddet eşliğinde doğal kaynakların çıkarılmasını kolaylaştıracaktı.

Anlaşma, ayrıca, iflası etmiş gerilla programının belkemiği olarak insan kaçırma, gasp ve cinayetler gerçekleştirmiş olan FARC gerillalarına cezadan muafiyet sağlayacaktı. Bununla birlikte, onlarca yıllık iç savaş boyunca gerçekleşen tahminen 177.000 sivil ölümünün dörtte üçünün sorumluluğunu taşıyan hükümetin ve onun sağcı paramiliter destekçilerinin işlediği suçlar, FARC’ınkilere ağır basmaktadır.

Kolombiya, “barış” sürecinin kısa vadede nasıl çözüme ulaşacağından bağımsız olarak, ABD hükümetinin “Latin Amerika’ya dönüş”ünün çok önemli bir parçasıdır. ABD fonları ve doğrudan askeri yardımı, Kolombiya’ya, 445.000 mensubuyla Güney Amerika’daki en büyük askeri gücü kurma imkanı verdi. FARC, şimdiki durumda, ülke genelinde sadece 5.800 savaşçıya sahip ki bu sayı, Alvaro Uribe’nin devlet başkanı olduğu 2002 yılında, tahminen 19.000 idi.

Kolombiya’nın ABD destekli askerileşmesi, hükümetin “barış” istediği iddialarını yalanlamaktadır. Latin Amerika Üzerine Kuzey Amerika Kongresi’nin (NACLA) yaptığı hesaplamalara göre, ABD’nin Kolombiya’ya yaptığı ordu-polis yardımının ve silah satışlarının toplamı, 1997-1999’da 900 milyon dolardan az iken, sürekli artarak, 2012-2014’te 2,5 milyar dolara çıktı. Yeni vergiler ve yeni bütçe düzenlemesi, Kolombilyalı işçilerin ve köylülerin, baskı aygıtının güçlendirilmesinin maliyetinin büyük kısmını ödemeye zorlanmasını sağlamıştır.

Kolombiya Savunma Bakanı Luis Carlos Villegas, geçtiğimiz ay, 2017 askeri bütçesinin, “çatışma sonrasına güçlü bir Kamu Gücü’nün eşlik etmesi için” 230 milyon dolar artacağını duyurmuştu. Obama, kendi payına, “Kolombiya Barışı” programının parçası olarak, öncelikle “güvenlik ve uyuşturucu ile mücadele” adına, Kongre’den 390 milyon dolarlık bir yardım paketi talep etmişti.

ABD, daha şimdiden, gerilla çatışmasının geri çekilmesinden, iki hükümet arasındaki karşılıklı Güvenlik İşbirliği Düzenleme Grubu’nun parçası olarak, Kolombiya ordusunu ABD’nin bölgesel askerileştirme çabalarına entegre etmek için yararlanmış durumda. Önümüzdeki yıl, Latin Amerika’da 300’den fazla ortak eğitim tatbikatının yapılması bekleniyor.

4 Ekim 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir