Teröre Boyun Eğme; 1 Mayıs’ta Taksim’de Ol!

27 Nisan sabahı erken saatlerde İstanbul Bostancı’daki bir hücre evine düzenlenen polis operasyonunda, beş saatten fazla süren çatışma sırasında evdeki bir örgüt üyesi, bir başkomiser ve bir sivil ölürken 7 polis ile bir gazeteci yaralandı. Milyonlarca insan, önceden planlanmış olan bu operasyonu, sabahın erken saatlerinden itibaren televizyonlarda ve radyolarda canlı yayında izledi. Şimdi evlerde, işyerlerinde ve otobüslerde, “devrimci” bir örgüt ile polis arasında yaşanan bu çatışma konuşuluyor.

Burjuva medyanın bir kesimi, insanların, yaklaşmakta olan 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacak olan sosyalistler ile “teröristler” arasında paralellikler kurması ya da olası bir terörist provokasyonundan kaygılanarak kutlamalara katılmaması için mesajlar vermeye başladı. Önceden tespit edilmiş bir eve düzenlenen ve normal şartlar altında bir, bilemediniz iki saat sürebilecek bir polis operasyonunun çatışmaya dönüşerek 5,5 saat sürmesi; hücre evinde sıkıştırılmış bir kişiyle yaşanan çatışma sırasında bir sivil ile bir polisin ölmesi ve birçok kişinin yaralanması; sağ ele geçirilebilecek bir örgüt üyesinin böylesi “gürültülü” bir şekilde infaz edilmesi, bütün bunların da naklen yayınlanması başka hiçbir şekilde açıklanamaz.

Söz konusu çatışma aniden gelişen bir durumun sonucu olsaydı, bütün bu yaşananlar, naklen yayın hariç, kısmen açıklanabilirdi. Nitekim, basında yer alan kimi haberlerde, “örgüt üyesi kişi ya da kişilerin devriye gezen bir polis otosuna ateş açtıktan sonra, aynı sokakta bulunan hücre evine kaçtıkları; operasyonun da bunun ardından başladığı” yer aldı. “Terörist” bir örgütün üyelerinin kendi hücre evlerinin bulunduğu sokakta polise saldırı düzenlemesi saçmalığını kabul edebilirdik ama bu olasılık, gerek İçisleri Bakanı’nın gerekse İstanbul Valisi’nin açıklamaları sonucunda geçersizleşti.

Bostancı’daki çatışmayla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yaklaşık 60 ev ve işyerine yönelik operasyonların çeşitli terör örgütlerine yönelik olduğunu ve 40’a yakın kişinin gözaltına alındığını; Bostancı’daki evin de tespit edilen hücre evlerinden birisi olduğunu belirtti. İstanbul Valisi Muammer Güler ise, basına yaptığı açıklamada, bugünkü operasyonun, “daha önce bazı askeri birimlere, siyasi partilere ve değişik yerlere eylemler yapan, önümüzdeki günlerde de sansasyonel nitelikte eylem hazırlığı içinde olduğu bilinen ve daha önceden de takip edilen örgüt elemanlarından birinin evine” düzenlendiğini belirtti. Vali Güler, bu operasyonun, örgütün “önümüzdeki günlerde yapacağı eylemleri önlemeye yönelik” olduğunu vurguladı. Devletin yetkili ağızlarından yapılan bu açıklamalar, “Devrimci Karargâh Evleri” adlı bir örgüte ait hücre evinde çıkan bu çatışmanın, daha kapsamlı bir operasyonun bir parçası olduğunu gösteriyor.

Hürriyet gazetesinin çatışmanın yaşandığı günkü (27 Nisan) web sayfasında “Operasyonda Ergenekon izi” başlığıyla yer alan habere göre, Bostancı’daki adres, İstek Vakfı’na ait arazide bulunan silahlarla ilgili soruşturmayı yürüten savcılar tarafından, “Beykoz Poyrazköy’de kazılarda bulunan el bombalarından yola çıkılarak gerçekleştirilen araştırma sonucunda belirlenmiş.” Aynı habere göre, “çatışmada kullanılan silahların da Poyrazköy’deki kazıda ele geçen silahlarla ilişkili” olduğu iddia ediliyor (ne çabuk tespit etmişlerse!). Haberde yer alan bir başka iddiaya göre, “Devrimci Karargah örgütünün önderi olan Orhan Yılmazkaya, Ergenekon davasında adı geçen dört isimle telefon görüşmesi yaparken teknik takibe yakalanmış; bu isimlerden biri de Ümraniye’deki el bombaları ile ilgili kişilerden Muzaffer Tekin’miş”.

Kamuoyunun burjuva medyanın geniş bir kesimi eliyle terörize edilmesinden AKP hükümeti de ürkmüş olmalı ki, RTÜK hemen bir yazılı açıklama yaptı ve İstanbul Bostancı’da meydana gelen olaylara ilişkin yayın yasağı koydu. RTÜK’nin açıklamasına göre, “27 Nisan 2009 Pazartesi günü İstanbul’da emniyet güçleri tarafından yapılan operasyonlarla ilgili olarak, kamu düzeni ve halkın moral değerlerini olumsuz etkileyen, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyen radyo ve televizyon yayınlarının, toplumsal sorumluluğa ve duyarlılığa uygun yayın anlayışı temelinde ve çocukların ruh sağlığının korunması amacıyla 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunu’nun 25. maddesi gereğince durdurulması uygun görülmüştür.”

Bir kez daha terörizm üzerine

Burjuva medyası, “Devrimci Karargâh” adlı örgütün TKP-Kıvılcım geleneğinden geldiğini ve “Bedri Yağan grubu” ile birleştiğini; Aralık 2008’de AKP İstanbul İl Binasına bombalı bir saldırı düzenlemiş, 2008 Ağustos’unda ise Üsküdar Selimiye’deki 1. Ordu Komutanlığı’na havanlı saldırıyı üstlenmiş olduğunu iddia ediyor. Yine aynı medyanın bir kesiminde iddia edildiği gibi “Ergenekon” ile bir şekilde bağlantılı olsun ya da olmasın, “silahlı mücadele”, “öncü savaşı” vb. sözde kuramlardan yola çıkan böyle bir örgütün işçi sınıfı, Marksizm, sol ve sosyalizm ile hiçbir ilişkisi yoktur.

Bu tür örgütler, burjuva devletin tek tek kurumlarına, görevlilerine, nefret edilen patronlara ya da politikacılara yönelik silahlı saldırılar ve cinayetler yoluyla istikrarsızlık yaratarak düzeni değiştirebilecekleri hayali içinde olabilirler. Onlar, “haksızlıkların, baskıların ve sefaletin sorumlularından hesap sorma” ateşiyle yanan yoksul gençler için birer çekim merkezi de olabilirler. Ama bütün bunlar, söz konusu örgütlerin, gerçekte, sosyalizm davası ile hiçbir ilişkileri olmadığı gerçeğini değiştirmez. Bu tür örgütler, işçi sınıfının ve emekçilerin toplumun sosyalist dönüşümündeki merkezi rolünü yok sayar; kitlesel eylemin yerine “kurtarıcı” bireylerin ya da grupların silahlı eylemini geçirirler; işçi sınıfının sosyalizm programına kazanılması28 durumunda onun en iyi unsurları olabilecek gençleri burjuva devlet terörünün çıplak hedefleri haline getirirler.

Niyetleri ne olursa olsun, bu tür gruplar, ister istihbarat örgütlerinin doğrudan ya da dolaylı denetimi altında isterse onlardan “bağımsız” biçimde, her durumda burjuva devletin fiziksel ya da psikolojik terörüne zemin hazırlarlar. Tarih, bu tür örgütlerin giriştiği her terörist eyleme, burjuvazinin işçi sınıfına karşı terörünün eşlik ettiğinin örnekleriyle doludur. Kaldı ki, bu tür örgütlerin varlığı, onlar herhangi bir eylemde bulunmasalar bile, burjuvazinin, gerekli gördüğünde işçi sınıfına saldırması ve sosyalizmin kitlelerin gözündeki saygınlığını zedelemesi için gerekçe oluşturur.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo tam da budur. 27 Nisan sabahı Bostancı’da yaşanan çatışma, ondan üç gün önce İstanbul Beyoğlu’nda ve Kâğıthane’de patlayan ses bombalarıyla birlikte, kimi çevrelerin 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasını önleme çabalarından bağımsız düşünülemez. Amaç, 1 Mayıs’ı terörize etmek ve onun Taksim’de kutlanmasını önlemektir.

1 Mayıs’ın terörize edilmesine izin verme!

Son haftalarda, birçok ilde, yalnızca “Ergenekon”a değil ama “İslamcı”, “Kürt milliyetçisi” ya da “solcu” örgütlere yönelik operasyonların yapıldığını; bu çerçevede, “silahlı terör” ile ilişkisi olmayan kimi yasal parti, sendika ve derneklerin şubelerinin de basıldığını biliyoruz. Ancak Bostancı’daki baskın ve çatışma, hem “Devrimci Karargâh” adlı örgüt “sosyalist / devrimci” olarak lanse edildiği için, hem de gerçekleşme biçimi açısından bütün diğerlerinden ayırt edilmelidir.

AKP iktidarını “kamu düzeni ve halkın moral değerlerini olumsuz etkileyen, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyen radyo ve televizyon yayınları”na karşı önlem almaya iten bu operasyonun, son iki yıldır Taksim’deki 1 Mayıs kutlamalarını polis terörüyle engellemeye çalışan İstanbul Valisi ile Emniyet Müdürü’nün yeni bir gövde gösterisi olduğunu düşünmemek için hiçbir neden bulunmuyor. Bostancı’daki “operasyon”, onu naklen yayınlayan burjuva medyanın da katkısıyla, 1 Mayıs’ın Taksim 1 Mayıs Alanı’nda kutlanmasını engellemeye ve sosyalist işçilerle gençleri terörize etmeye yönelik hesaplı bir adımdır.

Sosyalistler, bu alçakça oyun karşısında sessiz kalmamalı; söz konusu “örgüt”ün ve “operasyon”un işçi sınıfını ve 1 Mayıs’ı hedefleyen bu yıkıcı rolünü teşhir etmek için ellerinden geleni yapmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir