Syriza’nın AB kemer sıkma programı referandumunun siyasi sahtekarlığı

Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras’ın geçtiğimiz Cumartesi günü Avrupa Birliği (AB) kemer sıkma önlemleri üzerine bir referandum çağrısı yapmasından beri, tüm girişim bir siyasi sahtekarlık olarak açığa çıkmış durumda. Bu referandum, oylama sonucu ne olursa olsun, AB’nin taleplerine daha ileri bir teslimiyet düzenlemek için tasarlanmıştır.

Syriza hükümeti, referandumun öngününde, büyük çaplı geri çekilme içinde. Eğer “evet” oyu başarı kazanırsa, Tsipras hükümeti istifa etmeye ve AB’nin talep ettiği her şeyi uygulamaya adanmış daha açık bir sağcı rejime yol vermeye hazırlanıyor. Tsipras, Pazartesi günü “hayır” oyu çağrısı yaptığı konuşmasında, “buna [oylama sonucuna] saygı duyacağız ama bu tür bir göreve hizmet edemeyiz.” diyerek, hükümetinin “evet” sonucunun ardından istifa edeceğinin işaretini verdi.

Tsipras, Çarşamba günü bir ulusal televizyon kanalında yayınlanan konuşmasında, “hayır” oyunun kazanması durumunda, bunu, yalnızca, AB ile kemer sıkma önlemleri üzerine müzakerelerde kendi pozisyonlarını desteklemek için kullanacağını beyan etti. Bununla birlikte, Tsipras, daha önce, 30 milyar avroluk bir kurtarma paketi karşılığında, AB taleplerinin neredeyse tamamını uygulamaya koymaya istekli olduğunu açıkça belirtmişti. O, yalnızca, ağır emeklilik maaşı kesintilerinin aşama aşama uygulanmasını ve geriletici katma değer vergisi (KDV) artışlarında Yunan adaları için kısmi bir muafiyet istiyor.

Tsipras, referandumun içeriğini işçi sınıfına kısa ve öz biçimde açıklasaydı, şunu söyleyebilirdi: Yazı gelirse AB kazanacak, tura gelirse siz kaybedeceksiniz. Syriza’nın beş yıllık kemer sıkma programını sona erdirme vaadiyle seçimi kazanmasından sadece beş ay sonra gerçekleşen bu referandum, AB’ye bir teslimiyete siyasi kılıf hazırlamak için düzenlenmektedir. Syriza’nın mücadeleye niyeti olsaydı, Yunanistan halkı tarafından zaten reddedilmiş olan AB kemer sıkma önlemleri üzerine bir referandum çağrısına ihtiyaç duymazdı.

Yunanistan işçi sınıfına yönelik tırmanan saldırıya sahte demokratik bir maske sağlayan referandum, kemer sıkma programı yönünde bir oy elde etmenin koşullarını yaratmak amacıyla ileri sürüldü. Yıllar süren acımasız kemer sıkma programına yönelik yaygın bir nefret söz konusuyken, hem Syriza hem de AB, halk muhalefetinin kafasını karıştımak ve ona son vermek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

AB, tahmin edildiği gibi, Yunanistan’da sert kemer sıkma önlemleri ve yönetim değişikliği için bastırıyor. İsmi açıklanmayan üst düzey bir Alman muhafazakar, Çarşamba günü, Londra’da yayımlanan Times’a, “evet” oyu kazanmaz ve hem Tsipras hem de Yunan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis istifa etmezse, Berlin’in, Yunanistan ile AB arasında herhangi bir anlaşmayı engelleyeceğini ve Yunanistan’ı avrodan çıkartacağını söyledi.

Varoufakis de, dün, “evet” oyu çıkması halinde istifa edeceği sözü vererek karşılık verdi. O, kendisinden sonra gelecek kişiye, AB’nin talep ettiği her tür kemer sıkma paketinin uygulanmasında yardımcı olacağını ekledi. Varoufakis hala “hayır” oyu çağrısı yaptığını iddia ederken, önceki gün, Maliye Bakanlığı’na asılan, üzerinde “Kemer sıkmaya ve şantaja hayır” yazan bir pankartı indirmeleri için korumalara emir vererek, bu duruşu açıkça inkar etmişti.

Varoufakis’in, referandumun öngününde, yavaş yavaş masasını topladığını duyurması, Syriza’nın karamsarlığını ve umutsuzluğunu alenen yaymak anlamına gelmektedir. Syriza yetkililerini dinleyen ve buradan elde edilecek fazlasıyla para olduğunu bilen biri, onların yalnızca bir kayıp beklemediğini, yenilgiyi az çok hoş karşılayacakları sonucuna varır. Bu, bu tür kapitalizm yanlısı sahte sol bir partinin ikiyüzlülüğünün ve çürümesinin açık bir örneğidir.

Syriza’nın gönderdiği çelişkili sinyaller, onun temsil ettiği sınıfsal çıkarları yansıtmaktadır. O, AB’nin kemer sıkma programına yönelik geniş halk muhalefetini dile getiren solcu bir parti olarak görünmek için demokratik dili kullanan burjuva bir ekiptir. Bununla birlikte o, avro para birimi ve AB dahil olmak üzere, Avrupa kapitalizminin temellerine derin bir şekilde bağlıdır. AB, kendi payına, kemer sıkma gündemine yönelik herhangi bir muhalefeti hoş görmeyecektir. Dahası, Syriza’nın kemer sıkma karşıtı duruşu, defalarca, boş bir siyasi tiyatro olarak sergilenmiştir.

Syriza, göreve gelmesinin ardından, Yunan ve Avrupa işçi sınıfı içindeki kemer sıkma programına yönelik muhalefeti boğmak için elinden gelen herşeyi yapmıştır. Tsipras ve Varoufakis, sonuçsuz bir şekilde AB ile bir anlaşma umarak, birkaç hafta boyunca Avrupa başkentlerine jetle yolculuklar yaptılar ve ardından, Şubat ayında, Syriza’nın karşı kampanya yürütmüş olduğu kemer sıkma memorandumunu uzatan bir anlaşma imzaladılar. Syriza, AB’nin Yunanistan’a kredi akışını yenilemeyi yine de reddetmesinden sonra, bu baharda, alacaklılara geri ödeme yapmak için halkın parasından milyarlarca avro yağmaladı.

Bu fonlar geçtiğimiz hafta sonu tükenirken, Syriza, Yunan bankaları kapandığı ve devlet eli kulağında bir iflasla (büyük olasılıkla AB’ye panik içinde bir teslimiyeti sağlayacak ekonomik çöküş koşulları) karşı karşıya kaldığı için kemer sıkma programı üzerine referandum kararı aldı. Bazı Yunanlı yetkililer, hedeflerinin bu olduğunu bile belirttiler. Avrupalı yetkililerin Yunanistan’ı kurtarma paketlerine son verme ve Yunanistan’i avrodan çıkarmakla tehdit etme biçimindeki resmi tepkilerinin ardından bir şok geçiren Varoufakis, buna, Syriza’nın AB ile referandumdan önce bir anlaşma sağlamaya kararlı olduğunu söyleyerek ve nihayetinde, “evet” oyu için kampanya yaparak yanıt verdi.

Syriza’nın korkaklığı ve sahtekarlığı, onun temsil ettiği varlıklı orta sınıf ve burjuva kesimlerin bakış açısına siyasi ifade kazandırmaktadır. Avrodan çıkarılmanın ve daha zayıf bir Yunan ulusal para birimine dönmenin, onların banka varlıklarına ve hisse porföylerine değer kaybettireceğinden korkan bu tabakalar, AB’yi ve avroyu coşkuyla savunmaktadır. Bu ruh hali, ayrıcalık parlamenterler, akademisyenler ve bizzat Syriza içindeki sendika yöneticileri tarafından paylaşılıyor.

Syriza hükümeti ve Yunan referandumu çağrısı, Yunanistan ve uluslararası işçi sınıfı için muazzam bir deneyimdir. Avrupa’daki ve dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca işçi, varlıklı orta sınıfın ihtiyacını karşılayan Syriza ve onun uluslararası müttefiklerinin (İspanya’da Podemos, Amerika Birleşik Devletleri’nde Uluslararası Sosyalist Örgüt, Fransa’da Yeni Anti-kapitalist Parti, Almanya’da Sol Parti) siyasi iflasına tanık oluyor.

AB kafalarına bir silah doğrulturken, Yunanistan’daki işçilerin geniş kesimleri “hayır” oyu vermeye kararlı. Bu tür bir oy, yalnızca, aynı zamanda Syriza’ya karşı da mücadele edildiğinde, AB’nin kemer sıkma politikalarına gerçek bir darbe anlamına gelebilir. Referandumun sonucu ne olursa olsun, Yunanistan’daki ve Avrupa çapındaki egemen seçkinlerin onu işçi sınıfına yönelik saldırıları tırmandırmakta bir bahane olarak kullanacakları bellidir.

İşçi sınıfı, Avrupa kapitalizmine ve onun Syriza gibi sahte sol savunucularına karşı bir mücadele ile karşı karşıyadır. Böylesi bir mücadele yürütmenin temel önkoşulu, işçi sınıfı içinde yeni bir devrimci siyasi önderliin inşasıdır. Varlıklı orta sınıfının Syriza gibi gerici araçları, işçi sınıfına felaketten başka bir şey getiremez.

 

İngilizce özgün metin tarihi: 03 Temmuz 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir