Suriye’ye karşı savaş dürtüsü

ABD yönetiminin, varolmayan kitlesel imha silahlarına ilişkin yalanlardan hareketle Irak’ta savaşa girişmesinden 10 yıl sonra, Paris, Londra ve Washington, Suriye’ye karşı bir saldırı savaşı başlatmak için en az onun kadar kaba bir provokasyon düzenliyor.

Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ın geçtiğimiz Çarşamba günü Şam yakınlarındaki Guta’da kimyasal silah kullandığına ilişkin iddiaların herhangi bir geçerliliği bulunmuyor.

Esad yönetiminin böyle bir saldırı düzenlemesi için herhangi bir neden yok. O, Çarşamba gününe kadar, ABD destekli muhalefeti kimyasal silah kullanmadan kolayca yenilgiye uğratıyordu. Muhalefet, halk desteğine sahip olmadığı ve ardı ardına yenilgiye uğradığı için, yağmacı ve katil çetelerine ayrışıyor. Bu durum, El Kaide bağlantılı muhalefet güçlerinin Guta saldırısının ardından yaptıkları ve -Esad’ın da dahil olduğu- Nusayri inancına sahip herkesi yakalayıp öldüreceklerini belirttikleri açıklamayla doğrulanmaktadır.

Esad’ın kimyasal silah kullandığına ilişkin iddialar tek bir amaca hizmet etmektedir: Washington’a ve müttefiklerine, Suriye’ye saldırmaları için bir bahane sunmak. Onlar, defalarca, yönetimin kimyasal silah kullandığının ortaya çıkması durumunda Suriye’ye saldıracakları tehdidinde bulunmuşlardı. Eğer Guta’da bir kimyasal silah saldırısı gerçekleşmişse, François Hollande, David Cameron ve Barack Obama bunun nasıl uygulandığı konusunda Beşar Esad’dan çok daha fazla bilgiye sahiptir.

Fransız ve Britanyalı yetkililer, daha bir kimyasal saldırının yaşanmış olduğuna ilişkin herhangi bir kanıt ortaya konmadan ve herhangi bir araştırma yapılmadan önce; bir polis müdürlüğünün sokakta işlenen sıradan bir suç konusunda suçlamada bulunmak için gerek duyduğundan kısa bir süre içinde, Esad ile savaş çağrısı yapıyorlardı. Sözkonusu saldırıdan bir gün sonra, Fransız Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, tek uygun tepkinin “güç kullanımı” olduğunu vurguladı.

Obama yönetiminin yetkilileri, kendi savaş planlarını sürdürmeden önce herhangi bir BM soruşturması yapılmasını ya da kanıtların toplanmasını istemediklerini bile söylediler. Onlar, dün, New York Times’a, Suriye’de ABD’nin vuracağı yerlerin listesinin Beyaz Saray’da dağıtıldığını, “şimdi inandırıcı bulgular üzerinde kuşkular doğurabilecekleri için, Birleşmiş Milletler müfettişlerinin devreye girmesi konusunda uzun tartışmalara girmemeye kararlı” olduklarını söylediler.

Obama yönetiminin, kimyasal silah kullanımına ilişkin “kırmızı çizgi”nin aşılmış olduğu kaygısıyla savaşa girişeceğine ilişkin iddiaları baştan sona düzmecedir. O, Guta’da olup bitenlerin incelenmesi niyetinde değildir. Obama yönetimi, Esad yönetiminin kimyasal silah kullanıp kullanmadığına bakmaksızın, girişmek istediği askeri saldırıyı haklı göstermek için medyaya “geçerli” gibi sunabileceği bir bahane elde etmek istiyor.

Paris, Londra ve Washington, kapsamlı sonuçları olacak bir savaşa girişiyor. ABD’nin güdümlü füze taşıyan savaş gemileri, Suriye’ye saldırı pozisyonu almak için doğu Akdeniz’e yöneldi. Askeri plancılar, yoğun bir bombalı saldırıya ve Suriye’deki İslamcı muhalefete hızlandırılmış silah sevkiyatına hazırlık yapıyorlar. Onlar, Suriye’nin müttefikleri olan Rusya ile İran’ın, Suriye’ye yönelik bir ABD saldırısının tüm bölgede korkunç sonuçları olacağına ilişkin açık uyarılarını gözardı ediyorlar.

Suriye’ye yönelik savaş hazırlıklarına yön veren jeo-stratejik ve ekonomik çıkarlar, iddia edilen kimyasal saldırıdan iki gün sonra, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde çalışan ve ABD emperyalizminin önce gelen stratejistlerinden olan Anthony Cordesman tarafından yapılan uzun bir açıklamada ayrıntılı şekilde belirtildi.

Cordesman şunları yazdı: “Eğer Esad galip gelir ya da Suriye’nin büyük bölümünü kontrol altında tutacak şekilde yaşamaya devam ederse, İran, Sünniler ile Şiiler arasında bölünmüş ve azınlıkları durmadan sürgüne sürükleyen kutuplaşmış bir Ortadoğu’da, Irak, Suriye ve Lübnan üzerinde çok daha fazla bir etkiye sahip olur. Bu, artık etkisizleşmiş bir Esad’a asla bel bağlayamayacak olan İsrail için ciddi yeni riskler yaratacaktır. Bu, Ürdün’ü ve Türkiye’yi zayıflatacak; en önemlisi, İran’a Körfez’de çok büyük etki sağlayacaktır. BP, Irak ile İran’ın, birlikte, dünyadaki tespit edilmiş petrol rezevlerinin yüzde 20’ye yakınına, Ortadoğu’nun rezevlerinin ise yüzde 48’den fazlasına sahip olduğunu tahmin ediyor.”

ABD önderliğindeki güçlü emperyalist devletler, Ortadoğu’nun büyük petrol rezervleri üzerinde kendi denetimlerini sağlama yolunda bütün engelleri ortadan kaldırma hedefine ulaşmak için, aynı Irak’ta yapmış oldukları gibi, yüzbinlerce Suriyeli’nin ölümünü, memnuniyetle örgütlerler.

ABD’deki ve Avrupa’daki işçi sınıfı içinde, petrol ve jeo-politik çıkarlar uğruna zorla yeni bir savaşa sürüklenmeye karşı derin bir muhalefet söz konusu. Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen bir kamuoyu yoklaması, Suriye’ye ABD müdahalesini, ABD halkının yalnızca yüzde 9’unun desteklediğini; bu desteğin, Esad’ın kimyasal silah kullanmış olmasının kanıtlanması durumunda bile, yalnızca yüzde 25 olacağını gösteriyor.

Halkın bu duyarlılığının fazlasıyla farkında olan ABD ve Avrupa medyası, savaş planlarının ardında yatan çıkarlar konusunda hiçbir şey söylememekte; İslamcı muhalefet güçlerinin iddialarını -onların El Kaide ile bağlantılı olduğu çok iyi bilinmesine ve basında sıradan bir biçimde yer almasına rağmen-eleştirel bir gözle sorgulamamaktadır. Yeni bir saldırı savaşını haklı göstermek için kitlesel imha silahları yalanını yaymak amacıyla, devlet denetimindeki medya tarafından sürdürülen bu en son operasyonu pis bir yalan kokusu sarmaktadır.

Emperyalist güçlerin Suriye’ye, sivilleri korumak için insani amaçlarla saldıracakları yönündeki iddialara gelince; bu açıklamalar, aşağılanmadan başka bir şeyi hak etmiyor. Emperyalistler, Mısır’da binlerce silahsız göstericinin ABD destekli cunta tarafından katledilmesini onaylayıp destekledikten yalnızca birkaç gün sonra, yeni bir kanlı savaşı başlatmak için harekete geçiyorlar.

İşçiler ve gençlik, Washington ile müttefiklerinin Suriye’de başlatma tehdidinde bulundukları savaşa karşı çıkmalıdır. Emperyalist güçler, bir işçi sınıfı hareketiyle durdurulana kadar, Cordesman tarafından ana hatlarıyla belirtilen gündemin peşinde, Suriye ile savaşın çok ötesine geçeceklerdir. Emperyalistlerin hedefinde, Suriye’den yayılan yayılan çatışmalar eliyle şimdiden yıkıma uğramış olan Lübnan ve Irak gibi ülkelerden başka, İran ve nihayet Rusya ile Çin bulunmaktadır.

26 Ağustos 2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir