Sendikalar artan hoşnutsuzluk karşısında metal işçilerini kontrol altında tutmaya çalışıyor

Paylaş

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), Türk-İş’e bağlı Türk Metal Sendikası, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası ve Hak-İş’e bağlı Özçelik-İş Sendikası arasında devam eden ve yaklaşık 130 bin işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi sürecinde anlaşma sağlanamaması üzerine, sendikalar işçilerin artan hoşnutsuzluğunun kontrolden çıkmasını engellemek için seferber oldular.

Bu doğrultuda, 19 Ocak’ta, Türk Metal Bursa’da, Birleşik Metal-İş ise Gebze’de “MESS’e karşı uyarı” mitingi düzenledi. İşçilerin mitinglere kitlesel katılımı, sendika bürokratlarının yatıştırıp kontrol altına almaya çalıştığı yaygın muhalefeti ve mücadele istekliliğini gözler önüne seriyordu. Birleşik Metal-İş, Gebze mitinginde, anlaşma sağlanamaması nedeniyle grev tarihi olarak 5 Şubat’ın belirlendiğini ilan etti. Türk Metal ise 15 Ocak’ta web sitesinde grev kararı aldığını duyursa da kararı ne zaman yürürlüğe koyacağını belirtmedi.

Türk Metal’in Bursa’daki mitingine katılımın büyük olması nedeniyle işçiler alana sığmadı ve alan sonradan genişletildi. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Türk Metal Genel Başkanı Pevrul Kavlak, yaptıkları konuşmalarda sabırlarının tükendiğini söyleyerek, onlarca yıldır yakın işbirliği içinde çalıştıkları MESS’i demagojik ifadelerle eleştirdiler.

Birleşik Metal-İş’in Gebze’deki mitinginde de kitlesel katılım vardı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu da benzer konuşmalar yaparak büyüyen muhalefeti sendikanın denetimi altında tutmaya çalışırken, konuşmalar işçilerin “grev, grev” sloganlarıyla kesintiye uğradı.

Sendika bürokratlarının yine her toplu sözleşme döneminde olduğu gibi “mücadeleci” pozuna bürünmeye çalışmasının arkasında, işçi sınıfının değil ama hizmetinde oldukları egemen sınıfın çıkarları yatmaktadır. Sendikalar geçtiğimiz aylar boyunca toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde işçileri oyalamaya ve frenlemeye çalışırken, büyüyen kitlesel yoksulluk, artan sosyal saldırılar ve uluslararası ölçekte işçi sınıfı mücadelelerinin tırmanışa geçtiği koşullarda işçilerin sabrı tükeniyor. 2015’teki metal grevleri dalgasından ders çıkaran sendika bürokratları, işçilerden gelen büyük basınç karşısında kontrolü kaybetmemek ve artan muhalefeti bir şekilde bastırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

TİS sürecinde Birleşik Metal-İş ilk altı ay için yüzde 34, Türk Metal ve Özçelik-İş ise ilk altı ay için yüzde 26 zam talep ettiler. Metal sektöründeki patronların örgütlendiği MESS ise, işçilerle alay edercesine ilk altı ay için yüzde 6,05 zam teklif etti ve bu teklifi daha sonra yüzde 10’a yükseltti. MESS, ayrıca üç yıllık sözleşme ve esnek çalışma şartlarını dayatıyor. Türkiye’de 2019 resmi enflasyonu yüzde 11,84 olarak ilan edilse de, TÜİK’in istatistikleri hiç kimse tarafından inandırıcı bulunmuyor. Türkiye’de son yıllarda gerçek enflasyonun çok altında kalan ücret artışları nedeniyle işçi sınıfının yaşam standartları şiddetli biçimde gerilemiş durumda. Sendikalar, bu noktada, işçilere giderek daha kötü koşulların dayatılmasındaki aracılar işlevi görüyor.

8 Ocak’ta Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş başkanları, herhangi bir grev olmadan anlaşmaya can attıkları toplu sözleşmenin imzalanamaması nedeniyle ortak bir basın toplantısı düzenleyerek MESS’in teklifini kabul etmediklerini duyurmuşlardı. Söylendiğine göre ilk kez üç sendikanın ortak bir basın açıklaması düzenlemesi, her üçünün de üyesi olduğu IndustriAll’ın girişimine dayanıyor.

Bu üç sendikanın IndustriAll’ın önderliğinde bir araya gelmesi, işçiler tarafından bir uyarı olarak görülmelidir. Bu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından Ekim ayında hükümetin desteğiyle düzenlenen ve DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanlarının katıldığı “Ortak Paylaşım Forumu”nun ardından, egemen sınıfın tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyüyen işçi sınıfı muhalefetini kontrol altına alıp bastırma çabalarını arttığını göstermektedir.

Kendisini “küresel sendika” olarak tanımlayan IndustriAll, Alman hükümetine dayanmaktadır. Sendikanın fonları ve uluslararası yardımları, “stratejik ortak” olarak nitelediği Friedrich Ebert Vakfı’ndan (FES) gelmektedir. Almanya’daki büyük koalisyonun ortağı olan Sosyal Demokrat Parti (SPD) tarafından yönetilen FES, federal hükümet tarafından finanse edilmektedir.

Sendika yöneticilerinin işçileri dizginleme çabalarına rağmen, işçilerin basına yansıyan açıklamaları fabrikalarda büyüyen hoşnutsuzluğu ve sendikalara yönelik güvensizliği yansıtıyor. Yıllardır şirketlerin artan toplumsal saldırıları karşısında sendikalar tarafından elleri kolları bağlanan işçiler, bu şirket-sendika işbirliğine karşı ileriye giden bağımsız bir yol arıyorlar.

Bu tehlike karşısında, metal sendikalarının tüm çabaları, işçilerin sendikalardan bağımsız harekete geçmesini engellemeyi amaçlamaktadır. Sendikalar ve onların sahte sol dahil olmak üzere siyaset kurumundaki ortakları, uluslararası destekçileriyle birlikte, işçi sınıfının yaklaşan kitlesel mücadelelerine karşı hazırlık yapıyor. Bu, onların, sınıf mücadelesinin uluslararası ölçekte şiddetlenmesine verdikleri yanıttır. Metal işçilerinin mücadelelerindeki tek müttefiki, “kendi” kapitalistlerine ve sendikalarına karşı başkaldıran uluslararası sınıf kardeşleridir.

2019 yılında dünyanın pek çok köşesinde sınıf mücadelesinin yükselişine, kitlesel grevlere, gösterilere ve isyanlara tanık olundu. ABD’de otomotiv işçileri ile öğretmenlerin grevleri, Fransa’da sarı yeleklilerin, öğretmenlerin ve gençlerin kitlesel eylemleri, Hong Kong’da kitlesel protestolar, Meksika’da Matamoros işçilerinin filli grevi, Sudan ve Cezayir’de diktatörleri deviren ayaklanmalar, Bolivya’da işçilerin askeri darbeye karşı kitlesel direniş meydana geldi; Şili’den Lübnan’a ve Irak’a kadar pek çok ülkede işçi ve gençlik kitleleri sahneye çıktı.

Her geçen gün dünyada daha fazla işçi ve genç; kitlesel yoksulluğa, emperyalist savaşlara, otoriter rejimlere ve iklim değişikliğine karşı kapitalizm altında bir çözümün olmadığını fark ediyor ve bir çözüm arıyor. İşçi sınıfının yaşam ve çalışma koşullarının gittikçe kötüleştiği ve kitlesel yoksulluğun daha da kötü bir hal aldığı Türkiye’de de, egemen sınıfın hizmetinde kapitalizmi savunmaya ve işçileri bölmeye kendilerini adamış olan sendika bürokrasileri, sınıf mücadelesinin patlak verdiği bir sonraki ülkenin Türkiye olmasından endişe ediyorlar. Sınıfsal çıkarları işçilerin çıkarlarına taban tabana zıt olan bu sosyal tabakaların rolü, işçilerin dizginsiz kapitalist sömürü ve berbat yaşam koşullarına şu ya da bu şekilde boyun eğmesini sağlamaktır.

Metal sendikaları, daha öncesinde işçileri yatıştıracağına inandıkları bir satış sözleşmesi elde etmeyi başaramamaları durumunda, defalarca yaptıkları gibi grev süresince metal işçilerini yalıtmaya, bölmeye ve yenilgiye uğratmaya çalışacaklar. İşçi sınıfının diğer kesimleri için olduğu gibi metal işçileri için de ileriye giden tek yol, sendikalardan bağımsız taban komitelerinin inşa edilmesiyle mücadelenin yönetiminin ele geçirilmesinden ve bu mücadeleyi dünyanın dört bir yanındaki işçi mücadeleleriyle birleştirecek sosyalist bir perspektifin benimsenmesinden geçmektedir.

 

Yazar ayrıca şunları öneriyor:

MESS metal işçilerini yatıştırma umuduyla ücret artışı yaptı

Metal Grevi Süreci, İşçi Sınıfı ve Sendikalar

Marksizm ve Sendikalar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir