Obama, ırk ve sınıf

Başkan Obama’nın 19 Temmuz Cuma günü Beyaz Saray’ın brifing odasında “sürpriz” bir şekilde ortaya çıkarak yaptığı özenle sahnelenmiş açıklama, Trayvon Martin’in katilinin aklanmasına karşı geçtiğimiz hafta boyunca sergilenen kitlesel öfkeyi sömürmek için, belirli siyasi amaçlarla hesaplanmış bir girişimdi. 17 yaşında Afrika kökenli bir Amerikalı olan Martin, mahallenin gönüllü bekçisi George Zimmerman tarafından Şubat 2012’de vurularak öldürülmüştü.

Obama, konuşmasında, birbiriyle bağlantılı bir dizi amacı gerçekleştirmeye çalıştı. Onun değinmeleri, mahkeme kararına yönelik ülke çapındaki protestoları, kendisinin kurbanın ailesi ile birlikte anılması amacına uyarladı. O, aynı zamanda, halkın, gerçekte jürinin beraat kararını garanti etmiş olan ceza yargılaması sistemine azalan güvenini arttırmaya kalkıştı. Obama, dava konusunda federal düzeyde yapılacak başka bir şey olmadığının işaretini verirken, yargılamaya ve karara kefil oldu.

Her şeyden önce, Obama, halkın dikkatini temelde yatan toplumsal ve sınıfsal meselelerden (artan yoksulluk ve toplumsal eşitsizlik; bireysel şiddetin ve sağcı kendi kafasına göre düzen sağlama eylemlerinin sürekli teşvik edilmesi) uzaklaştırarak bu trajedinin bütünüyle ırksal yanları üzerinde toplamaya çalıştı.

Dünyadaki en güçlü ve en saldırgan ordunun başkomutanı, kendisini kurban gibi göstererek başladığı konuşmasında, “Trayvon Martin 35 yıl önceki ben olabilirdi” dedi.

Obama, 18 dakika süren konuşması boyunca, sürekli olarak “Afrika kökenli Amerikalı topluluk” göndermesinde bulundu. ABD’nin etnik temelde “topluluklar” kümesi olarak sunulması, özünde gericidir. Bunun asıl amacı, ABD’deki bütün etnik ve ırksal çizgileri kesen derin sınıfsal bölünmelerin üstünü örtmektir.

Bu yaklaşım, Al Sharpton, Jesse Jackson ve bizzat Obama gibi ayrıcalıklı mülti milyonerler ile Amerikan kapitalizminin krizinden ve Obama yönetiminin politikalarından en ağır zararı görmüş olan Afrika kökenli Amerikalı işçileri ve gençliği bir araya koymaktadır.

Obama Trayvon Martin’i temsil etmemektedir. O, çıkarları Martin’in ailesinin ve bütün ırklardan ve etnik kökenlerden geniş işçi kitlelerinin çıkarlarıyla uzlaşmaz olan farklı bir sınıf adına konuşmaktadır.

Obama’nın bu konuşmayı yaptığı gün, Beyaz Saray, federal yönetimin geçen hafta iflasa sürüklenmiş olan Detroit kentine yardım etmesi gerektiği yönündeki önerileri açıkça geri çevirdi. Kentteki yüzbinlerce çalışan -ki bunların çoğu Afrika kökenli Amerikalı- sosyal hizmetlerde, işlerde ve yaşam standartlarında cezalandırıcı daha fazla kesintilerle karşı karşıya. Wall Street bankerlerine trilyonlarca ve otomobil sektörü patronlarına on milyarlarca dolar sağlamış olan Obama yönetimi, Detroit halkına hiçbir şey sunmuyor.

Obama’nın dönüp dolaşıp ırktan bahsetmesinin bir başka gerici boyutu var. O, sanki siyah bir gencin hiçbir suçu olmadan sinsice izlenip öldürülmesi ve suçlunun kazasız belasız serbest bırakılması karşısında yalnızca Afrika kökenli Amerikalılar çileden çıkmış gibi, “Afrika kökenli Amerikalı topluluğun” Zimmerman’ın aklanması karşısındaki şaşkınlığından söz etti. Gerçek şu ki, yargılamanın sonucu, toplumun geniş kesimlerini derinden rahatsız etmiştir.

Obama’nın Trayvon Martin davasına müdahalesi, şirketlerin denetimindeki medya tarafından, son derece büyük siyasi öneme sahip bir olaymış gibi göklere çıkartıldı. Pazar sabahı yayımlanan televizyon sohbet programlarındaki uzmanlara göre, başkan, sözümona en içten duygularını sergiliyor, siyasi “cesaret” ve “manevi önderlik” sergiliyordu.

Nasıl bir siniklik! Bu, aralarında ABD yurttaşlarının da bulunduğu okyanus ötesindeki siyasi muhaliflerini insansız hava araçlarından ateşlenen füzelerle öldürme “hakkı” olduğunu öne süren bir hükümettir. Bu hükümet, tüm dünyadaki insanların telefon ve internet görüşmelerini sistematik olarak izlemekle meşguldür. ABD yönetimi, Martin Luther King Jr.’ın bir zamanlar gözlemlemiş olduğu gibi, yeryüzündeki en büyük şiddet sağlayıcısıdır.

Obama yönetimi, iç politikada, sistematik şekilde, bütün ırklardan ve etnik kökenlerden işçi sınıfına ve orta sınıftan insanlara karşı süper zenginlerin çıkarlarını savunmaktadır. 2008 mali çöküşünü izleyen ekonomik krizin yükünü, işçi sınıfının -siyah, beyaz, Latin Amerikalı, Asyalı, göçmen- bütün kesimleri taşıdı. Wall Street’in karları ile CEO’ların pirimleri ve ikramiyeleri bütünüyle yeniden iyileştirilirken, çalışanların işleri ve yaşam standartları hiçbir zaman düzeltilmedi.

Obama yönetimi ve şirketlerin denetimindeki medya, ısrarla, “ırk üzerine ulusal tartışma” talep ediyor. Bu, sosyo-ekonomik farklılıkların yüzyıl boyunca olmadığı kadar aşırı olduğu bir ülkede, sınıf meselesi üzerine herhangi bir tartışmayı önleme girişiminden başka bir şey değildir.

Obama, konuşmasında ABD’deki işsizliğe ve toplumsal krize hiç değinmedi. O, herhangi bir politika da önermedi. Konuşmada, yoksulluğu ve sosyal sefaleti hafifletecek, işsizlere iş sağlayacak ya da ekonomik krizin işçi sınıfının Afrika kökenli Amerikalıları da içeren en fazla ezilen kesimleri üzerindeki aşırı etkisini onaracak hiçbir öneri yoktu.

Trayvon Martin’in öldürülmesine yönelik resmi tepkide, Sharpton tarafından yönetilen ve haftasonu gösteriler düzenlemiş olan Demokratik Parti yanlısı Ulusal Eylem Ağı gibi örgütlerinki de dahil, büyük bir siniklik, bencillik ve ikiyüzlülük söz konusu. Stok sermayeleri kimlik politikaları olan Afrika kökenli Amerikalı politikacıları, uzmanları ve meslek sahiplerini kapsayan bütün bir sahte “ilericiler” tabakası, maaşlarının ve arpalıklarının bağlı olduğu ırk politikalarını teşvik etmek için, Martin’in trajik bir şekilde öldürülmesinden yararlanıyor.

Amaç, üst-orta sınıfın daha ayrıcalıklı kesimlerinin çıkarlarını ilerletmektir. Milyonlarca insanın, mevcut ekonomik ve siyasi sistemde bir şeylerin derinden çürümüş ve işlevsiz olduğunu anlamaya başladığı; mali oligarşiyi geniş halk kesimlerinden ayıran uçurumun her zamankinden fazla ortaya çıktığı koşullar altında, bu güçler, işçi sınıfı içinde bölünmeler yaratmak ve toplumsal muhalefeti yeniden Demokratik Parti’ye yedeklemek için, sürekli ırk konusunda konuşuyorlar.

İşçi sınıfının asli görevi, kendisini bu kapitalizm yanlısı unsurların siyasi etkisinden kurtarmak ve bütün ırklardan ve etnik kökenlerden işçileri kar sistemine karşı ortak mücadelede birleştirecek, bağımsız bir kitlesel siyasi hareketi inşa etmektir.

22 Temmuz 2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir