Meslek liseleri ticarethaneye, öğrenciler sermayenin kölesine dönüştürülüyor

Türkiye’de son bir yıl içerisinde hükümetin sağlık, gıda, enerji ve ulaşım alanında hızla uygulamaya koyduğu özelleştirme politikaları tam gaz devam ederken, yıllardır sermaye çevrelerinin dile getirdiği eğitim alanında özelleştirmeler yapılması talebi yerine getiriliyor. Görünen o ki, önce, pilot uygulamalarla meslek liselerinin özelleştirilmesi süreci başlatılacak ve arkasından bir bütün olarak eğitim özelleştirilerek eğitim kurumları sermaye sınıfının denetimine ve egemenliğine bırakılacak.

Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir, yeni yıla girmeden önce Koç Üniversitesi ve TÜSİAD’ın kurduğu Ekonomik Araştırma Fonu’nda yaptığı konuşmada, meslek liselerinin özelleştirilmesinin kimin için yapılacağını açıkladı: “Meslek liselerindeki teçhizatın yenilenmesi ve okul saatinden sonra sanayi ve ticaret odalarının açacağı kurslara; meslek liselerinin işverene, özel sektöre devri için pilot proje olarak bakıyoruz”.

Müsteşarın, devamında söylediklerine geçmeden önce, zaten bir süredir meslek liselerinde kursların açıldığını hatırlatmak yerinde olacaktır. Yani, pratikte meslek liseleri zaten özelleştirilmiş, geriye sadece yasal uygulamalar kalmıştır. Konuşmasını “Devletin artık meslek liselerinden çıkması lazım” diyerek sürdüren AKP’li bürokrat, lafı, meslek liselerinin özelleştirilmesinde geç kalındığını söylemeye getirmektedir. Ve hemen arkasından sarfettiği “Sanayici ‘Aradığım elemanı bulamıyorum.’ diyor. Bu projeyle sanayici aradığı elemanı meslek lisesinde yetiştirecek” sözleriyle özelleştirmenin asıl amacının sermaye sınıfının sürekli bir şekilde talep ettiği vasıflı ve nitelikli “eleman” ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğuna işaret etmektedir. Konuşmasını “Her yıl 200 bin kişinin kurs göreceği ve 5 yıl sürecek proje sonunda 1 milyon kişi iş sahibi olabilecek. Kursu bitiren sınava tabi tutulacak. Fireler dışında bu projenin yüzde 90 istihdama dönüşmesini ve 900 bin kişinin ara eleman olarak sanayide işe başlamasını hedefliyoruz” sözleriyle bitiren sermayenin “sevimli” AKP’li bürokratının, böyle bir özelleştirmenin 900 bin kişiye istihdam sağlayacağını söylemesi büyük bir iki yüzlülük ve göz boyamaktan başka bir şey değildir.

Özelleştirmenin kapsamı

Özelleştirme kapsamında 111 Endüstri Meslek ve Teknik Lisesi pilot uygulama alanı olarak seçildi. Bu okullardaki alt yapının modernizasyonu ve öğretmenlerin hizmet içi eğitimi gibi uygulamalar söz konusu. Meslek liselerinin özelleştirilmesinde finansman kaynağı olarak, sermaye sınıfının her fırsatta göz diktiği İşsizlik Fonu’ndan yararlanılacağı ifade edilmektedir. Hükümet, işçi ve emekçilerin ücretlerinden kesintiler yapılarak kurulan İşsizlik Fonu’nu, “isitihdam yaratıyorum” maskesi altında sermaye sınıfına peş keş çekmektedir. İşsizlik fonunun sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda yağmalanmasının sadece bu kadarıyla sınırlı olmadığı, işçi ve emekçilere yönelik kapsamlı bir saldırı içeren “Torba Yasa” tasarısının yasalaşmasıyla ortaya çıkmış durumda.

Meslek liseleri devletin kamu hizmeti altında sanayi ve hizmet sektöründe mesleki-teknik bilgi ve beceri isteyen vasıflı işlerde sermaye sınıfının işgücü ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkmıştır. Sermayenin ucuz işgücü deposu olarak görülen meslek liselerinin son sınıfında okuyan öğrenciler, uzun bir süreden beri, sanayi ve hizmet sektöründe “iş öğrenme ve meslek geliştirme” bahanesiyle staj adı altında sermaye sınıfının boyunduruğunda bir yıl boyunca haftanın 3-5 günü gibi değişen zaman zarfında yoğun bir sömürüye maruz kalmaktadır. İş güvencesi ve sendikal haklar gibi birçok haktan yoksun bir şekilde düşük ücretlerde çalıştırılmaları da elbette atlanamaz. Şimdi, meslek liselerinin özelleştirmesiyle birlikte burjuvazi, sanayide yapmak istediği üretimin bir kısmını ticarethaneye ve öğrencilerin köle gibi çalıştırıldığı yerlere dönüşecek meslek liselerine kaydıracak, yetiştirdiği öğrenciyi okul zamanında da işyerinde çalıştırabilecektir. Bu durum, burjuvazinin olduğundan daha çok artı-değer elde etmesini sağlayacaktır.

Stajyer öğrencilerin ücretleri 3308 sayılı Meslek Eğitim Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrasında geçen “mesleki eğitim gören öğrenci, aday çırak ya da çırağa yaşına uygun asgari ücretin %30’undan aşağı ücret ödenemez” tanımlamasına göre belirleniyordu. Ancak sermaye, stajyer öğrencilerin almış oldukları bu üç kuruş paraya da göz dikmiş, hükümet Torba Yasada bu madde ile ilgili “net ücret üzerinden %30’un altında ücret ödenemez” gibi bir değişiklik yaparak ücretlerin düşürülmesinin önünü açmıştır.

Mesleki eğitime evet, esnek ve güvencesiz çalıştırılmaya hayır!

Meslek liselerinin özelleştirilmesi konusu, geçtiğimiz aylarda AKP’li bürokratın Koç Üniversitesi’nde yaptığı konuşmayla gündeme gelmiş olsa da, 15 Temmuz 2010’da ‘İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı’* Resmi Gazetede yayımlanarak meslek liselerinin özelleştirilmesinin alt yapısı hazırlanmıştı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu Başanlığı’nın ortak çalışmalarıi ile Çalışma ve Sosyal Güvenliği Bakanlığı’nın, Meslek Yeterlilik Kurumu sekteryası tarafından yürütülen Eylem Planının amacı:

1- Mesleki ve teknik eğitimin iş piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda verilmesi,

2- Eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi,

3- Hayat boyu öğrenme anlayışı içinde aktif iş gücü piyasası politikalarının etkin olarak uygulanması,

4- Mesleksizlik sorununun giderilerek işgücünün istihdam edilebilirliğinin artırılması için bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör arasında işbirliği ve koordinasyonun geliştirilmesi

olarak dört maddelik bir çerçevede belirlendi. İşsizlik sorununu çözeceği ve yeni istihdam olanakları yaratacağı yalanıyla hazırlanan eylem planından, çok açık bir şekilde, mesleki eğitim kurumlarının sermaye sınıfının ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde şekillendiği anlaşılmaktadır. AKP hükümetinden bu eylem planını hazırlamasını isteyen ve hazırlanmasında tüm desteklerini sunan TÜSİAD, MÜSİAD ve TOBB gibi sermaye kurumlarının, bu eylem planının neden hızla hayata geçirilmesini arzu ettiklerini anlamak zor değil. Bugün, devletin kapitalistlere işgücü yetiştirmek için meslek liselerinde mesleki ve teknik konularda verdiği eğitim, Türkiye’nin üretici güçlerinin gelişmişlik düzeyi bakımından geldiği noktaya bakılacak olursa kapitalistlere yeterli gelmemektedir. Bu nedenle ve ayrıca bilgi ve iletişim teknolojisinin hızlı gelişme göstermesi, burjuvaziyi mesleki ve teknik eğitim bakımından iyi donanımlı ve aynı zamanda düşük ücret karşılığında sürekli sömüreceği işgücünü tercih etmeye zorlamaktadır. Bu eğitimi burjuvazinin denetimi ve egemenliğindeki meslek liselerinin vermesi, burjuvazi için işgücünün eğitimi maliyetli gibi görünse de, tam tersine, burjuvazi hem istediği nitelikle işgücünü yetiştirecek hem de ucuz emek sömürüsüyle işgücü eğitimi maliyetini düşürmüş olacaktır. Meslek liselerini sermayenin dizginsiz egemenliğine bırakacak olan devletin, kapitalistlerin çıkarı için “eğitim yuvalarını” sömürü yuvalarına dönüştererek esnek ve güvencesiz çalışma koşullarının zeminini hazırlayacağından hiç şüphemiz yoktur. Bunun için zaten gerekli adımlar atılmış ve atılmaktadır.

2007 yılında Türkiye çapında “meslek lisesi memleket meselesi” kampanyasını başlatan Koç Vakfı’nın bu adımı, meslek liselerinin burjuvazi açısından önemini gösteren önemli bir örnektir. Yüzlerce meslek lisesinde okuyan öğrencilere 50-60 Lira gibi küçük bir meblağ tutarında burs veren Ford, Tofaş, Arçelik, TÜPRAŞ ve MİGROS gibi büyük kapitalist şirketler, gelecekte sömürecekleri genç işçileri daha okul sıralarından seçmekte ve onları modern köle işçiler haline getirmek için yetiştirmektedir. Yine aynı büyük kapitalist şirketler, tamamen kendi sektörlerine yönelik devlete bağlı kendi isimleri adı altında okulların açılmasında gerekli maddi desteği vermekte ve bu destek karşısında okulların birer kapitalist kurum gibi işletilmesini arzu etmektedir.

Uzun zamandır kamu hizmeti olmaktan çıkan eğitim kurumları, önceki hükümetlerden kapitalist-liberal politikalar uygulamayı devralan AKP hükümetinin de bu politikalara hız vermesiyle hızla burjuvazinin sömürü yuvalarına dönüştürülmüştür. Meslek liseleri özelleştirme kapsamına alınarak burjuvazinin vasıflı ve nitelikli ucuz işgücü ihtiyacını karşılamanın yanı sıra kar ve ticari amaçlı kurumlara dönüşürken, buna benzer olarak, üniversiteler de üniversite-sanayi işbirliği ile aynı hizmete dönüşmektedir. Bugün, meslek liselerinin özelleştirilmesi, üniversite-sanayi işbirliği demek, yarın eğitimin bir bütün olarak özelleştirilmesi demektir.

Eğitimle üretimin birleştirilmesi hiç şüphesiz karşı çıkılacak bir durum değildir. Bizler, mesleki eğitimin sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda verilmesinin, yüzbinlerce gencin kölece koşullarda çalıştırılması anlamına geldiğini vurguluyoruz. Bu, mesleki eğitimin sigortasız-yarı sigortalı yoğun bir emek sömürüsü ile esnek ve güvencesiz çalışma koşulları altında verilmesi, yani kapitalistlerin meslek lisesi öğrencilerini dizginsizce sömürmesi demektir.

AKP hükümetinin eğitim alanındaki saldırılarına karşı başta eğitim emekçileri sendikaları olmak üzere ve diğer işçi-emekçi sendikalarının sessizliğini hala koruyor olması neyle izah edilebilir? Sendikaların eğitim alanında olan-biten gelişmelerden haberdar olmaması gibi bir ihtimal var mıdır? “Sınıf işbirlikçi” sendikalardan “sınıf mücadeleci” olan sendikalara kadar bütün sendikaların meslek liselerinin ticarethaneye, öğrencilerin ise sermayenin kölesi haline dönüştürülmesine hiçbir ses çıkarmamaları, onları bu sürece ortak etmektedir. Hatta sendikaların bir kısmı “İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı” ile ilgili kurullarda yer almış, kimi sendikalar ise bunu görmezden gelerek “basın açıklaması”ndan öteye gitmeyen pasif tepkiler göstermiştir.

Meslek lisesi öğrencileri, kapitalizmin çürümüşlüğüne paralel olarak çürüyen, pasifleşen sendikal örgütlerden kurtuluş beklentisi içinde olmamalı; bir bütün olarak özelleştirme politikalarının, geleceksizliğin, işsizliğin, esnek-güvencesiz çalışma koşullarının ve sömürünün nedeni olan kapitalizme karşı, işçi sınıfının yolunda, okul, fabrika/işyeri komiteleri temelinde örgütlenmeli ve mücadele etmelidirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir