Festus Okey davasında değişen hiçbir şey yok!

‘Adı narçiçeği ki suçu patlamak

Birdenbire güneşe haykırmak

Ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak

Karanlıkta bir el koparır dalından

Adı kayıptır artık

Daha meyveye bile durmadan’

Adnan Yücel/Adı Kayıp

Tarih 22 Ağustos 2007. İstanbul’da bir yaz günü. İki arkadaş Beyoğlu’nda dolaşmaktalar. İki arkadaşta siyahi.

İki arkadaştan biri Mamina Oga diğeri Festus Okey. Saat 18:00 sularında devriye gezmekte olan polisler Oga ve Okey’i durdururlar. Şüpheli oldukları gerekçesiyle onları, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alırlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde, gözaltına alınan Festus Okey, polis memuru Cengiz Yıldız’ın tabancasından çıkan kurşunla vurulur.

Okey’in öldürülmesinden 3 saat sonra savcılığa haber verilir. Bu süre delillerin yok edilmesi için yeterli bir süredir. Öncelikle Festus’un vurulma biçiminin en önemli kanıtı olan gömleği kaybedilir. Ardından, polis Cengiz Yıldız’ın elindeki barut izi temizlenir. Böylece Festus’u öldüren kurşunun Yıldız’ın silahından çıkması cinayeti onun işlediğinin kesin kanıtı olmayacaktır. Çünkü Yıldız’ın elinde barut izi kalmamıştır. Ardından mevcut kamera kayıtları silinir. Okey’in öldürüldüğü gece tanık olarak konuşan polis memuru Mehmet Aldemir, olayı kamera görüntülerinden izlediğini ifade etmişken bu görüntülerin bulunamaması, kayıtların yok edildiğinin en görünür kanıtıdır. Böylelikle, 23 Ağustos 2007 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan incelemede gerekli delillere ulaşılamaz. İstanbul Valiliği tarafından başlatılan idari soruşturma ise yoğunluk gerekçesiyle bir sonuca bağlanamaz.

Olay yeri zabıt tutanağı

Cinayetle ilgili en önemli belge olan olay yeri zabıt tutanağı Festus’u vuran silahın sahibi polis Cengiz Yıldız tarafından hazırlandı. Birlikte zabıt tutanağına bakalım:

“20 Ağustos 2007 tarihinde saat 18:00 sularında, ring görevi yapan polis memurları ‘iki siyahi’ şahıstan şüphelenmiş ve onları durdurarak pasaport kontrolü yapmıştır. Tutanağa göre, bu iki şahıstan Festus Okey’in üzerinde poşet içinde ‘taş’ tabir edilen kokain bulunmuştur. Polis memuru Cengiz Yıldız, karakolda Festus’un üst aramasını yaptıktan sonra Festus’un tamamen soyunmasını istemiştir. Festus tamamen soyunmuş, apış arasında 13 adet ‘taş’ tabir edilen kokain bulunmuştur. Cengiz Yıldız, beyanına göre Festus’a giyinmesini söylemiştir. Polis Cengiz’in arkası dönükken Festus bu durumdan istifade ederek Cengiz’in tişörtünün altındaki silahı almak istemiştir. Festus ve polis Cengiz tabancayı kendi taraflarına çekmeye başlamışlar ve o sırada silah patlamıştır. Festus ağır yaralanmış ve Taksim Eğitim Hastanesi’ne götürülmüştür. Festus Okey ameliyat sırasında yaşamını yitirmiştir.”

Sanık Yıldız’ın kendi elleriyle yazdığı zabıt tutanağının aksine, yapılan araştırmalar sonucu Okey’in boğuşma esnasında vurulmadığı aksine uzak mesafeden vurulduğu belirtiliyor. Kanıtların yok edilmiş olması, olay yeri zabıt tutanağının sanık polis Cengiz Yıldız tarafından tutulmuş olması Festus Okey cinayetinin üstünün örtüldüğünü gösteriyor.

Festus Okey davası

Okey ile ilgili ilk duruşma 27 Kasım 2007 tarihinde, 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İlk duruşmada mahkeme, dava dosyasının Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi ve sonraki duruşmalar Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Bu tarihten itibaren Festus Okey davası toplam 14 kez görüldü.

Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen 14 Şubat 2008 tarihli duruşmada, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyeleri davaya müdahil olmak istediler. Çünkü Türkiye’de davayla ilgilenebilecek Festus Okey’in bir yakını ya da akrabası bulunmuyordu. Ancak ÇGD üyelerinin bu talebi mahkeme tarafından, “gerçekleşen suçtan zarar görmedikleri” gerekçesiyle reddedildi. Aynı duruşmada, sanık Cengiz Yıldız’ın avukatı, ölen kişinin gerçek adının Festus Okey olmadığını, bu ismi Türkiye’ye geldikten sonra aldığını, bu kişinin belki de bir terörist olduğunu söylemesi üzerine, dava yeniden ertelendi ve Nijerya Büyükelçiliği’nden Okey’in kimlik bilgilerinin alınması için gerekli başvuru yapıldı. Bu süreç 3 yıllık Festus Okey’in kimliğinin tespitinin yapılamayışının başlangıcı oldu.

Nijeryalı göçmen Festus Okey’in bir türlü bulunamayan kimlik belgeleri birbiri ardına ertelenen davalara neden oldu. Davalar erteleniyordu fakat Sanık Cengiz Yıldız mesleğini sürdürmeye devam ediyordu. Hem de Okey’i vuran silahıyla. 16 Aralık 2008 tarihli duruşmada sanık Cengiz Yıldız’dan Festus Okey’i vuran silahı geri alındı. Aynı tarihli duruşmada mahkeme, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Konsolosluğu’nun Okey’e verdiği kimliği kabul etmedi. Her şey trajik bir biçimde, hiçbir suç işlenmemiş, Okey hiç öldürülmemiş gibi sürüyordu. Ne yazık ki bugün hala böyle. Sanık polis Cengiz Yıldız görevine devam ederken, Okey’in kimliği bulunamıyor, mahkeme davayı erteledikçe erteliyor.

Müdahil olmak isteyenler yargılanıyor

Sanık Cengiz Yıldız, görevine ve yaşantısına kaldığı yerden devam ededursun, 13. celsenin görüldüğü 26 Nisan 2011 tarihinde ise, mahkeme davaya müdahil olmak isteyen 76 gönüllü hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi 76 gönüllü hakkında suç duyurusunda bulunmasının sebebini ise şöyle açıkladı: “davaya katılma hakları bulunmadığı halde, mahkeme heyetini etkilemeye yönelik sözlü ve yazılı beyanları nedeniyle” ve ‘‘TCK’nın 125. ve 288. maddelerini ihlal”.

Yüzlerce kişi davaya müdahil olmak için dilekçe hazırladı. Göçmen Dayanışma Ağı, Çağdaş Hukukçular Derneği ve Mülteci-Der müdahil olunması için önemli çalışmalarda bulundu, kampanyalar hazırladı. Ancak bugün müdahil olmak adına dilekçe veren herkesin ifadesi alınıyor. 4 yıldır Festus Okey’in katili cezasını çekmez ve sorgulanmazken Okey için adalet peşinde olan yüzlerce insan her an yargılanabilir.

14. Duruşma

Festus Okey’in 14. duruşması bugün yani 12 Temmuz günü gerçekleşti; ama duruşma sonucu yine değişmedi. Kimlik bilgileri bulunamayan Okey’in davası ileri bir tarihe atıldı.

Söz konusu davanın zamanaşımına uğraması kanunen mümkün görünmüyor. Ancak dava kamuoyuna unutturulursa mahkeme bunca uzatılan davayı beraatla sonuçlandırabilir. Nijeryalı göçmen Festus Okey’in davayla ilgilenen akrabası olmadığı için temyize başvurulma ihtimali yok denecek kadar az. Ancak, davaya müdahil olan bireylerin olası kararı temyiz etme hakkı var. Festus’un davasının müdahili olmak bu açıdan büyük önem taşıyor.

Festus Okey davasında yaşanan hukuksuzluk hem Türkiye’nin göçmenler karşısında takındığı ırkçı tavrı niteliyor hem de devletin kolluk gücünü her ne pahasına olursa olsun koruduğunu gösteriyor. Festus Okey’in davasına müdahil olmak, bu davanın takipçisi olmak en temel insan haklarını savunmanın gereğidir. Kimliği belirli olsun ya da olmasın, bunun hiçbir önemi yok. 22 Ağustos 2007 gecesi Beyoğlu Emniyet Müdürlüğünde bir kişi öldürüldü. Bu kişi sadece siyahi olduğu için şüpheli addedildi ve gözaltına alındı. Biz Festus Okey diyoruz, isminin ne olduğu umurumuzda değil. Festus Okey o gece gözaltındayken öldürüldü. Polis Cengiz Yıldız’ın silahından çıkan kurşunla vuruldu. Bu suçun cezasız kalması büyük bir insanlık suçudur ve bu suça sessiz kalan herkes suçludur. Festus Okey’in davasının takipçisiyiz, müdahiliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir