Devlet önce Kürtleri katletti, sonra protestoculara saldırdı!

Burjuva medyası, son dönemde, sürekli olarak, devletin Kuzey Irak ve Türkiye’deki Kürt illerine yönelik askeri operasyonlarının “başarılı” olduğu yönünde propaganda yapıyordu. Fakat, askeri başarı imgesi ordunun Kürt bölgelerine dönük her operasyonundan sonra dakikasında burjuva medyada yer alırken, dün gece Türk Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının, Şırnak Uludere ilçesi civarında (sınırda) gerçekleştirdiği ve en az 35 köylünün ölümüyle, birisinin de yaralanmasıyla sonuçlanan vahşi katliam aynı biçimde medyada yer bulamadı! Haberi yayınlamak için bugün öğlen saatlerini bekleyen Türk burjuva medyası, bu katliama ilişkin olarak, “yanlış istihbarat” ve “sivillerin PKK’li zannedilmesi” gibi, sözüm ona “hafifletici sebepler” sunmayı da ihmal etmedi.

Devletin gerçekleştirdiği bu katliam, akşam saatlerine doğru ülkenin dört bir yanında Kürt halkı ve devrimci kurumlar tarafından protesto edildi. Katletmekle yetinmeyen devlet, Şırnak’ta gerçekleşen katliamı protesto etmek isteyenlere de saldırdı.

İstanbul Taksim Meydanı’nda saat 16:00 dolaylarında, Halkların Demokratik Kongresi’nin çağrısıyla, aralarında ilerici-devrimci kurumların da bulunduğu binlerce kişi katliamı protesto etmek için toplandı ve “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Hükümet istifa”, “Katil Erdoğan” gibi sloganlar yükseltti. Ama Taksim Meydanı’nın dört bir yanı maskeleri takılı, müdaheleye hazır halde bekleyen çevik kuvvet ekipleri tarafından kitle alanı doldurmadan önce sarılmıştı. Çevik kuvvet ekipleri, Taksim Tramvay Durağı’nda basın açıklamasını bekleyen kitleyi oradan uzaklaştırmak için müdahaleye yeltendi ama amacına ulaşamayarak geri çekilmek zorunda kaldılar. Basın açıklaması, sloganlar eşliğinde ve oturma eylemlerinin ardından gerçekleşti.

Polis, yapılan basın açıklamasının ardından Tarlabaşı’na doğru yürüyüşe geçen binlerce kişiye tazyikli su ve biber gazıyla saldırdı. Bunun üzerine çatışmalar yaşanırken, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Devlet terörü yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmadı. Kürt illerinde de devlet, katliamı protesto etmek için sokaklara dökülenlere karşı yoğun bir şiddet kullanıyor.

Polisin bu katliamı protesto edenlere yönelik psikolojik ve fiziksel saldırısı, aslında, olayın önemini ve devletin eylemlerin yayılmasından duyduğu korkuyu göstermektedir. AKP Hükümeti, bir yandan protestoların ilerleyen süreçte kitleselleşerek sürmesini engellemek için saldırı ve baskı yöntemleriyle gözdağı vermek isterken, aynı zamanda sözcüleri aracılığıyla, süreci -deyim yerindeyse- yumuşatmak yönünde açıklamalar yapıyor. Ama askeri ve siyasi operasyonlar hız kesmeden sürüyor. AKP hükümetinin Şırnak’taki katliama ilişkin ilk açıklaması akşam saatlerine doğru geldi. Açıklamayı yapan Hüseyin Çelik gerçekleştirdikleri katliamı “Operasyon Kazası” olarak nitelerken, “terörle mücadele kararlılıkla sürecektir” diyerekte Kürtlere, işçilere ve gençliğe gözdağı vermeyi ihmal etmedi.

AKP hükümeti, Kürtlerin, işçilerin ve gençliğin haklı taleplerine karşı belirlediği yolda fire vermeden yürümek istiyor. Suriye’deki Esad rejiminin katliamlarına ilişkin sık sık “sivil katliamına son ver” gibi açıklamalar yapan Hükümet sözcülerinin, şimdi, kendi ulusal sınırları içerisinde kendi ordusu tarafından gerçekleştirilen bir katliama ilişkin “operasyon kazası” demesi, burjuva politikacıların sınırsız ikiyüzlülüğünün bir diğer ifadesidir.

Bugün, işçi sınıfının yolunda yürüyen devrimcilerin başlıca görevi, Kürt halkına karşı devlet tarafından yükseltilen katliamcı geleneğe kararlılıkla karşı koymak için AKP hükümetini ve diğer burjuva partilerini her alanda teşhir etmek ve sermayenin egemenliğini yıkmak üzere mücadeleyi yükseltmek olmalıdır. İşçi sınıfı, burjuvazinin Kürt halkına karşı imha ve inkar politikasına karşı seferber edilmedikçe, devletin katliamcı geleneğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir