Birçok ülke koronavirüs korkusuyla Çin’den yapılan seyahati kısıtlıyor

Geçtiğimiz yılın Aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde tespit edilen 2019-nCoV koronavirüsten duyulan kaygı dünya çapında artıyor. Bildirilen kişiden kişiye geçiş sayısı artıyor. Bir aydan kısa bir sürede –sadece 68’i Çin dışında olmak üzere– 7.183 doğrulanan vakanın meydana gelmesiyle birlikte, hastalığın bulaştığı insan sayısı, 2003’teki SARS koronavirüs salgınını şimdiden geride bıraktı. Bununla birlikte, gelinen noktada şimdiki salgın hastalığın öldürücülüğü daha az oldu. SARS, Çin ana karasında 349 ölüme yol açmışken, 2019-nCoV şimdiye kadar 170 ölüme neden oldu.

23 Ocak’ta, Çin hükümeti, tüm Vuhan kentini ve 11 milyonluk nüfusunu karantina altına alma biçiminde bir olağanüstü adım attı. O zamandan beri önlem Hubei eyaletinde bulunan komşu kentlere genişletildi ve karantina altındaki nüfus 50 milyona kadar yükseltildi.

Bununla birlikte, Vuhan belediye başkanına göre, karantinadan önce beş milyon dolayında insan ya Çin’in diğer yerlerindeki ailelerini ya da Çin Yeni Yılı kutlamaları için dünyanın çeşitli yerlerini ziyaret etmek üzere çoktan kentten ayrılmıştı. Bazı durumlarda, 2019-nCoV bulaşan insanların, dolup taşan hastanelerde ve kliniklerde tedavi olamadıkları için, tedavi olmak üzere kentten ayrıldığına inanılıyor.

Yüzlerine maske takmış Taylandlılar, Bangkok’daki bir asma köprüde yürüyor; 29 Ocak 2020, Tayland. [Kaynak: AP Photo/Gemunu Amarasinghe]

Hubei Valisi Vang Şiadong, gazetecilere, salgının şu anda Vuhan’ın 7,5 milyon nüfuslu komşusu Huanggang’da ciddi olduğunu söyledi. Kentte 1000’den fazla doğrulanan ve şüpheli vaka bulunuyor. Şiadong da, tıbbi malzemelerde ciddi eksiklikler olduğunu söyleyen önceki yetkilileri tekrarladı. Sağlık ekipleri görevlendiriliyor ve hastalığın bulaştığı giderek artan sayıda kişinin üstesinden gelmek için geçici hastaneler kuruluyor.

Halihazırda en az 17 ülkede vakalar doğrulanmış durumda. Bir dizi Asya ülkesinin yanı sıra ABD, Kanada, Avustralya, Fransa ve Almanya bunlar arasında. Birleşik Arap Emirlikleri, Ortadoğu’daki ilk 2019-nCoV vakasını bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Dr. Michael Ryan, Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: “Vakaların artmaya devam etmesi ve Çin dışında insandan insana geçişlere ilişkin kanıtlar, elbette en derin kaygı sebebi. Her ne kadar Çin dışındaki sayılar görece küçük olsa da, daha büyük bir salgın potansiyelini koruyorlar.”

Birleşmiş Milletler’e bağlı UNICEF, hastalık mağdurlarının tedavisinde ön saflarda yer alan Çinli sağlık çalışanlarının kullanımı için altı ton solunum maskesi ve koruyucu elbise gönderdi. UNICEF Müdürü Henrietta Fore, düzenlediği basın toplantısında şunları belirtti: “Bu koronavirüs çok hızlı yayılıyor ve onu durdurmak için gerekli tüm kaynakları kullanmak büyük önem taşıyor. Virüsün çocuklar üzerindeki etkisini ya da kaçının etkilenmiş olabileceğini yeterince bilmiyor olabiliriz; ama yakın gözetimin ve önlemin son derece önemli olduğunu biliyoruz. Zaman bizden yana değil.”

Virüsü izleyen 16 kişilik WHO uzman komitesi, Perşembe günü yeniden bir araya gelerek salgını resmen küresel bir halk sağlığı acil durumu ilan edip etmemeyi değerlendirecek. Bununla birlikte, bu tür bir duyurudan önce, ülkeler ve uluslararası havaalanları Çin’e ve Çin’den hareketi sınırlamaya başladılar.

Salı günü, Hong Kong, ana karadan gelen herkesin girişine yasak getirdi. Sınır ötesi transit geçiş ciddi biçimde sınırlandırıldı ve Çin’e feribot ve demiryolu seferleri durduruldu. Britanya hükümeti yurttaşlarını salgın sırasında gereksiz yolculuklara karşı uyarırken, British Airways Çin’e yapılan tüm uçuşları askıya aldı. Güney Kore’nin Seoul Air ve Singapur’un Jetstar Asia şirketleri de uçuşları ya askıya aldı ya da azalttı.

American Airlines, Mart’a kadar ABD ile Çin arasındaki uçuşları azaltacağını duyuran son ABD’li taşıma şirketi oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı salgının merkez üssü olan Hubei eyaletine seyahat uyarısını arttırırken, Beyaz Saray Çin’e seyahate tamamen yasak getirmeyi düşünüyor.

Bazı ülkelerin hükümetleri halihazırda yurttaşlarını Vuhan’dan tahliye ettiler ya da etmeye hazırlanıyorlar. Çin’den uçan ABD’li diplomatlar ve seçilmiş yurttaşlar, Anchorage, Alaska’ya ve oradan Kaliforniya’ya geldiler. Avrupa Birliği iki uçuşun bedelini kısmen öderken, Avrupa devletleri yurttaşları için uçuşlar ayarlıyor.

Avustralya hükümeti, Vuhan’daki yurttaşlarının özel bir uçuşu seçmeleri halinde oradan ayrılabileceklerini ancak Hint Okyanusu’daki ücra Christmas Adası’nda karantina altına alınacaklarını açıkladı. Ada, Avustralya’ya ulaşmaya çalışan sığınmacıların hapsedildiği bir gözaltı merkezine ev sahipliği yaptığı için dünya genelinde kötü bir üne sahip.

Pazartesi günü, piyasalar, salgının yayılmasının ekonomik etkisinden duyulan kaygılar nedeniyle altüst oldu. Forbes’in, ABD ile Çin arasındaki yolcu trafiğinde en az yüzde 75’lik bir azalma olacağı öngörüsü de bunlar arasındaydı. Eğer uçuş kısıtlamaları altı ay sürerse, San Francisco 344.000, Los Angeles ise 702.000 daha az yolcu alacak. Çin genelinde ekonomik faaliyetin aksaması, büyük ulusötesi şirketlerin ve ihracat sanayilerinin şimdiden üretimi durdurmasına yol açtı. Bu durum, onun her yıl tüm küresel ekonomik genişlemenin üçte birini oluşturan toplam büyümesini büyük olasılıkla düşürecek.

ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler (HSS) Bakanı Alex M. Azar II, 28 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: “Başkanla bu salgın hakkında düzenli olarak konuşuyoruz ve salgının uluslararası bir tehdit haline gelmeye başlamasından beri her gün HHS’deki ve Beyaz Saray’daki üst düzey yetkililerle konuşuyorum. … Sizi güvende tutmak için sıkı çalışıyoruz, durumun kötüleşebileceği olasılığına hiç durmadan hazırlık yapıyoruz. Sizin sağlığınız ve güvenliğiniz bizim başlıca önceliğimiz.”

Bu açıklamalar, Başkan Trump’ın federal bütçe teklifinde büyük kesintiler önermesi gerçeğiyle çelişiyor. Buna, HHS için yüzde 12’lik ve Hastalık Denetleme ve Önleme Merkezi (CDC) için yüzde 10’luk kesinti dahildir.

Ulusal hükümetlerin küresel salgınlar tehdidi karşısındaki umursamazlığı ve hazırlıksızlığı, dünya halkları için çok büyük tehlikeler doğurmaktadır. 1910–1911 kolera salgını, 800.000’den fazla insanı öldürmüştü. 1918’deki İspanyol gribi, 20 ile 50 milyon arasında cana mal oldu. 1950’lerin ortasındaki Asya gribi iki milyondan fazla kişiyi; 1968’deki grip salgını da bir milyon kişiyi öldürdü. HIV/AIDS’ten dolayı en az 36 milyon kişi öldü. Retroviral ilaç tedavisinde sağlanan ilerlemelere rağmen hastalık can almaya devam ediyor, çünkü maliyetler az gelişmiş ülkelerdeki insanların karşılayamayacağı kadar yüksek.

Son on yıllarda ortaya çıkan SARS, MERS ve şimdi de 2019-nCoV gibi koronavirüsler böylesi büyük çapta ölümlere yol açmazken, bilim insanları bunların ortaya çıkmaya devam edeceğini bekliyor ve her zaman çok ciddi bir türün gelişme olasılığı var.

Vuhan Enstitüsü’nde virolog ve SARS patojeni uzmanı Zeng-Li Şi ile meslektaşı, New York’ta bulunan özel bir araştırma kurumu olan EcoHealth Alliance Başkanı Peter Daszak, New York Times’a, “SARS’tan beri 15 yıldır bu virüslere dikkat çekiyoruz,” diye konuştular. Yaptıkları çalışma, SARS patojeninin yerel yarasalarda yaygın olduğunu fakat insana geçip onu konak olarak kullanabildiğini göstermişti.

Gelinen noktada, 2019-nCoV’nin, Vuhan’daki canlı gıda pazarlarında insan tüketimi için satılan yarasalardan ya da yılanlardan geldiği ve daha sonra insandan insana geçecek şekilde mutasyona uğradığına inanılıyor.

İnsanların küresel olarak bütünleşmiş ve birbirine bağlı bir ekonomide bölgeler ve ülkeler arasında gerçekleştirdiği hareketin büyük ölçeği göz önüne alındığında, öncelik, yeni virüsleri mümkün olduğunca çabuk tespit etmek ve olabildiğince hızlı bir şekilde ücretsiz erişilebilecek aşılar geliştirmek üzere uluslararası bilimsel işbirliğinde olmalıdır. Böyle bir çalışmanın önündeki başlıca engel, kapitalist kâr sistemi ve ulus devlet  bölünmüşlüğüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir