Adana’da Tekel İşçileriyle Dayanışma Yürüyüşü Yapıldı

Sendikaların tüm Türkiye’de bir günlük “genel grev” kararıyla birlikte, birçok kentte tekel işçileriyle dayanışma yürüyüşleri yapıldı. Bunlardan birisi de Adana’da gerçekleşti. Büyükşehir Belediyesinin önünde toplanan sendikaların ve partilerin katıldığı yürüyüş 4 Şubat günü saat 12.00’de başladı. Bu sefer her zamankinden farklı bir güzergâh seçen sendikalar Büyükşehir Belediyesi’nden Atatürk Caddesi boyunca Uğur Mumcu Meydanı’na (İstasyon Meydanı) yürüdüler.

Yürüyüş boyunca “tekel işçisi yalnız değildir,” “her yer tekel, her yer direniş,” “gerici, faşist, halk düşmanı AKP,” “isyan, devrim, özgürlük,” “susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı. Halkın yol boyunca alkışlarla destek verdiği yürüyüş kolu Uğur Mumcu Meydanı’na girildikten sonra, sendikaların hükümeti kınayan, tekel işçilerine destek bildirisi okundu.

Adana’da “genel greve” ve yürüyüşe katılanların sayısı çok azdı. Hiçbir yerde özellikle de kilit öneme sahip iş yerlerinde hayatı durduracak bir katılım olmadı, hemen hemen her iş yerinde birkaç kişi iş bıraktı. Bu, gerçekte AKP iktidarı ile anlaşma peşinde koşan ve yükselen emekçi muhalefetini frenlemeye çalışan sendika bürokrasilerinin hem nasıl bir ikiyüzlülük içinde olduğunun hem de emekçilerin onlara olan derin güvensizliğinin göstergesiydi.

Öte yandan, Adana SGK Bölge Müdürlüğü, öğlene doğru işyerinin kapılarını kapatarak katılımı engellemeye çalıştı. Elbette örgütlü işçiler için bu kolaylıkla aşılabilecek bir durumdu. Fakat örgütsüz, moralsiz ve sendikalara güvensiz işçiler için eyleme katılamamanın gerekçesi oldu.

Sendika bürokrasilerinin sözde genel grevinde iş bırakanların bir kesimi de yürüyüşe katılmak ya da iş yerinde grev gözcüsü olarak beklemek yerine, evlerine veya kahvehanelere gitmeyi tercih ettiler. Bu durum, işçilerin bir kesiminin grevin ne olduğunu bile bilmediklerini gösteriyordu. Nasıl bileceklerdi ki? Bugüne kadar ne sendikalarında herhangi bir sınıfsal eğitim görmüşlerdi ne de sendika bürokratlarının talimatları dışında bir sendikal faaliyet!

Sonuç olarak 4 Şubat “genel grevi”, işçi sınıfının gövde gösterisi olacakken, tam tersine işçi sınıfının ne kadar örgütsüz, moralsiz ve perspektifsiz olduğunu gösterdi. Sendikaların ve küçük burjuva sosyalisti partilerin “dostlar alışverişte görsün” mantığıyla gerçekleştirdiği, işçi sınıfını seferber edemediği / etmediği bu tür mitingler işçi sınıfının gücünü değil, şu anki güçsüzlüğünü gösteriyor. İşçi sınıfının kendisini bütün bu oluşumların boyunduruğundan kurtarması ve sınıf mücadelesine atılması için kendi örgütünü oluşturması gerekiyor. Aksi takdirde aynı oyun devam edecek; kaybeden yine işçiler olacak, bu örgütler ise “biz görevimizi yaptık” edasıyla yollarına devam edeceklerdir.

Sendikaların son “genel grev” sahtekârlığı, onların ve onların kuyruğundaki küçük burjuva sosyalistlerinin bugüne kadar oynadıkları haince rolün nasıl bir felakete yol açtığını göstermektedir. İşçi sınıfı, bu son eylemde sergilenen çaresizliği aşmanın yolunun, kendisini kapitalist sömürüye mahkûm eden sendikaların kıskacını kırmaktan geçtiğinin farkında. Ama bu kıskacı kırmak için, öncelikle Marksistlerin her zamankinden daha kararlı bir şekilde gerçekleri açıklamayı sürdürmesi ve işçi sınıfını sosyalizmin programına kazanması gerekiyor. Enternasyonalist ve sosyalist bir programla donanmamış işçi sınıfının bir hiç olduğu gerçeği, sendika bürokratlarının attıkları her adımda daha fazla açığa çıkmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir