2017 Fransa seçimleri: NPA Sol Cephe’nin popülizmini niçin eleştiriyor?

ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesiyle ve Fransa’da Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Sosyalist Parti’sinin (PS) halkın gözünden düşmesiyle tetiklenen uluslararası krizin ortasında, onlarca yıldır PS’nin yörüngesinde dolaşmış olan küçük-burjuva partiler arasında keskin siyasi bölünmeler ortaya çıkıyor. Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA), İsyancı Fransa hareketinin cumhurbaşkanı adayı olan Sol Cephe lideri Jean-Luc Mélenchon’un popülizmini eleştiriyor.

 

NPA, 11 Şubat’ta yayınlanan “Mélenchon’un kampanyası: Fransız solunu popülizm etrafında yeniden yönlendirme girişimi mi?” başlıklı makalesinde, Mélenchon’un 2017 seçim kampanyasına saldırıyor. NPA, bu, “Mélenchon ‘sol nüfus’un yönelimsizliğine onun popülizme yönlendirilmesini önererek yanıt vermeye çalıştığı ölçüde, temellere ilişkin derin dönüşümlerle el ele gidiyor.” diye yazıyor.

 

NPA, Mélenchon’un 2017 kampanyası, “işçi hareketinin yönelimlerinin basit bir güncelleştirilmesini oluşturmamakta, ama aslında Fransız solunun tarihiyle büyük bir kopuş yönünde bir plandan meydana gelmektedir.” diye ekliyor. NPA, Mélenchon, “kendisi ile işçi hareketinin gelenekleri arasına mesafe koymaya” çalışıyor ve “Fransız solunun eski sembollerinin bu şekilde reddedilmesi, işçi hareketinin gelenekleriyle kökten bir kopuşa işaret eder.” diye yazıyor. NPA, “sömürü”, “kar,” “kapitalizm” ve “sosyalizm” gibi sözcüklerin Mélenchon’un 2017 programında görünmediğini belirtiyor.

 

NPA’nın, onlarca yıldır yakın bir şekilde çalıştığı partileri içeren Sol Cephe’nin önderi Mélenchon’a yönelik eleştirileri, siyasi açıdan sahtedir. Mélenchon’un kapitalist mülkiyetin savunucusu olduğundan şüphe duyulamaz. O, ilk kez 2014’te yayınlanan The Era of the People (Halk Devri) kitabında, sosyalizmin, işçi sınıfının ve solun sonunu ilan etmiş ve PS’nin krizine verilecek yanıtın PS’ye karşı olan solcu bir hareketi yeniden inşa etmeye çalışmak olmadığında ısrar ederek, popülist bir ulusalcılığı savunmuştu.

 

Bununla birlikte, NPA, en az Mélenchon kadar işçi sınıfının devrimci rolünü ve sosyalizm uğruna devrimci enternasyonalist bir mücadeleyi reddetmektedir. Gerçekte, onun sözcüsü ve eski cumhurbaşkanı adayı, anarko-liberter sempatileri iyi bilinen Olivier Besancenot, söylendiğine göre, Aubervilliers’daki 1998 kongresinde, sosyalizm uğruna mücadelenin ötesine geçme çağrısı yaptığı için parti önderliğinin dikkatini çekmişti.

 

Her ikisi de Mayıs-Haziran 1968 genel grevinden sonra gelişen orta sınıf öğrenci hareketinden doğan NPA önderliği ve Mélenchon, işçileri veya sosyalizmi temsil etmemektedir. 1968’in ardından, her ikisi de, NATO’yu ve Avrupa Birliği’ni (AB) savunan ve işçi sınıfına karşı sert bir kemer sıkma sürdüren gerici bir parti olan yeni kurulmuş PS’ye yönelmişti.

 

NPA şimdi Mélenchon’u eleştiriyorsa, bunun nedeni, NPA’nın Mélenchon’la özellikle dış politika konusunda önemli taktik farklılıklara sahip olmasıdır. NPA, Mélenchon’un açıkça Marksizm karşıtı görüşlerinin, NPA’nın dahil olduğu PS’nin tüm çevresini, soldan ve işçi sınıfının bakış açısından gelen saldırılara maruz bırakmasından korkmaktadır.

 

Bununla birlikte, NPA, klasik Marksizmin merkezi devrimci gücü olan uluslararası işçi sınıfını reddettiğini saklamamaktadır.

 

Sorbonne Üniversitesi profesörü ve NPA üyesi Razmig Keucheyan, Stalinist bürokrasinin Sovyetler Birliği’ni 1991’de tasfiye etmesinden bu yana postmodernist ve anarşist felsefenin evrimini inceleyen 2013 tarihli Left Hemisphere (Sol Yarımküre) adlı kitabında, şöyle yazmıştı: “Mevcut dünya, bütün gürültüsüyle, klasik Marksizmin ortaya çıktığı dünyayı andırıyor. Ancak, diğer taraftan, her şeyden önce açıkça tanımlanmış ‘kurtuluş öznesi’nin yokluğu nedeniyle, oldukça farklı. Geçtiğimiz yüzyılın başlarındaki bir Marksist, faaliyetlerinin o zamanlar kapitalizmin nihai krizi olarak sunulan şeyin üstesinden geleceği varsayılanların sıklıkla önderlik ettiği güçlü işçi örgütlerine bel bağlayabiliyordu. Şu anda buna benzer hiçbir şey yok; muhtemelen yakın gelecekte de var olmayacak.”

 

NPA’nın 2009’daki kuruluşunun altında, böylesi işçi sınıfı karşıtı kavrayışlar bulunmaktadır. NPA’nın öncülü Devrimci Komünist Birlik (LCR) ise, PS ile ittifak ve Troçkizm ile sürdürdüğü her türlü sembolik ilişkinin açıkça reddedilmesi temelinde kendisini tasfiye etmişti.

 

2009’da, LCR’nin NPA kuruluş kongresi platformu, şunu belirtiyordu: “NPA, Troçkizm ile özgün bir ilişkiyi değil; son iki yüzyıl boyunca sistemle her şekilde karşı karşıya gelenler ile sürekliliği ileri sürer. NPA, çoğulcu ve demokratik bir partidir. Toplumsal hareketlerin, küreselleşme karşıtı solun, siyasi ekolojinin çeşitli bileşenlerinden yoldaşların, PS ile PCF’den, anarşist hareketten, devrimci soldan yoldaşların katılımı [oldu]. NPA, yumuşak başlı olmaksızın, kendisini daha da açarak kazanmak için her şeye sahiptir.”

 

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) o sırada belirttiği gibi, bu duruş, NPA’nın, PS’nin ve Fransız emperyalizminin yörüngesine tam entegrasyonunu kolaylaştırmak için tasarlanmıştı. WSWS, şöyle yazıyordu: “Doğrusu, LCR’nin kendisini tasfiye etmesindeki asıl hedef, Troçki’nin, işçi sınıfının tam siyasi bağımsızlığında, devrimci enternasyonalizmde ısrara ve burjuva devletle, Stalinist/sosyal demokrat bürokrasilerle ve burjuva ulusalcılığının ve küçük-burjuva radikalizminin tüm çeşitleriyle işbirliğine uzlaşmaz bir muhalefete dayanan siyasi mirasıdır.”

 

Bu değerlendirme, o zamandan beri, NPA’nın emperyalizm yanlısı politikaları eliyle çarpıcı biçimde doğrulanmıştır. Bu parti, CIA ve El Kaide bağlantılı İslamcı muhalefet milislerini devrimciler olarak destekleyerek, Libya’daki ve Suriye’deki ABD-NATO savaşlarını demokrasi savaşları olarak selamlamıştır. Mélenchon gibi NPA da, devlet okullarında başörtüsüne ve kamusal alanda burkaya yönelik gerici yasakları destekleyerek, Fransa’da Müslüman karşıtı histerinin yükseltilmesine yardım etti. Yine Mélenchon gibi NPA da, 2012 yılında coşkuyla ve koşulsuz şartsız Hollande’a oy verilmesi çağrısı yapmıştı.

 

Hem NPA hem de Mélenchon, Syriza’yı, Ocak 2015’te Yunanistan’da iktidara geldiğinde, AB ile mücadele eden solcu bir hükümet olarak sunarak göklere çıkardı. Bunun, siyasi bir sahtekarlık olduğu altı aydan kısa bir süre içinde ortaya çıktı: Syriza, vahşi kemer sıkma önlemleri ve sosyal harcamalarda devasa kesintiler dayatarak, AB’ye teslim oldu.

 

NPA ile Mélenchon’u ayıran şey, her ikisinin de desteklediği gerici, işçi sınıfı karşıtı politikalara yönelik tutumları değil, özellikle dış politika (Fransız emperyalizminin ve NATO’nun politikalarının nasıl ilerletileceği ve ambalajlanacağı) üzerine taktiksel ayrımlardır.

 

Bu ayrımlar, en açık şekilde, NPA ve PS hükümeti Kiev’de faşistlerin önderliğinde Şubat 2014’te gerçekleşen darbeyi bir “demokrasi” ayaklanması olarak destekleyip Ukrayna’daki ABD-NATO müdahalesinin yanında yer aldığı zaman ortaya çıktı. NPA’nın Rus fikirdaşları olan Rusya Sosyalist Hareketi (RSM), Musevi Soykırımı’na katılmış olan Nazi SS birliklerini açıkça yücelten Svoboda’yı ve Sağ Sektör’ü kapsayan Maidan’daki aşırı sağcı güçlerle birlikte çalışmayı bile önermişti.

 

O dönem, NPA, Nazi yanlısı Sağ Sektörü demokrasi yanlısı devrimciler olarak öven RSM üyesi Ilya Budraitskis’ten olay yeri haberleri yayınlıyordu. Budraitskis, şöyle yazmıştı: “Sağ Sektör’ün aşırı sağcı ‘ulusal diktatörlük’ yandaşları olmaksızın, ‘devrimin karargahı’na dönüştürülmüş Hrushevskoho’da ya da işgal edilmiş bakanlıklarda hiçbir barikat olmayacaktı.”

 

Bununla birlikte, Mélenchon, darbeyi Fransız emperyalizminin Rusya ile geleneksel ilişkilerine karşı gören neo-faşist Ulusal Cephe’den (FN) Marine Le Pen gibi diğer Fransız burjuva politikacılarıyla aynı doğrultuda, NATO’nun Ukrayna’daki müdahalesiyle arasına mesafe koydu. Mélenchon, Rusya, “Neo-Nazilerin tahakküm ettiği [Ukrayna’daki] darbeci ve maceracı hükümete karşı koruyucu önlemler” alma hakkı sahip, demişti.

 

İzleyen aylarda, geleneksel olarak Sol Cephe yanlısı olan ekonomist Jacques Sapir gibi Mélenchon’un çevresindeki güçler, Mélenchon, Sol Cephe ve FN arasında ittifak çağrısı yapmaya başladı. Bu, Sol Cephe’nin ve onun en büyük bileşeni olan Stalinist Fransa Komünist Partisi’nin (PCF) daha da sağa yönelmesinin zeminini hazırladı. Stalinist Genel İşçi Konfederasyonu, geçtiğimiz yıl PS’nin işçi sınıfı karşıtı iş yasasına karşı protestoların ortasında, FN bağlantılı polis sendikalarının protestolarına ve Calais’teki sığınmacı kampları çevresinde düzenlenen göçmen karşıtı yürüyüşlere katıldı.

 

NATO ve Trump yönetimi içinde Rusya’ya yönelik izlenecek politikanın ne olduğu üzerine bölünmelerin patlak verdiği ve FN’nin Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iktidarın eşiğinde durmaya devam ettiği sırada, NPA’nin Mélenchon’u eleştirmesi tesadüf değildir.

 

NPA’nın eleştirileri, egemen sınıf ve NPA’nın da ayrılmaz bir parçası olduğu siyaset kurumu içinde şiddetle devam eden, küresel savaş politikası ve hangi partinin Fransa’yı yönetmesi gerektiği üzerine çok daha kapsamlı bir tartışmayı yansıtmaktadır. Bununla birlikte, NPA’nın, Marksizme ve işçi sınıfına su katılmadık düşmanlık bakımından Mélenchon’dan öğreneceği hiçbir şey kalmamıştır.

 

14 Şubat 2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir