Washington Suriye’deki savaşı ilerletmek için açlığa başvuruyor

Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Britanya, Perşembe günü, Suriye’nin kuşatma altındaki bölgelerine insanı yardım sevkiyatını güvenceye almak için “acil eylem” baskısı yapmak üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı. Halen Suriye’yi bombalamakta olan üç emperyalist gücün sözümona samimi insani endişeleri, Suriye’nin güneybatısındaki Madaya kasabasında iddia edilen açlık üzerine birlikte planlanmış bir propaganda kampanyasının ortasında geldi.

Suriye’nin çoğunu yağmalamış olan El Kaide bağlantılı milislere para ve silah desteğinin asli kaynaklarından biri olan Katar monarşisinin kontrol ettiği haber ajansı Al Jazeera kaynaklı Madaya’nın yakarışı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın iddia edilen zalimliğinin kanıtı olarak dünya medyasında fazlasıyla tutuldu. New York Times, Cuma günü, kasabadaki koşullar üzerine, “bağımsız olarak doğrulanamadı”ğını söylediği söylentilere dayanan bir baş sayfa haberi yayınladı.

ABD emperyalizmi ve onun Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar’ı kapsayan bölgesel müttefiklerinin kışkırttığı ve hazırladığı dört yılı aşkın bir mezhepsel iç savaşın ardından Suriye’nin birçok yerinde olduğu gibi, Malaya’daki koşulların da vahim olduğundan şüphe duymak için hiçbir sebep yok. En az 4,5 milyon Suriyeli, savaş hatlarıyla ülkenin geri kalanından koparılan bölgelerde bulunuyor.

Ancak Malaya’nın uluslararası ilginin odağı olmasının nedeni, buranın Lübnanlı Hizbullah milisleri ile birlikte Suriye hükümet güçleri tarafından kuşatılmış olmasıdır. Kasaba, Lübnan sınırına bitişik ve başkent Şam’a 40 kilometreden daha yakın stratejik bir kavşakta bulunuyor.

Başka yerlerden alınan açlık çeken insan fotoğraflarının kullanımı dahil olmak üzere, Madaya’daki koşullar üzerine kışkırtılmakta olan uluslararası sansasyon içinde, kasabanın büyük ölçüde El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi ve benzer bir Selefi cihatçı milis gücü Ahrar el Şam tarafından kontrol edildiği gerçeğine çok az dikkat veriliyor.

Kasabadaki açlık koşulları rutin bir şekilde hükümet kuşatmasına bağlanırken, kasaba sakinleri, gıda arzının, bunları operasyonlarını finanse etmek için fahiş fiyatlara satan El Kaide bağlantılı grupların tekeli altına alınmış olduğunu bildirdiler. 18 Ekim’de, Uluslararası Kızılhaç Komitesi, hükümetin kasabaya insani erişimi engellemek için hiçbir şey yapmamasıyla, Madaya’ya iki aylık gıda malzemesi teslim etmişti. Çoğu insanın açlıkla yüz yüze olması, ABD destekli “asiler”in yardım sevkiyatını yağmalamasına dayandırılabilir.

Emperyalist güçler ve onların medyadaki suç ortakları bütün gözleri Madaya’ya çevirirken, 2011’den beri ABD destekli “asiler”in saldırısı altında bulunan ve geçtiğimiz Mart’tan bu yan tam bir kuşatma altında olan kuzeybatıdaki İdlib vilayetinin çoğunluğu Şii Kefraya ve al-Foua kasabalarındaki eğer daha kötü değilse aynı derecede vahim koşulları bütünüyle görmezden geldiler. İkmal malzemelerinden mahrum edilen ve sürekli saldırı altında olan kasaba, 1.700 sivilin katledilmesine tanık oldu.

Emperyalist güçlerin, vekil güçlerinin kuşatması altında bulunan halklar arasındaki açlığa ve ızdıraba yönelik kayıtsızlığı, açlık yakarışının, sadece, bir tür insani müdahale gibi bir rejim değişikliği savaşını destekleme yönünde yeni bir girişim olduğunu göstermektedir.

Bugün, 1991’de Irak’a karşı birinci Körfez Savaşı’nın başlamasının 25. yıldönümüne işaret ediyor. O zamanlar, şimdi olduğu gibi, Ortadoğu’yu ve onun stratejik petrol kaynaklarını kontrol etme yönünde bir yağmacı savaşı haklı göstermek için ABD hükümeti tarafından sahte bahaneler piyasaya sürüldü ve bunlar, şirket medyası tarafından tekrarlanıp genişletildi. Bu bağlamda, bölgedeki kesintisiz Amerikan militarizminin çeyrek yüzyılı boyunca çok az şey değişmiştir.

1991 yılında, kamuoyuna, yağmacı Irak askerlerinin, Kuveytli bebekleri kuvözlerin dışına çıkardığı ve cihazları Irak’a geri yollamak için onları ölüme terk ettiği söylendiği unutulmamalıdır. Gözü yaşlı bir gönüllü hemşire, Alman askerlerinin süngü pratiği yapmak için Belçikalı bebekleri kullandığı hakkındaki I. Dünya Savaşı propagandasını tekrarlıyor gibi görünen bu mezalimi doğrulamak için Capitol Hill’e [Washington’da yönetim binalarının bulunduğu tepe –ç.n.] getirildi.

“Hemşire”nin, gerçekte, ABD’nin Kuveyt büyükelçisinin kızı ve petrol şeyhliğinin kraliyet ailesinin bir mensubu olduğu ve kuvöz hikayesinin başından sonuna kadar bir propaganda aldatmacası olduğu, ABD istilasından ancak epey sonra ortaya çıkmıştı.

İlerleyen yıllarda, ABD, Irak’a, gerçek açlıktan ölümlere ve önü alınamayan hastalıklara yol açan merhametsiz yaptırımlar uyguladı. Bazı tahminlere göre, yaptırımlar, emperyalist ablukadan kaynaklanan gıda, ilaç ve temiz su yoksunluğu nedeniyle en az 500.000 Iraklı çocuğun ölümüne yol açtı. 1996’da bir televizyon röportajında bu dehşet verici ölü sayısıyla karşılaşan, dönemin ABD Birleşmiş Milletler elçisi olan ve yakında dışişleri bakanı olacak olan Madeleine Albright, “Karşılığın buna değer olduğunu düşüyoruz.” yanıtını vermişti.

Şimdi, Suriye hükümetinin açlığı bir silah olarak kullandığı iddiası üzerine timsah gözyaşları döken aynı hükümettir.

ABD, o zamandan beri, Irak’ın işgalinde bir milyonu aşkın insanı yok etmiş, ABD-NATO’nun Libya’da Muammer Kaddafi’yi devirme savaşında on binlerce insanı öldürmüş ve geride tahminen 260.000 ölü bırakan ve ülke nüfusunun yarısını yerinden yurdundan eden Suriye’deki savaşı organize etmiştir. Bu müdahaleler, her üç ülkeyi ve onların sosyal altyapılarını bir çöküş durumuna sokmuştur.

ABD egemen oligarşisinin Ortadoğu ve tüm gezegen üzerinde egemenliğini dayatma yönündeki militarist girişimlerinin pervasızlığı ve gaddarlığı, onun, bizzat ABD içindeki, ülkenin sanayi altyapısını parçalayan, işçi sınıfının işlerini ve yaşam standartlarını tahrip eden ve ülke servetinin büyük kısmını bir avuç mali asalağa akıtan yıkıcı rolüyle el ele gitmektedir.

Ne Suriye’deki rejim değişikliği savaşının tırmanması ne de bunun sonucunda Esad’ın devrilmesi, Amerikan kapitalizmini çözümsüz krizinden çıkaracak. Krizi hem içeride hem de dışarıda yoğunlaştıran ve insanlığı bir küresel çatışmanın hiç olmadığı kadar yakınına getiren Amerikan militarizminin sonu gelmeyen patlaması, yalnızca daha ölümcül ve daha yıkıcı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir