Türkiye’deki maden felaketi: Hükümete olan öfke artıyor

Soma’daki maden felaketinin kurbanları için toplu cenaze törenleri başlarken, Erdoğan hükümetine karşı öfke artıyor. Çok sayıda insan tarafından “cinayet” ya da “katliam” olarak adlandırılan kaza, uluslararası düzeyde alkışlanan Türkiye’deki ekonomik büyümenin ardındaki kirli gerçeği, işçi sınıfının acımasız sömürüsünü gözler önüne serdi.

Soma’da, madende mahsur madencileri canlı bulma umudu neredeyse ortadan kalktı. Resmi ölü sayısı 282 ama bu 400’e kadar ulaşabilir.

Türkiye’nin en büyük işçi sendikaları konfederasyonu TÜRK-İŞ ile onun rakipleri DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) ve KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), kitlesel öfkenin kontrol dışına çıkmasını önlemek için, Perşembe günü protesto ve iş bırakma çağrısı yapmak zorunda kaldı.

DİSK ile KESK tarafından yapılan ve TMMOB (Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği) ile TTB (Türk Tabipler Birliği) tarafından da imzalanan ortak açıklamada şöyle deniyordu: “İşçi sağlığı ve güvenliğinin tamamen bir maliyet unsuru olarak görüldüğü ve maksimum kârı elde etmek için en acımasız üretim süreçlerinde çalışmak zorunda bırakılan Soma’daki yüzlerce işçi kardeşimiz başından beri ölüme terk edilmişlerdir. Özelleştirme, taşeronlaştırma politikalarını sürdürenler, maliyet düşürmek için işçilerin hayatına kast edenler, onlara cesaret verenler, daha önceki madenci katliamlarını sözleriyle ve icraatlarıyla aklayanlar, iş güvenliği yasasıyla işyerlerindeki denetimleri bile özelleştirenler Soma katliamının failidir ve hesap vermelidir.”

Bununla birlikte, sendikalar, protestoları olabildiğince sönük tutmaya çalıştılar. DİSK ve KESK, sadece, yas sembolü olarak siyah elbiseler giyme ve siyah kurdele takma, üç dakika saygı duruşu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müdürlükleri’ne yürüme çağrısı yaptı.

Soma’nın yalnızca 130 kilometre güneybatısındaki İzmir’de, Çarşamba günü, 20.000 işçi, 24 saatlik bir grevin parçası olarak, felaketten sorumlu olanlara karşı gösteri yaptı. Polis, göstericilere göz yaşartıcı gaz ve basınçlı su ile saldırdı. DİSK Genel Başkanı Kani Beko hastaneye kaldırıldı.

Bir gün önce, İstanbul’da ve Ankara’da, protestolar ve kolluk kuvvetleriyle şiddetli çatışmalar yaşanmıştı; Mersin ve Antalya’da da gösteriler düzenlenmişti.

İstanbul’da, binlerce insan, “Kaza değil, kader değil; cinayet!” ve “Kalbimiz Soma’da yanıyor” yazılı pankartlarla polisin basınçlı su püskürtme araçlarının önünde oturma eylemleri yaptı. Polis, protestocuların, Başbakan Erdoğan’a karşı geçtiğimiz yıl ardı ardına şiddetli protestoların düzenlendiği Taksim Meydanı’na yürümesini engelledi. Boğaz’ın Asya yakasındaki Kadıköy ilçesinde, göstericiler, “İş kazası değil cinayet” ve “Madenciler ölmedi öldürüldü” sloganları attılar.

Ankara’da, çeşitli sendikalara üye bin dolayında insan Çalışma Bakanlığı’na yürümek üzere toplandı ve “Soma’nın ateşi AKP’yi yakacak” ve “Katil AKP” sloganları attı.

Soma’da, sevdikleri hakkında bilgi almaya çalışan binlerce maden işçisi ve aile üyeleri hastanenin dışında toplandı. Erdoğan işletmeyi ziyarete geldiğinde, Somalılar onu “katil” ve “hırsız” diye suçladı ve makam aracına taş attı. Başbakan, geçici olarak bir markete sığındı.

Kurbanların ailelerini kızdıran bir diğer gelişme, Erdoğan’ın herhangi bir sorumluluk kabul etmemesi oldu. Erdoğan, basına yaptığı açıklamada, sinik bir şekilde, “Biz bu tür ocaklarda, madenlerde olanları lütfen buralarda hiç bu tür olaylar olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeyler… Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey madenlerde yok.” demişti.

Erdoğan’ın danışmanlarından Yusuf Yerkel, polis tarafından yere yatırılmış bir göstericiye ardı ardına tekmeler atarken videoya kaydedildi.

Erdoğan’ın ve onun etrafındakilerin yüzlerce madencinin ölümü karşısındaki küstahlığı bir rastlantı değildir. Kolayca önlenebilecek olan bu felaketin hem siyasi hem de doğrudan sorumluluğu hükümete aittir.

AKP hükümeti, yabancı yatırımcıları çekmek ve kendi siyasi tabanını zenginleştirmek için, açlık sınırındaki ücretlerle ve en temel güvenlik önlemlerinin alınmadığı koşullar altında çalıştırılan işçilerin sömürülmesini teşvik etmektedir. Soma’da yaşanan türde yangın felaketlerini önlemenin teknik araçları uzun süredir var ama bunlar, özel maden işletmecileri tarafından çok pahalı bulunuyor.

Madeni Türkiye Kömür İşletmeleri’nden 2005’te devralan Soma Kömür’ün yönetim kurulu başkanı, iki yıl önce, şirketinin ton başına kömür çıkartma maliyetini 130 dolardan 23,80 dolara indirmiş olmakla övünüyordu. Çok sayıda maden işçisi, taşeronlar tarafından, yeraltındaki bu yıpratıcı iş için ayda 800 ile 1.300 TL. karşılığında çalıştırılıyor. Bu, 260 – 435 Avro’ya denk düşüyor ve ancak yaşamı zar zor sürdürmeye yetiyor. Bu yüzden, madencilerin çoğu ağır borç içinde.

Maden işletmesinin ana şirketi olan Soma Holding Maden İşletmeleri Genel Müdürü, Erdoğan önderliğindeki AKP ile sıkı ilişkiler içinde. Onun genel müdürünün eşi Melike Doğru, AKP’den Manisa Belediyesi Meclisi üyesi. Soma Madencilik, aynı zamanda, AKP’nin son yerel seçimlerde yoksulların oylarını almak için dağıttığı ücretsiz kömürü de sağladı.

Soma Holding, madencilik sektöründen elde ettiği karları İstanbul’un lüks inşaat ve gayrımenkul piyasasına yatırıyor. O, 2006’dan bu yana, İstanbul’da iki büyük inşaat projesini (Maslak’taki Spine Tower ve Kartal’da bir alışveriş merkezi) gerçekleştiren inşaat şirketi Tilaga’yı işletiyor.

AKP hükümeti, özel şirketlerin, üretilen kömürün paylaşılması biçiminde ödenen son derece karlı bir harç karşılığında devlete ait madenleri devralmasını sağlayan yasal zemini oluşturmuş durumda. Hükümet, bu şirketleri, güvenlik kurallarına ilişkin devlet incelemeleri karşısında da öylesine koruyor ki, bu tür incelemeler yapılmıyor bile.

Türkiye, ILO’nun, madenlerdeki asgari güvenlik standartlarını belirleyen ve tarihi 1995’e kadar giden güvenliğe ve sağlık koşullarına ilişkin sözleşmesini hala imzalamış değil. Türk madenciliği, milyon ton başına ortalama 7,22 ölümle dünyadaki en tehlikelilerden biri. Milyon ton başına ortalama işçi ölümü, Çin’de 1.27, ABD’de ise 0,02.

AKP’li milletvekilleri, Nisan ayının sonunda, muhalefet partilerinin, yalnızca iki hafta sonra bu felaketin gerçekleştiği Soma madenindeki güvenlik koşullarını denetleme talebini reddetmişlerdi.

Erdoğan, Soma’da basından gelen sorular karşısında, muhalif politikacıların yalnızca gündemi değiştirmekle ilgilenmiş olduğunu ve [sözkonusu talepte] Soma’dan söz edilmediğini iddia etti. Bununla birlikte, resmi tutanaklara bakıldığında, önergede 38 kez Soma’dan söz edildiği görülüyor. Bir CHP milletvekili, yaptığı açıklamada, “Biz Soma’daki madende gerçekleşen iş kazalarının ve ölümlerin nedenlerini araştırmak üzere bir inceleme komisyonu oluşturulmasını talep ediyoruz” demişti.

Bununla birlikte, Kemalist CHP ve diğer muhalefet partileri tarafından bu konuda hükümete yönelen eleştiriler son derece sönük. Onlar da işçi sınıfının acımasız sömürüsünü savunuyor ve devrimci bir isyandan korkuyorlar.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu yüzden, “Soğukkanlılıkla olayı araştırmamız gerekiyor” demişti.

Soma madenindeki ürkütücü can kayıpları, vahşi çalışma koşullarını ve madencilerin ve diğer işçilerin düşük ücretlerini değiştirmeyecek. Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’nden Erdoğan Kaymakçı, Al Monitor web sitesindeki yorumunda, “Madenler özelleştirildiğinde ya da taşerona devredildiğinde, onların asıl kaygısı yalnızca daha fazla kar olduğu için, madencilerin sağlığı ve mutluluğu ikinci plana atıldı.” diyor.

Onlar, boşuna, yetkilileri defalarca çalışma standartlarını iyileştirme konusunda ikna etmeye çalıştılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir