Soma, Zonguldak, Maraş, Şırnak…

Geçtiğimiz ay Soma Holding’e ait maden ocağında meydana gelen ve resmi açıklamaya göre 301 işçinin öldüğü bir katliama dönüşen maden felaketinin ardından, madenlerde iş cinayetleri hız kesmeden devam ediyor. Hükümet temsilcileri, madenciler lehine yasal düzenlemeler yapacaklarını söyleyedursun, bizzat hükümetin göz yumduğu yasadışı çalışma koşulları varlığını sürdürüyor. AKP hükümeti, tepkileri önlemek için, maden işçilerine dönük ufak iyileştirmelerin bulunduğu bir düzenleme eşliğinde, taşeron sistemini kaldırmak bir yana, daha da genelleştirme hesapları yapıyor.

Son on yılda, her yıl yaklaşık 1.500 işçinin iş cinayetine kurban gittiği, dünya ölçeğinde çıkarılan ton başına en çok madencinin öldüğü Türkiye’de, madenlerde gerçekleşen ölümlü iş kazalarının tamamından haberdar olunması da mümkün değil. Çünkü birçok ocak kaçak olarak çalıştırılıyor.

Soma’daki katliamın arından, aynı günlerde Zonguldak Kilimli’deki kaçak kömür ocağındaki göçükte bir işçi ölürken, Maraş’taki Afşin Elbistan Linyit İşletmeleri’nde çalışan bir taşeron işçisi de bant yoluna sıkışarak hayatını kaybetti.

Hükümetin madenlerdeki çalışma koşullarına ilişkin göstermelik düzenlemelere gideceğini açıkladığı ve denetimleri sıkılaştırdığı iddialarının sahteliği, Zonguldak ve Maraş’ın ardından Şırnak’ta ardı ardına gerçekleşen iş cinayetleriyle ortaya çıktı. Şırnak’a bağlı Avka Masiya köyündeki kömür ocağında, yerin 100 metre altında gerçekleşen göçükte bir işçi ölürken, 7 işçi yaralı olarak kurtuldu. Bunu 11 Haziran’da Banîye Gilindor köyündeki ocakta, gaz sıkışması nedeniyle gerçekleşen göçükte 3 işçinin zehirlenerek ölmesi takip etti. Madenci yakınları, göçüğün ardından hemen 112’ye ve AFAD’a haber verdiklerini, kurtarma ekiplerinin 3 saat sonra madene geldiklerini, AFAD ekibinin gaz maskelerinin yırtık olması nedeniyle ocağa inmediğini ve göçükteki işçileri kendilerinin çıkardığını ifade ediyorlar.

Bir göçük durumunda içeride yaşamalarını sağlayacak hiçbir donanıma sahip olmayan madenciler, sözde kurtarma ekibinin hiçbir şey yapmaması sonucu ölüme terkedildiler. Tüm bunlar Soma’daki katliamın üzerinden henüz bir ay geçmeden gerçekleşmiştir!

Şırnak’taki her iki iş cinayetinin ardından, cinayetlerde şirket ve hükümetle birlikte sorumluluğu bulunan vali ise kaçak çalışmadan yakınıyordu! İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine uyulmadığı gerekçesiyle üretimin durdurulduğuna ilişkin tabelayı madenlerin girişine koyan İl Özel İdaresi ve valilik, elbette bu madenlerin kaçak olarak çalıştırıldığını biliyordu. Zonguldak’ta ve diğer maden bölgelerinde olduğu gibi burada da kaçak ocaklara gözyuman hükümet ve valilikler, hiçbir işçi sağlığı ve iş güvenliği önleminin mevcut olmadığı madenlerde işçilerin kölelik koşullarında çalıştırılabilmesini sağlamaktadır. Şirketlerle kurulan bu işbirliği sonucunda, Soma’da olduğu gibi, Şırnak’ta da devlet ve hükümet temsilcilerinin, çıkartılan kömürün TKİ’ye satılmasını sağlayarak, üretimden pay aldıkları işçiler tarafından ileri sürülüyor.

Bu koşullar, başbakanın bugünle kıyasladığı 1800’lerin maden ocaklarındaki çalışma koşullarından -belki de binlerce yıl önce, madenciliğin başlangıcındaki koşullardan- farklı değil. Şırnak’taki madenlerle ilgili görüntüler bu durumu çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

Hükümetin, taşeron sistemini tamamen egemen kılma, özel istihdam büroları ve bölgesel asgari ücret düzenlemeleri mevcut kapitalist sömürü koşullarını yasal bir çerçeveye kavuşturma çabasının bir ifadesidir. Türkiye’yi bölgenin, Kürt illerini de Türkiye’nin ucuz emek platformu yapmak isteyen egemen sınıf, bu konuda, Meclis’teki tüm partilerin ve sendikaların desteğini almaktadır. Kölece çalışma koşulları ve iş cinayetlerine karşı, işçi sınıfının, kapitalist sömürünün devamı ve ağırlaştırılmasından yana olan tüm bu örgütlerden kopmasının ve mevcut sisteme son vermek üzere kendi sınıf birliğini oluşturmasının dışında bir çözüm bulunmuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir