Şirketlerle ulusal birlik değil, işçi sınıfının uluslararası birliği için!

Paylaş

Avrupa genelindeki işçiler, sendikaların onları çelik şirketlerine yedekleme çabasını reddetmeli ve işleri savunmak için uluslararası sınıf kardeşleriyle birlikte birleşik bir mücadeleye girişmelidir.

15 Şubat’ta, Brüksel, tiksindirici bir manzaraya tanık oldu: 17 Avrupa ülkesinden çelik sendikaları ve patron dernekleri, Avrupa Birliği Komisyonu makamında bir araya geldi ve Çin’e karşı ticaret savaşı önlemleri talep etti. Bu manzara, o zamandan beri, ulusal düzeyde tekrarlanmıştır.

Tata Steel’in geri çekilmesinin çelik sanayisinde ve tedarikçi sektörlerde 40.000 işi tehlikeye attığı Britanya’da, sendikalar ve İşçi Partisi, Britanya’da yatırım yapan şirketlerin uluslararası rakiplerine karşı güçlendirilmesi için korumacı önlemler ve vergi sübvansiyonları çağrısı yapıyor. Aynı zamanda, sendikalar ve hükümet, 130.000 eski ve mevcut çelik işçisinin emeklilik maaşlarının yanı sıra işleri ve ücretleri kırıp geçirecek sosyal tavizleri pazarlık ediyor.

Almanya’da, IG Metall sendikası, 11 Nisan için, üst düzey sendika görevlilerinin, iş konseyi önderlerinin, hükümet üyelerinin ve çelik patronlarının konuşacağı birkaç miting çağrısında bulundu. Brüksel’de olduğu gibi, Çin’e karşı cezalandırıcı önlem talepleri, vergi muafiyetleri ve çevresel korumaların gevşetilmesi merkezi odak noktalarıdır.

Avrupalı patronlar ve sendikalar Çin’e yönelik saldırılarında birleşirken, Avrupa içinde tek tek çelik tesisleri arasında da şiddetli bir mücadele sürüyor. ThyssenKrupp’ın ve Tata Steel’in Avrupa operasyonlarının piyasa lideri Arcelor Mittal’e meydan okumak için birleşmesi yönünde görüşmeler devam ediyor. Bunun yerine, iki büyük Alman çelik üreticisi ThyssenKrupp ve Salzgitter, bir Alman çelik devi olarak da birleşebilir.

Her iki durumda da, toplu işten çıkarmalar ve fabrikaların kapanması, kaçınılmaz sonuç olacaktır. Sendikalar, daha önceki şirket birleşmelerinde olduğu gibi, ücretlerin ve çalışma koşullarının en kötüsüne doğru bir yarış başlatarak, farklı tesislerdeki işçileri birbirleriyle karşı karşıya getirecektir.

Sendikaların çelik şirketleriyle ulusalcı güç birliği yapması, her açıdan gericidir:

  • Bu, tek bir işi bile kurtarmayacak, ama daha fazla işten çıkarma, ücret azaltma ve yan ödeme kesintisi üretmeye hizmet edecektir.
  • Bu, Avrupalı işçileri Çinli işçilerle ve Avrupa’daki işçileri birbirleriyle karşı karşıya getirir ve uluslararası şirketlere karşı herhangi bir etkili mücadeleye engel olur.
  • Bu, uluslararası gerilimleri ve çatışmaları keskinleştirir. Korumacılık ve ticaret savaşı, askeri çatışmanın ön aşamasıdır.

Çelik sanayisindeki yeni saldırı dalgasının dolaysız nedeni, küresel fazla kapasitedir. 2015’te dünya çapındaki tüm çeliğin yarısını üretmiş olan Çin, AB tahminlerine göre 350 milyon tonluk bir fazla kapasiteye sahiptir. Bu, tüm Avrupa’da bir yılda üretilen miktarın iki katıdır. Çin’in fazlalığının bir kısmını ihraç etme girişimi, fiyatlarda yüzde 40’a kadar bir düşüşe yol açmış durumda.

Bu dengesizliğin daha derinde yatan nedeni ise, kapitalizmin küresel krizidir. Çin’de düşük ücretler, yıllarca, dünya ekonomisinin itici gücü olarak işlev gördü. Sanayileşmiş ülkelerde işçilerin gelirleri küresel rekabetin basıncı altında düşerken, toplumun en zengin tabakaları tarafından tiksindirici servetler biriktirildi. 62 milyarder insanlığın en yoksul yarısı -3,7 milyar kişi- ile aynı servete sahip iken, sadece 147 banka, yatırım fonu ve büyük şirket, dünya üretiminin beşte birinden fazlasını kontrol ediyor.

Mali sermayenin sadece birkaç kişinin elinde yoğunlaşması, uluslararası çatışmaları azaltmamış, aksine şiddetlendirmiştir. Dünyanın emperyalist güçler arasında yeniden paylaşılması mücadelesi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’na yol açmıştı. Aynı şekilde, ihracat pazarları, hammaddeler ve ticaret yolları uğruna mücadele, bir kez daha açık askeri çatışma boyutları kazanmaktadır.

ABD, neredeyse kesintisiz olarak 25 yıldır savaşta. O, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’deki tüm toplumları mahvetmiştir. Almanya ile Britanya’nın başını çektiği Avrupalı güçler, kendilerini silahlandırıyor ve bir kez daha dünya sahnesinde önemli bir askeri rol oynamak için büyük çaba gösteriyorlar. NATO Rusya sınırlarına yayılırken, ABD Çin’i kuşatıyor.

Tarih, sendikaların ve çelik şirketlerinin talep ettiği cezalandırıcı gümrük tarifeleri ve diğer korumacı önlem çeşitlerinin, yıkıcı sonuçları olduğunu kanıtlamaktadır. Bunlar, 1930’larda, II. Dünya Savaşı öncesinde olanlar gibi karşılıklı ticaret savaşları önlemlerinin bir zincirleme tepkisini tetikliyor.

İlk kurbanlar, söz konusu ülkelerdeki işçilerdir. Avrupa’daki sendikalar Çin’e karşı yaptırımlar talep ederken, Pekin’deki yönetim, şimdiden, Çin çelik sanayisinde yarım milyon işin yok edileceğini duyurdu. Ve bu, yüz milyonlarca insanın amansız bir yoksulluk içinde yaşadığı bir ülkedir!

IG Metall’in Duisburg’daki gösterisinde konuşacak olan çelik ticareti birliğinin başkanı Hans Jürgen Kerkhoff, hem bunu hem de Çin madencilik sektöründe buna ek olarak 1,3 milyon işin yok edilmesini desteklemektedir. O, “Almanya’daki çelik sektörü, Çin’deki büyük çelik fazla kapasitesini azaltmaya eğilimli her girişimi ilkesel olarak memnuniyetler karşılar.” demişti.

Çinli işçiler, bunu, Avrupa’daki çelik işçilerinden daha fazla kabul etmeyecektir. Ancak işçilerin hiçbir kesimi, ulusal bir perspektif kapanına kısılmış halde kalmaya devam ettikleri sürece çelik şirketlerinin saldırılarına başarıyla karşı koyamaz. Yalnızca uluslararası işçi sınıfının birleşmiş bir hareketi, kapitalist krizin darbesine etkin bir şekilde savaş açabilir. İşten çıkarmalara ve sosyal kesintilere karşı mücadele, savaşa ve kapitalizme karşı mücadeleden ayrılamaz.

Çelik şirketlerinin saldırıları yalnızca kapitalizmi yıkmayı ve sosyalist bir toplum kurmayı hedefleyen sosyalist bir program temelinde püskürtülebilir. Sosyalist bir işçi hükümeti, büyük şirketleri ve bankaları kamulaştıracak ve tüm ekonomiyi, zengin bir azınlığın kar çıkarlarının yerine toplumsal ihtiyaçlara göre örgütleyecektir.

Kim, sendikaların yaptığı gibi kapitalist sistemin özel kar mantığına boyun eğerse, kaçınılmaz olarak şirketlerin bir uşağına dönüşür. Sendikaların işleri, ücretleri ve çalışma koşullarını savunma yönünde rol oynamasının üzerinden on yıllar geçmiştir. 2008’den beri, çoğunluğu Almanya, Lüksemburg, Belçika ve Fransa’da olmak üzere 85.000 çelik işçisi Avrupa genelinde işlerini kaybetmiştir. Ulus-devlete ve kar sistemine bağlı örgütlerin başında bulunan sendika bürokrasisi, bir sanayi polis gücü olarak işlev görmekte ve büyük şirketlere yönelik işçi muhalefetini boğma karşılığında cömertçe ödüllendirilmektedir.

SEP (Britanya) ve SEP (PSG-Almanya), çelik sanayisindeki işleri savunmak için aşağıdaki programı ileri sürer:

  • Tüm işleri savunun! İşlerin, ücretlerin ve yan hakların “tesis güvenceleri” ve benzeri içi boş vaatler karşılığında satılmasına hayır!
  • Sendikalarla köprüleri atın ve Avrupa ve dünya çapındaki bütün çelik işçilerinin birlikte katılacağı bağımsız taban komiteleri inşa edin!
  • Bu taban komitelerini, yoksulluktan, baskıdan ve savaştan başka sunacağı hiçbir şey olmayan kapitalist topluma karşı bütün işçilerin bir seferberliği için başlangıç noktası yapın!
  • Sendikaların ulusalcılığını reddedin ve işçi sınıfının uluslararası birliği uğruna mücadele edin!
  • Avrupa Birliği’ne ve onu oluşturan hükümetlere karşı, Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri uğruna mücadeleye girişin!
  • Uluslararası sosyalist devrim programını destekleyin!
  • Dünya Sosyalist Web Sitesi’ni okuyun, SEP’e ve PSG’ye katılın ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin yeni şubelerini inşa edin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir