Savaş yönelimini durdur!

Ukrayna krizi üzerinden artan askeri çatışma yönelimi, uluslararası işçi sınıfı için yalın bir dünya savaşı tehlikesi uyarısıdır. Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Pazar günü yapılacak olan çevrimiçi 1 Mayıs toplantısının önemi burada yatmaktadır.

ABD ve müttefikleri pervasızca Rusya ile bir çatışmayı kışkırtırken, dünya Troçkist hareketi, ona, tüm dünyadaki işçilere ve gençlere, savaşa karşı devrimci enternasyonalist ve sosyalist bir program temelinde birleşik bir mücadele başlatma çağrısıyla yanıt vermektedir.

Obama yönetimi tarafından teşvik edilen Ukrayna ordusu, dün, Rusya yanlısı ayrılıkçılara karşı, ülkenin doğusundaki Slovyansk kentinde bir saldırı başlattı. Kiev’deki ABD kuklası yönetim karşıtı muhalefeti bastırma planlarının bir parçası olan bu saldırıda en az beş kişi öldürüldü. 1930’lardaki Nazi hücum kıtalarını anımsatan olaylarda, Kiev yanlısı faşist çeteler Karadeniz kıyısındaki Odessa kentinde bir sendika binasını yaktı ve binada sıkışmış 38 Rusya yanlısını öldürdüler.

Bu tür olaylar, 1930’ların Avrupası’nı anımsatıyor. Şubat ayında Rusya yanlısı Yanukoviç yönetimini deviren faşistler önderliğindeki darbeyi desteklemiş olan ABD, Doğu Ukrayna’daki ayrılıkçı kaleleri ele geçirmek için askeri operasyonlar için baskı yapıyor. Yanukoviç’in devrilmesinde başı çeken örgütler (neo-Nazi Sağ Sektör ve faşist Svoboda), hücum kıtaları sağlıyor.

Rusya yanlılarının Doğu Ukrayna’daki kalelerine yönelik saldırıya, Washington’ın ve müttefiklerinin, “Rus yayılmacılığı”na ve “Rus saldırısı”na ilişkin bir yalan ve propoganda yağmuru eşlik ediyor. Gerçekte, Doğu Avrupa ile Karadeniz’e ABD ve müttefik askeri güçleri yığarak Moskova yönetimini köşeye sıkıştıran ve savaşa hazırlanan, Obama yönetimidir.

Dün Wilson Centre’da konuşan ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, açıkça, büyük güçler arasında savaşın yeniden gündemde olduğunu söyledi. O, NATO’daki müttefiklerin daha fazla askeri harcama yapmasının önündeki en büyük engelin, “Soğuk Savaş’ın sona ermesinin tarihin sonunu, en azından Avrupa’da güvensizliğin sona ermesini ve ulus devletlerin saldırganlığının bitişini müjdelediği algısı” olduğundan yakındı. Mevcut krizden dolayı Rusya’yı suçlayan Hagel, “Rusya’nın Ukrayna’daki eylemleri, bu efsaneyi paramparça etmekte ve yeni canlı gerçeklikleri haber vermektedir.” dedi.

Nükleer silahlara sahip devletler arasındaki savaşa ilişkin “yeni canlı gerçeklikler”in ardındaki itici güç, 2008 mali krizi ile başlamış olan küresel kapitalist çöküştür. 2009’da savaş karşıtı gibi görünerek iktidara gelen Obama, ABD emperyalizminin tarihsel ekonomik çöküşünü askeri güç kullanarak dengeleme yönelimini çarpıcı biçimde hızlandırdı.

Washington, ABD’nin küresel egemenliği için çok önemli olan geniş Avrasya topraklarına egemen olmaya yönelik uzun süreli özleminin önündeki başlıca engellerin Rusya ve Çin olduğunu düşünüyor. Doğu Avrupa’da NATO şemsiyesi altında gerçekleşen ABD müdahalelerine, Obama’nın “Asya’ya dönüş”ü ve Çin’in askeri olarak kuşatılması eşlik ediyor.

Geçen hafta, Pentagon Doğu Avrupa’ya birlikler, savaş gemileri ve savaş uçakları sevk ederken, Obama, Çin ile herhangi bir savaşta onları destekleyeceği güvencesi vermek üzere Asya’daki askeri müttefiklerini dolaşıyordu. Washington, aynı Ukrayna krizinden Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesini suçladığı gibi, Güney Çin ve Doğu Çin denizlerindeki komşularıyla olan bölgesel anlaşmazlıklardan dolayı Çin’i sorumlu tutuyor. Gerçekte, Obama, Japonya ve Filipinler gibi müttefiklerini Çin’e karşı saldırgan bir konum benimsemeye teşvik ederek, kasıtlı bir şekilde, uzun süredir kaynayan ama görece ikincil anlaşmazlıkları tehlikeli uluslararası parlama noktalarına dönüştürmüş durumda.

Pentagon, tüm Hint-Pasifik bölgesindeki Amerikan askeri güçlerini takviye ediyor ve yeniden yapılandırıyor; müttefikleri ile yakın işbirliği içinde Çin’e karşı savaş planları hazırlıyor. Wall Street Journal, geçen hafta, ABD Pasifik Komutanlığı’nın, “büyük çaplı savaş operasyonlarına kadar” çeşitlilik sergileyen askeri seçenekleri ve beklenmedik durum planlarını hazırlamış olduğunu ortaya koydu.

Çin’i başlıca hedef olarak tanımlayan gazete şunları yazıyor: “Şimdiki ve önceki yetkililer, Çin’e karşı masada olan daha kışkırtıcı seçenekler arasında, daha yaygın ABD gözetleme uçuşlarının ve Tayvan boğazı da dahil Çin sahillerine yakın tartışmalı sulara ABD uçak gemilerinin gönderilmesinin de olduğunu söylediler.”

Obama yönetimi, nasıl ki Ukrayna’daki hesaplanmış provokasyonları Rusya ile tehlikeli bir karşı karşıya gelişi tetiklemişse, aynı şekilde, Çin’e karşı, nükleer silahlara sahip bir diğer rakibiyle savaş riskini göze alıyor.

ABD emperyalizmi, insanlığı küresel bir felakete sürüklemekle tehdit ederken, medya, düşünce kuruluşları ve akademisyenler, savaşı meşrulaştırmaya ve militarizmi yüceltmeye koyuluyor. Bu, kitlelerin savaş karşıtlığının üstesinden gelmek amacıyla yapılmaktadır.

Washington Post’ta Cuma günü yayımlanan bir yorumda, Stanford Üniversitesi’nden profesör Ian Morris, savaşın yararlı olduğunu iddia etti. O, on binlerce yıllık çatışmaların “üyelerinin hızla ölmesi riskini büyük ölçüde azaltmış olan daha büyük, daha örgütlü toplumlar” oluşturmuş ve “daha yüksek yaşam standartları ile ekonomik büyümenin koşullarını yaratmış” olduğunu belirtti.

20. yüzyıla değinen Morris, savaşlarda, soykırımlarda ve devlet destekli kıtlıklarda ölen 100 ile 200 milyon arasında insanın, daha zengin ve güvenli bir toplum için ödenmesi gereken küçük bir bedel olduğunu vurguladı.

Morris’in bu hastalıklı bir şekilde gerici yorumu, yalnızca sapkın bir bireyin bakış açısı değildir. O, kemer sıkma gündemi dolayımıyla fabrikaları kapatan, sosyal hizmetleri tahrip eden ve milyonlarca işçinin yaşamını mahveden Amerikan mali aristokrasisinin büyük kesiminin düşüncesini yansıtmaktadır.

Bu aşırı zengin seçkinler, kendi egemenliklerini uluslararası ölçekte güvenceye almak için, şimdi, insanlığı bir bütün olarak nükleer kabusa sürükleme riskini göze almaya hazırlar. Morris’in uyardığı gibi, ABD, “Washington’ın giderek istikrarsızlaşan bir dünyadaki (Britanya’nın yüz yıl önce yalnızca hayal edebileceği çok daha ölümcül silahlara sahip bir dünyada) tek olası küresel polis rolünü benimsememesi durumunda, geçtiğimiz yüzyıldaki Britanya gibi sönebilir.”

İşçi sınıfı büyük tehlikelerle karşı karşıya. Kapitalizm, ortadan kaldırılmaması durumunda, geçtiğimiz yüzyılda iki kez yaptığı gibi, dünyayı savaşa sürükleyecektir.

Gezegenimizdeki savaş yönelimini durdurabilecek tek toplumsal güç, zamanını doldurmuş kar sisteminin ve dünyanın rakip ulus devletlere bölünmüşlüğünün yerini dünya çapında planlı sosyalist bir ekonominin alması için devrimci bir program temelinde harekete geçmiş uluslararası işçi sınıfıdır.

Pazar günü yapılacak olan Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı, tüm dünyada böylesi bir savaş karşıtı hareketi inşa etme mücadelesinde önemli bir adıma işaret edecektir. Tüm ülkelerden işçileri ve gençleri bu ortak foruma katılmaya ve bu mücadeleye can vermesi gereken sosyalist perspektif konusunda tartışmaya çağırıyoruz. Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı’na katılmak için, internationalmayday.org’a kayıt yaptırın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir