Protestocular Macron’un tavizlerini reddederken, Mısır sarı yelek satışını yasakladı

Yazdır

Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’a karşı olan harekete sempati duyan protestolar uluslararası ölçekte yayılırken, General Abdülfettah El Sisi’nin kanlı diktatörlüğü Mısır’da sarı yelek satışını yasaklıyor. Bu adım, Fransa’daki “sarı yelekli” protestocuların Macron’un giderek büyüyen hareketi yatıştırmak amacıyla yaptığı tavizler verme teklifini reddettiği sırada geliyor.

Sisi diktatörlüğü, Mısır’da ve Kuzey Afrika genelinde büyüyen işçi sınıfı öfkesinin, Fransa’daki gibi “sarı yelek” protestoları etrafında patlak verebilecek olmasından dehşete kapılıyor. AP’nin bağlantı kurduğu Kahire’deki perakendeciler, polisin, onlara, önümüzdeki yılın 25 Ocak günündeki protestoların sonrasına kadar sarı yelek satmama talimatı verdiğini söylediler. 25 Ocak, nefret edilen diktatör Hüsnü Mübarek’i alaşağı eden 2011 devriminin sekizinci yıldönümü. Sisi rejimi, 2013’teki kanlı askeri darbeyle iktidarı almasından beri, bu tür protestoları yasaklıyor ve yasağa meydan okuyan herkese saldırmak ya da öldürmek üzere çevik kuvveti gönderiyor.

Bir perakendeci, AP’ye, “Polis birkaç gün önce buraya geldi ve bize bunları [sarı yelekleri] satmayı durdurmamızı söyledi. Nedenini sorduğumuzda, bize, emirleri yerine getirdiklerini söylediler,” diye konuştu. Bir diğeri ise, “Kimsenin, Fransa’da olanları burada gerçekleştirmesini istemiyor gibi görünüyorlar,” dedi.

Haberlere göre, iş güvenliği ekipmanları dağıtıcılarına, sarı yelekleri rastgele gelen müşterilere değil, yalnızca polis izni bulunan onaylı inşaat şirketlerine satma emri verildi. Birçok basın kuruluşu, Mısır İçişleri Bakanlığı’nın sarı yelek yasağı konusunda yorum yapmayı reddettiğini bildirdi.

Sisi’nin, Fransa’nın eski devlet başkanı François Hollande’ın yakın bir dostu olduğu söyleniyor ve Fransız internet casusluğu firmaları, Mısır halkını gözetlemeye ve tutuklanıp işkence görecek kişilerin internet ve sosyal medya üzerinden kimliklerini saptamaya son derece bulaşmış durumdalar. Ancak, ellerinden geleni yapmalarına rağmen, Sisi’nin özelleştirmelerine ve gıda yardımı kesintisine karşı ekmek isyanları, tekstil işçileri grevleri ve protestolar, Mısır’ı son iki yılda defalarca sarstı.

Sisi’nin Mısır’da “sarı yelek” protestolarını önlemeye yönelik bu saldırı girişimi, bütün dünyadaki hükümetlerin uluslararası işçi sınıfının radikalleşmesinden duyduğu paniğe işaret etmektedir. Fransa’daki sarı yelek protestolarına yön veren toplumsal eşitlik, ücret artışları, militarizme ve baskıya son verilmesi ve tutulmayan hükümetlerin gitmesi talepleri, bütün ülkelerdeki işçiler ve emekçiler tarafından paylaşılmaktadır. Sisi can havliyle bu tür protestoların Mısır’a yayılmasını önlemeye çalışırken, çeşitli güçler bir ülkeden diğerine benzer protesto çağrılarında bulunuyor.

Avrupa’da, Belçika polisi Brüksel’de Cuma günü düzenlenen “sarı yelek” protestosunu şiddetle bastırmaya çalışırken, protestocular Hollanda’da, Bulgaristan’da ve Irak’ta da sarı yelekler giydiler. Basra’da NATO destekli yeni sömürge yönetimi altındaki kötü kent hizmetlerine ve kirli suya karşı bir “sarı yelek” protestosunun düzenlenmesinin ardından, 7 Aralık’ta, Bağdat’taki protestocular da Basra protestoları ile dayanışmalarını göstermek için sarı yelekler giyerek yürüdüler.

Özellikle Brüksel’deki ve Cumartesi günü Paris’teki sert polis müdahalelerinin ardından, protestolar Afrika geneline yayılıyor. Burkina Faso’da, 13 Aralık’ta benzer protestolar düzenleme çağrısı yapan bir Facebook grubu kuruldu. Grup, şunları belirtiyor: “Öyleyse, 13 Aralık’ta, Burkina Faso genelinde, şiddetsiz ve barışçıl bir şekilde, ‘Yakıt zamlarına hayır. Tüm biçimleriyle haksızlığa hayır,’ demek için, tüm ülke genelindeki kentlerdeki ve köylerdeki mahallelerimizin her köşesini ve kavşağını işgal edelim.”

Tunus’ta, kısa süre önce kurulan “Kızıl Yelekler” adlı bir Facebook grubu, ilk açıklamasını 7 Aralık’ta yayınladı. Grup, Tunus siyasi sisteminin “başarısızlığını ve yozlaşmasını” ve hükümetin halkı “sistematik olarak yoksullaştırma politikasını” kınıyordu. Açıklama, Tunuslu öğretmenlerin ücret kesintilerine karşı geçtiğimiz haftaki grevlerinden sonra geldi.

Tunus’taki öfkenin, Mısır’da olduğu gibi, Avrupa destekli diktatör Zeynel Abidin Bin Ali’yi alaşağı eden 2011 devriminin sekizinci yıldönümünde patlak vermesi bekleniyor. Bin Ali diktatörlüğünün sıkı bir destekçisi olan Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT), geçtiğimiz ay, kamu sektöründe, birer günlük iki ayrı sembolik grev çağrısında bulunmak zorunda kaldı. Tunus’ta önümüzdeki ay bir genel grev düzenlenmesi için çağrılar yayılıyor.

Pazartesi günü, Cezayir’de, sarı yelekler kuşanıp bir yürüyüşe katılan protestocular, burjuva medyada endişeye yol açtı. “Cezayirlilerin alım gücündeki çarpıcı düşüşten kaynaklanan kasvetli toplumsal iklim”den söz eden Mondafrique, protestolar “Fransa’da tam bir siyasi krize neden oldu. Cezayir, olası, gerçekten muhtemel bir bulaşma tehlikesinden uzak mı? Cezayir, olası, gerçekten muhtemel bir buluşmaya karşı güvende midir?”

Sınıf mücadelesinde yaşanan yükseliş ve Afrika’da “sarı yelek” protestoları ile büyüyen dayanışma protestoları, Fransa’da Macron’a karşı harekete geçen işçilerin en büyük müttefikinin uluslararası işçi sınıfı olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır. Kuzey Afrika’daki iki diktatörü deviren işçi sınıfının 21. yüzyıldaki ilk büyük devrimci seferberliğinin üzerinden neredeyse sekiz yıl geçti. Şimdi, Fransa’da, Tunus’ta ve bölge genelinde genel grev çağrıları yapılırken, sınıf mücadelesi, nesnel olarak, bir uluslararası genel grev patlamasına doğru ilerliyor.

Böyle bir mücadeleyi hazırlayıp örgütleme görevi, sendika bürokrasilerine bırakılamaz. Onlar, gerici ulusal hükümetleri destekliyor, işçi sınıfını ulusal temelde bölüyorlar ve Fransa’daki ilk “sarı yelek” protestolarına şiddetli bir düşmanlık gösterdiler. İşçiler, bu mücadeleyi sendikaların elinden çekip almalı; sendikalara ve onlara bağlı orta sınıf partilere karşı mücadelelerini birleştirmeliler. Onların tamamı, 2011 devrimlerinin ardından Avrupa’nın Libya’da, Suriye’de ve Mali’de gerçekleşen emperyalist savaşlarını onayladılar.

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) vurguladığı gibi, bu mücadele, her şeyden önce, uluslararası işçi sınıfı içinde, ona devrimci önderlik sunacak Marksist bir siyasi öncünün inşasını gerektirmektedir.

Sınıf mücadelesinin patlayıcı bir şekilde büyümesi, Fransa’daki Pablocu Yeni Anti-Kapitalist Parti ve Jean-Luc Mélenchon gibi orta sınıf güçleri teşhir ediyor. NATO’nun Afrika’ya karşı sonraki saldırının önünü açan 2011’deki Libya savaşını “insani” bir girişim olarak onaylayan bu güçler, geçtiğimiz yılki devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Macron’a karşı herhangi bir perspektif sunmayı reddetmişlerdi. Şimdi onlar, “sarı yelekliler” hareketinin geniş kesimlerince reddediliyorlar. Bazı protestocular, Mélenchon’un eyleme katılma çabasını, git ve “dostun Macron”a eşlik et, diyerek geri çevirdiler.

Onların Fransa’daki protestocuları Macron’la bir tür sendika görüşmesine ve anlaşmaya bağlama perspektifi (“sarı yelekli” protestocular tarafından reddedilen bir perspektif), işçiler için bir tuzaktır. Bu, Pazartesi akşamı, Macron’un, protestocuları mücadeleyi bırakmaya ikna etmeye çalıştığı 13 dakikalık etkisiz konuşmasının “sarı yelekliler” tarafından ciddiye alınmadığı için öne çıktı.

Macron, zenginlere vergi indirimlerini iptal etmeyeceğini, işsizlik sigortasında ve emeklilik maaşlarında derin kesintiler yapma planlarından vazgeçmeyeceğini ya da protestocuları bastırma emrini geri çekmeyeceğini vurguladı. Protestocuları tehdit eden Macron, asgari ücrete ayda 100 avro (yüzde 6,7) zam, emeklilere yapılan vergi artışında kısmi bir iptal ve fazla mesai ücretlerinde vergi indirimleri teklif etti. Son olarak, ulusal kimlik ve artık Müslümanların başörtülerine yönelik saldırılar için bir şifre olarak kullanılan “laiklik” üzerine “görülmemiş” bir kamusal tartışma çağırısı yaparak, göçmen karşıtı ırkçılığa başvurdu.

Müslüman karşıtı ırkçılığı kışkırtan resmi bir politikanın öne sürülmesi, öncelikle polisin ve ordunun değerlendirmeleri ile dikte edilmektedir. Fransız egemen sınıfı, Avrupalı ve Afrikalı işçilerin onun savaşlarına karşı gelişecek ortak bir mücadelesinin ortaya çıkmasını ya da “sarı yelekliler” ile göçmen işçilerin içerideki polis baskısını güçleştirecek şekilde birleşmesini istemiyor. İşçiler için ileriye giden yol, Macron’un neo-faşist tartışmasını aşağılayarak reddetmekten ve tüm etnik ve dinsel kökenlerden sınıf kardeşleriyle birleşmeye çalışmaktan geçmektedir.

“Sarı yelekliler”in Facebook sayfalarında yorum yapanlar, çoğunlukla, Macron’un teklifini reddettiler ve bu teklifin, protestocuları, asgari ücretliler, emekliler vb. temelinde bölmeyi amaçladığına dikkat çektiler. Macron’un konuşmasına ezici çoğunlukla karşı çıkan France en colère sayfasındaki bir yorumda, “Bu tuzağa düşmeyin! Onun [Macron] tek istediği, hareketi sona erdirmek için bizi birbirimize düşürmek! Bu yüzden birleşmiş olarak kalalım ve her birimiz bir zafer elde edene dek devam edelim,” diye yazıyordu.

Önümüzdeki Cumartesi günü için Paris şehir merkezinde yeni bir “sarı yelek” protestosu çağrısı yapılmış durumda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares