Obama’nın ikinci dönemi: Toplumsal karşı-devrimde yeni bir aşama

Başkan Obama’nın ikinci dönemine gireli yalnızca üç ay oldu ve sonraki dört yılın karakteri, bu süre içinde yapılanlarda açıkça görülmüş durumda: ABD’deki toplumsal karşı-devrimin yoğunlaşması, ABD militarizminin yayılması ve demokratik haklara yönelik daha önce görülmemiş bir saldırı.

Yönetimin bankaların doğrudan temsilcisi rolü, en açık biçimde iç politikada ifade edildi. Borsaların yükselmesine ve rekor kârlara yol açacak şekilde bankalara trilyonlarca dolar aktarılmasının ardından, şirket ve mali sektör seçkinleri, bedeli işçi sınıfına ödetmeye kararlı.

2012 seçimleri, Amerikan halkının genelinde bir bütün olarak siyasi sisteme, özelinde ise Obama yönetimine ilişkin hayal kırıklığıyla nitelendi. Bununla birlikte, halk, son derece anti-demokratik iki partili sistem çerçevesinde, mali sektör seçkinleriyle en yakın şekilde özdeşleşmiş olan Mitt Romney’e karşı oy kullanarak, kemer sıkma programına karşı koymaya çalıştı.

Obama’nın ikinci dönemi başlamadan önce, Dünya Sosyalist Web Sayfası (WSWS), Obama’nın temel sosyal programlara karşı daha önce görülmedik bir saldırıya hazırlandığı uyarısında bulunmuştu. Obama’nın ikinci döneme başlangıç konuşmasını yaptığı gün, WSWS şunları yazmıştı: “İkinci dönemin öncelikli olarak sağcı politikaların yoğunlaşmasına işaret edeceği ortada. İç politikadaki sembol, 1930’lardan ve 1960’lardan kalan temel sosyal programları (Sosyal Sigorta ve Medicare) hedefleyen kemer sıkmadır.”

Obama, 2012 seçimlerine “orta sınıf”ın savunucusu ve Cumhuriyetçiler tarafından önerilen büyük bütçe kesintilerinin karşıtı gibi katılmasına rağmen, seçimler bittikten sonra, hemen sosyal harcamalarda kesinti yapma işine geri döndü.

Yönetimin sosyal gündemi, resmen Çarşamda bünü açıklanacak olan ama geçen hafta sızdırılan bütçe önerilerinde açığa çıktı. O, açıkça, temel federal sağlık hizmetleri ve yaşlılar için emeklilik programları olan Medicare’de ve Sosyal Sigorta’da keskin ve istenmeyen kesintiler yapma talebinde bulunuyor. Bu yalnızca, Obama ve Cumhuriyetçi önder John Boehner’in geçen yıl bıraktığı yerden başlayan bir açılış önerisidir. Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki nihai bir “Büyük Uzlaşma” daha da acımasız olacaktır.

Obama’nın bütçe önerisi Medicare’den 400 milyar dolar kesiyor ve günlük, önleyici tıbbi müdahaleler için cepten harcamaları büyük ölçüde arttırıyor. Bu önlemlerin sonucu, milyonlarca insan için yoksulluk ve erken ölüm olacaktır. Öneri, ayrıca, geçim endekslerinin belirlenmesindeki hesaplama biçimini değiştirerek, önümüzdeki on yıl içinde Sosyal Sigorta’dan 130 milyar dolar kesinti yapılmasını düzenliyor.

Bütçe, Obama’nın, bir milyondan fazla işçinin ücretsiz izinlerini (yüzde 20’den yüzde 30’a kadar ücret kesintisi), uzun süreli işsizlik yardımlarında yüzde 11’e varan kesintileri, federal işçilere yapılan ödemelerin dondurulmasını ve sosyal programlarda tüm ülkede milyonlarca insan için yıkıcı sonuçları olan kapsamlı kesintileri içeren “ayrı tutulmuş” kesintileri yasaya dahil etmesinin ardından geliyor.

Bu ayrı tutulan kesintiler sonucunda, 600.000’den fazla düşük gelirli kadın, erkek ve çocuk, Kadınlar ve Çocuklar İçin Tamamlayıcı Beslenme Programı – WIC’den çıkartılacak; 125.000 aile federal konut edindirme yardımından mahrum bırakılacak ve 1,2 milyon öğrenci eğitim harcamalarındaki kesintilerden etkilenecek.

Federal düzeydeki bu faaliyetlere, eyaletlerdeki ve yerel ölçekteki acımasız kesintiler eşlik ediyor. Geçen ay, Michigan Valisi Rick Snyder, Detroit kentine, fiilen sınırsız yetkiye sahip bir acil durum yöneticisi atadı. Acil durum yöneticisi Kevyn Orr, işçilerin sözleşmelerini yırtarak ve kentin varlıklarını özelleştirerek Wall Street’teki hisse senedi sahiplerine para akışını güvenceye almakla görevlidir. Obama yönetimi, tüm ülkede gelecekte uygulanacak önlemler için bir model olarak görülen Detroit’teki eylemlere tam destek verdiğini açıkça ortaya koymuştur.

Detroit’teki acil durum yöneticisinin resmen göreve başlamasından yalnızca birkaç gün önce, Obama’nın önceki Beyaz Saray personel şefi, Belediye Başkanı Rahm Emanuel’ın yönetimindeki Chicago kenti, 61 devlet okulunu kapatma planını açıklamıştı ve bu, ABD tarihinde bir defada gerçekleşen en kapsamlı okul kapatmasıdır.

Bütün bunlar, eşgüdümlü bir politikanın parçasıdır. ABD Merkez Bankası, bankaların sahip olduğu mortgageları ve diğer varlıkları kapatmak için her ay 85 milyar dolar basarken, ülkenin dört bir yanında para sıkıntısı çeken kentler ve eyaletler için hiçbir şey yapılmamaktadır. Amaç, işçi sınıfının yararlandığı kamu eğitiminde, sağlıkta ve emeklilik programlarında tarihsel olarak görülmedik kesintileri yaşama geçirmektir.

Dış politikaya gelince, ulusal ve jeopolitik anlaşmazlıklarla bölünmüş olan Doğu Asya’da nükleer kapasiteye sahip bombardıman uçaklarını uçuran Obama yönetimi, ikinci dönemine, bölgede bir provokatif eylemler dizisiyle başlamaktadır. Kuzey Kore üzerine gerilimler, Obama yönetiminin Pasifik’teki egemenliğini sağlama almayı amaçlayan -ve öncelikle Çin’e yönelik- “Asya’ya dönüş”ünü yoğunlaştırmak için kullanılıyor.

İşçi sınıfına yönelik saldırının artmasına ve militarizmin yükselmesine, yönetimin polis devleti yetkilerinin büyük ölçüde genişletilmesi eşlik ediyor. Beyaz Saray, Şubat ayı başında, ABD yurttaşlarının yargısız infazına sözde yasal gerekçesini çizen, adil yargılanmaya ilişkin en temel anayasal hak düşüncesini neredeyse bir yana bırakan bir “beyaz bülten” yayımladı. Başsavcı Eric Holder, ilk kez, Mart ayında, hükümetin yurttaşları ABD toprakları üzerinde öldürme hakkı olduğunu ileri sürdü.

Toplumsal karşı-devrimin kolaylaştırılmasında en önemli rol, Demokrat Parti’nin yörüngesinde dönen sendikalar ve sahte sol tarafından oynanmaktadır. Onların amacı, iki partili sistemden siyasi bir kopuşu ne pahasına olursa olsun önlemek, Obama yönetiminin sağcı politikalarının Cumhuriyetçiler’in “inatçılığının” sonucu olduğuna ve Obama’nın kitlesel basınç yoluyla kemer sıkma programlarını desteklemekten vazgeçirilebileceğinde ısrar etmektir.

Nation dergisi, Obama’nın yeniden seçilmesinin ardından, onun “bir kuşaktan fazla süredir en iddialı, ilerici yönetim modeli için en belirleyici vekâleti belirttiği”ni ağzından kaçırmıştı. Böylesi boş bir laf ne kadar hızlı bir şekilde deşifre oldu!

Obama yönetiminin ikinci dönemdeki faaliyetleri, ilk dönemde zaten belli olan şeylerin doğrulanmasıdır: ABD’deki siyasi sistem, başında ister Demokratlar isterse Cumhuriyetçiler olsun, halkın büyük çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfının ihtiyaçlarına ve çıkarlarına kulak asmamaktadır. O, bütünüyle şirketlerin ve mali sektörün seçkinlerinin taleplerine tabi bir sistemdir.

Bu tür faaliyetler gözden kaçmamaktadır. Egemen sınıf ve onun kurumları, ABD’deki ve tüm dünyadaki milyonlarca insanın gözünde saygınlığını yitirmiş durumdadır.

Bununla birlikte, işçi sınıfının kendi çıkarlarını ileri sürmesi için, onun haklarının ve çıkarlarının kapitalist sistem ile uyuşmaz olduğundan hareket eden, kendisine ait bir siyasi partiye ve programa ihtiyaç vardır. İşçi sınıfı, büyük şirketlerin iki partisine karşı, toplumu kâr değil ama toplumsal gereksinimler temelinde yeniden örgütlemeye yönelik sosyalist bir program üzerinde yükselen kendi siyasi partisini inşa etmelidir. Bu, Sosyalist Eşitlik Partisi’ne katılmak ve onu inşa etmek demektir.

8 Nisan 2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir