Mücadeleyi ileri taşımak için: İşçi sınıfı harekete geçmeli!

Taksim Gezi Parkı’nda Mayıs ayının son günlerinde başlayan kitlesel direniş İstanbul’dan Türkiye’nin birçok iline dalga dalga yayıldı. On binlerce insan günlerdir yorulmak bilmeksizin sokakları dolduruyor ve polis terörüne karşı mücadele ediyor. Şu ana kadar, İstanbul’da bir devrimci öldü. Türkiye çapındaki binlerce yaralı arasında ise ölüm riski taşıyanlar bulunuyor.

Bu öfke patlamasının arkasında, sermayenin AKP hükümetinde cisimleşen diktatörlüğü yatmaktadır. On yılı aşkın süredir uygulanan sermaye politikaları kitlelerde birikmiş bir öfkeye yolaçmıştır. Kapitalist sömürünün yoğunlaştırılması, kazanılmış hakların gasbı, kadın düşmanı adımlar, dinci düzenlemeler, doğanın/kentin talanı ve hükümetin Suriye’deki emperyalist destekli savaşa doğrudan desteği, bu öfke patlamasının arkasında kapitalizmin artan çelişkilerinin yattığını göstermektedir.

Taksim/Gezi Parkı için sürdürülen kararlı mücadele, kitlelerin harekete geçmesi durumunda, en güçlü görünen hükümetlerin bile geri adım atmak zorunda kalacağını bir kez daha ortaya serdi. Hükümetin -Gezi Parkı için şimdilik- attığı geri adımın arkasında, onun, kitlesel gösterilerin tamamen kontrol dışına çıkarak kendi varlığını tehdit edebileceğini görmesi yatmaktadır. Taksim Gezi Parkı’ndan başlayarak tüm ülkeye yayılan protestolar, kitlelerin kendi güçlerine olan güveni yeniden kazanmaya başladığının göstergesidir ve bir başına bu bile oldukça önemli bir kazanımdır.

Gezi Parkı’nın yeniden kazanılmasıyla birlikte başta büyük şehirler olmak üzere birçok yerde kitle gösterilerinin devam etmesi, Gezi Parkı’ndaki direnişin çok daha kapsamlı bir mücadeleyi ateşleyen bir kıvılcım olduğunu da gözler önüne seriyor.

Ancak çok sayıda kentte sürdürülen mücadele net bir perspektiften, programdan ve disiplinli bir örgütlülükten yoksundur. Artık iktidar karşıtı bir karakter edinmiş olan bu mücadelenin ileriye taşınabilmesinin başlıca koşulu, işçi sınıfının üretimden gelen gücüyle ona katılarak, mücadeleye sınıf disiplinini ve netleşmiş bir hedef kazandırmasıdır.

Sendika konfederasyonlarının bugüne kadar süren eylemsizlikleri, daha önceki deneyimlerin işaret ettiği şu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş durumda: 30 yılı aşkın süredir dünyada ve Türkiye’de işçi sınıfına yönelik sermaye saldırısına sessiz kalarak ortak olan sendika bürokrasileri sistemle bütünleşmiş durumdadır; onlar bu yüzden, yeni kazanımlar elde etmek şöyle dursun, işçi sınıfının kazanılmış haklarının savunusu için bile hiçbir adım atmamaktadırlar.

Sendika bürokrasileri, en son KESK’in 5 Haziran’daki grev kararına -saat 12’den itibaren- 4 Haziran’ı eklemesinde olduğu gibi, herhangi bir adım attıklarında ise tabandan gelen basıncı etkisizleştirmek ve kendi konumlarını korumak için eylem kararları alabilirler. Fakat bu grev kararının gerçek bir sınıfsal eylem karakteri kazanması, yalnızca sendikal-bürokratik deli gömleğinin aşılması, tabandaki işçilerin birleşerek grevin önderliğini almasıyla mümkündür. Uluslararası işçi sınıfı mücadeleleri tarihi boyunca, başarıya ulaşan tüm siyasi grevler ve direnişler, sendikal sınırların dışında, sosyalist bir perspektifle ve işçi sınıfının tabandan gelen gücüyle gerçekleştirilmiştir.

Fabrikalarımızda, işyerlerimizde, okullarımızda ve mahallelerimizde taban komitelerini örgütleyelim. Sendikalı-sendikasız tüm işçilerin, AKP eliyle sürdürülen toplumsal karşı-devrime karşı harekete geçmesinin tek yolu budur. Aksi durumda, alınan grev kararları da, sendika bürokrasilerinin geçmişte defalarca almış olduğu “genel grev” kararlarında olduğu gibi göstermelik bir eylem olarak kalacaktır. Bu ise, işçi sınıfının mücadele arzusunu kırmak ve moral bozmaktan başka sonuç doğurmayacaktır. Şimdilik KESK yöneticilerinin attığı “genel grev” adımını gerçek bir mücadeleye dönüştürmek ve sermayenin saldırılarına başarıyla karşı koyabilmek için, başta metal işçileri olmak üzere tüm sendikalı ve sendikasız işçiler olarak devrimci bir program ekseninde taban komitelerinde birleşelim.

Başta içişleri bakanı olmak üzere, polis terörünün estirildiği tüm illerin valilerinin ve emniyet müdürlerinin istifası talebini yükseltelim!

Büyük sermaye adına yürütülen kentsel dönüşüm ve yağma politikasının tamamen durdurulmasını savunalım! Yeşil kentlerin kurulması ve tüm emekçilerin -sermayenin çıkarları için değil- sağlıklı barınma hakkı için harekete geçelim!

Türkiye’de süren sermaye saldırısı, AKP iktidarının doğrudan rol oynadığı Ortadoğu’daki gelişmelerle ve Suriye’ye yönelik emperyalist müdahaleyle bağlantılıdır. Suriye’deki emperyalist destekli iç savaşa ve Ortadoğu’ya yönelik emperyalist planlara karşı çıkalım! Türkiye egemenlerinin ellerini Suriye’den çekmesi sloganını yükseltelim!

Mücadelenin sürdüğü her yerde, dağınıklığa son verecek ve gerçek bir örgütlü güç haline gelmemizi sağlayacak mücadele komitelerini kuralım.

Sermaye sınıfının ve temsilcisi AKP hükümetinin en büyük korkusu, işçi sınıfının, aynı Tunus ve Mısır’da olduğu gibi üretimden gelen gücüyle harekete geçmesi ve mücadeleye kendi damgasını vurmasıdır. Onlar, Tunus ve Mısır’da diktatörleri deviren gücün işçi sınıfı olduğunun farkındalar. Ancak Tunus ve Mısır’daki sınıf kardeşlerimizin mücadelesinin de gösterdiği gibi, küresel ve yerli sermayenin emrindeki gerici diktatörleri devirmek ve onların yerine seçimle gelmiş hükümetleri geçirmek yeterli değildir. Sermaye sınıfının iktidarı sürdükçe, kapitalist baskı, sömürü ve savaş politikaları devam edecektir.

Tüm dünyada ayağa kalkan kitlelerin gerçek özlemi, toplumsal eşitliğin egemen olduğu sınırsız, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın kurulmasıdır. Hükümetin istifası sloganı yalnızca işçi sınıfının iktidar alternatifinin ortaya konması durumunda bir anlam kazanacaktır. Bunu başarmamız için uluslararası sosyalist bir perspektife ve örgütlülüğe sahip olmamız gerekmektedir. İşçi sınıfının ve bütün ezilenlerin vermekte olduğu mücadelenin gerçek zaferi yalnızca bir işçi iktidarı ile taçlandığında elde edilebilir. Halkları uluslararası sosyalist bir federasyon çatısı altında biraraya getirecek bir işçi iktidarı için mücadele veren Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Türkiye partisini inşa edelim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir