Mahkeme Utku Kalı’nın tutukluluğuna devam kararı verdi

Reyhanlı katliamı ile ilgili gizli belgeleri Redhack grubuna sızdırdığı iddiasıyla tutuklanan er Utku Kalı’nın ilk duruşması bugün gerçekleşti. Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen duruşmada, Utku Kalı’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Utku Kalı sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamazken, duruşmada İstanbul Barosu Avukatlarından Ceren Kalı tutuklu yargılanan kardeşini savundu. Avukat Ceren Kalı, Utku Kalı’nın kötü muameleye ve işkenceye maruz kaldığını belirtti. Avukat ayrıca, Kalı için “Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden ‘Kötü muameleye maruz kaldığı için stres bozukluğu ve intihar eğilimi’ tespit edildiğini” ifade etti.

Hatırlanacağı üzere, Redhack, jandarma istihbarat belgelerini açıklayarak, 11 Mayıs’ta Reyhanlı’da gerçekleştirilen terör saldırılarının failinin Suriye’de faaliyet gösteren El Nusra Cephesi olduğunu ve bu saldırı hazırlığından AKP hükümetinin haberdar olduğunu belgelemişti.

Katliamın ardında Esad rejimi olduğu nakaratını tekrarlayan ve belgeleri reddedemeyen hükümet yetkilileri, medyanın da yardımıyla Er Utku Kalı’yı “belgeleri Redhack’e sızdırma” suçlamasıyla günah keçisi ilan etmiş, Redhack de, yaptığı bir açıklamada, bu iddianın tamamen düzmece olduğunu belirtmişti.

Bununla birlikte, olay üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen Reyhanlı katliamının sorumlusunun Esad rejimi olduğunu sürekli tekrarlamaktan geri durmayan AKP hükümeti ve polis teşkilatı öylesine ileri gitti ki, Ekim ayının başında Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) yaptığı açıklama skandal niteliğindeydi. EGM, “Reyhanlı saldırısının El Kaide bağlantılı Irak-Şam İslam Devleti Örgütü tarafından gerçekleştirildiği” yönündeki haberlerin yalan olduğunu söyledi. Ardından da ekledi:

“Yakalanan şahısların Cumhuriyet Savcılığı’ndaki sorgularında alınan ifadeleri ve yapılan tahkikat sonucu, faillerin mevcut Suriye rejiminin istihbarat servisinde görevli subaylarla ve yine aynı servisle irtibatlı THKP/C Acilciler örgütü elebaşı olarak kırmızı bültenle aranan Mihraç Ural ile bağlantılı olarak lojistik ve finansal destek sağladıkları ve saldırıyı gerçekleştirdikleri açık ve net bir şekilde tespit edilmiştir. Soruşturma halen adli makamlarca sürdürülmektedir. Reyhanlı saldırısının failleri somut delillerle belirlenmişken, bu tür asılsız haber ve bu haberlere dayandırılarak yapılan yorumların olayı çarpıtma amacına yönelik olduğu değerlendirilmektedir.”

Bu skandal açıklama, AKP hükümetinin ve polis teşkilatının, Reyhanlı Katliamı’nın ardında Suriye’deki İslamcı terörist örgütlerin olduğunun ifade edilmesinden oldukça rahatsız olduğunun göstergesiydi. EGM, El Kaide bağlantılı Irak-Şam İslam Devleti örgütünü masum kılmak adına bizzat onun bildirisini yalanlamak ve onu “savunmak” zorunda kalmıştı.

Tüm bunlar, emperyalist devletlerin ve AKP hükümetinin Suriye’de yürüttüğü kirli politikaların kaçınılmaz ürünleridir. “Gizlilik politikası” adı altında tüm bölge halklarını savaşla yıkıma götüren bu kirli politikaların, işçi sınıfından ve yoksul emekçi halktan saklanması bilinçli bir tercihtir. Çünkü burjuvazi ve iktidar, bu bilgilerin ifşa edilmesi durumunda toplumsal patlamalara yol açacağının farkında. Egemenler, tam da bu yüzden, hiç tereddüt etmeden, Reyhanlı katliamının üstünü örtmeye ve bilinç bulandıracak uygulamalara başvurmaktan çekinmediler. Katliamın ardından olayın failinin Esad rejimi olduğu ilan edilirken, er Utku Kalı’nın Redhack’e bilgi sızdırma gerekçesiyle tutuklanıp işkence görmesinin nedeni budur.

Bugün, Reyhanlı Katliamı’nın gerçek sorumlusu olan AKP hükümeti ve Suriye’de faaliyet gösteren terörist örgütün Türkiye’deki uzantılarının yerine, olayla hiçbir alakası olmayan ve “günah keçisi” ilan edilen Utku Kalı yargılanıyor.

Bununla birlikte, AKP iktidarı, er Kalı’ya yönelik intikamcı tavrında yalnız değildir. O, Suriye politikasında içine girmiş olduğu bataklığı gözlerden uzak tutma ve muhalefete gözdağı verme çabası içinde Julian Assange’ın ve er Bradley Manning’in ardından Edward Snowden’ı da öldürmeyi ya da hapse tıkmak için elinden geleni yapan ABD’deki “abi”lerini izlemektedir.

Daha önce belirtmiş olduğumuz gibi:

“Sermaye sınıfı ve onun hükümetlerinin tüm dünyada sürdürdüğü bu saldırının her araçla ifşa edilmesi ve teşhiri sonuna kadar meşrudur. Bu yüzden, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’ne bağlı Sosyalist Eşitlik Partileri ve Dünya Sosyalist Web Sayfası, Julian Assange ve Er Bradley Manning’ten sonra ABD tarafından öldürülmek ya da hapse kapatılmak üzere ele geçirilmeye çalışılan Edward Snowden’ın şahsında demokratik hakların savunusu için bir kampanya yürütüyor.

Belgelerin ifşasında rolü olmasa da, hükümetin günah keçisi ilan ederek saldırdığı Er Utku Kalı’nın savunulması ve özgürlüğü için mücadele de bu uluslararası kampanyanın bir parçası olarak görülmelidir.

Egemenlerin “güvenlik” adına işlediği suçlara karşı başarılı bir mücadelenin ön koşulu, bir noktanın açıkça kabul edilmesini gerektiriyor: Suç oluşturan şey, bu belgelerin ifşa edilmesi değil, aksine devletlerin gizlilik politikasıdır.

Türkiye’nin Suriye’de yürütülen emperyalist savaştaki kirli rolü, içeride işçi sınıfına karşı hızlandırılan toplumsal karşı-devrim ve demokratik hakların gaspı yoluyla inşa edilen otoriter rejim, tek bir bütünün parçalarıdır.

Demokrasi, kapitalizmle ve kar sistemi tarafından beslenen toplumsal eşitsizlik ve militarizm ile giderek daha fazla çelişmektedir. Demokratik hakların savunusu, sosyalizm mücadelesinde, işçi sınıfının bağımsız siyasi seferberliğinin odak noktası haline gelmelidir.

İşyerlerinde, mahallerde ve okullarda savaş karşıtı kampanyanın yükseltilmesine, demokratik hakların savunusu mücadelesi eşlik etmelidir. Devletin tüm gizli belgeleri açıklanmalı, Er Utku Kalı derhal serbest bırakılmalıdır.”[yazının tamamı için bkz.]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir