İşçi Partisi oyları çökerken
Netanyahu dördüncü hükümetini kurmaya hazırlanıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkeyi kuruluşunun ilk otuz yılında yönetmiş olan İşçi Partisi’nin çarpıcı bir çöküş yaşadığı seçimlerin ardından, Likud önderliğinde art arda dördüncü koalisyon hükümetini kurmaya hazırlanıyor.

Netanyahu, aşırı Ortodoks dinci ve sağcı partilerden ve açıkça faşizan bir örgütten oluşan bir koalisyona başkanlık edecek. Onların tamamı, Netanyahu’ya, rüşvet, sahtekarlık ve görevi kötüye kullanma kovuşturmasından dokunulmazlık veren bir yasayı yürürlüğe koymayı taahhüt etti. Netanyahu, Başsavcı Avichai Mendelblit’in, onu pahalı hediyeler ve basında olumlu haberler karşılığında iş insanlarına yasal imtiyazlar verme iddiasıyla yolsuzluktan suçlamasını sindirmek için erken seçim çağrısı yapmıştı.

Netanyahu hakkında bir referandum olarak resmedilen ve beklenmedik ölçüde başa baş geçen seçim yarışında, görevdeki başbakan, 120 koltuklu Knesset’te (parlamento), başlıca rakibi, eski genelkurmay başkanı Benny Gantz’ın Beyaz ve Mavi seçim ittifakı ile aynı sayıda (35) koltuk kazandı. Netanyahu, aşırı sağcı ve dinci partilerdeki müttefikleri de 30 koltuk kazandığı için, yeni bir dönem daha görev alacak şekilde ortaya çıkabildi.

Gantz, sözde “merkez sol” hükümetine en fazla 20 destekleyici daha toplayabilir durumda. “Merkez sol” ifadesi, Gantz, Netanyahu’nun faşizan yönelimine yalnızca militarizmi ikiye katlamayı önererek karşı çıktığı için, yanlış bir adlandırmadır. Gantz, seçimden sonraki gün, yani Netanyahu’nun sağcı bloğunun 10 koltuk önde olduğunun netleştiği Çarşamba günü, yenilgiyi kabul etti.

Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, askerlerin, tutukluların ve ülke dışındaki İsraillilerin, Knesset’te sekiz koltuğa denk düşen, çifte mühürlü 300.000 oyu sayılır sayılmaz, Netanyahu’ya bir hükümet kurma çağrısı yapacak. En az iki parti yüzde 3,25’lik baraja yakın olduğu için, çeşitli partiler arasındaki koltuk dağılımı, nihai sayımın 17 Nisan’da duyurulmasıyla kısmen değişebilir.

Netanyahu’nun bloğunda yer alan dinci partiler, Şas ve Birleşik Tevrat, dindar nüfustaki artışla uyumlu olarak, sandalyelerini 13’ten 16’ya çıkardılar; Likud’dan kopan Kulanu, 10 koltuktan dörde inerken, aşırı sağcı Sağcı Birlik, beş koltuk elde etti.

Sağcı Birlik, şimdi ölmüş olan Rabbi Meir Kahane’nin destekleyicilerinden oluşan, faşist ve Arap karşıtı Musevi Gücü’yle, Netanyahu’nun arabuluculuğuyla, bir seçim ittifak kurmayı kabul etmişti. Kahane, Filistinlilerin komşu Arap ülkelerine “aktarılmasını” ve Museviler ile Araplar arasında evliliğin yasaklanmasını savunuyordu. Kahane’nin, Musevi Gücü’nün önceli olan Kach Partisi, bir terör örgütü olarak yasaklıydı.

Bir diğer sağcı milliyetçi parti, Avigdor Lieberman’ın İsrail Evimiz (Israel Beiteinu) partisi, beş koltuk kazandı. İsrail Evimiz, geçtiğimiz yılın Kasım ayında, Lieberman’ın Gazze’ye yönelik izlenen politikayı yeterince saldırgan bulmaması nedeniyle hükümetten ayrılmış ve Netanyahu’nun hükümetini bir koltukluk çoğunluk olarak bırakmıştı.

Lieberman, Musevi devletine sadakati yurttaşlık koşulu yapmak istiyor. O, Netanyahu önderliğindeki bir hükümete, ancak “güneydeki terörle”, yani Gazze’ye karşı uygun bir şekilde “mücadele” etmesi; aşırı Ortodoks erkeklerin orduya alınması için bir yasa çıkarması ve başlıca destek tabanı olan göçmenlere yardımı elden geçirecek bir emekli maaşını uygulamaya koyması durumunda katılacağını söyledi. Netanyahu, İsrail Evimiz partisi olmadan, Knesset’te çok küçük bir çoğunluğa sahip olacak.

Netanyahu’nun aşırı sağcı ve dinci müttefikleri, onun parlamentoda zayıflayan konumunu, İsrail’deki siyasi sistemin derinleşen istikrarsızlığını arttıracak şekilde, sonuna kadar kullanmaya çalışacaklar.

Netanyahu’nun adalet bakanı Ayelet Şaked ile eğitim bakanı Naftali Bennett’in milliyetçi-dinci Musevi Evi partisinden ayrılarak kurduğu Yeni Sağ partisi de Netanyahu’nun seçim bloğunun parçası ve şu ana kadar 3,25’lik baraja ulaşamadı. Yeni Sağ partisi, İsrail’in yargı sisteminin yetkisini sınırlarken, hem yürütmenin hem de Knesset’in mahkemeler üzerindeki etkisini kuvvetlendirmek ve silahlı kuvvetleri tüm yasal kısıtlamalardan kurtarmak istiyor.

Şaked’in, Faşizm adlı kurgusal bir parfümü tanıtan bir seçim reklamında şehvetli pozlarla boy göstermesi, uluslararası ölçekte öfkeye yol açmıştı. Şaked, reklamda, şişeyi açıp koklayarak, “Bence, demokrasi gibi kokuyor,” diyordu.

Seçim günü, Netanyahu, Likud üyelerini rehavete karşı uyardı ve partinin iktidarı Arap yanlısı “solcular”a kaybetme tehlikesi nedeniyle sandığa gitmeleri gerektiğini söyledi. Geçtiğimiz ay ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in 1967 savaşında Suriye’den ele geçirdiği Golan Tepeleri’nde egemenliğini tanımasıyla cesaretlendirilen ve sağcı rakipleri karşısında Likud’un oylarını arttırmaya kararlı olan Netanyahu, seçim kampanyasının son saatlerinde, Batı Şeria’yı ilhak etme niyetini ilan etmişti.

Netanyahu, destek toplamak için Musevi üstünlükçüsü ve faşizan politikalarını toptan benimsemiş olduğu sağcı koalisyon ortakları zararına, Likud’un Knesset’teki koltuk sayısını 30’dan 35’e çıkarabildi. Onun sağcı bloğu, 2015’tekiyle hemen hemen aynı sayıda (65) koltukta kalıyor. Seçime katılım oranı ise, 2015’te yüzde 62 iken, bu seçimde yüzde 61 oldu.

Bu yolsuz ve yaygın biçimde hor görülen politikacı, seçimi, Siyonist “solun” çöküşü sayesinde kazanabildi. Gantz, bir hükümet kurmak için bu “sol”a bağımlıydı. İşçi Partisi’nin oyları tarihi bir düşüş yaşadı ve tahmini koltuk sayısı, 2015’teki 19’dan sadece altıya indi. Bu, İsrailli Arap koalisyonu Hadaş ve Ta’al’in koltuk sayısıyla aynı. İşçi Partisi’nin parlamentodaki temsili, tüm oylar sayılınca, büyük olasılıkla beşe düşecek.

İşçi Partisi önderi Avi Gabbay, kampanyanın başında, destek kaybeden partisini kurtarma umuduyla, ittifakının ortağı olan Hatnua Partisi önderi Tzipni Livni’yi canlı yayında terk etmişti. Trump’ın ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararının ardından, her iki partinin de “iki devletli çözüm”ün ölümüyle seçmen kaybıyla karşı karşıya kalmasıyla birlikte, Livni ve partisi Hatnua, seçimden ve siyasi yaşamdan çekildi.

Ülkenin 71 yıllık tarihinin ilk otuz yılında hükümette olan Siyonist “sol”un fiilen çözülmesi, İsrail egemen sınıfının sağa kayışının ve dayandığı Siyonist projenin siyasi evriminin bir ölçütüdür.

Hiçbir siyasi deneyimi olmayan Gantz, 2011’de kitlesel protestoları tetikleyen artan barınma maliyetlerini çözme konusunda bir ekonomik programa sahip değildi; aşırı kalabalık hastaneler ve okullar ile tamamen yetersiz ulaşım sistemi için herhangi bir çözüm de sunmadı. Toplumsal gerilimlerle ve gelişmiş ülkeler arasında en yüksek yoksulluk oranıyla sarsılan bir ülkede, hiçbir aday toplumsal krize değinmedi.

İsrail’de seçmenlerin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Filistinliler arasındaki boykot çağrılarının ortasında, seçime katılımın tarihi seviyede düşük olduğu söyleniyor. Bazı sağcı partiler, alenen Arap karşıtı kampanyalar yürüttü ve Netanyahu’nun Likud partisi, aktivistlere, Arapların oy kullanma yerlerini “gözetlemeleri” için 1.200 gizli kamera sağladı. Bu, Merkez Seçim Kurulu’nun polise şikayette bulunmasına neden oldu.

Gantz, İsrail’in 2012’de ve 2014’te Gazze’ye karşı ölüm saçan savaşlarına önderlik etmiş olmasına rağmen, Filistinliler ile bir uzlaşmaya varmaya daha uygun bir aday olarak pazarlandı. Ancak iki Arap partisi, Ra’am-Balad ve Hadaş ve Ta’al ile herhangi bir seçim ittifakı kurmayı tekrar tekrar dışladığı için, istikrarlı bir koalisyon hükümeti kurma şansı bulunmuyor.

Hem Netanyahu’nun hem de Gantz’ın aday listesi, İsrail/Filistin’de bir Musevi çoğunluğu sağlama sözü vermişti. Bu, mantıksal sonucu faşizm, yabancı düşmanlığı ve ırk ayrımı (apartheid) olan ve bedelini, İsrailli seçkinler yararına hem Filistin hem Musevi işçi sınıfının ödeyeceği bir politikadır.

Kuruluşu, faşizmden ve Musevi karşıtlığından sığınacak bir yer sağlayacağı iddiasıyla savunulmuş bir ülke olan İsrail’deki siyasi partilerin giderek artan oranda yozlaşmış, militarist ve otoriter karakteri, uluslararası ölçekteki benzer eğilimleri yansıtmaktadır. Bu, tüm Siyonist projenin iflasını ve gerici çıkmazını gözler önüne sermektedir.

İsrailli seçmenlerin, sunulan siyasi perspektife düşmanlıklarını ifade edecek hiçbir siyasi araca sahip olmayan neredeyse yüzde 40’ı, sandığa gitmemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares