İran yönetimi protestoların ardından interneti kesti

Paylaş

İran’daki burjuva ulusalcı yönetim, benzin fiyatlarındaki sert artışa karşı kimi yerlerde şiddete yönelen kitlesel protestolarla sarsılıyor.

Cuma günü, zammın etkisini göstermeye başlamasından sadece birkaç saat sonra gösteriler patlak verdi ve yollar kapatıldı. Haberlere göre protestolar Cumartesi ve Pazar günler yüz dolayında kent ve kasabaya yayıldı ve bazı kentlerde Pazartesi günü de devam etti. Hükümet sözcüsü Ali Rabiei, Pazartesi günü “bazı kentlerde, bazı vilayetlerde toplanmalar” oldu ama “yarın ve ertesi gün karışıklıklarla bağlantılı herhangi bir sorunumuz olmayacak,” dedi.

İslam Cumhuriyeti’nin en kıdemli önderleri, ABD emperyalizmi ile işbirliği içindeki aşırı gerici güçleri, şiddeti ve “anarşi”yi teşvik etmek için protestoları kullanmakla suçladı.

Dini Lider Ayetullah Hamaney, Pazar günü yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında benzin zammına desteğini ilan ederken, nefret edilen Şah’ın oğlunu yeniden tahta çıkarma peşinde koşan ABD merkezli monarşist muhalefeti ve Halkın Mücahitleri Örgütü’nü (MEK) şiddet kışkırtıcıları olarak adlandırdı. MEK, aralarında John Bolton ile Rudy Giuliani’nin de bulunduğu, Trump’ın mevcut ve eski çok sayıda yardımcısı tarafından aktif biçimde destekleniyor.

Hamaney, konuşmasında, “haydutlar” ve “holiganlar” ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar diye adlandırdığı olaylarda bazı ölümler olduğunu kabul etti.

Daha Cumartesi akşamı, İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi, ülke genelinde internet erişimini askıya aldı. Pazartesi akşamı itibarıyla, kesinti devam ediyordu. Yalnızca, hükümetin onayladığı sınırlı sayıda siteye erişim vardı.

Washington, savaşa denk bir hareketle, açıkça ekonomisini çökertme amacını ilan ederek, İran’a tek taraflı olarak fiilen bir ekonomik abluka uyguluyor. Şimdi de ikiyüzlü bir şekilde protestoculara desteğini ifade ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Twitter’da, “Amerika Birleşik Devletleri sizinle,” diye yazdı. Pompeo, geçtiğimiz yılın Kasım ayında BBC Farsçaya, İran önderlerinin, “eğer halklarının yemek yemelerini istiyorlarsa,” ABD’nin taleplerine boyun eğmek zorunda olduklarını söylemişti.

Beyaz Saray, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran yönetimini “barışçıl protestoculara” karşı “öldürücü güç” kullanmakla suçladı. Açıklamada, ayrıca, Trump’ın Washington’ın yasadışı ablukasını gerekçelendirmek için kullandığı yalanlar tekrarlanıyor ve “Tahran fanatik bir şekilde nükleer silah” ve “terörizm peşinde koşuyor” deniyordu. Söz konusu abluka, İran’ın tüm enerji ihracatına yönelik bir ambargoyu içeriyor ve İran’ın dünya bankacılık sistemine tüm erişimini keserek dış ticaretini boğuyor.

Beyaz Saray açıklamasının emperyalist kibirle gözleri kör olan yazarları, besbelli kışkırtıcı tiratlarının vardığı sonucun kendi kendini suçlayan karakterinin farkında varmamışlar. Açıklamada, İslam Cumhuriyeti’nden, “bir egemen sınıf halkını terk edip kişisel güç ve zenginlik mücadelesine girişince neler olduğuna ilişkin eğitici bir öykü” olarak söz ediliyor.

İslam Cumhuriyeti’nin interneti kapattığı ve Batı medyasının yönetime yönelik düşmanlığı göz önünde bulundurulduğunda, protestoların boyutunu, bileşimini ve kesin karakterini belirlemek güç.

Hükümet ve istihbarat yetkilileri, herhangi bir ön uyarı olmadan uygulamaya konan fiyat artışlarına karşı gerçek bir halk öfkesi olduğunu itiraf ediyorlar.

Pazar günkü bakanlar kurulu toplantısının ardından konuşan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bazı insanların, hükümetin planına karşı çıkmasının “doğal” olduğunu ve “muhalefetlerini dile getirme hakkına” sahip olduklarını söyledi. Ancak “hükümet, hiç kimsenin” karışıklık çıkararak “en küçük şekilde kaos ve güvensizlik yaratmasına izin vermeyecek,” diye ekledi.

İslami Devrim Muhafızları’nın Besic kanadının başındaki Tuğgeneral Gulam Rıza Süleymani ise şunları söyledi: “İnsanlar Cumartesi sabahı barışçıl bir şekilde gösteri yapmaya başladılar. Fakat aynı günü akşamı, ülkenin düşmanlarının desteğiyle bir huzursuzluk dalgası yaratıldı.”

Hükümet raporları, protestolar sırasında öldürülenlerin sayısını bir düzine olarak verdi. Bunların arasında iki güvenlik personeli ve bir emniyet nöbetçisi de vardı. BBC ve diğer Batılı haber kaynakları ise, İran içindeki hükümet karşıtlarının, gerçek sayının bunun iki ya da üç katı olduğunu söylediğini aktarıyor.

Pazar günü, yarı resmi Fars Haber Ajansı, 87.400 kişinin protestolara katıldığını iddia eden bir istihbarat raporundan alıntı yaptı. Bunların sadece küçük bir kısmının şiddet eylemlerinde yer aldığı söyleniyordu.

Rapora göre, protestocuların çoğu, “sadece toplanılan yerlerde bulunuyordu ve karışıklık çıkaranlarla işbirliği yapmadı ve güvenlik kurumları, onların birçoğunun cep telefonuna, başka protestolara katılmamaları uyarısında bulunan mesajlar gönderdi.”

Rapor, devamında, geniş çapta maddi hasar olduğunu iddia ediyordu: “sadece bir ilde, 100’den fazla banka şubesi ve 57 büyük mağaza… ateşe verildi ya da yağmalandı.” Rapora göre, ülke genelinde binden fazla insan protestolara katıldığı ya da şiddeti teşvik ettiği için gözaltına alınmıştı.

ABD’nin ve onun Suudi ve İsrailli vekillerinin halkın İran yönetimine artan yabancılaşmasını ve öfkesini kendi gerici gündemlerini ilerletmek için kullanmaya çalışacağından kuşku duyulamaz.

Son yıllarda işten çıkarmalara, yoksulluk maaşlarına ve ücretlerin ödenmesindeki uzun gecikmelere karşı grevler ve gösteriler biçiminde, İran yönetimine giderek büyüyen bir halk muhalefeti olduğu da doğrudur. 2017’nin son günlerinde ve 2018’in başlarında, toplumsal eşitsizliğe ve kemer sıkmaya karşı yaygın protestolara tanık olunmuştu. Söz konusu protestolar, şimdiye kadar rejimin destek tabanı işlevi görmüş olan daha yoksul kırsal kent ve kasabalarda da meydana gelmişti.

Mevcut protestolar ve hükümetin tepkisi, İran içindeki şiddetli toplumsal gerilimleri gösteriyor. Ekonomi, Washington’ın uyguladığı amansız baskının ve emperyalizm ile İranlı işçiler ve emekçiler arasında manevra yapmaya çalışan burjuva ulusalcı rejimin krizinin ağırlığı altında çökmeye başlıyor.

Geçtiğimiz Cuma günkü fiyat artışı, bir araç sahibinin aldığı ilk 60 litre benzine yüzde 50 zam yaparak 15.000 riyale çıkarıyor. Bu, İran’ın para birimindeki çöküş nedeniyle, sadece 13 ABD sentine denk. Ek litrelerin maliyeti yüzde 300’e kadar arttırılıyor.

İran’daki benzin fiyatı, dünyadaki en ucuz fiyatlardan biri. Fakat İran siyaset kurumunun tüm hiziplerinin yıllardır uyguladığı kemer sıkma ve ABD önderliğindeki uygulanan cezalandırıcı yaptırımların kitlesel işsizliğe, gelirlerin daralmasına ve durmadan derinleşen toplumsal eşitsizliğe yol açma nedeniyle, zam yaygın öfkeyi harekete geçirdi.

Başlangıçta hükümet, fiyat artışını, IMF’nin İran’a tavsiyeleriyle uyumlu olarak, kaçakçılıkla mücadele önlemi olarak pazarlamıştı.

Ama son 72 saatte, zammın asıl nedeninin sıradan İranlılara daha fazla mali destek sağlamak olduğunu söyledi. Pazartesi günü, hükümet, İranlıların banka hesaplarına para yatırmaya başladı ve bunu, sübvanse edilmiş benzin fiyatındaki kesintilerle telafi edeceğini söyledi. Hükümete göre, sonunda toplam 60 milyon kişi ya da nüfusun yüzde 70’inden fazlası aylık ödemelerden alabilecek.

Hükümet, ilk kez, bir dizi temel gıda ürünündeki sübvansiyonları kaldırdığı ya da düşürdüğü 2011’de, İranlılara doğrudan küçük nakit ödemeleri yapmaya başlamıştı. Artık değiştirilmiş olan programa göre, beş kişilik bir aile ayda 17 ABD Doları alma hakkına sahip olacak.

İran basını, Hamaney’in, geçtiğimiz Cuma günü, Ruhani hükümetini, ödenek artışını ve benzin zammını birbirine bağlı olarak halka açıklamadığı için eleştirdiğini iddia ediyor.

Dini Lider’in Pazar günü benzin zammına desteğini açıklaması, en azından bir dereceye kadar, protestoların rejim içindeki çatlakları derinleştirmesini önlemeyi amaçlıyordu. Ruhani’nin kimi sosyal muhafazakar muhalifleri, yasadışı olduğunu söyledikleri fiyat artışlarını iptal ettirmek için meclise baskı yapacaklarını duyurmuştular. Ancak Dini Lider’in zamma desteğini açıklamasından sonra bundan vazgeçtiler.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, İran yönetiminin protestolara verdiği tepki karşısında Washington’dan gelen kınamaları tekrarlayan Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ve Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamalarını yanıtlarken, Avrupalı güçlerin, İran nükleer anlaşmasına sözde desteklerine rağmen, Washington’ın acımasız yaptırımları yeniden uygulamaya koymasına yardım ve yataklık ettiklerini belirtti.

İran’da büyüyen toplumsal ve siyasal kriz, işçi sınıfının emperyalizme, onun monarşistler gibi doğrudan ajanlarına ve İran burjuvazisinin bütün hiziplerine karşı bağımsız bir siyasi güç olarak müdahale etme zorunluluğunun altını çiziyor. İran’da bir işçi cumhuriyeti uğruna mücadelenin, Ortadoğu genelinde işçi sınıfını ve ezilenleri Washington’a ve bir bütün olarak emperyalizme karşı harekete geçirme mücadelesiyle birleştirilmesi gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir