İnternet Yasakları

Paylaş

“İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun”un çıktığı günden beri, Kasım ayı itibariyle Türkiye’den erişim yasağı konan site sayısı 1500’ü aştı ve şu an itibariyle Türkiye internet yasakları konusunda Çin, Kuzey Kore ve İran’dan sonra 4. sıraya yerleşmiş durumda.

Daha önce kapatılan ve bazıları şu anda kapalı olan siteler arasında tüm dünyada milyonlarca ziyaretçisi olan wordpress, youtube, dailymotion.com, geocities.com ve blogger gelmekte. Bunun dışında googlegroups, Vatan gazetesi, blogspot, eğitim-sen, anarsist.org, Turan Dursun’un sitesi ve Ünlü Bilim İnsanı Richard Hawkins’in web sitesi engellenen sitelerden başlıcaları.

Bu sitelerin hangi gerekçelerle yasaklandığı konusuna daha sonra değineceğiz fakat bu yasakların öyle ilginç bir yanı var. Engellenen bu sitelerin bir kısmında siteye girdiğinizde hangi mahkemece ve hangi gerekçeye dayanılarak erişimin yasaklandığı belirtilirken birçoğunda gerekçeli karar bile yazmadan siteye erişim engellenmektedir. Kısacası “internet alemi” Telekomünikasyon Kurumu’nun “oyuncağı” olmuş durumda. Yasa kapsamında Telekomünikasyon Kurumu’nun sitelere sorgusuz sualsiz hiçbir gerekçe göstermeden kapatma hakkı var. Dahası erişimi engellenen siteler hakkında bilgi istediğinizde de “daha etkin mücadele” gerekçesiyle kamuoyuna hiçbir bilgi verilmemekte.

İnternet hakkında kısa bilgi

Daha önce sadece orduların kullanmakta olduğu internet kitlelerin kullanımına bundan 15 yıl önce açıldı. 1993 yılında başlayan bu süreç ilk olarak çok yavaş ilerledi, fakat günümüzde o derece büyümüş durumdaki insanlar neredeyse tüm işlemlerini evlerinde bilgisayarlarının başında yapar hale geldiler. Kısacası internet iletişim ve bilişim sektörü için büyük bir “devrim”di. Bu devasa gelişmeye tüm sektörlerde ayak uydurdu.

İnternetin bir anda ortaya çıkışı tabiî ki bir tesadüf değildi. 1990’ların başına kadar sadece ürettikleri malları diğer ülkelere pazarlayan uluslarararası şirketler karlarını daha da arttırmak için artık üretimi de uluslararasılaştırmaya başladılar. Üretim giderek ucuz hammadde ve insan emeği olan ülkelere doğru kaydı. Şirketlerin merkezleri sadece bu planlamanın yapılacağı “ofis”ler halini aldı. Fakat üretimin dağıtımın planlanması ve denetlenmesi mevcut teknolojik kaynaklarla çok daha fazla zaman alıyordu. İşte sermayenin bu ihtiyacına cevap verecek bir teknoloji olarak internet ortaya çıktı.

İnternet ve Küreselleşme

Küreselleşme süreciyle artık sermaye tamamıyla uluslararası düzeyde üretim ve dağıtım yaparken kendisine yeni alanlar açabilecek her türlü argümanı da sonuna kadar kullanıyor. Dünyada “ortak kültür” adı altında geliştirilmek istenen “yeni teorilerin” arkasında insanların ihtiyaçlarını da ortaklaştırma çabasını ve kapitalist tekellerin de bu ihtiyaçlar üzerinden yaptığı pazar kavgasını görebiliyoruz. Bu nedenden dolayı “medeniyetler ittifakı” gibi adlar altında politikacılar hatta din adamları bir araya gelerek küresel kapitalizm adına evrensel bir “inanç” tasvir etmeye çabalıyorlar. İşte tüm bu süreçlerin içinde insanların hayatına büyük bir hızla giren internet, bu “ortak kültür” yaratma çabalarının en büyük silahı olarak her geçen gün dünyanın her yanına hızla yayılmakta.

Peki internet yasakları tüm bu süreç içinde neyi ifade ediyor? İşte internet yasakları tüm bu süreçte küreselleşmenin en temel çelişkisi olan sermayenin ulus-devlet sınırlarını aşma ihtiyacı ile ulusal sınırlar arasındaki temel çelişkinin bir ifadesidir. Bir yanda tüm kültürel farklılıkları ortadan kaldırarak ürettiği ürünleri daha fazla insana pazarlama ihtiyacı hisseden sermaye diğer yanda tüm ekonomik ilişkiler sürecinde olduğu gibi kültürel alanda da ulus devletlerin yasakları tarafından engellenen binlerce site!

Tabii ki tüm bu analizlerimizden sermayenin internet aleminde tam özgürlükten yana olduğu vb. anlamlar çıkarılmamalı. İnternet bir yanda egemen sınıflar açısından yukarıda açıkladığımız nedenle yaygınlığı bir o kadar önemliyken bir yandan da kendi içinde ciddi tehlikeleri de barındırmaktadır. İnternet yaygınlaştıkça, mevcut kapitalist sisteme muhalif olan her türlü insanın da buluşup bir araya geldiği, görüş paylaştığı ve örgütlendiği bir alan olmaya başlaması egemenleri oldukaça rahatsız ediyor.

11 Eylül süreciyle başlayan ve toplumun her kesimine işlenen bir “terör” korkusuyla beraber tüm dünyada ardı ardına çıkartılan “Terörle Mücadele Yasaları”nı hepimiz biliyoruz. Bu yasaların toplumda yükselen hoşnutsuzluğa karşı her türlü muhalefeti engellemek ve bastırmak için çıkarılmıştı. Askerlere ve polislere geniş yetkiler vererek her türlü muhalefete karşı cepheden saldırıya girişildi. Sokakta devletin polis gücünün baskısını her gün üzerinde hisseden kitleler internet ortamında görece olarak -internetten sürekli olarak yapılan takipleri ve her türlü internet işleminin gözlem altında olduğu gerçeğini bir kenara bırakırsak- rahatlardı. İşte “İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun” devletin baskısını sanal ortamda da hissettirmek ve bu alanda da “rahatlığa” izin vermemek için çıkartıldı.

Tabi ki bu yasa sadece Türkiye’ye özgü değil. İyice beliren ekonomik krizle birlikte tüm ülkeler ardı ardına interneti kısıtlayıcı yasaların hazırlıklarına başladılar. Çünkü egemenler şunu çok iyi biliyorlar; ekonomik krizle birlikte artacak olacak hoşnutsuzluğun ve sınıf hareketinin bastırmanın ve engellemenin yolu yasaklar ve kısıtlamalardır. Tüm ülkelerde “pornoya karşı, çocukların cinsel istismarına karşı, vb.” isimlerin ardına gizlenerek internette geniş kapsamlı yasaklayıcı yasalar hazırlanmakta.

Türkiye’de İnternet Yasakları

Türkiye’de uygulanmaya başlayan yasaklar “çocuk pornosuna karşı mücadele” sloganıyla başladı. Ardından gençlerin korunması adı altında İnternet Kafelere doğrudan polis denetiminde filtreleyici programlar yüklendi. Tabiki de bu filtreler sayesinde insanların birçok “sol içerikli”, “muhalif” haber yapan ya da yazılar yayınlayan sitelere girişi engellendi. Bunun ardından da internet sitelerine kapatma yetkisi getiren “İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun” uygulanmaya başladı.

Bu konunun ardından da internet sitelerine erişim engellenmeye başladı. Bu engellemelerin en çok ses getireni “youtube” adlı internet sitesinin yasaklanması oldu. Bu siteler kapatılırken kullanılan gerekçe ise “Atatürk’ün kişiliğine karşı işlenen suçlar” kapsamında sitelerin kapatıldığı açıklandı. Hatta bu durum o derece abartıldı ki bir ara “youtube” girenler engelleme kararının alındığı mahkemelerin listesini okuyordu! “Youtube” un ardından birçok sitede hiçbir gerekçe göstermeden kapatıldı! Telekomünikasyon Kurumu her an her siteyi kapatabilecek yetkiler donatıldığından siteler ardı ardına kapanmaya devam etti. Fakat bu sefer farklı olarak: kapatılan sitelerde hiçbir açıklama yazmıyordu artık!

Son dönemde ise “googlegroups” la başlayan yeni bir yasak dalgasıyla karşı karşıyayız. Bu seferde internet Adnan Hoca adıyla bilinen Adnan Oktar’ın “oyuncağı” olmuş durumda. Adnan Oktar kendine muhalif yazılar yayınlayan, kendisinin yazmış olduğu bilim dışı yazılara eleştiri getiren ve tarikatı hakkında haber yapan internet sitelerine karşı savaş açtı. İlk hedef “googlegroups” oldu. Bu gruplarda kendisi hakkında kişiliğini zedeleyici yazılar çıktığı gerekçesiyle tüm googlegroups kapandı. Ardından sırasıyla Eğitim-Sen in resmi web sayfası ve anarsist.org kapatıldı. Bununla da yetinilmedi din karşıtı yazılarıyla tanınan Turan Dursun’un sitesini kapattırdı. Son olarak da Ünlü Evrim Bilimci Richard Hawkins’in sitesine de erişim engellendi.

Gene Adnan Oktar’ın başvuruyla Vatan Gazetesi’nin bir haberin altında yazılan –gazeteyi yasal olarak ilgilendirmeyen- yoruma dayanarak Vatan Gazetesi’nin web sayfasına da erişim kısa süreliğine engellendi.

Yukarıda vermiş olduğumuz örneklerden de açıkça anlaşıldığı üzere çıkarılan bu yasayla birlikte asıl hedef, sisteme her türlü muhalif yayın yapan internet siteleri oldu.

Son söz yerine

Daha önce de belirttiğimiz gibi internetin kitlelerin kullanımına açılması ve bu derece gelişmesi oldukça önemlidir. Fakat unutmamak gerekir ki teknoloji ve bilim burjuvazinin elinde sadece küçük bir azınlığın çıkarları için daha fazla kar amacıyla geliştirilir yada yine bu azınlığın çıkarları için teknolojik gelişmeler dizginlenir. Oysaki bugün elde edilen bütün bilimsel çalışmaların ve teknolojik gelişmelerin sayesinde tüm insanların daha iyi koşullarda yaşayabileceği sınıfsız sınırsız bir sömürüsüz bir dünya yaratmak mümkündür. Bunu sağlayabilecek tek güç ise uluslararası devrimin dünya partisi olan IV. Enternasyonal’de temsil edilen sınıfsal bakış, bilimsel yöntem ve devrimci örgütlenmedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir