İnternet Yasakları ve Ulusal İnternet

Türkiye’de uygulanan internet yasaklarıyla ilgili daha önce sitemizde bir yazı yayınlanmıştı. Bu yazının yazılma sebebi ise Türkiye’de iletişimden de sorumlu Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın Youtube adlı web sitesine uygulanan yayın yasağı üzerine yaptığı insanı dehşete düşüren, kara mizah tadıyla dinlenebilecek açıklaması!

Binali Yıldırım açıklamasını Mayıs 2008 tarihinde Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin almış olduğu bir kararla tamamen kapatılan Youtube adlı video paylaşım sitesinin sahiplerinin kendisiyle görüşme talebinden sonra yapmıştı.

Binali Yıldırım sitenin neden erişime açılmayacağını şöyle açıklıyordu;

“Mevzuata göre, bütün içerik sağlayıcılar güvenlik belgesi almalı. Türkiye’de kayıt altına alınmalı. Youtube ‘bunu yapmayız’ diyor, vergi ödemiyor. Reklam almış, vergisini vermiyor. Onlar bir şey yapmazsa biz de bir şey yapamayız. Aynı şeyi 21 ülkede yapmış, bize gelince yapmıyor. Yapamazsan Allah selamet versin”

Bilindiği üzere Youtube adlı video paylaşım sitesi ‘Mustafa Kemal’e yönelik hakaret içeren videoları’ yayınlaması nedeniyle kapatılmıştı. Binali Yıldırım yukarıdaki açıklamasında Youtube’un kapatılmasının ekonomik yönüne değiniyor. Youtube adlı sitenin aldığı reklamların vergisini ödemediğinden bahsediyor. Yetinmiyor Yıldırım ve belki tarihe geçecek bir söze imza atıyor;

‘Ne işimiz var elalemin sitesinde’ diyerek, Türk halkının kendi video sitesini kurması gerektiğini öğütlüyor(!)

İletişimden sorumlu bir bakanın çarpıttığı internet kavramına değinmek gerekirse; internet, ‘international network’ adlı kelimeden kısaltılarak kullanıma geçmiştir. Yani ‘uluslararası iletişim ağı’. Yoksa Binali Yıldırım internetin uluslararası bir oluşum olduğunu bilmiyor muydu? Oysa ne de güzel cevaplıyordu; basın ‘Youtube yetkilileri ne zaman gelecek?’ diye sorduğunda, ‘as soon as possible’diyerek.

Yukarıdaki açıklamalarından farklı olarak Binali Yıldırım’ın 2009 Ocak ayında verdiği bir demecine bakalım; ‘Amaç yasak getirmek değil, suç olmadan suçun oluşmasını engellemek. Zaten internet ile ilgili yasak kararını yargı veriyor. Yargıya müdahale edemeyiz’. Açıklamada ifade edilen, suçun suç olmadan engellenmesi fikri pek anlaşılır değil(!). Testi kırılmadan çocuğu döven Nasreddin Hoca’nın öyküsünü hatırlatıyor ancak bizlere bu açıklama.

Binali Yıldırım’ın ‘küreselleşme ve teknoloji’ üzerine 2008 yılında yapmış olduğu açıklama internetin öneminin ve ‘tehlikesinin’ onlar üzerindeki farkındalığını belirtiyor.

‘”Küreselleşmede en hızlı gelişen sektör bilgi sektörüdür. Bu sektörün ihtiyaçları yeni yeni teknolojileri insanoğlunun kullanımına verilmesiyle daha da artmaktadır. Yeni düzenlemeye mutlaka ihtiyaç vardır. Unutmayalım internetin zararlı kullanımından korunmak için yine bu Meclis geçtiğimiz dönemlerde bazı düzenlemeler yaptı.” Bu düzenlemelerin dışında Binali Yıldırım, bir ‘İnternet Kurulu ve İnternet Güvenlik Başkanlığı’ oluşturma niyetini belirtmiştir. Bu düzenlemelerin amacını da ‘ülke bütünlüğüne yönelik tehditlerin ortadan kaldırması’ olarak ifade etmiştir.

Binali Yıldırım ve diğer burjuva bürokratlar, kapitalizmin temsilcileri ve savunucuları interneti gerçek bir tehdit olarak görmekte haklılar. Çünkü internet, işçilerin arasına çekilmiş haritalardaki tüm sınırları reddediyor, sınırları tanımıyor. Devasa bir bilgi portalı, bilgiye ücretsiz ulaşma imkanı veriyor, dünya çapında haberleşme süresini neredeyse sıfıra indiriyor. İnternet her ne kadar kapitalizm tarafından kullanılıp yine kapitalistler eliyle işçi sınıfına bir meta olarak sunulsa da geleceğin komünist toplumunun sınırsız bilgi paylaşımının temellerinden birisini oluşturuyor. İşte bu, burjuvaziyi internet üzerinde yeni yasaklar koymaya zorluyor, buna mecbur tutuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir