İncirlik Üssünü Emekçiler Kapatacak

İncirlik Üssü 54 yıldır faaliyette. Dünya işçi sınıfının her gün başına düşen bombaların uçaklara bindirildiği yerlerden sadece birisi bu üs. İncirlik Üssü, Ortadoğu’ya “demokrasi götürülmesinde” önemli bir rol oynuyor!

Her iki Körfez savaşında da buradan kalkan uçaklar Irak’ı yakıp yıktılar. İsrail devleti ne zaman kendisini güvensiz hissetse bu üsse başvuruldu. İran ve Suriye’ye düzenlenecek olası bir saldırıda yine buradan kalkan uçaklar bölgeyi cehenneme çevirecek. Rusya’yla yapılacak olası bir savaşta yine burası kullanılacak.

İncirlik’te şu an 90 adet nükleer silah bulunduğu rivayet edilmekte. Küba Krizi dönemlerinde Sovyetler Birliği, Amerika’ya karşı kendi füzelerini Küba’ya konuşlandırırken Amerika da elindeki füzeleri İncirlik’e konuşlandırdı ve o zamandan beri bu nükleer füzeler burada, Ortadoğu ve Kafkas işçi sınıfının başında patlamayı beklemekte. [Bu füzelerin bir kesimi o zaman SSCB ile yapılan anlaşmayla geri çekilmişti]

Türkiye’de en sağcısından en solcusuna kadar herkes bu gerçeğin farkında. Fakat pek çoğunun bu konudaki tutumu hiç gerçekçi değil. İncirlik Üssü konusunda Türkiye solunun önemli bir kesimi, aslında burjuva siyasetinden farklı bir yol önemiyor. İncirlik Üssünün kapatılması istenmekte ama bunun gerekçesi olarak “Türkiye’nin emperyalist emellere alet edilmesi” gösterilmekte; “bu durum Türkiye’nin başına belalar açmaktadır” denmekte. Bu bakışın Marksizmle hiçbir ortak noktası yoktur, bu sadece küçük burjuva ulusalcı bir bakıştır.

Söz konusu anlayış Türk devletinin olası tehlikelere maruz kaldığı gerekçesiyle üssün kapatılmasını istemektedir. Fakat ulus-devletin korunmasının Marksizmle bir ortak noktası olmadığı gibi, bu anlayış işçi sınıfını devrim ve sosyalizm yolundan saptırtmakta, ona milliyetçiliği aşılamaktadır. Onları ilgilendiren şey Ortadoğu işçi sınıfının her gün ateş içinde olması değil, burjuva devletin tehlikeye düşmesidir. Kaldı ki bu üssün sadece ABD tarafından kullanılarak Türkiye’nin başına belalar açtığı tezi gerçeği yansıtmaz. Bu üssü aynı zamanda Türkiye de kullanıyor. Geçtiğimiz aylarda Kandil Dağını bombalayan uçakların bir kısmı buradan kalkmıştı. Bunun dışında Ortadoğu halklarına düzenlenen saldırılara Türkiye zaten dolaylı veya dolaysız destek vermekte. Yani bu üs Türkiye’nin başını gerçek anlamda –en azından henüz- belaya sokmadığı gibi, onun varlığı burjuva devletin yanında olmanın bahanesi olamaz.

Tabii bu kadarla da kalmıyor. Üssün kapatılması yerine sadece el konulması taraftarı olanlar da var. Stalinist TKP’nin sloganlarından birisi de “üslere el konulsun ABD defolsun” sloganıdır. Solculuğun sadece bir ABD karşıtlığına indirgenerek tamamen sağa kaydırılması bizi hiç şaşırtmıyor. “Üslere el konulsun!” Peki üs kapatılacak mı? Sessizlik. Üssün sadece ve sadece Türkiye’deki burjuva devleti tarafından kullanılmasının Türkiye ve Dünya işçi sınıfına hiçbir faydası olmadığı gibi, büyük zararları olmaya devam edecektir.

Üssün kapatılması yönündeki eylemler ise tam bir komediyi andırıyor. Birkaç seminer verip kenara çekilmekten, niteliksiz mitinglere kadar hepsi mevcut. Sendikaların da içinde bulunduğu bu eylemlerde işçi sınıfı nedense hiç rol almaz. Hatta bu sendikalara üye olan işçilerin bu mitinglerden haberi bile olmaz. Katılan partiler ise bırakın sempatizanları kendi resmi üyelerini bile seferber etmekten acizdirler. Önce küçük bir grup Adana’da bir araya gelir; İnönü Parkı’nda veya Adliye’nin önünde bir basın açıklaması yapılır ve birkaç slogan atılır. Sonra bu küçük kalabalık otobüslere doldurulur ve İncirlik’e gidilir. Burada bir yürüyüş yapılır, içinde enternasyonalizmin zerresinin bulunmadığı sloganlar atılır ve herkes evine döner.

Bu tarz eylemler bırakın üssün kapatılmasını bu konuda küçük bir kıvılcım bile yaratamaz. İncirlik üssü sonuçta emperyalist kapitalizmin yarattığı bir sorundur ve sadece Türkiye işçi sınıfının bir sorunu değil aynı zamanda başta Kafkasya, Ortadoğu ve ABD olmak üzere bölge ve dünya işçi sınıfının bir sorunudur. Bu tarz bir soruna ulus-devletin sınırları içinde “kendi küçük dünyamızda” çözüm bulmanın imkansızlığı da ortadadır. Bu ve buna benzer üsler dünya işçi sınıfının ortak inisiyatifiyle ve sadece devrimle kapanabilir. “İncirlik Üssü Kapatılsın” sloganı, kapitalizm altında “burjuva savaş makinesi lağvedilsin” sloganından ayrı düşünülemez. Yazımızı son derece yerinde söylenmiş olan şu sözlerle kapatmak en doğrusu:

Sonuç olarak, kapitalizme karşı çıkmadan emperyalizme karşı çıkılamayacağı gibi, militarizme de karşı çıkılamayacağı açık olmalı. Bugün gelinen noktada, dünya işçi sınıfı ve Marksist devrimciler, Sosyalist Devrimin Dünya Partisi’ni örgütleme sorunuyla hiç olmadığı kadar yakıcı bir şekilde karşı karşıyalar. Bu sorun çözüme kavuşturulamadığı takdirde, savaşların çıkması engellenemeyeceği gibi, bu savaşlar sosyalist devrimlere değil, dünyanın yok oluşuna yol açabilirler.[1]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir