Hong Kong genelinde on binlerce işçi grevde

Paylaş

Pazartesi günü, gösterilerin art arda beşinci gününde, protesto ve grevler Hong Kong geneline yayıldı. Hükümete karşı protestolar iki aydır sürüyordu ancak işçilerin açık muhalefet ile protestolara katılması ile daha önemli bir hale geldiler.

Pazartesi, aralarında öğretmenlerin, inşaat, özel güvenlik ve imalat sektörlerinden işçilerin yer aldığı on binlerce kişi greve katıldı. Trafik kontrolörlerinden, işyeri çalışanlarından ve uçuş görevlilerinden oluşan 2.330 civarında kişi, Pazartesi günü, Hong Kong Uluslararası Havaalanı’nda düzenlenen son oturma eyleminden yaklaşık 1 hafta sonra iş bıraktı. Bunun sonucunda en az 200 uçuş ertelendi.

Protestocular içlerinde Admiralty, Sha Tin ve Mong Kok semtleri de olmak üzere, kent genelinde sekiz protesto düzenlediler. Tek bir yerde kalmak yerine şehir içerisinde hareket ederek ve barikatlar kurarak, sabah trafiği içerisinde yolları ve trenleri bloke ettiler. Hong Kong adasını Kowloon’a bağlayan Cross Harbor Tüneli Cumartesi’den beri üçüncü kez bloke edildi.

Polis, buna biber gazı ile karşılık verdi ve bazı durumlarda, polis binalarının üst katlarından protestoculara -bazıları uyarısız olmak üzere- plastik mermilerle ateş açtı. Bir güruh da, Causeway Koyu’na yakın Kuzey Noktası’nda göstericilere soplarla saldırdı. Bununla beraber en az iki aracın barikatlara çarpması sonucu yaralanmalar meydana geldi.

Greve katılan Angus Lo adındaki 35 yaşındaki bir pilot, Hong Kong’un İcra Başkanı Carrie Lam’i şu sözlerle suçladı: “Şiddeti lanetlemek gerçekten kolay. Bir çözüm üretmen gerekiyor, başkan sensin. Hatırlanması gerekir ki, bugünlerde olan şeylerin sebebi, onun ilk günden bizi dinlemeyi reddetmiş olmasıdır.”

31 yaşındaki bir öğretmen olan Kurt Yau ise, grev hakkında, “Bu insanların işe gitmesini engellemek için bir yöntem ve ben bunun amaçlarımıza ulaşmamız için gerekli olduğunu düşünüyorum,” diye konuştu. Lise öğrencileri, öğretmenleri ile omuz omuza gösterilere katıldılar.

Hong Kong Sendikalar Konfederasyonu (CTU) ise, Pazartesi günkü grevi resmi olarak destekledi. Ne var ki, CTU, Hong Kong’daki resmi muhalefeti olan “pan-demokratlar”ın bir müttefiki olarak, Haziran’da protestolar başladığından beri kent genelinde tam bir genel grev çağrısına karşı direndi. Grevler işçilerin, sendikalar tarafından giydirilen deli gömleğinden kurtulmayı hedeflediklerini gösteriyordu.

İşçi sınıfının bilinçli müdahalesi, gösterilerin protestocuların baştaki taleplerin ötesine geçiyor olduğunun bir işaretidir. İlk talepler, tartışmalı iade yasasının tamamen geri çekilmesini ve Carrie Lam’ın istifasını içeriyordu. Protestoların altında, kentte ücretlerin artmamasının, yaygın yoksulluğun ve makul fiyatlı ev yokluğu biçimindeki kronik sorunun yol açtığı derin toplumsal kriz bulunuyor. Konut sorunu, yüz binlerce kişiyi, güvenliği neredeyse hiç düşünülmeden genellikle yasadışı bir şekilde inşa edilmiş, sıkışık ve tehlikeli tek odalı apartmanlarda yaşamaya zorluyor.

CNN’e konuşan, Hong Kong Üniversitesi çalışanı John Carroll, uzun süredir devam eden gösterileri, 1925’te Hong Kong’da ve Guangzhou’da gerçekleşen genel grev ile kıyasladı. O dönem, Rus Devrimi’nden etkilenmiş olan işçi örgütleri, bu kentlerin büyük kısmını denetimleri altına almış ve yönetmişti. Bugünle 1925 arasında büyük farklar olmakla birlikte, o dönemdeki grev hareketi, Stalin’in politikaları yüzünden yenilgiye uğrayan, Çin genelindeki bir devrimci çalkantının başlangıcını ifade ediyordu.

Tüm dünyada egemen sınıflar, uluslararası işçi sınıfının, büyüyen ekonomik ve toplumsal krizlere karşı kendi bağımsız taleplerini öne sürerek siyasete girmesinden dolayı derin bir korku içerisindeler.

New York Times, kaygılarını yansıtan bir yazıda, Hong Konglu tarihçi ve avukat Anthony Dapiran’dan şu alıntıyı yaptı: “Benim için en korku verici şey, burada bıçak sırtında olmamız: polise karşı açık saygısızlık var; polis karakolları hedef alınıyor. Yasanın ve düzenin genel çöküşünün doruk noktasında olabiliriz. Henüz o noktaya gelmiş değil ancak hükümet bunu durdurmak için hiçbir şey yapmıyor.”

Bu, Hong Kong hükümetinin, protestoları tamamen kontrolden çıkmadan durdurmak için yapılması gerekeni yapması için açık bir çağrıydı. Gerek Asya, gerek Batı’da, egemen sınıf, Hong Kong’taki veya başka bir yerdeki bir işçi sınıfı patlamasının, diğer yerlerdeki işçileri sosyal ve demokratik haklarını aramaya teşvik edeceğinin fazlasıyla farkındalar.

Carrie Lam de, Pazartesi günü, Pekin’de var olan korkuyu dışa vuracak şekilde tepki gösterdi. Lam, bir basın toplantısında şunları söyledi: “Bu eylemler ulusal egemenliğe meydan okudu, ‘tek ülke, iki sistem’ uygulamasını tehdit etti ve şehrin refah ve istikrarını yok edebilir.” Lam, devamında, “Kimilerinin sivil zayiata yol açacağını söylediği bu yaklaşım [yani, grevler], Hong Kong’u dönüşü olmayan bir noktaya itebilir,” uyarısında bulundu.

Pekin, defalarca, Britanya’nın 1997’de Hong Kong’u Çin’e geri vermesiyle ilan edilen ‘tek devlet, iki sistem’ uygulamasına meydan okuyan her türlü harekete karşı uyarıda bulundu. Çin devletine ait Global Times, Pazar günü, ABD’ye ve Britaya’ya açık bir atıfta bulunarak şöyle yazdı: “Ulusal bayrağın lekelenmesi ve ambleme zarar verilmesi gibi yasa dışı faaliyetler, iade yasa tasarısını kullanan bu protestoların, aslında Çin’in Hong Kong üzerindeki egemenliğine meydan okuyan dış güçler tarafından desteklenen, iyi planlanmış bir ayrılıkçı hareketler serisi olduğunu kanıtlıyor.”

Bununla birlikte, ABD’nin Çin’e karşı ekonomik savaşını ve askeri yığınağını tırmandırdığı sırada, Washington ve müttefikleri Hong Kong protestolarını kendi amaçları için kullanmakta tereddüt etmeyecek olsa da, Trump yönetimi şu ana kadar görece ılımlı bir yaklaşım gösterdi. ABD Başkanı Trump, geçen hafta Hong Kong protestolarını “isyan” olarak damgalama konusunda Pekin’e katıldı ve Çin medyası tarafından alkışlandı.

Geçtiğimiz hafta Wall Street Journal’a konuşan bir yönetim yetkilisi, “Hong Kong’da ölçülü olmamız gerektiği netleşti,” dedi. Başka bir ifadeyle, Washington, halihazırda Porto Riko’da olduğu gibi, ABD genelinde kolayca patlak verebilecek olan protestoların yayılmasından korkuyor.

Asıl tehlike, hareketin Çin ana karasına yayılacağından endişe duyan Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetiminin, Hong Kong’taki protestoları bastırmak için 30 yıl önce Tiananmen Meydanı’nda olan protestolara karşı gerçekleştirilen katliama benzer askeri bir güce başvurmasıdır. Hong Kong’daki işçilerin kendilerini savunmalarının tek yolu, Çin genelindeki işçileri Pekin’deki Stalinist bürokrasiye ve onun Hong Kong’daki müttefiklerine karşı gerçekten sosyalist bir perspektif temelinde ortak bir mücadeleye çağırmalarıdır.

Kapı, ordunun, Tiananmen Meydanı katliamındaki benzer bir katliama yol açacak şekilde göstericileri ezmeye çağrılmasına açık durumda. Tiananmen Meydanı katliamı işçi sınıfının Stalinist ÇKP’ye ve onun Çin’de kapitalizmi yeniden kurma hamlelerine açık muhalefetle hareket geçmesine karşı gerçekleştirilmişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir