Etiyopya kökenli İsraillinin polis tarafından vurulmasına karşı kitlesel protestolar

Yazdır

Geçen hafta İsrail genelindeki kent ve kasabalarda öfkeli gösteriler yaşandı; on binlerce kişi silahsız Etiyopya kökenli bir Musevi’nin polis tarafından vurulmasını protesto etti.

Protestolar, kuzeydeki liman kenti Hayfa’daki Kiryat Haim’de, mesai dışındaki bir polisin 18 yaşındaki Solomon Teka’yı Pazar akşamı öldürmesinin ardından başladı. Teka’nın öldürülmesi, uzun zamandır topluluklarına karşı sürekli bir ayrımcılıktan, tehditlerden ve şiddetten şikayetçi olan Etiyopyalı Museviler arasında bir tepkinin alevlenmesine sebep oldu.

Bir o kadar önemli olan bir etmen de, siyasetçilerin ve yetkililerin benzer protestoların ardından kurumsallaşmış ırkçılığı bitirme ve yaşam koşullarını iyileştirme konusunda verdikleri çok sayıda sözü yerine getirmeyi uzun süredir reddetmelerinden duyulan hayal kırıklığıydı.

Söz konusu olan sadece siyah gençlere karşı polisler meselesi değil; Etiyopyalılar, Arap ve Kuzey Afrika asıllı Museviler, göçmen işçiler, İsrail’in kendi Filistinli yurttaşları, Bedeviler ya da işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler olsun, işçi sınıfının en yoksul kesimlerine karşı kapitalist devletin silahlı temsilcileri meselesidir.

Bir görgü tanığına göre, mesai dışındaki polis, iddia ettiğinin tersine, silahını ateşlediği anda tehlikede değildi. İsmi açıklanmayan polis, bir sokak kavgasını ayırmaya çalışırken üç genç tarafından taşlanarak saldırıya uğradığını, hayatının tehlikede olduğunu ve Tekah’a değil yere ateş ettiğini ancak merminin yerden sekerek genç adama isabet ettiğini iddia etti.

Yetkililer, tepkileri daha da alevlendirecek şekilde, polisi tutukladıktan sonra “koruyucu gözaltı” adı altında ev hapsi için serbest bıraktı. Cuma günü, yetkililerin, onu cinayet bir yana, kasıtsız öldürmekten değil, büyük olasılıkla disiplin suçundan yargılayacakları ortaya çıkmıştı.

Polis amirinin duygusuz tepkisi, öldürme olayına ilişkin araştırmayı sürdürdükleri sırada, Etiyopyalı topluluğundan “sabırlı” olmalarını ve “tepkilerini kısıtlamaları”nı istemek şeklindeydi.

Etiyopyalıların bir yasal savunma grubu olan Tebeka, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya ve Asayiş Bakanı Gilad Erdan’a, onları Tekah’ın ölümüyle ilişkili polisi derhal görevden almaya çağıran bir yazı yazdılar.

Bu cinayet, bu yılın başlarında 24 yaşındaki Etiyopya asıllı Yehuda Biadga’nın polis tarafından öldürülmesinin ardından gerçekleşti. Zihinsel rahatsızlığı olan Biadga’nın annesi polisten yardım talebinde bulunmuştu. Tel Aviv’de büyük gösterilere yol açan bir cinayete kurban giden Tekah, son beş yıl içerisinde polis tarafından ölümcül bir şekilde vurulan 15. İsrail yurttaşı: bunlardan dokuzu Arap İsrailliler, dördü Arap veya Kuzey Afrika asıllı İsrailli ve ikisi Etiyopyalıydı. Bu olayların sorumlularından hiçbiri ciddi bir ceza ile karşılaşmadı. 2015’te, bir polis memuru, üniformalı bir Etiyopyalı İsrail askeri olan Demas Fekadeh’i döverken videoya alınmış ve bu, ilk büyük gösterilerden birini tetiklemişti.

Geçen hafta protestocular “Cinayetlere son, ırkçılığa son” sloganı attılar. Bazı göstericiler, lastik yakarak ülke genelinde en az 15 otobanı tıkadılar ve araç sürücülerini çok uzun bir trafik içerisinde bıraktılar. Kimi araç sürücüleri de protestolara katıldı. Tel Aviv’de, protestocular, polislere, “Siz katilsiniz” ve “Biriniz bugün ölecek” diyerek bağırıyordu. Kimi yerlerde araç ters çevrilip, ateşe verildi.

Pazartesi günü polis şiddetine ve ırkçılığa karşı gösterilere katılanların çoğu Etiyopya asıllı İsrailliler iken, Salı ve Çarşamba günü, uzun süredir ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalan işçiler ve özellikle tüm topluluklardan gençler, göçmen işçiler dayanışma gösterileri düzenlediler. 2008 mali krizinden beri, iyi maaşlı işlerin yerini düşük maaşlı işlerin alması ve artan yaşam maliyetlerinin maaşları eritmesi ile işçi sınıfı için şartlar kötüleşiyor.

Göstericilerin şişe ve taş atması ile protestocular ve polis arasında çatışma çıktı. Bunun sonucunda 196 kişi gözaltına alınırken, aralarında polislerin de olduğu 110 kişi yaralandı.

Sonrasında mahkemeler polisleri yeterli kanıt olmadan gözaltı yaptıkları için eleştirdi. Gözaltına alınanların çoğu usule uygun hukuki temsilden ve tıbbi tedaviden mahrum bırakıldı.

Gençler, Çarşamba günü yanmakta olan bir arabanın fotoğrafıyla beraber “Anarşi” manşeti atan basına konuşmayı reddettiler.

Çarşamba günü, Tekah’ın ailesi, Pazar günü sona eren geleneksel Musevi yas süresinin sonrasına kadar protestoların durdurulması için çağrıda bulundu. Ancak Cumartesi gecesi buluşan Etiyopya kökenli İsrailli topluluk liderleri, Pazartesi günü polis şiddetine ve ırkçılığa karşı gösterilerine devam edeceklerini duyurdular. Onlar, yaptıkları açıklamada, “Ama bu Solomon Tekah’la ilgili değil, bir sonraki Solomon Tekah ile ilgili,” diyordu.

Art arda gelen hükümetleri ve izlediği ekonomik ve sosyal politikalar İsrail işçi sınıfını fakirleştiren ve parçalayan Netanyahu, İsrail’in Etiyopyalı topluluğunu etkileyen “tüm sorunları” tartışmak için sükunet çağrısı yaptı ve bakanlar kurulunu topladı. “Tüm konuları tartışacağız ama aynı zamanda kabul edilemez olan bir şeyi de tartışacağız,” diyen Netanyahu, şunları ekledi: “Yolların kapatılmasını ve kuvvetlerimize karşı alev bombaları dahil olmak üzere şiddetin kullanımını, yurttaşlarımızın araçlarının veya herhangi bir mülklerinin yakılmasını kabul edip, hoş göremeyiz.”

Bu politika, Batı Şeria’da Filistinlilerin mülklerini yakıp yıkan, onlara saldırıp, öldüren yerleşimcileri kapsamıyor.

Netanyahu, şiddetten, polisin ve hükümetin değil, Etiyopyalı İsraillilerin ve destekleyicilerinin sorumlu olduğunu bildirdi ve medya da buna uygun hareket etti.

Ülkede 140.000’den fazla Etiyopya asıllı İsrailli var. Çoğu, İsrail’in 1975’te Etiyopya’nın Musevi topluluğunu tanımasının ardından, 1980’lerde ve 1990’larda İsrail’e gelmiş olan göçmenlerin çocukları.

Etiyopyalı çocukların çoğu yoksulluk içinde büyüdü ve İsrail toplumuna entegre olmakta güçlük çektiler. Onlar, Etiyopyalı Ulusal Projesi’ne göre, daha yüksek bir yoksulluk oranı, daha düşük bir eğitim başarısı, daha düşük bir iş bulma oranı ve daha düşük bir ortalama gelir ile neredeyse bütün toplumsal göstergelerde halkın genelinin gerisinde kalıyorlar.

Etiyopyalı Musevilere karşı ayrımcılık öyle bir noktada ki, İsrailli kan bankaları Etiyopyalılar tarafından bağışlanan kanları, AIDS bulaştırmaları korkusuyla, reddediyor. 2014 yılında, Etiyopya asıllı İsrailli Avera Mengitsu, bir tutsak olarak tutulduğu inancına yol açacak şekilde, Gazze’ye girdi ve bir daha geri dönmedi. Hükümet, cesetleri Gazze’ye yönelik 2014’teki savaştan sonra hala Gazze’de olan iki askerden sık sık bahsederken, Mengitsu’dan nadiren söz ediyor.

Adalet Bakanlığı’nın Irkçılıkla Mücadeleyi Koordine Etme Birimi’nin yakın zamanlı bir raporu, 2018’de 230 şikayet alındığını belirtiyordu (önceki yıl 75’ti). Bunların çoğu işe alınmada ve hizmetlerin alınmasında ayrımcılık, ırkçı söylem ve yayınlar, polisin tutumu ve eğitim sistemi ile ilişkiliydi. Şikayetlerin yüzde 40’ı, oranındaki İsrail’in Arap yurttaşlarının şikayetlerinden de yüksek olarak (yüzde 32), Etiyopya asıllı yurttaşlar tarafından yapılmış. Bu birimle çalışan kamu konseyinin başında bulunan Elyakim Rubinstein, “Irkçılık, İsrail’de ve onun kuruluşunda bulunmaktadır,” diye yazdı.

Tekah’ın polis tarafından öldürülmesi, kabinenin, aşırı sağcı Ulaştırma Bakanı Bezalel Smotrich’in talebi üzerine, Eğitim Bakanlığı’nın risk altındaki gençler ve gençlik köyleri ile yatılı okulları yenilemek üzere Etiyopya kökenli İsrailliler için ayırmış olduğu 13,5 milyon doların aktarılmasını ertelemeyi kabul etmesiyle aynı gün yaşandı. Bakan Smotrich, böylece, bu parayı, “kriz içindeki dönüşüm enstitüler, Gazze sınırında ve Judea ile Samaria’da [işgal atlındaki Batı Şeria’daki yerleşimler] bulunan topluluklara toparlanma merkezleri, yollar ve başka şeyler” için kullanabilecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares