Bolivya’da darbeye karşı halk direnişi büyüyor

Paylaş

Perşembe günü, on binlerce işçi, ağırlıklı olarak bir işçi ve yerli kenti olan El Alto’dan başkent La Paz’a yürüyüş düzenledi. Yaklaşık 25 kilometre yürüyen işçilerin talebi, Latin Amerika’nın bu en yoksul ülkesinde iktidarı alan darbe rejiminin gitmesiydi. Protestocular, geç saatlere kadar askeri baskıya göğüs germeyi sürdürdüler.

Bolivya Senatosu’nun sağcı başkan yardımcısı Jeanine Áñez, kendisini devlet başkanı ilan etti ve geçtiğimiz Pazar günü Devlet Başkanı Evo Morales hükümetini deviren ABD destekli darbeye yönelik büyüyen direnişi bastırmak için aşırı sağcı bir bakanlar kurulu ve askeri önderlik atadı.

İşçiler ve köylüler, Bolivya’nın başkenti La Paz’da yürüyor [Kaynak: AP Photo/Natacha Pisarenko]

El Alto’doki protestocular arasındaki yaygın düşünceleri dile getiren yerli bir işçi, bir gazeteciye şunları söyledi: “Burada mücadele ediyoruz çünkü kendimizi bir daha asla aşağılatmayacak ve bizi bugüne kadar her zaman kontrol edip aşağılamış olan bu ulusötesi şirketler önünde diz çökmeyeceğiz.”

Geçtiğimiz Pazar günü Morales’in istifa etmesinin istenmesinden sonra, başlıca sendika konfederasyonu Bolivya İşçi Merkezi (COB), Salı günü, Áñez rejiminin “24 saat içinde anayasal düzeni yeniden kurmaması” durumunda süresiz genel grev tehdidinde bulundu. Ancak daha sonra başka açıklama yapılmadı.

Morales’in, eski iktidar MAS’ın ve ona bağlı COB gibi kurumların ürkek tepkisi, darbeye karşı bir ayaklanmanın 14 yıldır savundukları kapitalist düzeni devirecek siyasi bir harekete dönüşmesinden duydukları korkuyu açığa vurdu.

Tutuklama kararından ve aşırı sağcı grupların tehditlerinden kaçarak Meksika Hava Kuvvetleri ile Bolivya’yı terk eden Morales, şimdi, aralarında darbeyi düzenleyenlerin de bulunduğu “Kongre’deki dört parti ile görüşme” çağrısı yapıyor. “Ülkeyi huzura kavuşturmak” için geri dönmeyi teklif eden Morales, Papa’nın müdahale etmesi çağrısı yapıyor.

Çarşamba günü, sağcı haydutlar ve polis, Bolivya Senatosu’nun aralarında MAS üyesi Senato Başkanı Angela Salvatierra’nın da bulunduğu üyelerinin meclise girmesini engellediler. Salvatierra, ordunun baskısıyla, Morales’in ve devlet başkanı yardımcısının örneğini takip ederek istifasını duyurdu ve Áñez’in, MAS’ın çoğunluğu oluşturduğu ulusal meclisin onayı olmaksızın kendisini devlet başkanı ilan etmesinin önünü açtı.

Perşembe günü erken saatlerde, MAS milletvekilleri bir araya geldiler ve Sergio Choque’yi meclisin alt kanadının başkanı seçtiler. El Alto milletvekili olan Choque, kentte darbe karşıtı protestolara büyük ölçüde önderlik eden Mahalle Konseyleri Federasyonu’ndan (FEJUVE) geliyor. Choque, ilk olarak, “harekete geçen her kesimi sakinleşmeye” çağırdı ve sonra, orduya kışlalarına dönme emri veren bir tasarıyı destekledi. Bu, ordunun daha yeni devirdiği güçlere itaat edeceğine dair yanılsamaları besleyen bir girişimdi.

Kaçışını El País’e yeniden anlatan Morales, “Amerika Birleşik Devletleri, dışişleri bakanını arayarak beni herhangi bir yere götürebileceklerini söyledi. Bu benim için garipti,” dedi. Morales, hava sahasını kullanmasına izin vermesi konusunda Peru’yu ikna edemeyen Meksika’nın önerdiği sığınmayı kabul etmeyi tercih etti. Sonunda, Paraguay ile Brezilya’daki sağcı hükümetler Morales’in kaçışını kolaylaştırmayı kabul ettiler.

Darbe rejimi, kitlesel mitinglerin üzerinde uçuş yapan bombardıman uçaklarını; kent merkezlerinde devriye gezen tankları ve askeri araçları ve protestoculara ateş açan ve göz yaşartıcı gaz sıkan çevik kuvvet polislerini ve helikopterleri görevlendirdi. Ordu ve polis araçları, işçi sınıfı mahallelerinde terör saçıyor. Yerel haber organları, sosyal medyada, La Paz’ın çevresindeki yerlerde çok daha fazla kişinin öldürüldüğünü bildirdi ve çeşitli ulusal ve yerel radyo ve televizyon kanalları kapatılmış durumda.

Başsavcılık, Pazartesi gününden bu yana üç protestocunun öldürüldüğünü kabul etti. 20 Ekim’de düzenlenen ve ikinci tura gerek kalmadan Morales’in kazandığını gösteren devlet başkanlığı seçimlerinden beri toplam on kişi öldürüldü, en az 400 kişi yaralandı.

MAS’ın çoğunlukta olduğu Kongre, Morales’in, devlet başkanı yardımcısının ve Senato başkanının istifalarını onaylamadı. Áñez, mecliste yeterli çoğunluk olmadan, ordu ve faşizan sağcı muhalefet üyeleri tarafından çevrelenen 20 kadar muhalif senatör tarafından “onaylandı.” Buna rağmen, Anayasa Mahkemesi, Áñez’in ülkenin meşru devleti başkanı olduğu yönünde karar verdi.

22 Ekim’de Morales’i seçimi “çalmakla” suçlayan Washington, darbenin başlıca kışkırtıcısı ve Áñez’i “geçici devlet başkanı” olarak tanıyan ilk ülkeydi.

Bununla birlikte, ülkedeki devasa petrol ve maden kaynaklarını yağmalama işini sürdürmek isteyen çok sayıda başka kapitalist hükümet de Áñez’i tanıdı. Bunlar arasında, Brezilya, Avrupa Birliği ve Bolivya ile kapsamlı sözleşmeleri bulunan Rusya da var. Rusya’nın Dışişleri Müsteşarı Sergey Riabkov, konu hakkında şunları söyledi: “Biz, iktidar değişikliği öncesindeki her şeyi darbeye denk eylemler olarak görüyoruz… ama yeni bir devlet başkanı seçilmesi sorunu çözülene kadar onun [Áñez] Bolivya’nın önderi olarak algılanacağı açıktır.”

Áñez tarafından görevi değiştirilen Bolivya silahlı kuvvetleri komutanları arasında, geçtiğimiz Pazar günü Morales’e istifa etmesini “öneren” ve Salı günü Áñez’e devlet başkanlığı kuşağını takan Williams Kaliman da vardı. Arjantin gazetesi Infobae, “askeri kaynaklar”a dayanarak, ordudan “sokaklardaki protestoculara karşı harekete geçme” yönünde talepler olduğunu “ama Kaliman’ın komutası altındaki bazı komutanların buna direnç gösterdiğini” bildirdi. Bu, Áñez’in yeni bir askeri önderlik atamasına yol açmıştı.

Yeni İçişleri Bakanı Arturo Murillo, derhal şunları ilan etti: “Beraber çalışmak için çok ilginç bir insan olan yeni Savunma Bakanı [Luis Fernando López Julio] ile konuştum. Sokaklarda halkın güvenliğini sağlayan orduya ve polise sahibiz… İsyan eden herkes hapse girecek; peşinizdeyiz.” Yeni İletişim Bakanı Roxana Lizárraga ise, “hukukun üstünlüğü, isyana karışan gazetecilere ya da sahte gazetecilere karşı kullanılacak,” diyordu.

Bu arada, yeni Devlet Başkanlığı Bakanı Jerjes Justiniano, seçimlerden beri Morales karşıtı gösterilerin öne çıkan yüzü olan Luis Fernando Camacho’nun avukatı oldu. Camacho, Santa Cruz’dan faşizan bir iş adamı. Camacho’nun önderlik ettiği aşırı sağcı gruplar ve Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) ile ortaklık içindeki devlet başkanı adayı Carlos Mesa, herhangi bir kanıt sunmadan seçim hilesi iddiasında bulunmak için, toplam oyların duyurulmasının bir gün durmasını kendi çıkarına kullandı.

ABD’deki Ekonomi ve Politika Araştırma Merkezi (CEPR), geçtiğimiz hafta yayımladığı raporunda, nihai sonucun yayınların durmasından önceki eğilim ile çelişmediğini belirtti ve “oy sayımına itiraz etmenin istatistiksel ya da kanıta dayanan bir temeli yok,” açıklaması yaptı.

Aşırı sağcı polis birliklerinin çeşitli kentlerde yerli protestoculara ve yoldan gelip geçenlere saldırdığı görülürken, Camacho, orta sınıfın ve işçilerin siyasi olarak kafası karışmış kesimleri arasında artan toplumsal öfkeden yararlanmak için “düzen karşıtı” demagojiye başvurdu.

Hem Camacho’nun hem de Áñez’in uzun süredir büyük toprak sahibi oligarşinin ırkçı bakış açısını dile getiriyor olması, ABD emperyalizmi tarafından yükseltilen faşizan tabakaların doğurduğu tehlikeyi vurguluyor. Söz konusu oligarşi, ülkenin yerli çoğunluğunu tarihsel olarak eziyor ve halkın ezilen kesimlerini bölmeye çalışıyor.

Áñez, kısa süre önce kaldırılan 2013 yılına ait bir Twitter paylaşımında, “Yerlilerin şeytani ayinlerinden arınmış bir Bolivya hayal ediyorum; şehir Yerlilere göre değil; ya dağlık arazilere ya da Chaco’yo gitmeliler.” Camacho, mitinglerinde, Bolivya’yı “Şeytan”dan ve “büyücülük”ten kurtarma çağrısı yapmaya devam ediyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir