Bayramiç’te Linç Girişimi: Bunun sorumlusu da mı DTP?

Demokratik Toplum Partisi (DTP) konvoyuna yönelik saldırıdan birkaç gün sonra, Kürtlere yönelik yeni bir linç girişimi Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde yaşandı. 26 Kasım tarihli gazetelerde yer alan haberlere göre, 2 bini aşkın Bayramiçli, önce “kız meselesi nedeniyle kavga ettikleri için” ifadeleri alınmak üzere karakola getirilen üç Kürt gencinin kendilerine verilmesi için karakolu kuşatmış ardından da Kürtlerin yaşadığı mahalleye doğru yürüyerek evlere saldırmış. Kürtler de bu saldırıya av tüfekleriyle yanıt vermiş.

İtiraf edelim ki, en az bu insanlık dışı girişimin kendisi kadar iğrenç olan şey burjuva basının haberi veriş biçimidir. Türk burjuva basına göre, birkaç yüz faşistin “Kürtler dışarı” ve “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları eşliğinde başlattığı ve kısa süre içinde kitlesel bir pogrom girişimine dönüşen saldırı, son derece masum bir ‘tepki’den ibarettir(!)Bayramiçli ‘duyarlı yurttaşlar’, sıradan bir nedenle kavga eden Kürt gençlere öfkelenmişler. Gençler arasındaki “kız meselesi” aynı zamanda ‘milli bir mesele’ olduğundan –doğallıkla- ‘vatan elden gidiyor’ korkusuna kapılmışlar ve ‘en kutsal varlıklarına’ yapılan bu haince saldırıyı püskürtmek için Kürtlerin evlerine saldırmışlar. Ama Harmancık mahallesindeki birkaç Kürt -aşımızı, işimizi, kızlarımızı elimizden aldıkları ve de topraklarımıza göz koydukları yetmiyormuş gibi- evlerine saldıran ‘duyarlı yurttaşlara’ av tüfeği ile karşılık vermişler. Kürtlerin, ‘asil Türklerin’ bu asil saldırısında –belki de- ölmek yerine kendilerini savunmaya kalkışacak denli küstahlaşması da “protestocuları galeyana getirmiş”(!)

Şakası bile tüyler ürpertici ama gerçek şu ki, Türk burjuva basını Bayramiç’teki pogrom girişimini masum bir “protesto” olarak göstermeye çalışmaktadır. Bu da yeni bir şey değil. Burjuva medyası, daha önce gerçekleşen Kürtlere yönelik pogrom ve linç girişimlerini de, içinde bulunulan duruma göre, ya “bir avuç kendini bilmezin işi” diyerek küçümsemiş ya da “protesto” ve “tepki” olarak değerlendirerek onlara masumiyet hatta haklılık kazandırmaya çalışmıştı. Topu topu 14 ay önce Altınova’da yaşananları anımsıyor musunuz?

Orada da, faşistler Kürt ve Türk gençleri arasında -Altınova Belediye Başkanı AKP’li Mehmet Ali Akçal’a göre yine “kız meselesinden“- çıkan kavgayı, “Altınova bizimdir bizim kalacak” sloganı eşliğinde Kürtlere yönelik bir pogrom girişimine dönüştürmüştü. Benzeri bir olay, 13 ay önce Adana’da yaşanmış ve faşist bir güruh, “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Kahrolsun PKK”, “Her Türk asker doğar” türü sloganlar eşliğinde sokağa dökülmüştü. Bu iki olayın ve son beş yıl içinde gerçekleşen yirmi dolayındaki faşist linç ve pogrom girişiminin en belirgin özelliği, baştan sona planlı biçimde ve polisle işbirliği içinde gerçekleşmeleridir (bkz. http://sss-sosyalizm.org/sosyalizmden/altinovadan_aktutune.asp).

Bir kez daha vurgulamak gerekiyor. İzmir’de DTP konvoyuna yönelik saldırının ardından, Bayramiç’te gerçekleşen faşist kışkırtmanın can kaybına yol açan bir pogroma dönüşmemiş olması, faşist düzenleyicilerinin -Kürtlere yönelik kapsamlı bir saldırı değil de, militanlarını tatmin etmek, hükümete geri adım attırmak vb.- hesabı bir yana, yalnızca bir “şans”tır. Sosyalistler, önümüzdeki dönemde kaçınılmaz biçimde yeniden yaşanacak olan bu tür faşist kışkırtmaların büyük yıkımlara yol açmasını önlemek için işçi sınıfı ve emekçiler içinde yoğun bir kampanya düzenlemelidir. Bu kampanya sermayenin halklar arasına ektiği düşmanlık tohumlarını ortadan kaldıracak tek gücün Marksist bir parti etrafında toplanmış işçi sınıfı olduğu gerçeğinden hareketle, her türden milliyetçi eğilime karşı mücadele etmeli; bunu başarmak için de AKP hükümetinin sermayenin talepleri doğrultusunda gündeme getirdiği “açılım”ın gerici özünü teşhir etmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir