Başbakan’dan 1 Mayıs İncileri

Paylaş

“…devlet olarak, bir kamu otoritesinin korunması, iki yasal olarak günlük yaşamı olumsuz etkilemeye yönelik tedbirleri almak zorundayız. Dün yaşananlar eğer meydanda ifade edildiği gibi 35 bin kişinin katıldığı bir miting haline dönüşmüş olsaydı bunun faturası çok daha farklı çıkabilirdi. Devlet burada üzerine düşen görevi yapmıştır…”

Recep Tayyip Erdoğan

Bu açıklama 2 Mayıs günü Başbakan Erdoğan’ın Ankara Aydınlıkevler’de “yandaş” esnafları ziyareti sırasında yapıldı. Yani başbakan 1 Mayıs 2008 günü İstanbul’da yaşananları izledikten sonra.

Hani “laz fıkrası” derler ya halk arasında, İstanbul’un ve İstanbulluların 1 Mayıs 2008 günü yaşadıklarından sonra bu açıklama öyle birşey olmuş. Hani insan “kurmayları hiç bilgi vermemişler mi acaba?” diye düşünüyor; ama sözkonusu kişi bir ülkenin başbakanı. Hadi diyelim “yanlış bilgi” verildi. Ama başbakan olayları akşam televizyondan bile izlese o görüntüler karşısında yine de bu açıklamayı yapmak için olsa olsa 1 Mayısı 1 Nisanla karıştırmış olması gerekir. Bu ülkenin tescilli işçi düşmanları bile (örneğin MHP ve TÜSİAD) polisin özellikle iki yıldır estirdiği terör karşısında söylemlerini değiştirmek zorunda kaldılar.

Şimdi bir bakalım başbakanın ve bazı devlet büyüklerimizin sözünü ettiği “günlük yaşamı olumsuz etkileme” eylemini kimler yapmış.

Öncelikle işe İstanbul Valiliği’nin ve Emniyet Müdürlüğü’nün aldığı bazı “önlemler”i sıralayarak başlayalım.

-Beyoğlu’nda 41, Şişli’de 19, Kağıthane’de de 6 olmak üzere toplam 66 ilköğretim okulu 1 Mayıs gerekçe gösterilerek tatil edildi.

-Kabataş-Karaköy-Beşiktaş iskeleleri saat 12.00’ye kadar deniz ulaşımına kapatıldı.

-Taksim-Mecidiyeköy metro hattı ile Taksim-Kabataş füniküler sistemi ulaşıma kapatıldı.

-Kabataş-Sirkeci tramvay hattı seferlere kapatıldı.

-Anadolu yakasından gelen vapurlar sadece Eminönü iskelesine yanaştırıldı.

-Belediye otobüslerine Taksim Meydanı’nda durmadan ana güzergahlar üzerinden sefer yaptırıldı.

-İstanbul’a 60 ilden uçaklarla 4 bin polis getirildi. 30 bin polisle Taksim meydanı ve meydana çıkan yollar kuşatıldı.

-Taksim meydanında 30 Nisan gecesinden itibaren polis barikatı oluşturuldu.

-Taksim’de ara sokaklar dahil bütün caddelerde kontrol noktaları oluşturuldu .

-Çatılara keskin nişancılar yerleştirildi. (Vali ve Emniyet Müdürü bir açıklasa da öğrensek! Bunlar kimleri vuracaklardı acaba?)

-Önlemler kapsamında, 52’nci Tümen Komutanlığı ve İl Jandarma Alay Komutanlığı tarafından 2 bin asker görevlendirildi. Bu askerler Taksim Gezi Parkı’nda bekletildi.

-Emniyet Genel Müdürlüğü, İstanbul Emniyeti’ne 5 bin gaz bombası gönderdi.

-Taksim’e giden yollar kapatıldı. Polis araçların Taksim’e doğru geçişine izin vermedi.

-Atatürk Havalimanı’nda pasaport bankolarındaki polislerin çoğu, 1 Mayıs için görevlendirilince işlemler yavaşladı.

-Türkiye’ye gelen yerli ve yabancı yolcular, işlemlerinin tamamlanması için saatlerce beklemek zorunda kaldı. Yolculardan bazıları, bağlantı uçaklarını kaçırdı, bazıları da bagajlarını kaybetti.

-İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) Bostancı-Kabataş/ Kabataş-Bostancı deniz otobüsü seferleri iptal edildi.

-İDO Bostancı-Kadıköy-Kabataş-Bakırköy-Avcılar hattı ile Pendik-Kartal-Maltepe-Bostancı-Kabataş-İDO Bakırköy-Avcılar hattında çalışan deniz otobüsleri Kabataş’a, Boğaz hattında yolcu taşıyan deniz otobüsleri de Beşiktaş ve Kabataş’a uğratılmadı.

-Şehir hatlarında çalışan Karaköy-Kadıköy/Kadıköy-Karaköy, Kabataş-Kadıköy/Kadıköy-Kabataş, Beşiktaş-Kadıköy/Kadıköy-Beşiktaş, Beşiktaş-Üsküdar/Üsküdar-Beşiktaş ve Kabataş-Adalar vapur seferleri iptal edildi.

-Haliç Hattı Karaköy’e uğratılmadı.

-Beşiktaş-Küçüksu/Küçüksu-Beşiktaş hattı Ortaköy-Küçüksu/Küçüksu-Ortaköy olarak yapıldı.

-Boğaz hattı Beşiktaş yerine Ortaköy’e uğradı.

-Adalar-Kabataş vapuru, Kabataş yerine Eminönü’ne yanaştırıldı, Kadıköy’e uğratılmadı.

Bu “önlemlerin” dışında ayrıca, valilik ve emniyet “bazı ek önlemler” de almayı ihmal etmedi. Bu “ek önlemler çerçevesinde, başta DİSK binasının önünde toplanan işçiler olmak üzere Taksim çevresindeki İstanbullular pek fazla ayrım gözetilmeden coplandı, üzerlerine su sıkıldı, gaz bombalarıyla dağıtıldı. Hastane bahçeleri, acil servis girişleri, DİSK ve ÖDP binalarının içine bile gaz bombaları atıldı. Bu defa sadece görev yapan gazeteciler değil, gazete bahçesinde olanlar da dövüldü ve kolları kırıldı. 530 kişi gözaltına alındı. 8’i polis olmak üzere 38 kişi yaralandı.

Tüm bu yaşananlardan sonra olayları bizden daha iyi izlediğine şüphe duymadığımız başbakan açıklama yapıyor: “…devlet olarak, bir kamu otoritesinin korunması, iki yasal olarak günlük yaşamı olumsuz etkilemeye yönelik tedbirleri almak zorundayız. Dün yaşananlar eğer meydanda ifade edildiği gibi 35 bin kişinin katıldığı bir miting haline dönüşmüş olsaydı bunun faturası çok daha farklı çıkabilirdi. Devlet burada üzerine düşen görevi yapmıştır…”

Yandaş ziyareti olduğundan kimse orada başbakana çıkıpta söyleyememiş; bari buradan biz söyleyelim.

Yukarıda yazılanları bilerek hala İstanbul’da yaşamı engelleyenlerin miting yapmak isteyen işçiler olduğunu söylüyorsanız (ki öyle anlaşılıyor) sizin çok kullandığınız cümlelerle “gözleri görmez, kulakları duymaz” bir durumdasınız demektir.

İki saatlik bir işçi mitingine (ki merak etmeyin sendikalar zaten bunu 30 dakikada bitirirlerdi) izin vermemenizin ve yılbaşı kutlamalarından konserlere, faşistlerin düzenlediği gösterilerden polis günü kutlamalarına kadar herkese açık olan Taksim 1 Mayıs meydanını işçilere kapatmanızın gerçek nedenini açıklayın. Ama bunu “kent trafiği” gibi komik nedenlerle açıklamayın. İki yıldır görüyoruz biz o trafiği kimler kesiyor, kentte kimler terör estiriyor.

İslamcı, muhafazakâr hatta faşist unsurların bileşiminden oluşan iktidarınızın, 1 Mayıs’a ve işçi sınıfına karşı olan gerçek söylemini ortaya koyun. Bu sorulara “ben de bir zamanlar işçiydim” diyerek yanıt vermeye çalışmayın; çünkü buna en koyu AKP’liyi bile inandırmanız zor. Bakın Cumhurbaşkanı’nın oğlu bile “nedense” yeni emeklilik yasası öncesinde 24 gün SSK’lı olmuş. Acaba onu da işçi sınıfından mı saymalıyız?

Gerçekleri konuşup işçi sınıfıyla, ilericilerle, devrimcilerle başta haklar ve özgürlükler alanında olmak üzere hiçbir ortak söyleminiz olamayacağını söyleyin.

Evet dediğiniz gibi “devlet görevini yapmıştır” ve yapmaya da devam edecektir. Bunu 1970’lerden 1980’lerden bugüne kadar gelen süreçten biliyoruz. Hatta başbakanın açıklamasının ardından “hoca hapşırırsa cemaat grip olurmuş” sözünü doğrularcasına valiliğin ve emniyet müdürünün açıklamalarının da arkadan geleceğini biliyoruz.

Ama şunu unutmayın bu ülkenin işçileri, emekçileri, öğrencileri ve sosyalistleri de 1 Mayıs’ı Taksim meydanında kutlamakta en az sizin sınıfsal tercihiniz olan kutlatmama kadar inatçı ve ısrarcı olmaya devam edeceklerdir.

2009 1 Mayısında yine Taksimde buluşmak üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir