Alex Callinicos: Emperyalizmin bir savunucusu Ukrayna üzerine yazıyor

Alex Callinicos, Britanya’daki Sosyalist İşçi Partisi’nin teorisyeni ve Kings College London’daki önde gelen öğretim üyelerinden biridir. Ukrayna üzerine son yazdıkları, açık bir şekilde, onu, Washington’ın ve Londra’nın yağmacı faaliyetlerini kolaylaştırmak için, emperyalist entrikanın ne denli utanmazca olursa olsun her türlü yalana başvurmaya hazır uysal bir aleti olarak ayırt etmektedir.

Callinicos’un 3 Mart tarihli “Putin emperyalist Kırım krizinde riski arttırıyor” başlıklı bir makalesi, açıkça ABD emperyalizminin üstü örtülü bir savunusudur. Callinicos’a göre, “Rusya’nın Kırım üzerinde askeri denetimi ele geçirmesi, Ukrayna’yı savaşın eşiğine getirmiş.”

Bu ele geçirmeye yol açan olaylara ilişkin herhangi bir inceleme söz konusu değil. Tam tersine. Callinicos, Washington ile Avrupalı müttefikleri tarafından tasarlanmış olan ve Viktor Yanukoviç’in Rusya yanlısı yönetimini deviren darbe ile ilgili olarak, onun “müflis ve haydut oligarklar çetesi içinde on yıldan uzun süredir yaşanan bir mücadele”yi ifade ettiğini; bunun bir şekilde “şimdi sürgünde olan devlet başkanına karşı gerçek bir halk hareketi”ne tabi olduğunu yazmaktadır.

Callinicos, buna ek olarak, “Ukrayna’daki solun tarihsel güçsüzlüğü sayesinde, aşırı sağ, Kiev’deki ‘AvroMaidan’ işgalinde önemli bir rol oynamış durumda … Yanukoviç’in devrilmesinin ‘faşist bir darbe’ olduğunu iddia edenler, Moskova’nın propagandasını papağan gibi tekrarlıyorlar” diyor.

Svoboda ve Sağ Sektör gibi faşist güçlerin Yanukoviç’in görevden alınmasındaki inkar edilemez rolünü sözde çürüten tek cümle, onun, “oligarşinin daha önce kendisini desteklemiş olan kesiminin bu desteği çekmiş olmasından dolayı” devrildiği ifadesi.

ABD ve Avrupa emperyalizminin, oligarkların onların Svoboda’yı ve Sağ Sektör’ü içeren siyasi maşalarıyla ittifakını desteklemede oynadığı önemli role hiç değinilmiyor.

Callinicos, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Ukrayna’daki Rusça konuşanları savunmak için harekete geçtiği” iddiasını yanıtlarken, “Kiev’deki parlamentonun Rusça’yı resmi dillerden biri konumundan çıkartma kararının ötesinde, Rusça konuşanlara yönelik herhangi bir tehlike olduğuna ilişkin çok az kanıt var” iddiasını ileri sürerek, bir kez daha, ABD’nin iktidara getirdiği yönetimin iyi niyetini savunmaktadır.

“Rusya ile Batı arasında emperyalistler arası rekabet” olarak söz ettiği şeye dönen Callinicos, Avrupa Birliği’nin (AB) ve ABD’nin Ukrayna’da çok az çıkarı olduğu biçiminde olağandışı bir iddiada bulunuyor!

Callinicos, “Ukrayna, ABD’den ve AB’den çok Rusya için büyük önem taşıyor” diyor ve ekliyor: “AB’ye ve NATO’ya katılmış bir Ukrayna, Rusya’nın Batı tarafından kuşatılma biçimindeki en kötü karabasanı yönünde bir adım olacaktı.”

Bununla birlikte, AB, “ABD’nin askeri kapasitesine” bel bağlamaktadır… “ve Amerika gözünü Pasifik’e dikmiş durumda. Barack Obama geçtiğimiz sonbaharda Suriye’deki Beşar Esad yönetimine füze saldırıları başlatma tehditinden geri adım attığında, ABD’nin artık Avrasya’da kara savaşlarına ilgi duymadığını vurgulamıştı.”

Callinicos, “Washington, kuşkusuz, Ukrayna’nın Batı ittifakı sistemine katılmış olmasını görmek istiyor.” diye sürdürüyor. O, şu sonuca varıyor: “Ama solda yeralan kimileri tarafından ortaya atılan, Ukrayna krizinin ardında Amerikan yeni muhafazakarlarının Rusya ile savaş yöneliminin yattığı düşüncesi, bütünüyle saçmadır… Batı’daki sosyalistler, elbette, ABD’nin ve NATO’nun Ukrayna’ya yönelik her türlü askeri müdahalesine karşı çıkmalıdırlar. Ama bu kriz, bize, emperyalizmin ABD’nin egemenliğine indirgenemeyeceğini hatırlatıyor. Bu, önde gelen kapitalist güçler arasında ekonomik ve jeopolitik bir rekabet sistemidir. Bizler, bu güçlerden birinin kuyruğuna takılmak yerine, tüm sistemle mücadele etmeliyiz. Bu, Rusya’nın Ukrayna’daki müdahalesine karşı çıkmak demektir.”

Callinicos, yanlış siyasi çizgiye sahip biri değil; yalan söylediğini bilen biridir. O, 2008’de, Socialist Review için “Sistem hatası: Ekonomik çalkantı ve sonu gelmeyen savaşlar” başlıklı bir makale yazmıştı.

ABD’nin Ukrayna, Gürcistan ve Kafkasya’nın tarihsel olarak Rusya’nın etki alanı altında olan diğer bölgeleri üzerine planları konusunda yazan Callinicos, şöyle diyordu: “11 Eylül’den bu yana, dünya politikasına, Bush yönetiminin ABD’nin küresel egemenliğini askeri üstünlüğünden yararlanarak koruma çabaları egemen durumda.” Bush yönetimi, “Kafkasya’da Rusya ile bir çatışmayı kışkırtma” niyetindeydi.

“Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, ABD’nin büyük stratejisinin en önemli boyutlarından biri, Avrupa Birliği’ni ve NATO’yu, hem Rusya’yı kuşatmanın hem de ABD’nin etkisini Avrasya’nın derinlerine yaymanın yolu olarak doğu ve orta Avrupa’ya genişleterek, Rusya’nın güçsüzlüğünden kıyasıya yararlanmak olmuştur. 1990’larda Bill Clinton yönetimiyle başlayan bu politika, Ukrayna’da ve Gürcistan’da oldukça sallantıda olan Batı yanlısı yönetimlere coşkulu bir destek veren Bush yönetimi tarafından sürdürüldü.”

Callinicos, şu uyarıda bulunuyordu:

“Her durumda, NATO’yu Rusya’nın önemli sınır bölgeleri olan Ukrayna’yı ve Gürcistan’ı kapsayacak şekilde genişletmeye çalışmak pervasızlık olacaktır. Washington ile Moskova arasındaki göreli güçler dengesinde yaşanan değişiklik göz önünde bulundurulduğunda, geçtiğimiz Nisan ayında Bükreş’teki NATO zirvesinde Bush tarafından güçlü bir şekilde kabul ettirilen politika, ahmaklığın doruk noktasıydı.”

Kesin sonuç, “Rusya ile Gürcistan arasında savaşın patlaması” oldu.

Callinicos, yazısını, ona göre Rusya’nın ABD üzerinde önemli bir avantaj elde ettiği yollu her türlü iddianın çarpıcı bir çürütülmesiyle sonuçlandırdı: “Sovyetler Birliği, daha 1980’ler gibi yakın bir dönemde, küresel mamul mal üretiminin yüzde 14,8’ini üretmişti ve bu ABD’nin 31,5’lik payının neredeyse yarısıydı” diye yazdı. Ama 2007’de, diye sürdürdü Callinicos, “Rusya dünya gayrısafi üretiminin yüzde 3,2’sini gerçekleştirdi ki bu onun 1992’deki yüzde 4,2’lik payından az; ABD’nin yüzde 21,63’lük payından ise oldukça uzaktır. 2006 yılında, Pentagon’un 535,9 milyar dolarlık askeri harcamasına karşılık, Rusya’nın askeri harcamalarına ilişkin en yüksek tahmin, 70 milyar dolardı. Rusya, Ukrayna ve Orta Asya’da kendisi için stratejik ve ekonomik olarak yaşamsal öneme sahip bölgeleri kaybetmiş durumda ve nüfusu azalmaya devam ediyor.”

“Bu” diye yazıyordu Callinicos, “ABD’nin tek gerçek küresel emperyalist güç olduğu anlamına gelir.”

Kafkasya’daki ABD saldırganlığını teşvik eden ve mümkün kılmış olan sözü edilen gerileme, Sovyetler Birliği’nin Stalinist bürokrasi tarafından yıkılmasının ve kapitalizmin restorasyonunun sonucudur ki Putin’in oligarklar yönetimi de bunun ürünüdür. Bu yaklaşım, Putin’in Ukrayna’daki Rus milliyetçisi ve militarist tepkisine yönelik her türlü sosyalist eleştiri ve Rusya, Ukrayna, Avrupa ve ABD işçi sınıfının bağımsız siyasi seferberliği uğruna siyasi mücadele için gerekli hareket noktasını sağlıyor.

Ama sağcı çizgisini, Rusya’yı yanlış bir şekilde emperyalist bir güç olarak tanımlamak da dahil saçmalıkları ve “devlet kapitalizmi” siyasi kurgusu ambalajına saran Callinicos’a göre, Sovyetler Briliği’nin 1991’deki dağılmasından çıkartılacak stratejik dersler boş bir sayfadır.

Callinicos, Washington tarafından Kiev’de gerçekleştirilen darbeyi savunmaya ve Rusya’nın emperyalist saldırgan olduğunda ısrar etmeye kararlı olduğu için, 2008’de yazdıklarını mutlu bir şekilde unutuyor.

Callinicos’un emperyalizm yanlısı bir politikayı onaylamak için yanlış iddialara başvurması ilk kez olmuyor. Temmuz 2012’de, Türkiye ve Körfez devletleri tarafından desteklenen vekil İslamcı güçleri kullanan ABD, bir yıldan uzun süredir, Suriye’deki Esad yönetimini istikrarsızlaştırmayı amaçlayan askeri eylem içindeydi.

Callinicos buna, Suriye’deki durumu bir “halk ayaklanması”ndan kaynaklanan bir “devrim” olarak betimleyerek yanıt verdi ve şunu vurguladı: “Suriye’nin ‘yeniden sömürgeleştirildiği’ düşüncesi, Esad yönetiminin devrilmesinin Batı’nın uzun süreli bir önceliği olduğunu ifade etmektedir. Ama bunun herhangi bir belirtisi bulunmuyor… Batı’daki sol içinde Suriye devrimine karşı çıkmak için dönüşümsel ve düşüncesiz bir ‘emperyalizm karşıtlığı’na izin verenler yalnızca kendi iflaslarını itiraf ediyorlar.”

Callinicos’un Ukrayna üzerine 3 Mart tarihli makalesi, şu öneriyle bitiyordu: “’Ne Washington ne de Moskova; uluslararası sosyalizm’ sloganı, hiçbir zaman bu kadar uygun olmamıştı.”

Gerçekte, SWP’nin bu “üçüncü cephe” sloganı, onun politikalarını yansıtmamaktadır. Callinicos, “düşüncesiz emperyalizm karşıtlığı”nın açık bir karşıtıdır; çünkü o, emperyalizmin bir savunucusudur. Onun sloganı, “Moskova’ya Hayır, Washington’a Evet” olmalı.

14 Mart 2014

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir