Aleksey Navalni Rus Pablocularla birlikte Stalinist RFKP’ye arka çıkıyor

Yazdır

Sağcı “liberal” muhalif politikacı Aleksey Navalni’yi desteklemek için bir yıldır kampanya yürüten Batı medyası tarafından neredeyse gizlenmiş olsa da, Pazar günkü Moskova Kent Konseyi seçimine Navalni’nin Stalinist Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ne (RFKP) arka çıkmaya yönelmesiyle dikkate değer bir kayma eşlik etti.

Seçimlerden önceki iyi ayda, liberal muhalefet adaylarının seçime katılmasına izin verilmesi talebiyle Rusya başkentinde protestolar düzenlendi. Moskova’daki protestolara, ABD emperyalizmi ile ittifak kurma yönelimine sahip orta sınıf tabakalar ve sağcı milliyetçi güçler hakimdi.

Rus yetkiler, kentin bir kısmını fiilen savaş alanına çevirecek büyüklükte kasıtlı bir baskı sahneye koydular. Amaçları sadece Navalni’nin destekleyicilerini bastırmak değildi; bundan da önemlisi, kitlesel yoksulluk ve Putin hükümetinin gerici politikaları nedeniyle öfkeyle dolup taşan milyonlarca işçinin ve gencin gözünü korkutmaktı.

Protestoların 10 Ağustos’ta 60.000 kişinin katılımıyla doruğa çıkmasından hemen sonra, Navalni protestoları sona erdirme çağrısı yaptı. Navalni, kendi bloğunda, artık protesto etmek yerine herkesin seçimde “akıllı oy vermeye” odaklanması gerektiğini belirtiyor ve şöyle yazıyordu: “Şimdi asgari görevimiz, [iktidardaki] Birleşik Rusya’nın (UR) şu anda sahip olduğundan [38] daha az vekillik almasıdır. Azami görevimiz ise UR’yi çoğunluktan mahrum etmektir.”

Navalni’nin oy verilmesini tavsiye ettiği 45 adaydan en az 35’i Stalinist Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ndendi. Diğerleri ABD güdümündeki liberal parti Yabloko’dan ve Adil Rusya partisinden; biri ise bağımsız adaydı. ABD destekli “liberal muhalefet” içinde, aralarında Garri Kasparov ile eski oligark Mihail Hodorkovskiy’nin de bulunduğu önde gelen figürler Navalni’nin “akıllı oy” stratejisini eleştirdiler.

RFKP adaylarına oy verme çağrısını savunan Navalni ise şunları  yazdı: “Bunlar [RFKP adayları], sistem içinden muhalefette bir yer arayan farklı türden insanlar. Nerede seçilmek için bir şans varsa, onlar bizi kullanır ve biz de onları kullanırız. Eğer birçoğunu seçtirirsek, daha cesur olur ve çıkarlarımızı daha iyi savunmaya başlarlar. Eğer birkaçını seçtirirsek, sessizce otururlar ve onlardan çok az yardım görürüz. İdeolojik inançlara göre (yani, bize en yakın görüşlülere) oy vermek, şu anda hiçbir anlam ifade etmemektedir.”

Navalni’nin bu seçimde RFKP’yi desteklemeye yönelmesinin arkasında belirli bir siyasi mantık bulunmaktadır. WSWS’nin açıklamış olduğu gibi, Batı medyasının yıllardır Putin’in “demokratik” bir alternatifi olarak tanıttığı Navalni, Rus oligarşisinin ve üst orta sınıfının, Putin rejiminin yerine ABD emperyalizmiyle doğrudan uyumlu bir rejim geçirme peşinde koşan kesimlerini temsil etmektedir. Ancak dış politika, servetin bölüşümü ve iktidar üzerine farklılıkları ne olursa olsun, işçi sınıfına yönelik ortak bir düşmanlığı ve korkuyu paylaşmaktadırlar.

Onlar, sınıf mücadelesinin uluslararası ölçekte yükseldiği koşullarda, her şeyden önce, Rus işçilerinin hücuma geçmesini ve uluslararası işçi sınıfına katılmasını önlemeye kararlılar. Navalni’yi işçi sınıfını bastırma ve siyasi olarak yanlış yönlendirme konusunda en büyük deneyime sahip siyasi güçler olan Stalinistler ve Pablocular ile ittifak kurmaya yönlendiren budur.

RFKP, aşırı Stalinist ve kapitalizm yanlısı bir örgüttür. Parti, “tek ülkede sosyalizm” programı temelinde işçi sınıfına ve Ekim Devrimi’ne onlarca yıl ihanet ettikten sonra Sovyetler Birliği’ni tasfiye etmiş olan eski Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin (SBKP) görevlileri tarafından kurulmuştur. RFKP, bugün bile Stalin’i övmekte ve en korkunç suçlarını savunmaktadır. Buna, 1930’larda devrimcilerin ve 30.000 kadar Troçkistin topluca katledilmesi de dahildir.

1990’lar boyunca RFKP, yükselen oligarşinin Yeltsin’e karşı çıkan milliyetçi bir hizbini destekledi. Bu hizip, Yeltsin’in ve onunla birlik oluşturan oligarkların “şok terapileri” ile bir toplumsal patlama kışkırtacağından ve tarihsel olarak görülmemiş bir yağma aleminde pastanın en büyük parçasını kendilerine ayıracaklarından korkuyorlardı. RFKP’nin son yirmi yıldır Rus politikasındaki esas rolü, Putin’e “sadık” bir muhalefet partisi olmak ve toplumsal hoşnutsuzluğu milliyetçi kanallara yönlendirmeye çalışmak olmuştur.

Her ne kadar RFKP Rus dış politikasının yönelimi konusunda Navalni ile aynı fikirde olmasa da (RFKP çoğunluğu Navalni’nin savunduğu gibi ABD emperyalizmi ile sıkı ittifaka karşı çıkıyor), hem RFKP hem de Navalni Rus milliyetçiliğini saldırganca teşvik etmektedir ve göçmen karşıtı duyguları besleme ve aşırı sağcı örgütlerle birlikte çalışma konusunda ortak bir tarihe sahiptir.

RFKP ile Navalni arasındaki ilk açık ittifak, geçtiğimiz yıl emeklilik reformu üzerinden meydana geldi. Halkın aşağı yukarı yüzde 90’ının emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı olduğu koşullarda RFKP, bu kitlesel muhalefeti milliyetçi kanallara saptırmak ve Putin rejimine ve kapitalizme karşı bir işçi sınıfı hareketi haline gelmesini engellemek için “Narod Protiv” (Halk Karşı) ittifakında faşizan Liberal Demokratik Parti (LDPR) ve Stalinist Birleşik Komünist Parti (OKP) ile birlikte Navalni ve sahte solun geniş kesimleriyle bir araya geldi.

Navalni’nin “akıllı oy” stratejisi, bu ittifakın, Putin rejimine ve kapitalist sisteme karşı büyüyen bir işçi sınıfı huzursuzluğu tehdidini gören oligarşi ve üst orta sınıf kesimlerinin buna bilinçli tepkisinin bir parçası olduğunu göstermektedir. Navalni ve Stalinistler, bu girişimlerinde, bu gerici ittifaka bir “sol” maske sağlayan Pabloculardan eleştirel destek alıyorlar.

Pablocular, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Troçkist Dördüncü Enternasyonal içindeki revizyonist bir eğilim olarak ortaya çıktılar. Uluslararası sosyalist devrim programını ve bu programı hayata geçirmek için Dördüncü Enternasyonal’in şubelerini inşa etme mücadelesini reddederek Troçkist hareketten koptular. Eski Sovyetler Birliği’nde, işçi sınıfının Stalinist bürokrasinin sözüm ona “reformist” hiziplerine yönelmesini savundular. Bu yönelim, 1980’lerde kapitalizmin restorasyonuna tam destek vermeleri ile sonuçlandı.

Pablocu Uluslararası Sekreterlik’in mevcut üyesi olan Rus Sosyalist Hareketi (RSM), yıllarca Navalni’yi destekledi ve Stalinistler ve aşırı sağcı güçler ile defalarca ittifak kurdu. Sağcı güçlerle ittifak kurmayı sürdürmeye kararlı olduğunu açıkça ortaya koyan RSM, 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, “geniş bir siyasi koalisyona ihtiyaç olduğu, bölgelerin dahil olması, sosyal taleplerin önemi” vurgusu yapıyordu.

RSM’nin önderlerinden Krill Medvedev, 26 Ağustos’ta, Navalni’nin “akıllı oy” stratejisine örtülü destek verdi. Medvedev, makalesini, “halkı küçümseyen ve onu aptal, uysal bir kitle olarak görenler … Moskova Kent Konseyi’nde olmamalılar,” diye vurgulayarak bitiriyordu. Bu açıklama, yalnızca, gidip Birleşik Rusya adaylarından başka bir adaya oy verme çağrısı olarak anlaşılabilir ve Navalni’nin ana çizgisi de budur.

Daha önce emeklilik kesintilerine karşı “Narod Protiv” ittifakının parçası olan Boris Kagarlitskiy ve onun Rabkor.Ru web sitesi de benzer bir çizgi benimsemiştir. Rusya’daki en deneyimli burjuva politikacılardan biri olan Kagarlitskiy’in rolü özellikle önem taşımaktadır. Kagarlitskiy, geçtiğimiz kırk yılda, Stalinist bürokrasinin ya da sonradan yeni Rus egemen sınıfının işçi sınıfı üzerindeki kontrolü ne zaman tehdit edilse düzenli olarak müdahale etmiştir. 1985’te Stalinist bürokrasi “perestroyka” programıyla kapitalizmin restorasyonu programını tamamen uygulamaya koymaya başlayınca, Kagarlitskiy Pablocular ile sıkı ilişkiler kurmuş; Boris Yeltsin’in seçilmesini ve milyonlarca insanı yoksulluğa sürükleyecek olan “şok terapisi”ni desteklemiştir.

Şimdi Kagarlitskiy yeniden müdahale etmeye çağrılıyorken Rus oligarşisi derin bir kriz içinde. Kagarlitskiy, 1997’den beri ilk kez, Moskova Kent Konseyi için adaylığını koydu. O yıl, Devlet Başkanı Boris Yeltsin ile işbirliği yapan Nikolay Gonçarov Bloğu’nun adayı olarak yarışmış ve kaybetmişti. Rabkor, onun adaylığını desteklemenin dışında, 1 Eylül’de tavsiye ettiği adayların bir listesini yayımladı ve “esas tavsiyemiz 8 Eylül’de seçime [sandığa] gitmektir,” diye yazdı.

Rabkor.Ru, 45 durumun 30’unda açıkça ya da üstü kapalı olarak Navalni ile aynı adayları destekledi. Bunların büyük kısmı, seçime Stalinist RFKP’nin aday listesinde katılıyordu. Navalni’nin ekibininkilerle örtüşmeyen bir tavsiyesinde Rabkor, okurlarını Stalinist adaya değil de faşizan LDPR’den “beklenmedik derecede etkili” dediği Andrey Petrov’a oy vermeye çağırıyordu. Web sitesi, tavsiyelerinde, adayın ya da partisinin politikalarına değinmedi.

Rabkor, Stalinist Birleşik Komünist Parti’nin (OKP) eş kurucusu ve önderi Darya Mitina’nın adaylığını da destekledi. Mitina, WSWS’nin teşhir ettiği üzere, Kremlin’le, seçim kampanyası sırasında birçok kez ziyaret ettiği Rusya destekli Doğu Ukraynalı ayrılıkçılarla ve ayrıca aşırı sağcı güçlerle sıkı bağları bulunan onlarca yıllık bir Stalinisttir.

Bu güçlerin sosyalist bir işçi sınıfı hareketinin ortaya çıkmasına karşı yan yana dizilmesi, oligarşinin ve uşaklarının bir toplumsal mücadele patlamasına karşı ileri derecede hazırlık yaptığına ilişkin bir uyarı olarak anlaşılmalıdır.

Sosyal ve demokratik hakları uğruna mücadeleye bağlı işçiler, gençler ve aydınlar da Rusya’da Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin bir şubesini inşa etme mücadelesine yönelerek kendi hazırlıklarını yapmalılar. Bu mücadelenin en önemli siyasi önkoşulu, Troçkist hareketin Stalinizmin Ekim Devrimi’ne ulusalcı ihanetine ve Pablocu revizyonizme karşı verdiği mücadelenin derslerinin özümsenmesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares