4 Yıl Sonra Yine 19 Ocak

Bundan dört yıl önce 19 Ocak günü öğleden sonra haber bültenlerine flash haber olarak geçti Hrant Dink’in öldürüldüğü haberi. Haberin alınmasıyla birlikte yüzlerce insan Agos Gazetesi’nin önünde toplanmıştı. Ertesi gün ise İstanbul’un eşini nadir gördüğü bir kalabalık “faşistlere inat” Hrant Dink’i son yolculuğuna uğurladı.

Öldürülmeden önce hakkında 301. maddeden (Türklüğe hakaret) dava açılmış, mahkeme çıkışlarında defalarca faşistlerin sözlü ve fiziksel saldırılarına maruz kalmış ve yine defalarca ölüm tehditleri almıştı Hrant Dink. Aldığı tüm bu tehditlere ve uğradığı saldırılara rağmen Hrant Dink’in korunması adına hiçbir önlem almayan TC Devleti, olayın hemen arkasından da cinayetin gerçek faillerini ve bu cinayetin işlenmesine göz yuman yetkilileri koruma çabasına girdi. Hrant’ın katili Ogün Samast yakalanmasının hemen ardından “vatansever” Türk polisiyle birlikte götürüldüğü karakolda adeta bir kahraman edasıyla Türk bayrağı ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

Hrant’ın katledilişinin ardından yaşananlar ise burjuva adaletinin ikiyüzlü ve taraflı yanını bir kez daha gözler önüne serdi. Hrant Dink’i öldüren faşist katillerin mahkeme salonunda adeta bir kahraman havasında Hrant’ın ailesine ve avukatlarına hakaret etmesine, saldırmalarına ve taciz etmelerine göz yumuldu. Dava için yapılan araştırmalarda emniyetin, jandarmanın ve istihbaratın cinayetin işleneceğinden haberdar olduğu ve buna göz yumduğu açık bir şekilde ortaya çıktı. Ama suça ortak olan bu görevlilerin hakkında hiçbir yasal işlem yapılmazken sadece kamuoyunu “sakinleştirmek” için görev yerleri değiştirildi.

Devlet diğer cinayetlerin ardından yaptığını bir kez daha tekrarladı, bu cinayetin de gerçek sorumlularının gizlenmesi ve kollanması adına ne yapması gerekiyorsa hepsini yaptı. Katlinin 3.yılında Hrant’ın oğlunun Agos gazetesinin önündeki anmada söyledikleri hala akıllarda. “Adalete güvenmiyorum” diye seslenmişti Arat. Güvenmemekte de son derece haklıydı. Arat’ın bu açıklamalarından bir süre sonra İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Ogün Samast hakkında cinayetin işlendiği gün 18 yaşının altında olduğunu öne sürerek görevsizlik kararı verdi ve Sultanahmet Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Bu karar davanın sümen altı edilerek gerçek sorumluların gizlenmeye devam edeceği endişelerini daha da arttırdı.

Kısacası Hrant Dink davası cephesinde geçtiğimiz yıldan bu yana değişen hiçbir şey yok. Burjuva adaleti ve burjuva devleti her adımı planlanmış ve gerçekleşeceği önceden bilinen (hatta muhbir aracılığıyla bildirilen) cinayetin üzerini örtmek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bir yanda bütün bu adaletsizlikler, yozlaşmışlıklar ve kokuşmuşluklar yaşanırken diğer yandan ise AKP hükümeti “demokratik açılım” masalları adı altında toplumda sesi çıkan, muhalif her türlü kişi ya da gruba karşı burjuva devletinin bütün anti-demokratik, baskıcı silahlarını kullanmaya devam ediyor. O yüzden tüm bu yaşananlara bir cevap olarak 19 Ocak günü ayrı bir öneme sahip.

19 Ocak günü Hrant’ı unutturmak ve yaşananların üstünü örtme çabalarına rağmen daha güçlü, daha kalabalık bir biçimde Agos Gazetesi’nin önünde olma günüdür. Sadece Hrant için değil bugüne kadar onunla aynı kaderi paylaşanların sesi olmak, burjuva devletin ikiyüzlü karakterini bir kez daha gözler önüne sermek ve ileride yaşanabilecek benzer olaylara karşı Marksistlerin, işçi sınıfının ve emekçilerin sessiz kalmayacağını haykırma günüdür.

19 Ocak, burjuva devletini ve onun baskıcı karakterini teşhir etmek ve her türlü etnik, dinsel, cinsel, kültürel baskının, ezme ezilme ilişkisinin sınıflı toplumlar eliyle yaratıldığını bu baskılara karşı tek çözümünün sosyalizm olduğunu haykırmak için bir kez daha Agos Gazetesi önünde ve Taksim’de buluşma günüdür!*

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir