2016 ABD seçimlerindeki asıl meseleler

Paylaş

Seçim gününe sadece 12 hafta kalmasıyla birlikte, Demokrat (Hillary Clinton) ve Cumhuriyetçi (Donald Trump) adaylar Amerika Birleşik Devletleri tarihindeki en sağcı kampanyaları yürütüyorlar.

Geçtiğimiz hafta, Trump ve Clinton, kampanyalarının ekonomi politikası üzerine başlıca konuşmalarını yaptılar. Her ikisi de Amerikan kapitalist politikasını karakterize eden demagojinin ve sağcı koca karı ilaçlarının ötesine geçmedi. Trump, zenginler için daha fazla vergi kesintisi talep etti. Clinton, ABD tarihinde emekçilerden zenginlere en büyük servet aktarımına başkanlık etmiş olan Obama yönetiminin politikalarının sürekliliğini ilan etti.

Cumartesi günü Milwaukee’deki yeni bir polis cinayeti, kentte yaygın bir öfkeyi ve huzursuzluğu kışkırttı. Trump, polisin şiddetine ve vahşetine yönelik her türlü eleştiriye karşı polis savunucusu olarak kampanya yürütüyor. Clinton ise, polisin kapitalist egemen seçkinlerin servetinin cephe hattı savunucusu olarak sınıfsal rolünü örtecek şekilde, meseleyi bütünüyle ırksal bir sorun olarak resmediyor.

Artan emperyalist savaş tehdidine gelince, Trump, Pazartesi günü, Ortadoğu’ya daha fazla ABD ekseri ve savaş uçağı konuşlandırma planlarını detaylandıracak. Clinton ise, kampanyasını, Trump’a Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir aracı olduğu iddiasıyla sağdan saldırarak, kendisinin saldırgan bir “başkomutan” olma yeterliliğine odaklamış durumda.

Clinton, bu doğrultuda, ordu-istihbarat aygıtının eşi görülmemiş bir müdahalesiyle destekleniyor: Eski generaller, amiraller ve ajanlar eski dışişleri bakanına desteklerini ilan ediyor ve onun ulusal-güvenlik devletinin güvenilir bir temsilcisi olarak yeterliliğine kefil oluyorlar. Üç eski CIA şefi (Cumhuriyetçi Michael Hayden, Demokrat Leon Panetta ve “tarafsız” Michael Morell), Clinton’ın niteliklerini övmek için geçtiğimiz hafta ulusal televizyon kanallarına çıktılar.

Artan sayıda Cumhuriyetçi bürokrat ve eski yetkili, çoğunlukla Clinton’ın dış politika “deneyimi”ne ve 2002’de Irak Savaşı lehine oy vermesine kadar dayanan savaş yanlısı görüşlerine atıfta bulunarak, Trump’a muhalefetlerini ve çoğu durumda Clinton’a desteklerini ilan etmiş durumda.

Şirketlerin kontrolündeki iki partili sistem, Amerikan halkına, Trump ve Clinton arasında bir tercih sunuyor. Trump, göçmenlerin toplu olarak yakalanmasını, Müslümanların ülkeye girişinin yasaklanmasını ve Amerikan ordusunun geniş çaplı bir yığınağını savunan faşizan milyarder iken; siyaset kurumunun ve şirket statükosunun cisimleştiği Clinton, militarizmin ve her ikisi de nükleer güçler olan Rusya’ya ve Çin’e karşı savaş yöneliminin bir savunucusudur.

Tüm siyaset kurumu ile milyonlarca işçinin ve gencin düşünceleri arasında muazzam ve giderek büyüyen bir uçurum söz konusu. Trump ve Clinton, modern tarihte büyük partilerin başkan adayları arasında en tutulmayan iki kişidir: Clinton’ın tutulmama oranı yüzde 55’i geçerken, Trump nüfusun yüzde 70’e yakını tarafından kabul edilemez bulunuyor. Washington Post’un Pazar günü bir baş sayfa haberinde belirttiği gibi, özellikle gençler için, Clinton ile Trump arasında bir tercih yapmak, “bir şaka gibi görünüyor.”

Röportaj yapılan onlarca genç seçmen Trump’a yönelik şiddetli tepkilerini dile getirirken, Clinton için hiçbir heves beslemiyordu. Washington Post, bunu, “kaygı verici” bir gelişme olarak adlandırıyor. Obama’nın 2008 kampanyasının canlandırdığı yanılsamalar ölmüş durumda. Washington Post’a göre, “çoğu, hem Clinton hem de Trump hakkında, öfke içinde, sert sözler kullandı: Süper kötü adam. Canavar. Bukalemun. Irkçı. Cani. Benmerkezci. Narsist. Sosyopat. Yalancı. Yalancı katil… Korkunç. Sahtekar. İğrenç. Tehlikeli. Felaket.” Hangi ifadenin hangi aday için söylendiği belirtilmemiş fakat çoğu her ikisi için de kullanılabilir.

Bu genç seçmenlerin çoğu Bernie Sanders’ın kampanyasını destekliyordu, ancak onun sözde siyasi devriminin, WSWS’nin uyarmış olduğu gibi, muhalif duyarlılığı Demokratik Parti çıkmazına yedeklemeyi amaçlayan sinik bir sahtekarlık olduğu kanıtlanmış durumda.

Genç seçmenlerin dörtte biri, Post-ABC anketlerine, üçüncü bir parti adayını destekleyeceğini söyledi. USA Today’in yayınladığı bir başka çalışmada, Trump’ın 35 yaş altı seçmenler arasındaki desteği, daha çok genç seçmenin Cumhuriyetçilerdense hiçbir partiyi desteklememeyi veya bir üçüncü partiyi desteklemeyi planlıyor olması ile birlikte, bir büyük parti adayı için tarihi bir düşük seviyede, sadece yüzde 20’de duruyordu.

Bununla birlikte, resmi olarak “üçüncü partiler” diye kabul edilen Liberteryen Parti ve Yeşil Parti, Demokratlara ve Cumhuriyetçilere hiçbir alternatif sunmamaktadır. Yeşiller, ekonomik ulusalcılık ve tüketimi azaltma yönünde gerici çağrılar ile birlikte küçük reform teklifleriyle birleştirilmiş şekilde kar sistemini savunurken, Liberteryenler, kapitalizmin Cumhuriyetçilerden bile daha aşırı bir “serbest piyasa” versiyonunu savunuyorlar. Yeşiller, iktidara geldikleri yerlerde, her durumda, savaşı ve işçi sınıfına karşı yönelen kemer sıkmayı desteklemiştir.

Yalnızca tek bir kampanya işçi sınıfına ve gençliğe gerçek bir alternatif sunmaktadır: Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP) ve onun başkan adayı Jerry White ve başkan yardımcısı adayı Niles Niemuth. SEP’in kampanyası, üç temel ilkeye dayanan sosyalist bir perspektif ileri sürüyor:

1) ABD militarizmine karşı çıkın! III. Dünya Savaşı yönelimini durdurun!

Bizim kampanyamız, Clinton’ın, Trump’un, Obama yönetiminin ve şirket medyasının Amerikan emperyalizminin savaş planlarına yönelik sessizlik komplosunu kırıyor. ABD’nin 2001’den beri başlattığı savaşlarda, Irak, Libya, Suriye ve Afganistan’da milyonlarca insan öldürüldü, sakatlandı veya sığınmacı haline getirildi. Bu bölgesel savaşlar, Washington Ortadoğu’da ve Doğu Asya’da Rusya’yla ve Uzak Doğu’da Çin’le karşı karşıya gelmeye hazırlandığı sırada, küresel çatışmaya doğru ilerliyor. SEP’in kampanyası, işçi sınıfına dayanan güçlü bir uluslararası savaş karşıtı hareketin temellerini inşa etmeyi amaçlıyor.

2) Yoksulluğa ve toplumsal eşitsizliğe son verin!

SEP, süper zenginlerin dünya çapında milyarlarca işçinin emeğini sömürdüğü bu sistemi ortadan kaldırmak için mücadele ediyor. Biz, makul ücretli bir iş, nitelikli eğitim, uygun fiyatlı konut, genel sağlık hizmeti, onurlu bir emeklilik ve kültüre erişim hakkı dahil olmak üzere, temel sosyal hakları güvence altına almak için servetin geniş çaplı bir yeniden dağılımını istiyoruz. SEP, kapitalizmi iyileştirmek için değil; onu ortadan kaldırmak ve yerine sosyalizmi kurmak için bir program ileri sürüyor.

3) Demokratik hakları savunun! Hükümet casusluğuna ve polis şiddetine hayır!

Milyonlarca işçinin ve gencin Bernie Sanders’ın kampanyasına desteğinde ortaya çıktığı üzere, ABD’de büyüyen kapitalizm karşıtı duyarlılık, ABD egemen seçkinlerini korkutmuş durumda. Onlar, işçileri ırk, cinsiyet ve cinsel yönelim temelinde bölmek için Demokratik Parti’ye ve onun sahte sol savunucularına bel bağlarken, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki toplumsal muhalefetin kitlesel şekilde bastırılması hazırlıklarını arttırıyorlar.

Kasım’daki seçimlerde sonuç ne olursa olsun, işçi sınıfı dünya genelinde büyük tehlikelerle karşı karşıyadır. Ukrayna’daki ABD destekli hükümetin geçtiğimiz hafta Rusya’ya karşı provokasyonlarının gösterdiği gibi, yeni bir savaş seçimlerden önce bile patlak verebilir. Dünya ekonomisi, küresel merkez bankalarının bitmek bilmeyen ucuz para politikalarının kendi kendini tükettiği yönünde artan sinyallerle birlikte, krize saplanmış durumda. İşçiler, dünyanın dört bir yanında, kemer sıkmaya ve toplumsal eşitsizliğin Büyük Bunalım’dan beri en yüksek seviyelerine karşı direnmeye başlıyorlar.

İşçilerin mücadeleleri, bütün dünyada birleştirilmeli ve kapitalizmi yıkmak ve toplumsal ihtiyaçların karşılanması üzerine kurulu küresel bir ekonomik planlama sistemi olan sosyalizmi kurmak üzere bilinçli bir siyasi mücadeleye dönüştürülmelidir.

SEP, 2016 seçimlerinde, bu mücadele için gerekli siyasi önderliği inşa etmek üzere adaylar çıkarıyor. Tüm okurlarımızı, bu mücadelede bize katılmaya çağırıyoruz. Savaşa, barbarlığa, eşitsizliğe ve diktatörlüğe karşı mücadele etmek için, kampanyamızı destekleyin ve Sosyalist Eşitlik Partisi’ne katılın.

15 Ağustos 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir