Ülke içinde yerinden edilmiş insan sayısı 2019’da 50,8 milyona ulaştı

2019 yılında, çatışmalar ve doğal afetler nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan, ülke içinde yerinden edilmiş insan sayısı dünya çapında yaklaşık 50,8 milyon oldu. Bu, 2018 yılından 10 milyon kişi daha fazla ve şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sayı. Ayrıca yine rekor seviyede olan 71 milyon sığınmacı var.

Sınır ötesine geçmeyen ancak kendi ülkelerindeki gayri resmi yerleşim yerlerinde, acil durum sığınaklarında ve kalabalık kamplarda sığınmacı olarak yaşayan bu insanların kötü durumu, küresel olarak çok az ilgi görüyor ve neredeyse görmezden geliniyor. Oldukça savunmasız durumda olan bu insanların sağlık hizmetlerine erişimleri ya sınırlı ya da hiç yok. Bu durum onları COVID-19 riskine fazlasıyla açık hale getiriyor.

Aynı zamanda, şirket ve finans seçkinlerinin her yerde sağlık risklerine bakmaksızın insanların işyerlerine geri dönmesi için kullandığı ve tüm dünyayı saran durgunluk, zaten sınırlı olan insani yardımları azaltmanın da bahanesi olarak kullanılacak.

Norveç Sığınmacı Konseyi’nin Ülke İçinde Yerinden Edilenleri İzleme Merkezi’nin (IDMC) Ülke İçinde Yerinden Edilenler Üzerine Küresel Raporu, dünya genelindeki yerel çatışmaların ve savaşların kapsamını ve sonuçlarını gösteriyor. Rapor, bu çatışmaların büyük kısmının emperyalist güçler tarafından kışkırtıldığını belirtmezken, bu felaketlerin yaratılmasından sorumlu olan aynı uluslararası kurumları ve hükümetleri meseleyi çözmeye çağırıyor. Rapor, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in küresel eşitlik ve sürdürülebilir kalkınma konusunda “on yıllık eylem planı” çağrısını onaylayarak aktarıyor.

Rapor, 2019 sonu itibarıyla 61 ülkede (başka bir ifadeyle Birleşmiş Milletler üyesi 193 ülkenin üçte birinde) çatışma ve şiddetin, 45,7 milyon insanı ülke içinde yerinden etmiş olduğunu belirtiyor. Bu insanların birçoğu, evlerini birden çok kez terk etmişler.

Çatışma nedeniyle yerlerinden edilmiş olan 45,7 milyon insanın dörtte üçü, yani yaklaşık 34,5 milyon insan, ezici çoğunlukla yoksul ve orta gelirli şu 10 ülkede yoğunlaştı: Suriye, Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Yemen, Afganistan, Somali, Nijerya, Sudan, Irak ve Etiyopya.

Yeni yerlerinden edilenlerin çoğunluğunu, çatışmaların yüz binlerce insanı evlerini terk etmeye zorladığı Sahel, Somali ve Güney Sudan gibi Sahra altı Afrika’da bulunan dünyanın en yoksul ülkelerinde yaşayan insanlar oluşturuyor.

2019 yılında Sahra altı Afrika, silahlı çatışma, topluluksal şiddet ve cihatçı saldırılar nedeniyle bir kez daha insanların ülke içinde en çok yerinden edildiği bölge oldu. Bu ülkelerdeki yaygın yoksulluk, hükümet yolsuzluğu, doğal kaynaklar için –özellikle uluslararası güçler ve onların yerel vekilleri tarafından yürütülen– egemenlik mücadeleleri ve iklim değişikliğinin etkileri, yerinden edilme riskini daha da arttırıyor. Yaklaşık 19,2 milyon insan yani dünyada ülke içinde yerinden edilmiş toplam nüfusun yüzde 40’ı, ülke içinde sürgünde yaşıyordu.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, ülke içinde yerinden edilen yeni 1,7 milyon insan ile birlikte toplam 5,5 milyon kişi ile açık ara en kötü etkilenen ülke konumunda. Ülkenin engin mineral kaynaklarının kontrolü için 200 silahlı grubun birbirleriyle savaştığı, 25 yılı aşkın süre boyunca devam eden savaşlar eliyle paramparça edilen ülkede, II. Dünya Savaşı’ndan beri en kanlı savaşa (5 milyondan fazla insan öldü) tanık olundu. Ülkedeki ikinci büyük Ebola salgını, kızamık ve kolera salgınları da binlerce insanın ölümüne neden oldu. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin 26 ilinin 12’sinde görülen aşırı yağışlar ve sel, 250.000 kişiyi yerinden etti. 2020 yılında, 87 milyonluk nüfusunun yaklaşık 15,9 milyonunun insani yardıma ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyordu.

Afrika’nın en kalabalık ülkesi olan Nijerya’da ise 250.000 kişi daha yerinden edildi ve yerinden edilenlerin toplam sayısı 2,6 milyona ulaştı. Büyük bir petrol ve doğalgaz zenginliğine sahip olan Nijerya, dünyada toplumsal eşitsizliğin en yoğun olduğu ülkelerden biridir. Dünya Bankası’na göre, Nijerya’daki 10 kişi, 26 milyar doları aşan bir toplam net servete sahipken, nüfusun yüzde 50’sinden fazlası günlük 2 dolardan az bir gelir elde etmektedir. Nijeryalıların yüzde 23’ünden fazlası da işsizdir.

Özellikle ülkenin kuzey kesiminde, İslamcı örgüt Boko Haram’a karşı yıllardır süren çatışmalar ve ayaklanmalar yaşandı ve bu bölge insan kaçırma, gasp ve suikastlara başvuran çeteler tarafından istila edildi. Yerinden edilen yaklaşık yarım milyon insan, ülkenin kuzeydoğusunda yeterli barınaklara sahip olmayan kamplarda yaşıyor.

Sahra altı Afrika’nın Burkina Faso, Mali ve Nijer’i kapsayan Sahel bölgesinde, şiddet olaylarında ve insanların yerinden edilmesinde özellikle keskin bir artış görüldü. Yaklaşık 1 milyon kişinin daha yerinden edildiği bölgede halk tarafından desteklenmeyen hükümetler, Fransa ile Almanya’nın desteğiyle yerel milislerle savaşıyor.

Sahel’deki artan çatışmaların kaynağı, büyük güçler arasında altın ve uranyum dahil olmak üzere doğal kaynakların kontrolü konusunda büyüyen gerilimlerdir. Bölgenin eski sömürgeci gücü olan Fransa ve diğer Avrupalı emperyalist güçler, hepsi Afrika’da kendisine yer edinmeye çalışan ABD, Çin, Rusya ve hatta Hindistan’a karşı kendi çıkarlarını savunmaya çalışıyor. Fransa ve Almanya ayrıca sınırlarını kapatarak ve toplama kampları kurarak, Afrika’dan gelen sığınmacıların Akdeniz’e ve Avrupa’ya ulaşmasını engellemeye çalışıyorlar.

Kamerun’daki kriz, dünyanın en göz ardı edilen krizlerinden biridir. Ülkenin batısında İngilizce konuşan ayrılıkçıların güvenlik güçleriyle girdiği çatışmalar nedeniyle yaklaşık 1 milyon kişi yerinden edilmiş durumda.

ABD veya bölgesel müttefikleri ve vekilleri tarafından Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da başlatılan savaşlara ve çatışmalara maruz kalan Suriye (6,5 milyon), Yemen (3,6 milyon) ve Irak’ta (1,6 milyon) yerlerinden edilen insanlar, 12,5 milyonluk nüfuslarıyla tüm dünyada yerlerinden edilenlerin dörtte birinden fazlasını oluşturmaktadır. Bu ve diğer savaşlar nedeniyle gerek kendi ülkelerinde yerinden edilmiş gerekse de başka ülkelere gitmek zorunda kalmış olsun, Libyalı ve Filistinli sığınmacılar da dahil olmak üzere çok sayıda sığınmacı, uzun zamandır korkunç koşullarda yaşamaktadır. Bu insanların birçoğu, çatışma ve şiddet devam ederken ikinci kez yerlerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Suriye’de rejim yanlısı güçler ile doğudaki Deyrizor çevresindeki ABD destekli IŞİD milisleri ve İdlib’deki Türkiye destekli İslamcılar arasında yaşanan çatışmalar 1,8 milyon insanın daha yerinden edilmesine yol açtı.

2019 yılında Yemen’de 400.000 kişi evsiz kaldı ki bu sayısı 2018 yılındakinin neredeyse iki katı. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri, ülkede, ABD’nin ve Britanya’nın desteğiyle, Husilere karşı savaşıyor. Daha önce, şu anda sürgünde bulunan Abdrabbuh Mansur Hadi hükümetine karşı Husilerin önderliğinde bir isyan başlatılmıştı. Bu tehlikeli koşullar, yerlerinden edilen insanların birçoğu için yeni değildi. Nüfusun yüzde 80’inin insani yardıma muhtaç olduğu ve 3,6 milyon insanın ülke içinde yerinden edildiği Yemen’de yaşanmakta olan kriz, dünya üzerindeki en ağır insani krizdir. Yerlerinden edilenlerin yarısı kiralık konutlarda yaşarken, yüzde 35’i gayri resmi yerleşim yerlerinde, çadırlarda ya da sokakta yaşıyor.

Libya’da, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya tarafından desteklenen General Halife Hafter’in Libya Ulusal Ordusu (LNA) ile BM tarafından tanınan ve Türkiye tarafından desteklenen Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında başkent Trablus’un kontrolü için yürütülen savaş şiddetleniyor. Nispeten düşük yoğunluklu olan çatışma, gelişmiş silahlar, güdümlü füzeler ve uçakları da içeren yüksek yoğunluklu bir savaşa dönüştü. Tüm bunlar, 2019 yılı sonunda 215.000 insanın daha yerinden edilmesine neden oldu ve toplam 451.000 kişi toplu kamplarda yaşıyor.

2019 yılında Batı Şeria, Kudüs ve Gazze’de 1.500 kişi yerinden edildi ve Filistin’de yerinden edilen toplam insan sayısı 250.000’e ulaştı. Bu, İsrailli yerleşimciler ile ordu tarafından gerçekleştirilen ev yıkımlarının, zorla tahliyelerin, mülklere el konulmasının ve şiddet eylemlerinin sonucuydu. 2019 yılında Filistinlilerin Doğu Kudüs’te yıkılan evlerinin sayısı son 15 yıldaki en yüksek seviyede iken, Batı Şeria’daki C Bölgesi’nde, Doğu Kudüs’te ve El Halil’de yaşayan Filistinliler tahliye riski altındalar.

IDMC’nin raporunun önemli bir özelliği, doğal afetler nedeniyle yerlerinden olanların sayılarının ilk defa açıklanması oldu. 2019 yılında ve öncesindeki yıllarda 96 ülkeden 5,1 milyon insanın doğal afetler nedeniyle yerlerinden olduğu tahmin ediliyor. Bunların büyük kısmı dünya basınında haber yapılmadı. Bu 5,1 milyon insanın 3,4 milyonu Afganistan, Hindistan, Etiyopya, Filipinler, Sudan, Çin, İran, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Nijerya’da yaşıyor.

2019 yılında tropik fırtınalar ve muson yağmurları, Güney ve Doğu Asya’da milyonlarca insanı yerinden etti. Hindistan, Filipinler, Bangladeş ve Çin, en az 4’er milyon insanın yerinden olduğunu kaydetti. Bu insanların birçoğu kendi hükümetleri tarafından tedbir olarak tahliye edilmişken, hepsi olmasa da çoğu daha sonra evlerine geri döndü.

2 Mayıs 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir