“Tarih, hiçbir zaman, hiç kimseye, hiçbir şey öğretmemiştir”
Rus neo-Stalinist, Partido Obrero’nun Dördüncü Enternasyonal’i “yeniden kurma”sını destekliyor

Yazdır

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS), geçtiğimiz Nisan ayında “Dördüncü Enternasyonal’in Yeniden Kuruluşu İçin Koordinasyon Komitesi” (CRFI) adına Buenos Aires’te düzenlenen ve 1938’de Lev Troçki tarafından kurulan Dördüncü Enternasyonal’in, Rusya’daki milliyetçi, neo-Stalinist örgütler ile ittifak halinde “yeniden kurulabileceği” gerici görüşünü ileri süren konferansa ilişkin bir teşhir yazısı yayınlamasından bu yana üç aydan uzun bir süre geçti.

Arjantin’deki İşçi Partisi (Partido Obrero, PO), bu gruplardan birinin önderini, Rusya’daki Birleşik Komünist Parti’nin (OKP) uluslararası ilişkiler sekreteri Darya Mitina’yı, konferansın kapanışında düzenlenen bir toplantıda ana konuşmalardan birini yapmak için davet etmişti. PO’nun uzun süredir önderi olan Jorge Altamira, onu, “Rusya’daki, ona göre Stalinizm olan komünizm geleneği adına konuşan bir yoldaşınız var…” diye övmüştü. Dünya sosyalist hareketinin Troçkist ilkeler temelinde inşasını sinik bir şekilde reddeden Altamira, Stalinistler ile ittifak peşinde koşmanın, “‘kendi başına’ kurulabilecek bir Enternasyonal” inşa etmeye girişmekten çok daha üstün nitelikli olduğunu ilan etmişti.

Mitina, Stalin’i, bu ölmüş diktatörü tarihte benzeri olmayan biri olarak gören ve yılda iki kez mezarına çiçek bırakmaya giden bir Stalinisttir. O, Vladimir Putin hükümetinin siyasi bir temsilcisi olarak dünyayı dolaşmaktadır. Mitina, Rusya’nın dış politikasına uluslararası destek toplamak amacıyla, yalnızca Stalinist ve Maocu örgütler ile değil ama Troçkizmle ilişkili olduğunu iddia eden partilerle de görüşüyor. Mitina, söylemini, dinleyicilerinin siyasi hassasiyetine göre ayarlıyor. Doğu Ukrayna’daki askeri güçlerin önünde boy gösterdiğinde, Rus milliyetçiliğinin bir savunucusu olarak konuşuyor. Solcu olduğunu iddia eden örgütlerin üyelerine seslenirken ise, Putin’in dış politikasını ustalıkla bir emperyalizm karşıtlığı kılığına sokuyor.

WSWS’nin, Altamira ile Mitina arasındaki ilişkinin siyasi önemine yönelik teşhiri, Partido Obrero’nun tabandaki üyeleri arasında kaygı yaratmış durumda. Mitina ile birlikteliği konusunda ilkeli bir açıklama yapamayan Partido Obrero, Dördüncü Enternasyonal’i Rus neo-Stalinist milliyetçiliği ile ittifak halinde “yeniden kurma” yönündeki Nisan konferansı hakkında başka tek bir sözcük yayınlamadı. PO, bu konularla ilgili tüm paylaşımları ve soruları web sitelerinden kaldırdı.

PO’nun adımlarını açıklayıp gerekçelendirme yönündeki tek girişim, Mitina’nın bloğunda yayınlanan, eşi ve siyasi ortağı Said Gafurov’un yazdığı bir açıklama biçiminde geldi.

Said Gafurov

Gafurov’un Rus devleti ile çok sıkı bağları bulunuyor. O, 2014’te, Kremlin yanlısı bir haber ajansı olan IA Regnum ile yaptığı röportajda, “siyaset bilimcisi, ekonomist, Doğu ve İran Uygulamalı Araştırmalar Enstitüsü’nün bilim başkanı, Rusya Federasyonu devlet başkanının danışmanı” olarak sunulmuştu. Onun Putin ile şu andaki ilişkisinin tam niteliği belirsiz. Gafurov, çeşitli devlet bakanlıklarında makamlara sahip ve Putin’e güçlü desteği ile bilinen aylık bir Rus ekonomi dergisinin baş editör yardımcısı olarak görev alıyor. O, aynı zamanda, Rusya’nın jeostratejik çıkarlarını destekleyen köşe yazıları yazıp yayın yaptığı Putin yanlısı pravda.ru’nun bir yorumcusu.

Gafurov’un 27 Haziran’da Mitina tarafından yayınlanan açıklaması, Mitina’nın Arjantin’deki toplantıya katılımını, Partido Obrero’yu “parlamentoda çok başarılı” bir parti olarak (329 üyeli mecliste bir sandalyesi var) tanımlayarak ve eşini, “kitlesel bir toplantıda, binlerce delegenin alkışladığı gerçek bir yıldız” olarak överek savunuyordu.

O, WSWS’nin yayınladığı teşhir yazılarını “öfkeli ama anlaşılmaz” diyerek önemsemiyor ve ilk makalenin, “yoldaş Mitina’yı şahsen ‘kan ırmağı ve Stalinist temizlikler ile suçladığı” iddiasında bulunarak, parantez içinde şöyle ekliyor: “(Ben de, yoldaş Mitina ile birlikte, bu üç korkunç suçla –‘kan ırmağı’yla, Stalinist temizlikle ve kanlı bir … Stalinistle evli olmakla– suçlandım).”

Dünya Sosyalist Web Sitesi’nde atıfta bulunulan, Troçki’nin 1937’de yazdığı ve Stalin’in bir yıl önce başlayan Büyük Temizlik’inin, “Bolşevizm ile Stalinizmin arasına basitçe kanlı bir çizgi değil; bir kan ırmağı” çekmiş olduğunu belirten açıklamasıydı.

“Kan ırmağı”, yani Stalinist bürokrasinin gerçekleştirdiği ve Sovyet aydınlarının ve Kızıl Ordu’nun neredeyse bütün komuta kademesinin yanı sıra 1917 Ekim Devrimi’nin tüm önderliği dahil yüz binlerce komünistin yok edildiği siyasi soykırım, Gafurov için, bir gülüşme konusudur ve hiçbir güncel siyasi geçerliliği yoktur.

Onun, Mitina’nın bloğunda yayınlanan açıklaması, “Troçkizm ile Stalinizm arasındaki farklılıklar ve çelişkiler, yalnızca tarihsel bir karakter taşımaktadır, siyasi değil…” diye ilan ediyor ve şöyle devam ediyor: “Onları incelemek önemlidir ama yalnızca tarihsel dersler için (ve dürüst ve kısmen alaycı olmak gerekirse, tarih, hiçbir zaman, hiç kimseye, hiçbir şey öğretmemiştir.)”

Mitina ve Gafurov, Moskova’daki resmi bir toplantıda Cezayirli diplomatlara eşlik ediyor; Mitina, ikilinin, Putin’in Ortadoğu özel temsilcisi Mikhail Bogdanov ile bir görüşme düzenlediğini bildiriyor

Gafurov’un tarihe yönelik küçümsemesi, Rusya’nın egemen oligarşisinin tavrıyla bütünüyle uyumludur. Bu oligarşinin, Stalinist bürokrasinin işlediği ve Sovyetler Birliği’nin dağıtılıp devlet mülkiyetinin canice yağmalanmasıyla doruk noktasına ulaşan suçlarda yatan kendi tarihsel kökenlerine yönelik herhangi bir sorgulama yapılmasında kesinlikle hiçbir çıkarı bulunmamaktadır.

Gafurov’un, tarihin Troçkizm ile Stalinizm arasındaki “farklılıkları ve çelişkileri” sildiği iddiası, açıkça ikiyüzlüdür. Nihayetinde, eşi Mitina, çelenklerini, 1917 Ekim Devrimi’ne önderlik eden pek çok kişinin yeraltı hücrelerinde kurşuna dizildiği Moskova’nın eski Lubyanka hapishanesinin dışına değil; Stalin’in mezarına koyuyor.

Gafurov, Troçkizmin Stalinizme karşı mücadelesinin “konu dışılığı”nı kanıtlamak için, “Kulaklar ile köylülük”, “Bolşevik sanayileşme hızı” ve “parti içi demokrasi” gibi sorunlardan söz ediyor.

Onun görmezden geldiği şey, 1917 Ekim Devrimi’ne karşı şiddetli bir bürokratik ulusalcı tepki olarak Stalinizmin asli karakteridir. Stalinizm, Marksizm karşıtı “tek ülkede sosyalizm” programıyla, Ekim Devrimi’ne yol gösteren ve Troçki’nin ulusal politikanın belirlenmesinde dünya sosyalist devrimi perspektifinin önceliği konusunda ısrar eden sürekli devrim politikasında özetlenen sosyalist enternasyonalist perspektifin apaçık inkarını temsil ediyordu.

Stalinist ulusalcılık (toplumsal tabanı, gelişen bürokratik seçkinlerdi), Sovyetler Birliği’nin yazgısını dünya sosyalizmi uğruna mücadeleden ayırdı; dünya genelindeki Komünist Partileri Sovyetler Birliği’nin karşıdevrimci dış politikasının araçlarına dönüştürdü ve İspanya’da, Almanya’da ve daha pek çok ülkede devrimlere ihanete ve işçi sınıfı için yıkıcı yenilgilere yol açtı.

Hem bu tarihi ve Stalinizmin rolünü hem de Sol Muhalefet ve Dördüncü Enternasyonal biçiminde ona karşı var olan devrimci alternatifi kavramaksızın işçi sınıfı içinde devrimci bir partinin inşa edilebileceğine inanan kişi, hayal kuruyordur.

Stalinist suçlar tarihini dışarıda bırakarak, bugün kitlesel devrimci sosyalist partilerin olmayışını kavramak ve işçi sınıfı içindeki şiddetli devrimci önderlik krizini çözmeye girişmek mümkün değildir.

Ama zaten, Gafurov ile Mitina’nın ve onların temsil ettiği partinin amacı bu değildir. Peki, Sovyetler Birliği’nin dağıtılmasının ve Ekim Devrimi’nin kurduğu ve bürokrasinin kendini dayandırdığı toplumsallaştırılmış mülkiyet ilişkilerinin tasfiye edilmesinin ardından, bugün Stalinizm nedir?

Bugün Stalinizm, bir taraftan, Putinciliktir; milyarderden oluşan bir egemen kliğin çıkarlarına uyarlanmış KGB’nin egemenliğidir.

Diğer taraftansa, Rusya Federasyonu Komünist Partisi’nin, Rus milliyetçiliğinin yalnızca bir türü olan ve en sağcı güçlerle işbirliği yapmaya hazır olan çeşitli hizipleridir. Onlar Moskova’da kendi gösterilerini düzenlediklerinde, Stalin posterleri, faşistlerin salladığı, gamalı haçlarla donatılmış bayraklarla yan yana taşınıyor.

Tarihi inkar etmenin ve bu tür siyasi ittifakların apaçık bir mantığı bulunmaktadır. Gafurov, “‘kan ırmağı’ndan bu yana şimdiden üç nesil geçti” iddiasında bulunuyor.

Şu soru sorulabilir: Adolf Hitler’in ölümünden ve Auschwitz’in kapatılmasından bu yana kaç nesil geçti? Bu mantıkla, Avrupa’daki ve başka yerlerdeki neo-Nazilerle, pratik siyasi hedefler temelinde anlaşmalar yapılabilir. Ve dahası, Darya Mitina’nın siyasi seyahat programının açıkça ortaya koyduğu gibi, Putin hükümetinin dış politika çıkarları doğrultusunda, aktif şekilde bu tür ittifaklar peşinde koşuluyor.

Gafurov, Mitina ve Suriyeli bir üst düzey hükümet yetkilisi

WSWS’nin açığa vurduğu üzere, aşırı sağcı bir Rus “düşünce kuruluşu” olan İzborsk Kulübü ile çalışan Mitina, 2014’te Yalta’da düzenlenen ve Avrupa’nın dört bir yanından neo-Nazi ve faşist partilerin önderlerinin bir araya geldiği bir konferansın aktif bir katılımcısıydı.

Gafurov’un ileri sürdüğü ile aynı mantığı kullanan biri, şunu da sorabilir: Pinochet ile Videla’nın suçlarından; Arjantin Donanması’nın Mekanik Yüksek Okulu’nun (ESMA) bir işkence ve imha merkezinden bir müzeye dönüştürülmesinden bu yana kaç yıl geçti? Bazıları hala sendikaların önderliğinde bulunan Peroncu sendika yöneticilerinin, solcu eylemcileri ve militan işçileri öldürmek için AAA (Argentine Anti-Communist Alliance; Arjantin Komünizmle Mücadele İttifakı) içinde ilk idam mangalarını örgütlemesinden bu yana kaç yıl oldu? Bu tarih de konu dışı mı ve bu tür unsurlarla bugün pratik anlaşmalar yapılabilir mi?

Hem Gafurov’un hem de CRFI’ın ileri sürdüğü tarih yaklaşımı, Rusya’da olduğu gibi, Arjantin’de de, sahte sol örgütleri burjuvazinin himayesi altındaki aşırı sağcı hiziplerle birleştiren bir Kızıl-Kahverengi koalisyonunun temellerini atmaktadır.

Partido Obrero’nun Rus Stalinizmi (ve onun üzerinden Putin hükümeti) ile ittifakı, bu partinin politikası hakkında, mecliste ve sendikalarda koltuk peşinde ileri sürdüğü her türlü ulusal oportünist taktikten daha fazla şey anlatmaktadır.

Altamira ve CRFI, Gafurov tarafından ileri sürülen Marksizm karşıtı tarih yaklaşımını paylaşmaktadır. WSWS’nin daha önce dikkat çektiği gibi, “CRFI, geçmişteki farklılıklara ya da ona bağlı çeşitli eğilimlerin tarihsel gelişimine ilişkin hiçbir tartışmanın olmaması gerektiği ‘ilkesi’ üzerine kurulmuştur.”

Altamira, Rus Stalinist Mitina’nın da konuşma yaptığı Nisan konferansındaki konuşmasında, “‘kendi başına’ kurulabilecek bir Enternasyonal”i reddetmesi ve Enternasyonal’i Rus Stalinizmiyle ittifak halinde “yeniden kurma” teklifi ile birlikte, özünde aynı perspektifi ileri sürmüştü.

WSWS’nin belirttiği gibi, “Altamira, bu sözlerle, yalnızca Dördüncü Enternasyonal’in tarihsel olarak kökleşmiş programını ve ilkelerini değil ama bizzat tarihin önemini de inkar etmektedir. Onun söyledikleri, geçmişte yaşananların bugün için hiçbir önem taşımadığı anlamına gelmektedir. [Ona göre,] Stalinist rejimin yüz binlerce komünisti katletmiş, sayısız ihanete ve nihayetinde Sovyetler Birliği’nin yıkımına önderlik etmiş olması, Dördüncü Enternasyonal’i yeniden inşa ederken günümüzdeki Stalinistler ile işbirliği yapmanın önünde engel olmamalı.”

Altamira ve Partido Obrero, Dördüncü Enternasyonal’i “yeniden kurma”ya yardımcı olmaya davet ettikleri Rus Stalinistler ile ilişkilerinden bir daha bahsetmemiş olsalar da, Altamira, Haziran ayında Atina’da, “CRFI’ya destek” olarak söz ettiği “Kristiyan Rakovski Balkan Sosyalist Merkezi” adına düzenlenen bir konferans konusunda övgü dolu bir rapor sundu.

PO’nun Prensa Obrera adlı yayınında yayınlanan raporda söz edilmese de, Darya Mitina ile Said Gafurov da bu konferansın aktif katılımcılarıydı. Altamira, Rusya’dan iki örgütün hazır bulunduğunu belirtiyor: Mitina’nın OKP’si ve Sovyetler Birliği’nin dağıtılmasının ardından SBKP’nin parçalanmasından doğan bir başka neo-Stalinist grup olan RPK (Rusya Komünistleri Partisi).

Mitina, bloğunda 23 Haziran’da yaptığı bir paylaşımda, “Konferansın Yunan, Türk, Arjantinli ve Rus yoldaşlardan oluşan prezidyumu, sabah ikiye kadar oturdu,” diye belirtiyor.

Yunan, Türk ve Arjantinli “yoldaşlar”, Nisan ayında Buenos Aires’teki konferansı (PO’nun Uruguay’daki uydu partisi ile birlikte) düzenleyen CRFI’ın üç şubesini oluşturuyor. Rus neo-Stalinistlerin Yunanistan’daki konferansın önderliğine bu partiler ile yan yana katılması, Altamira’nın bu unsurlar ile kurduğu sıkı ittifakın bir göstergesidir. Konferansta görünür şekilde yerleştirilen bir pankartın üstünde, “Enternasyonal’i İnşa Et” sloganı yazılıydı. Açıkça görülüyor ki, bu “enternasyonal”, Putin yönetimiyle müttefik olan sağcı Stalinistler ile ittifak halinde oluşturuluyor.

Mitina, bloğunda daha sonra yayınlanan bir videoda, Yunanistan’daki konferansa ilişkin açıklayıcı bir değerlendirme sunuyordu. O, “Dördüncü Enternasyonal’i yeniden kurma” biçimindeki sözde görevi önemsemiyor ve orada, “enternasyonaller” sorunu üzerine bir tartışma olduğunu belirtiyor: “… [tartışmanın] biri (yeniden) kurma ve onların hangi sayı ile adlandırılması gerektiği [ile ilgili]. Bazıları kendilerine Dördüncü, bazıları ise Beşinci Enternasyonal diyor. Bu, bana, çok önemli bir sorun değilmiş gibi geliyor.”

Darya Mitina’nın Yunanistan’daki konferanstan videosu

Mitina’nın önemli bulduğu –ve onun orada bulunmasının kuşkusuz başlıca nedeni olan– şey, konferansın katılımcılarının çoğunluğunun, “Rusya’nın rolünü doğru bir şekilde, yani diyalektik olarak değerlendirmesi” idi.

O, devamında şunları söylüyordu: “Bir yandan, herkes Rusya’nın Sovyetler Birliği olmadığını mükemmel olarak anlıyor… ama aynı zamanda, insanlar, Rusya’yı şeytanlaştırmıyor; dayanışma gösteriyor ve Putin’i, bir bütün olarak ülke ile karıştırmıyorlar … Onlar, Putin’e karşı Rus halkını destekliyorlar ama aynı zamanda, uluslararası alanda, gerçekten destek hak ettiği durumlarda, Putin’i destekliyorlar.”

Kristiyan Rakovski Balkan Sosyalist Merkezi, Savas Michael-Matsas’ın Yunanistan’daki İşçilerin Devrimci Partisi’nin (EEK) bir siyasi cephesidir ve çeşitli sahte sol, Stalinist ve ulusalcı unsurlar ile ilişkiler kurma aracı işlevi görmektedir. Bu cephe de, aynı şekilde, Kremlin’in dış politika çıkarlarını ilerletme doğrultusunda hem sağcı hem de sahte sol örgütler ile ittifaklar kurmaya önem veren Mitina ve Gafurov gibi unsurların ilgi alanına girmektedir.

Michael-Matsas’ın birkaç on yıllık dönemdeki faaliyetlerinde değişmeyen iki siyasi şey, ulusalcı geri kafalılık ve en kaba siyasi oportünizm olmuştur. Onun Stalinist örgütlerle ilişkileri, 1985’te Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nden kopuşunun ve Sovyetler Birliği’nin dağıtılmasının öncesine dayanmaktadır.

1985’te, Uluslararası Komite’nin Britanya’daki İşçilerin Devrimci Partisi’nin (WRP) oportünist politikasına karşı yürüttüğü mücadele sırasında, Savas Michael-Matsas, Healy hizibi ile birlik olmuştu. O, Healy’nin otoritesini kötüye kullanmasını ve Ortadoğu’daki çeşitli burjuva ulusal rejimlerle kurduğu yozlaşmış ilişkileri inceleyen Uluslararası Komite toplantılarına katılmayı reddetti. Michael-Matsas, sadece Healy’nin ilkesiz davranışını değil ama bizzat kendisinin işçi sınıfına düşman burjuva ve Stalinist yönetimlerle ilişkileri hakkındaki son derece önemli bilgileri örgütünün üyelerinden sakladı.

Mitina, Nisan ayındaki Buenos Aires konferansında Michael-Matsas ile birlikte

Michael-Matsas, Uluslararası Komite ile ilkesiz bir şekilde yollarını ayırmasının hemen ardından, yeni kurduğu İşçilerin Devrimci Partisi’ni (EEK) Yunan Stalinizmi, burjuva partisi PASOK unsurları ve sendika bürokrasisi ile siyasi ittifaklara yönlendirdi. O, uluslararası alanda, Mikhail Gorbaçov’un kapistalist restorasyon yönündeki glasnost ve perestroyka politikalarını destekleyen bir çizgi izledi ve bu politikaları, Troçki’nin uğruna mücadele ettiği siyasi devrimin gelişi olarak resmetti.

O dönemde ABD’deki İşçiler Birliği’nin (Sosyalist Eşitlik Partisi’nin önceli örgüt) ulusal sekreteri olan David North’un, 1989’da, Savas Michael’in “Yeni Dönem”inin Ölümü başlıklı makalede yazdığı gibi:

Michael, Healy tarafından oluşturulmuş Gorbaçov yanlısı çizgiyi bütünüyle kabul ediyordu. EEK’in gazetesi Sosyalist Değişim, 1987’den başlayarak, Gorbaçov bürokrasisinin Atina’daki yayın organı haline geldi. Michael’in Gorbaçov rejimine hizmetinin parasal olarak ödüllendirildiğine inanmak için yeterince neden var. Sosyalist Değişim’in Ortadoğu’daki rejimlere ve burjuva milliyetçi hareketlere sağladığı benzeri propaganda hizmetleri, daha önce, özel yardımlar karşılığında Michael tarafından teklif edilmişti ve parti üyelerinin bunlardan haberi yoktu. Gerçekten de, Healy, kendi belgelerinde, geçerken, Michael “Libyalılar, Sovyet Büyükelçiliği, KP [Komünist Parti] ve FKÖ [Filistin Kurtuluş Örgütü] ile sıkı ilişki içinde” diye yazmıştı.

Bu, Partido Obrero ile Rus Stalinizmi arasındaki siyasi ittifakta aracı işlevi gören, siyasi olarak yozlaşmış bir kişiliktir. Bu tür ilişkiler, Arjantin’de ve Latin Amerika genelinde Troçkizm uğruna mücadele yürütmek isteyen, aralarında PO üyelerinin de bulunduğu herkes için bir alarm nedeni olmalıdır.

Savas Michael-Matsas, Jorge Altamira ve Putin hükümetinin etki ajanları arasındaki bu kokuşmuş ittifaka ilişkin bir siyasi dipnot, “permanent-revolution” adlı blog sitesi Uluslararası Komite’ye, Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne ve Sosyalist Eşitlik Partisi’ne yönelik histerik suçlamalara adanmış olan Alex Steiner’in rolünde bulunmaktadır.

Dördüncü Enternasyonal’den 40 yıl önce çıkan ve o zamandan beri kin dolu bir Troçkizm karşıtı haline gelen Steiner’in Yunanistan’daki Temmuz konferansına katılıp katılmadığı bilinmiyor. Steiner, yine Kristiyan Rakovski merkezi ve CRFI tarafından 2015 yılında düzenlenen “Üçüncü Avrupa-Akdeniz Konferansı” başlıklı benzer bir toplantıda hazır bulunmuştu. Orada, kesin olarak, kendisi de orada bulunan Darya Mitina ile rastlaşmıştı. Steiner, Uluslararası Komite’nin, Savas Michael-Matsas’ın Darya Mitina ile ilişkisine yönelik teşhiri konusunda dikkat çekici bir şekilde sessiz kalıyor.

Steiner’in görüşleri, dizginsiz öznelcilik ve tam bir ilkesizlik bileşimi ile beslenen orta sınıf sahte solculuğu için tipik olduğu üzere, apaçık çelişkiler içermektedir. O, 2014’te, Uluslararası Komite’yi, Kiev’deki ABD destekli darbeye karşı çıktığı ve Rusya’yı emperyalist bir güç olarak nitelendirmeyi reddettiği için şiddetle kınamıştı. Steiner, Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne, “kendisini Ukrayna konusunda istikrarlı bir şekilde Rusya’nın manevralarına uyarlamış” iddiasıyla iftira atmıştı.

Gelgelelim, Steiner ve yardımcısı Frank Brenner, Savas Michael-Matsas ve onun Rus dostları Mitina ve Gafurov ile birleşmekte bir sorun görmüyorlar. Gafurov, Ukrayna darbesi sırasında Putin’in danışmanı iken, sağcı Rus milliyetçileri ve Putin yönetimi ile çok yakın bir şekilde çalışan Mitina, 2014’te, Donetsk Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın Moskova’daki temsilcisi idi.

Steiner, kısa süre önce, eyalet yetkililerinin kamu işçilerinin ücretlerini zorunlu olarak şirket ve devlet yanlısı sendikaların bürokratik yöneticilerine yönlendirmesine koşulsuz destek vermeyi reddettikleri için, WSWS’nin ve ABD’deki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin “işçi sınıfının düşmanları” olduğunu ilan etmişti.

Ne var ki, Steiner’in, Stalin’in mezarına çelenk koyanlarla ve Stalinist bürokrasinin Troçki’yi, Lenin’in Merkez Komitesi’nin neredeyse tüm önderliğini, Ekim Devrimi’ne önderlik eden bütün bir kuşağı ve yüz binlerce adanmış komünist işçiyi ve aydını öldürmesini haklı gösterenlerle işbirliği yapma konusunda hiçbir çekincesi bulunmuyor.

24 Eylül 2018

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares