Syriza’nın kemer sıkma politikaları Yunanistan’da aşırı sağın önünü açıyor

Yunanistan’ın Syriza önderliğindeki hükümeti, Avrupa Birliği (AB) kemer sıkma programını sona erdirme yönündeki seçim sözlerini ihlal ederek Yunanistan’da güçlü bir aşırı sağ hareketin büyümesinin önünü açıyor. Bu, Syriza’nın 5 Temmuz referandumundaki ezici hayır oyunu tanımamasının ve on milyarlarca avroluk yeni kemer sıkma önlemleri dayatmayı kabul etmesinin ardından, Syriza üyeleri tarafından bile kabul ediliyor.

Başbakan Alexis Tsipras’ın 13 Temmuz’da AB ile bir kurtarma paketi anlaşması imzalamasının ardından, Syriza’nın Sol Platform’unun içindeki Uluslararası İşçi Solu (DEA) üyesi olan Thanasis Kourkoulas, faşist Altın Şafak partisinin yarattığı tehlikeye işaret etti. Onun “Altın Şafak’a karşı mücadele bitmedi” başlıklı makalesi, Fransa’daki Yeni Anti-Kapitalist Parti’ye yakın İsviçre web sitesi Al’encontre’de yayımlandı. Makale, daha sonra, DEA ile bağlantılı ABD’deki Uluslararası Sosyalist Örgüt’ün web sitesi Socialist Worker’da çıktı.

Kourkoulas, şöyle yazıyor: Altın Şafak, “kendisini ulusal bir direniş yönünde çalışan tek parti olarak sunmak için mevcut şartlardan faydalandı. O, SYRIZA’yı, üyelerinin çoğunluğu alacaklılar ile yeni bir memorandumu onaylamış olduğu için bir ‘milli’ hain olarak sunuyor. O [Altın Şafak –çev.], ayrıca, tüm siyasi sistemin çürümüş olduğunu ve AltınŞafak’ın liderlerine, militanlarına ve bizzat örgüte yapılan suçlamaların, onun siyasi sisteme karşı duruşundan kaynaklandığını ileri sürüyor.”

Kourkoulas, “Şimdiye kadar, toplumun çoğunluğu bu savlara ikna olmuş değil. Ancak bu, üçüncü memorandum eliyle açılan yeni siyasi aşama ile birlikte değişebilir. Yunan halkı, yeni kemer sıkma önlemlerinin ayrıntıları hakkında henüz tam olarak bilgilendirilmiş değil. Bu nedenle, direniş, başlangıç aşamasında.” diye ekliyor.

Kourkoulas’in, Syriza’nın AB kemer sıkma programına teslimiyetinin sonuçlarına ilişkin betimlemesi, Syriza’ya yönelik çarpıcı bir ithamıdır. Onun anlatımıyla, Syriza’nın AB kemer sıkma programına teslimiyeti, şiddetli bir yabancı düşmanı, Musevi karşıtı ve açıkça Nazi yanlısı bir örgüt olan Altın Şafak’a, AB kemer sıkma politikalarını “Sol”dan suçlama ve kendisini halkın en büyük savunucusu olarak gösterme olanağı sağlıyor. Toplumsal öfke, Syriza geçtiğimiz ay AB ile anlaştığı on milyarlarca avroluk kesintileri uygulamaya başladığında her zmankinden daha patlayıcı hale gelecek.

Syriza’ya oy verilmesi ve 5 Temmuz referandumundaki “hayır” oyu, işçi sınıfı içinde, Avrupa kapitalizminin kemer sıkma politikalarına yönelik kökleşmiş muhalefete işaret etmektedir. Ancak, ileriye giden tek yol, tüm Yunanistan ve Avrupa işçi sınıfı içindeki muhalefeti, sosyalist ve enternasyonalist bir program üzerinde Syriza’ya ve AB’ye karşı mücadelede harekete geçirmektir.

Syriza ile onun çeşitli müttefikleri ve savunucuları tarafından yaratılan kafa karışıklığı ve toplumsal öfke, doğrudan faşistlerin ekmeğine yağ sürmektedir. Onlar, Yunanistan’daki AB kemer sıkma hamlesinin 2009’da başlamasından beri en büyük kemer sıkma paketi etrafında birleştirerek, AB’nin kemer sıkma politikasına yönelik soldaki muhalefeti engellemek ve aşırı sağın önünü açmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Kourkoulas, Altın Şafak’ın, Syriza ve AB tarafından anlaşmaya varılan “Pire limanının özelleştirilmesine karşı afişleme kampanyası”nı örnek olarak veriyor.

Buna, Syriza’nın, bir diğer aşırı sağ parti olan Bağımsız Yunanlılar’ı (Anel) koalisyon hükümetine davet edip ilerici bir örgüt gibi tanıtarak aşırı sağ güçlere daha fazla meşruluk kazandırması da eklenmeli.

Şiddetle aşırı sağ partilerin etkisinin artmasıyla ortaya çıkan tehlikeler, Syriza içindeki gericilerin işçilere mutlak ihaneti koşullarında, son derece büyüktür.

Bununla birlikte, Kourkoulas, Altın Şafak tehlikesine dikkat çekerken, siyasi bir kötü niyetle davranıyor. Syriza’nın politikalarının toplumsal muhalefeti kışkırtacağının farkında olan Sol Platform, işçi sınıfı içindeki artan öfkeden ve AB’ye ve bizzat Syriza’ya karşı işçi mücadelelerinin ortaya çıkmasından derin bir şekilde kaygı duymaktadır. Sol Platform, Altın Şafak’ın etkisi hakkında, faşist bir hareketin veya hükümetin ortaya çıkma tehlikesine karşı mücadele için değil; tam da Syriza hükümetinin işçilere yönelik saldırılarını tırmandırdığı sırada, Syriza’ya destek aramak için uyarıda bulunuyor.

Kourkoulas şöyle yazıyor: “Toplumun güçlü bir çoğunluğunun anti-faşist duyarlılığı, şu anda, ifadesini siyasi kurum ve kuruluşlar içinde bulamıyor. Öte yandan, onun [bu ifadenin –çev.] sol içinde, özellikle Syriza içinde bulunması gerekiyor ama ortada, Altın Şafak’ı suç oluşturan eylemlerinden dolayı kınayan basın açıklamaları yok… Bugünkü şartlar içinde Altın Şafak’ın temsil ettiği tehlike hakkında açık bir şekilde küçümseme söz konusu.”

Syriza gibi sağcı hainlere aşırı sağın gelişmesine karşı mücadele etmeleri talebinde bulunmak, onlar aşırı sağ politikaların gelişmesine katkıda bulunduğu için, gerici bir siyasi yalandır.

Kourkourlas’ın, Altın Şafak’ın olası bir yükselişine nasıl karşılık verileceğine ilişkin önerisi, Syriza’nın iflasını ve ciddiyetsizliğini kanıtlamaktadır. Kourkourlas, eleştirmeyi ve kemer sıkma politikası ile AB’ye teslimiyetten kopmayı amaçlamıyor. O, bunun yerine, Altın Şafak’a Eylül 2013’teki Pavlos Fyssas cinayeti üzerinden daha sert cezalar vermeleri için yargıçlara baskı yapmak üzere protestolar örgütlenmesini ve genel olarak Altın Şafak’ın daha sert bir şekilde baskı altında tutulmasını istiyor.

Kourkoulas, Fyssas cinayeti üzerine yargılamayla karşı karşı olan Altın Şafak lideriyle ilgili olarak, “Bir suç örgütü olmasından dolayı Altın Şafak’a karşı açılan ve çeşitli bahaneler altında sıklılıkla ertelenen YARGILAMA, faşist infazcı grupların eylemlerini durdurmada belirleyicidir.” diye yazıyor.

Kourkoulas’a göre, “Yakın gelecek için, bizler, Altın Şafak’ın toplum içinde daha geniş bir dinleyici kitlesi elde edemeyeceği konusunda iyimseriz. Yine de, tehlike oldukça gerçek. Kemer sıkma karşıtı mücadelenin ve onu izleyen mücadelelerin her durumda anti-faşist bir boyut içermesi, bu nedenle önemlidir. Biz… duruşmalar bir sonraki aşamaya girer girmez adliyeler önünde protestolar düzenlenmesini öngörüyoruz. Bizim, Altın Şafak’ın sisteme karşı bir örgüt olmadığını, yani sermayeyi desteklediğini ve Yunanistan’ın egemenleriyle, özellikle de silah üreticileriyle ilişkilerinden çıkar sağladığını yaygın bir şekilde halka duyurmamız önemlidir.”

Bu tür protestolar, Altın Şafak’ın yükselişine karşı mücadele için hiçbir işe yaramayacaktır. Gerçekte, onlar, Altın Şafak’ın kendisini sadece kemer sıkmanın tek karşıtı olarak değil, aynı zamanda Syriza hükümetinin zulmünün ve yargıçlara müdahalesinin mağduru gibi sunmayı sürdürmesine olanak sağlayacaklar. Bu, yalnızca aşırı sağı güçlendirecektir.

Kourkoulas’ın, Altın Şafak’ı Yunanistan’ın “egemenler”inin müttefikleri olarak eleştirme yoluyla gözden düşürme girişimine gelince; gerçekte Yunanistan’ın iktidar partisinden gelen bu tür boş ifadelerin herhangi bir etkisi olmayacaktır.

4 Ağustos 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir