SEP’in ABD başkanı adayı Joseph Kishore: “Julian Assange’a ve Chelsea Manning’e özgürlük!”

ABD başkanı adayı Joseph Kishore: “Julian Assange’a ve Chelsea Manning’e özgürlük!”

Sosyalist Eşitlik Partisi’nin ABD başkanı adayı olarak, WikiLeaks’in kurucusu ve gazeteci Julian Assange’a yapılan işkenceyi ve zulmü kınıyorum.

SEP, Assange’ın ABD’ye iade edilmesine karşıdır. Biz, Assange’ın ve ifşaatçı Chelsea Manning’in derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Manning, Assange aleyhine ek suçlamalar getirmek için toplanmış bir büyük jüri önünde ifade vermeyi reddettiği için hapsediliyor.

Pazartesi günü resmen başlayan iade duruşmaları bir hukuk rezaletidir. Assange, Britanya’nın Belmarsh hapishanesindeki tutukluluğu boyunca davasına hazırlanmak için en temel gereksinimlerden mahrum bırakılmıştır.

Birleşmiş Milletler’den Nils Melzer, Assange’ın tutulduğu koşulların işkence anlamına geldiğini söylüyor. Tek başına bu bile her türlü yasal kovuşturmayı hükümsüz kılmakta ve onun derhal serbest bırakılmasını gerektirmektedir.

Assange, bir siyasi tutukludur. Hedef alınmasının nedeni, gerçeği gözler önüne sermiş olmasıdır. Amerikan emperyalizminin ve egemen sınıfın suçlarını ifşa eden Assange, gazeteciler ne yapmalıysa onu yapmış ve gerçekten neler olduğu hakkında halkı bilgilendirmiştir.

Bu yüzden İsveçli savcılar peşine düşmüş, Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden sığınma talep etmek zorunda kalmış, Amerikan istihbarat kurumları tarafından gözetlenmiş, tek güvenli yerinden Britanya polisi tarafından sürüklenerek çıkarılmış ve maksimum güvenlikli bir hapishaneye atılmıştır. Şimdi de ömür boyu hapisle veya daha kötüsüyle karşı karşıya olduğu ABD’ye yasa dışı bir şekilde iade edilmekle karşı karşıyadır.

Assange’a karşı uluslararası cadı avının sorumluları ABD, Britanya, İsveç ve Avustralya hükümetlerini kapsamaktadır. Assange’a utanmadan aralıksız iftira atan medya ve zulme uğramasını meşrulaştırmak için yalan söyleyen sahte sol örgütler de sorumlular arasındadır.

Bu görünüşte yasal iğrençliği aktif ya da örtülü bir şekilde destekleyen herkes, kendilerine asla silinmeyecek bir kara leke sürmüştür.

Burada, ABD’de, Assange’a yönelik zulme tüm siyaset kurumu katılmıştır. Trump yönetimi, demokratik haklara yönelik büyük çaplı saldırısının parçası olarak, Obama yönetiminin Assange’a karşı başlattığı kan davasını sürdürüyor.

Trump, belirgin biçimde otoriter niteliğe sahip aşırı sağcı bir hükümete başkanlık ediyor. Göçmen topluluklarını terörize etmek ve toplu baskınlar düzenlemek üzere ülke geneline Swat timlerini gönderiyor. Dünyanın dört bir yanındaki ülkelere karşı orduyu harekete geçirme tehdidinde bulunuyor.

Ne var ki WikiLeaks’in hedef alınmasında başrolü Demokratik Parti oynamıştır.

Trump yönetiminin başından itibaren, onun faşizan politikalarına karşı kitlesel protestolar meydana geldi. Demokratlar, bu protestoların gelişmesini engelleyip onları kendi gerici savaş gündemlerine yöneltmeye çalıştılar.

Peki, Demokratların Trump’a karşı yürüttükleri sözde muhalefet ne üzerine kurulu? Onlar, Trump’ın, Rusya’ya karşı yeterince saldırgan bir politika izlemediğini ve Vladimir Putin’in ajanı olduğunu savunuyorlar.

1950’lerin McCarthyci cadı avlarıyla kıyaslanabilecek düzeylere ulaşan Rusya karşıtı kampanyanın başlıca amacı, egemen sınıf içindeki dış politika farklılıklarını kavga ederek çözmektir.

Hiç de önemsiz olmayan bir diğer dürtü, iç muhalefete suçlu muamelesi yapmaktır. WikiLeaks’in ve Julian Assange’ın hedef alınması, Amerikan emperyalizmine ve egemen sınıfın politikalarına yönelik tüm muhalefeti bir yabancı gücün operasyonları olarak karalama çabasının bir parçasıdır.

Bu, 2020 seçimlerinde, Putin’in Bernie Sanders’ın kampanyasını desteklemek için müdahale ettiğine dair ABD istihbarat kurumlarından çıkan kanıtlanmamış iddialar biçiminde şimdi yeniden canlandırılıyor.

New York Times, Washington Post ve diğer şirket yayınları, bu gerici hikayeyi ilerletmek için durmak bilmeden Assange’ın bir “Rus ajanı” olduğu iftirasını attılar ve onu, Demokratik Parti adayı Hillary Clinton’ı 2016 ABD seçimlerinde başkanlıktan mahrum etmek için Moskova’da tezgahlanmış bir komplonun kilit adamı gibi resmettiler.

Bu, başından beri bir yalandı. Bu, Assange’a yapılan işkenceyi meşrulaştırmak, internet sansürüne bahane yaratmak, ifade ve basın özgürlüğünü bastırmak için kullanılan bir yalandır.

2020 seçimlerinde, Assange’ın iade edilmesi bir tartışma ya da anlaşmazlık konusu değildir. Demokratik Parti’nin başlıca adayları, iade edilme duruşmalarına bırakın karşı çıkmayı bunların sözünü bile etmedi. Onlar Assange’a yapılanları destekliyorlar; çünkü Amerikan emperyalizmini destekliyorlar.

Sözüm ona “sosyalist” Bernie Sanders da onlara dahildir. Sanders, “milyarder sınıf”a karşı “siyasi devrim” çağrısı yapması ve savaş karşıtı muhalefete seslenmesi nedeniyle Demokratik Parti ön seçimlerinde işçilerden ve gençlerden büyük destek kazandı.

Ancak Sanders’ın esas rolü, kitlesel toplumsal muhalefeti sağcı Demokratik Parti yapısı içinde tutmaya çalışmak; ordu-istihbarat aygıtının ve Wall Street’in bu aracı üzerinden bir şeyler yapılabileceği hayalini teşvik etmektir.

Sanders, kısa süre önce New York Times’a verdiği röportajda, “İran’ın ya da Kuzey Kore’nin nükleer veya füze denemesini önlemek için askeri güç kullanmayı değerlendireceğini” ilan etti. Ayrıca ABD’nin Rusya’yı bir “hasım, hatta bir düşman” olarak görmesi gerektiğini belirtti.

Demokratlar ve Sanders, büyük jüri önünde Assange aleyhine ifade vermeyi reddederek bir cesareti timsali olarak duran Chelsea Manning’in tutukluluğunun devam etmesi konusunda da sessizdir. Manning, bu yüzden yaklaşık bir yıldır “mahkemeye itaatsizlik” gerekçesiyle hapsedilmektedir.

Manning, geçtiğimiz hafta, serbest bırakılması için yeni bir talepte bulundu. “Sevdiklerimden kopartıldım, güneş ışığından yoksun bırakılıyorum ve annemin cenazesine bile katılamadım,” diye yazan Manning, şöyle devam ediyordu: “Biraz rahatlık elde etmek için işbirliği yapmak ve ömrümün geri kalanını ilkelerimi değil de kendi bireysel çıkarımı düşündüğümü bilerek geçirmektense şu anda bu zorluklara katlanmak daha kolaydır.”

Manning, yaklaşık yarım milyon dolar para cezasına çarptırılmış durumda ve eğer tahliye talebi kabul edilmezse yüz binlerce dolar daha para cezasına çarptırılıp yedi ay daha hapis yatabilir.

Assange ile Manning’i özgürleştirme ve demokratik hakları savunma mücadelesi, emperyalist savaşa ve kapitalist sisteme karşı mücadele ile birleştirilmelidir.

Onlara yönelik zulüm, dünya genelinde sınıfsal çatışmanın ve toplumsal huzursuzluğun arttığı koşullarda meydana gelmektedir. Kapitalist oligarklar ve savaş suçluları, politikalarının kitlesel direnişle karşılaştığının bilincindedir.

Onlar, Assange’ı ibret olsun diye cezalandırarak tüm muhalefeti susturmaya çalışıyorlar. Eğer Assange ABD’ye iade edilirse, Amerikan hükümetiyle ters düşen her gazetecinin, yayıncının ya da aktivistin başına aynısı gelebilir.

Assange’ın, devletin herhangi bir hizbinin müdahalesiyle serbest kalacağına dair yanılsamalar beslemek en büyük hata olur. ABD’de Sanders’a ya da Britanya’da Corbyn’e yapılan sonuçsuz çağrılar faydasız olmaktan çok zararlıdır. Bu çağrılar, Assange’a yapılan zulümden sorumlu olan siyasi kurumları ve partileri yalnızca güçlendirmeye hizmet edebilir.

İşçi sınıfı, Assange ile Manning’in serbest bırakılması ve demokratik hakları savunmak için kendi bağımsız örgütlenmesi dolayımıyla mücadele etmelidir.

Geçtiğimiz yıl dünya genelinde büyük gösterilerin ve grevlerin patlak vermesine tanık olundu. ABD’de grevler son otuz yılın en yüksek seviyesinde. İşçiler ve gençler arasında sosyalizme ve kapitalizm karşıtlığına destek artıyor.

Sosyalist Eşitlik Partisi, bu seçimlerde, Assange’a ve Manning’e özgürlük mücadelesini işçi sınıfının savaşa, faşizme, otoriter rejime, eşitsizliğe ve kapitalist sisteme karşı bağımsız siyasi seferberliği ile birleştirmeyi üstleniyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir