Savaşlar Kapitalizm ve Küçük Burjuva İdeologları

Hatırlanacağı gibi İsrail’in Gazze’ye düzenlemiş olduğu 22 gün süren operasyonlar boyunca yaklaşık 1500 sivilin öldüğü ve 5000 kişininde yaralandığı BM binası dahil okulların hastanelerin de vurulduğu ve yerle bir olduğu saldırılar tüm dünya da uzunca bir süre tartışılmıştı.

Tartışmaların ana ekseni İsrail’in sivillere karşı da kullanmış olduğu aşırı güç ve operasyon boyunca kullanıldığı iddia edilen –ve kullanımının yasak olduğu- fosfor bombalarıydı. İsrailli egemenler bu iddialar karşısında uzun süre sessizliklerini korudular. Ve nihayet 25 Ocak günü İsrail ordusu beyaz fosfor bombası kullandığını açıkladı.

İsrail ordusu bu açıklamayı yaparken kendisini de ilginç bir şekilde savundu: “Evet bu bombaları kullandık. Aynı bombaları İngiliz ve ABD güçleri Irak ve Afganistan’da da kullanıyor.”(!) Ardından açıklamalarına bu bombaların sis etkisi yaratarak düşmanın kendilerini görmelerini engellemek amacıyla kullanıldığını anlattıktan sonra egemenlerin gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla açığa çıkaran şu açıklamayla devam ettiler: “Bazı uygulamalar yasalara aykırı olabilir. Ama biz bu silahları kullanmaya devam edeceğiz”.(1)

Şimdi tekrardan bu bombaların kullanımı ve Gazze Operasyonu’yla ilgili tartışmalara geri dönelim. Operasyonlar devam ederken hemen hemen tüm ülkelerin egemenleri(kapitalistleri) İsrail’in arkasında saf durdular. Fakat bazı sosyal demokratlar, reformistler ve sol liberaller İsrail’in operasyonlarda beyaz fosfor bombası kullandığını ve bir insanlık ve savaş suçu işlediğini iddia ettiler ve iddiaların araştırılmasını ve talep ettiler.

Savaşlar çok mu insani?

Yukarıda sorduğumuz soru aslında tüm bu akımların ikiyüzlü karakterini açığa vuran can alıcı bir nokta. Sanki bu bombalar kullanılmasa savaşlar çok mu insani olacak? Sanki her savaşta binlerce insanın farklı silahlar tarafından öldürülmesi, binlerce insanın evsiz kalması, yine binlerce insanın açlıktan ölmesi çok mu insani de bu savaşta fosfor bombası kullanıldığı için bir insanlık suçu işlenmiş oluyor?

Tüm bu sorulara verilecek cevap koca bir “hayır”dır. Tüm savaşlar insanlığa ölümden yıkımdan açlıktan ve sefaletten başka bir şey getirmeyecektir. Unutulmamalıdır ki savaşlar kriz dönemlerinde her bir ülkenin egemenleri tarafından onların daha fazla kar elde etme hırsından dolayı çıkarlar ve her savaşta da egemenler kendi adına o ülkenin işçilerini gençlerini cephelere gönderirler ve binlercesinin ölümüne sebep olurlar. Dahası üretim araçlarının da büyük bir bölümünün de imhasına sebep olurlar.

Kısacası savaşların nedeni asıl olarak belirli sermaye gruplarının arasındaki egemenlik savaşları, kapitalizmin daha fazla kar dürtüsü ve kapitalizmin krizleridir. Yani savaşların nedeni kapitalizmin ta kendisidir. Bu sebeple de kapitalizme cepheden karşı çıkmadan savaşlara karşı olmak ve insanlığın ortak çıkarlarını da savunmak da mümkün değildir.

İçinden geçmiş olduğumuz dönemde atılan bu sloganlar bir hayalden ibarettir. Unutmayalım ki bu operasyon sırasında seslerini yükselten bu kesimler –sosyal demokratlar, reformistler ve sol liberaller- yıllardır tartışmasız her ülkede meclislerde temsil yetkisine sahip olmalarına rağmen askeri her türlü harcamaya, silahlanmaya karşı en küçük bir muhalefet dahi etmemişlerdir. Dahası her türlü askeri harcamaya da desteklerini sunmuşlardır.

Bu gruplar bugünde ekonomik krizin de etkisiyle yeryüzü tekrardan bir dünya savaşı tehlikesi altındayken –unutmayalım ki kapitalizmin her büyük krizinin ardından savaşlar dizisine şahit olduk- kendi kendilerine “demokrasicilik” oynamaktadırlar. Bu sefer çıkacak bir savaş her türlü nükleer bombalarında kullanılma riskini de taşırken onlar sadece kitlelere hedefi şaşırtmak için mücadele etmektedirler.

Bugün ABD’li “demokratik” egemenler İran vb. ülkelerin nükleer faaliyetlerine ya da olası bir nükleer silah üretimine karşı çıkarlarken bunu sadece kendi çıkarlarına karşıt olduğu için savunmaktadırlar. Unutmayalım ki 2. Dünya savaşında Hiroşima ve Nagazaki’ye de o nükleer bombaları atanlar bugünkü “demokrasi taşıyıcısı” ABD egemenleriydiler. Onlardan tüm insanlığın adına hareket etmelerini beklemek büyük bir hayalcilik olsa gerek.

Son söz yerine…

Kapitalizmi ortadan kaldırmadan savaşların son bulacağına beklemek hayaldir. Savaşlara, açlığa, sefalete karşı mücadele etmek öncelikle kapitalizme karşı mücadele etmeyi gerektirir. Kapitalizme karşı verilecek mücadeleyi de ancak Marksist bir programa sahip bir dünya partisi öncülüğünde işçi sınıfı verebilir.7

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir