Milyarderler “Siyahların Hayatı Değerlidir”e destek veriyor

Paylaş

Dünyadaki en güçlü özel vakıflarından biri, Wall Street ve ABD hükümeti ile sıkı bağlara sahip olan Ford Vakfı (Ford Foundation), geçenlerde, “Siyahların Hayatı Değerlidir” hareketinde başrol oynayan çeşitli örgütlere altı yıl boyunca 100 milyon ABD Doları akıtmayı değerlendirdiğini açıkladı.

Vakfın açıklamasında, “Bu toplumsal adalet sağlayıcıları topluluğunu güçlendirmeye ve genişletmeye istekliyiz. Cesur deneyleri beslemek ve hareketin gelişmesini mümkün kılacak sağlam altyapıyı inşa etmesine yardımcı olmak istiyoruz.” deniliyor.

Fortune Magazine dergisi, vakfın açıklamasının, “tanıtım masasında [yatırımcı sermayesi arayan yeni başlayanlar için bir sunum] onu okuyan herkesin daha dik durmasını sağlayacak” olduğunu yazdı. Bu kadar büyük miktarda para katkısı, egemen sınıftan, Siyahların Hayatı Değerlidir’in ücretli personelden ve lobicilerden oluşan bir bürokrasi oluşturmasını mümkün kılacak bir armağandır. Bu para akışı, harekete kampanya katılımcıları üzerinden daha fazla etki kazandıracak ve onu Demokratik Parti ile şirket medyasına her zamankinden daha fazla yakınlaştıracaktır.

Ford Vakfı, aynı zamanda, Siyahların Hayatı Değerlidir ile bağlantılı 14 gruptan oluşan bir birliğe çeşitli biçimlerde danışmanlık ve yardım da sağlayacak. Hem finansman hem de yardımcı hizmetler, Borealis Philanthropy adlı bir firma tarafından denetlenen, Siyahlar Önderliğindeki Hareket Fonu (Black-Led Movement Fund – BLMF) adı verilen bir fon üzerinden örgütlenecek.

Ford Vakfı, gelirlerinin büyük kısmını, ortaklıklar ve vasiyetler dolayımıyla katılımcı şirketlerden ve çok zengin bağışçılardan sağlıyor. Ford Motor Company’nin kurucusu Henry Ford ve oğlu Edsel tarafından 1936 yılında kurulan vakıf, günümüzde, yaklaşık 12,4 milyar doları bulan geliriyle, üçüncü büyük vakıf olmakla övünüyor.

Ford Vakfı, yıllardır ABD ordusu ve istihbarat örgütleri ile son derece sıkı bağlara sahiptir. Merkezi Haberalma Örgütü’nün (CIA) Britanyalı tarihçilerinden Frances Stonor Saunders, The Cultural Cold War: The CIA and the World of Arts and Letters [Kültürel Soğuk Savaş: CIA ve Güzel Sanatlar ve Edebiyat Dünyası] adlı kitabında, Ford ve Rockefelder vakıflarını, “Amerikan istihbaratı ile bağlantılı, hatta onun üyeleri olan yöneticilere ve memurlara sahip, örtülü ABD politikasının bilinçli araçları” olarak betimlemişti.

Günümüzde, bu vakıf, resmi olarak Ford Motor Company’ye bağlı değil ama onun yönetim kurulu, CEO’ları ve Wall Street avukatlarını kapsayan güçlü bir şirket oyuncuları grubudur. Yönetim kurulu başkanı Irene Inouye, şimdi ölmüş olan Demokratik Partili senatör Daniel Inouye’nin eşidir.

100 milyon dolarlık armağan, egemen sınıfın güçlü bir kesiminin, Siyahların Hayatı Değerlidir’in amaçlarının Wall Street’in ve ABD yönetiminin amaçları ile aynı çizgide olduğunu onaylamasıdır.

Ford Vakfı’nın şimdiki başkanı, USB’de eski bir bankacı olan Darren Walker, 2015 yılında Bloomberg News’e verdiği bir röportajda, vakfın Siyahların Hayatı Değerlidir’i finanse etme kararının altında yatan kapitalizm yanlısı perspektifi ayrıntılı biçimde açıklamıştı:

“Eşitsizlik, bizim daha adaletli ve dürüst bir dünya vizyonumuza çeşitli biçimlerde zarar veriyor. Gerçekten de, yalnızca Trump’ın destekleyicileri değil, Amerikan halkı, kendisini giderek daha korunmasız, daha güvensiz hissediyor ve bu, toplumumuzda, demokrasimizde ipleri geriyor. Eşitsizlik, demokrasimiz için kötü. O, arzuları ve hayalleri ortadan kaldırıyor ve bizi halk olarak daha sinik hale getiriyor… Amerika’da ne tür bir kapitalizme sahip olmak istiyoruz?”

Vakfın Siyahların Hayatı Değerlidir’e desteği, kar sisteminin savunusuna yapılmış bir yatırımdır. Web sitesinde, “kendisini küresel siyah ailenin bir parçası olarak gördüğünü” belirten Siyahların Hayatı Değerlidir, dünyayı ırksal çizgilerle bölünmüş olarak sunmaktadır.

Hareket, siyahların, “birbirlerini ve özellikle ‘bizim’ çocuklarımızı kolektif olarak önemseyen geniş aileler ve ‘köyler’” olduğunu iddia ediyor ve toplumun herhangi bir başka kesiminin kendi sıkıntısını ortaya koyma hakkına sahip olduğu düşüncesini açıkça reddediyor. Onun grubun tarihi sayfasında şu belirtiliyor: “Bütün hayatlar değil. Siyah hayatlar. Lütfen, sizin hayatınızın da değerli olduğu hakkında konuşarak gündemi değiştirmeyin.”

Siyahların Hayatı Değerlidir hareketinin küçük-burjuva önderleri, şimdi, siyasi seçkinler içindeki ayrıcalıkları güvence altına almaya yönelik önemli bir siyasi etki uygulamaya hazırlar. Siyahların Hayatı Değerlidir’in kurucularına kısaca göz atmak, bir bütün olarak grubun oportünist ve kendini reklamını yapan karakteri hakkında fikir veriyor. Resmi Siyahların Hayatı Değerlidir örgütü üç kişi tarafından kuruldu: Alicia Garza, Patrisse Cullors ve Opal Tometi. Bu üç kişi, BOLD’un (Önderlik ve Saygınlık İçin Siyah Örgütlenme) üyeleri olarak bir araya gelmişti. BOLD, şimdi Siyahlar Önderliğindeki Hareket Fonu tarafından finanse edilen 14 örgütten biri.

Bu kuruculardan Garza, yönetim kurulunda Alta Starr’ın bulunduğu Ulusal Yerli İşçiler İttifakı adlı bir örgütü yönetiyor. Starr ise, Ford Vakfı’ndaki bir fonu denetliyor ve aynı zamanda, milyarder George Soros tarafından desteklenen Açık Toplum Vakfı’nın Güney Girişimi’nin yönetim kurulunda.

Patrisse Cullers, Ella Baker İnsan Hakları Merkezi’nin yöneticisi. Bu kurum, Obama yönetiminde “yeşil işler, girişim ve yenilik” konusunda özel bir danışman olarak çalışmış bir Demokratik Partili olan Van Jones tarafından finanse edildi. Cullers, aynı zamanda, CNN’e uzun süredir katkıda bulunuyor. Bu kurum, Açık Toplum Vakfı’ndan da fon alıyor.

Soros’un finanse ettiği ABD Programları/Açık Toplum’un yönetim kurulunun Ekim 2015’teki bir toplantısından sızdırılmış bir belge, kurumun, gelişmeye başlayan “#BlackLivesMatter hareketinin merkezinde yer alan gruplara teknik yardıma ve desteğe yatırım yapmak” için 650.000 dolar sağladığını ortaya koymuştu. Belgede, yönetim kurulunun, merkezci olmayan (adem-i merkeziyetçi) bir hareket ile ilgilenmenin zorluklarını tartıştığı belirtiliyordu: “Bir harekete büyük miktarda para akıtılmak istendiğinde ve paranın gideceği herhangi bir yer yoksa ne olacak?” Soros’un adının, kamuoyunun onun mali desteğinin farkına varması durumunda, Siyahların Hayatı Değerlidir’i gözden düşürebileceği de ortaya atılmış.

Ford’dan yardım alanlar listesindeki birçok örgüt, aynı zamanda, siyahların sahibi olduğu işletmelere ve kuruluşlara daha fazla hükümet finansmanı talebi üzerine odaklanmış bir siyasi gündem belgesi yayımlamış olan “Siyahların Hayatlar Hareketi”nin de üyesi.

Daha önceki bir dönemde, Kara Panterler (Black Panthers) gibi milliyetçi hareketler, siyasi olarak yönünü şaşırmış olmakla birlikte, gerçek bir toplumsal mücadele ve devlet ile çatışma unsuruna sahipti. Onlar, siyasi programları küçük-burjuva karakterde olmakla birlikte, ezilenler arasında önemli bir desteğe sahiptiler. Bu, Güney’deki Jim Crow ırk ayrımcılığı yasalarına karşı kitlesel yurttaş hakları hareketi ve Kuzey’deki kent isyanları dönemiydi.

Egemen sınıfın bir kesimi, 1960’ların sonlarındaki isyanlara yanıt olarak, azınlıkların statükoya sadık olacak daha ayrıcalıklı kesimleri arasında destek elde etmeye çalıştılar. Pozitif ayrımcılık gibi politikalar sonucunda, küçük bir azınlığın şirket Amerikası’nda ve devlette güçlü konumlar elde etmesiyle birlikte, Afrika kökenli Amerikalılar arasındaki toplumsal eşitsizlik hızla arttı. Bu, Barack Obama’nın, 2008 Wall Street çöküşü sonrasında mali aristokrasiye tarihsel ölçekte servet aktarmak üzere başkan seçilmesinde kusursuz örneğini buldu.

Bu toplumsal dönüşümler, herhangi bir gerçek toplumsal protesto ya da demokratik mücadele unsurundan yoksun olan Siyahların Hayatı Değerlidir hareketinin siyasi yaklaşımına yansımaktadır. Bu örgütlerin gündeminin, Ford Vakfı gibi grupların verdiği destekle vurgulandığı üzere, her ırktan ve etnik kökenden milyonlarca işçinin ve gencin gerçek toplumsal ve ekonomik sıkıntılarıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Onlar, orta sınıfın, nüfusun en tepedeki yüzde onu içindeki servet dağılımı üzerine mücadele eden son derece ayrıcalıklı kesimleri adına konuşuyorlar.

Siyahların Hayatı Değerlidir’in ırk temelli programını ilerletme kararı, savaşa, polis şiddetine ve toplumsal eşitsizliğe karşı artan halk muhalefeti karşısında, işçi sınıfını bölmeyi ve kapitalist sisteme karşı bağımsız ve birleşik bir işçi sınıfı hareketinin ortaya çıkmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

11 Ekim 2016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir