Küba işçi sınıfı koronavirüsün ardından turizmin çökmesi sonucu felaketle karşı karşıya

Küba oldukça sağlam bir halk sağlığı sistemine sahip olması ve sıkı bir temas takibi, izolasyon ve karantina uygulaması sayesinde COVID-19 salgınının yayılmasını yavaşlatmayı başardı. Bununla birlikte, koronavirüs ile ilgili seyahat kısıtlamaları nedeniyle turizm sektörünün neredeyse tamamen çökmesi, bu sektörün ekonomideki kilit rolü nedeniyle Küba işçi sınıfını felaketin eşiğine getirdi.

Hükümet, Ocak ayında bir plan hazırlayarak salgının yayılmasına nispeten hızlı bir tepki gösterdi. Virüsün ülkede ilk olarak görüldüğü 11 Mart’tan itibaren takip ve izolasyon sağlandı ve 20 Mart’tan itibaren ülkeye turist girişleri yasaklandı. Testleri pozitif çıkanlardan, son 14 gün içinde temas kurdukları kişileri listelemeleri istendi. Temas edilen bu kişiler izole edildi ve taşıyıcı olup olmadıklarının tespit edilmesi için testler yapıldı.

Halk Sağlığı Bakanlığı’na göre, nüfusu yaklaşık 11,2 milyon olan ülkede 800’ü aktif olmak üzere toplam 1.437 vaka tespit edildi ve 58 kişi öldü. Aynı zamanda büyük bir turizm merkezi olan, yoğun nüfuslu başkent Havana’nın en fazla vakaya sahip beş belediyesi 300 vaka rapor etti.

Havana Üniversitesi Matematik Bölümü Dekanı Raúl Guinovart Díaz’a göre, çabalar şimdiye kadar başarılı sonuç verdi. Küba Komünist Partisi’nin resmi gazetesi Granma’ya göre Díaz şunları söyledi: “Şimdiki tahminler, aşağı yukarı önümüzdeki hafta, uluslararası ortalamadan daha iyi şekilde zirveye ulaşacağımızı gösteriyor. Bu durum, önümüzdeki birkaç gün için, hastalığın evrimine bağlı olarak bize sürecin sonucunu tahmin etme fırsatı sunacak.”

Küba sağlık sistemi, acımasız ve cezalandırıcı Amerikan ambargosunun yanı sıra sınırlı döviz rezervlerini tüketen malzeme ve test materyalleri ihtiyacı ile karşı karşıya. Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, Amerikan ambargosunu, “salgın ile mücadele için gerekli ilaç, ekipman ve malzemeleri satın almanın önündeki başlıca engel” olarak nitelendirdi.

Ambargoyu sona erdirmek isteyen bir grup özel şirketi ve diğer organizasyonları içine alan Engage Cuba Coalition, yayımladığı bir açık mektupta, ambargonun insani gerekçelerle askıya alınması çağrısında bulundu. Açıklamada, “insani yardımların ambargo kapsamının dışında olduğu varsayılmasına rağmen, uygulamada Küba’ya insani yardım sağlamanın önünde ciddi kısıtlamalar ve engeller var,” denildi.

Turizm sektörü tamamen durduğundan, Küba özel sektöründeki “serbest meslek sahibi” küçük işletmelerin yüzde 19’una denk gelen 139.000’i, vergi ödememek için lisanslarının askıya alınması başvurusunda bulundu. Ayrıca yine turizm sektöründeki çöküşten dolayı 120.000 otel çalışanı işten çıkartıldı. Bu işçilerin bir kısmı, sağlık sistemi için kişisel koruyucu donanım üretimine yardımcı olmakla görevlendirildi.

Turizm sektöründeki çöküş Küba’nın bu sektörü faaliyete geçirdiği 1990’lardan beri görülmemiş düzeyde olmakla birlikte, sektör salgının başlamasından önce de düşüş yaşıyordu. 2019 yılında, büyük ölçüde ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından uygulanan yaptırımların artması nedeniyle, turist sayısı yüzde 9,3 oranında düşmüştü. Ocak ve Şubat ayındaki turist sayıları bir önceki yıla göre yüzde 16,5 azalarak daha da kötüleşti.

Küba ekonomisinin ikinci büyük sektörü olan turizm, 3,3 milyar dolar gelir getiriyor. Bu gelir, gıda, yakıt ve diğer gerekli malların ithal edilmesinde temel bir döviz kaynağı olarak hükümet için çok önemli. The Economist Intelligence Unit’e göre, 2015 yılında 11,7 milyar dolar olan Küba ithalatının bu yıl toplam 9,1 milyar dolar olması bekleniyor.

Bu, her türlü ürün kıtlığının muhtemel olduğu anlamına gelmektedir. Daha da kötüsü, seyahat kısıtlaması, sessizce hoş görülen karaborsa ticaretini keserek bu sorunları daha da kötüleştirecektir.

Hükümet, kıtlığın giderilmesi için libreta karne sistemine temizlik ürünleri de dahil olmak üzere bazı ürünler eklerken, tavuk erzakını da arttırdı. Bir Reuters haberine göre, alışveriş yapanların sıraya girmelerini engellemek için çevrimiçi alışverişin bazı yönlerini sisteme bağlama girişimleri sistemi çökertti.

Ekonomik kriz, hükümet piyasadan mümkün olduğunca bol para çekmeye çalıştığından, ekonominin etkin bir yeniden dolarizasyonuna da yol açtı. Yetkililer, ABD doları ve avro gibi sabit para birimlerinin kullanılacağı, ülke genelinde beyaz eşya, televizyon ve elektrikli motosiklet gibi ürünler satan 77 mağazanın açılacağını iddia etti. Bu malların birçoğu, bir ABD doları değerine sabitlenmiş olan çevrilebilir Küba pezosu ile satın alınabilmekle birlikte, bu mağazalarda ürünlerin sağlam döviz cinsinden fiyatları çok daha düşük.

Reuters’in görüştüğü Kübalı iktisatçı Omar Everleny, bunun, resmi olarak dolara sabitlenmiş olan çevrilebilir pezonun, gerçekte dolardan daha az bir değere sahip olduğunun açık bir kabulü olduğunu belirtti. Omar, “Biz bazı ürünlerin sadece dolar üzerinden satıldığı; geriye kalan tüm ürünlerin ise pezo üzerinden fiyatlandırıldığı 2004 öncesi döneme geri dönüyoruz,” dedi. Ekonomi politikasında böyle bir değişiklik; ücretler, emekli aylıkları ve tasarrufların değerini düşürerek Kübalıların yaşam standartları üzerinde yıkıcı bir etki gösterecektir.

Küba’nın insani yardım talebine rağmen, tüm belirtiler Trump yönetiminin Küba’ya ve Venezuela’ya yönelik saldırgan tutumunu sürdürmeyi planladığı yönünde.

Demokratların başkan adayı Joe Biden, 27 Nisan Salı günü yaptığı açıklamada, Küba politikasında Obama dönemindeki tavra geri döneceğini söyledi. Biden, CBS televizyonundaki bir röportajında, “[Obama dönemindeki politikalara] Büyük ölçüde geri döneceğim,” dedi. Biden “Aslında, bu politikayı uygulamaya koyduğumuzda, daha önce verdikleri taahhütleri yerine getirmeleri konusunda ısrarcı olacağım” diyerek, ABD’nin mevcut Küba hükümetinin yerine kendi politikalarına uygun bir hükümet geçirme politikasından hiçbir şekilde geri adım atmayacağını netleştirdi.

Biden, ayrıca bunun ABD’nin ekonomik yaptırımlarının sona ermesi değil, daha çok ABD’li şirketlerin adaya ayak basması amaçlı bir yaklaşım anlamına geldiğini belirtti. Trump ile sadece taktiksel farklılıklar ortaya koyan Biden, “Onlara yaptırım uygulamamamız için bir neden yok. Ancak onları tanımamak başka, yaptırım uygulamak başka bir şey,” diyordu.

Biden, daha önce 15 Mart’ta CNN’deki bir tartışmada, “Obama, Küba halkının Castro’nun ve kardeşinin etkisinden çıkabilmesi için, Küba politikasını değiştirmeye çalışıyordu,” demişti.

Sosyalist Eşitlik Partisi, koronavirüs salgınıyla mücadele için tüm yaptırımlara ve ticaret savaşı önlemlerine son verilmesi çağrısında bulunur. Ekipman, gıda, ilaç ve diğer malzemeler konusunda Küba’ya her türlü yardım sağlanmalıdır.

29 Nisan 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir