Koronavirüs salgını ve sosyalizm perspektifi

Dünya Sosyalist Web Sitesi ve Sosyalist Eşitlik Partisi, 29 Mart Pazar günü, “COVID-19 salgını: Kapitalizm ve yaratılan toplumsal-ekonomik felaket” başlıklı çevrimiçi bir forum düzenledi. Dünyanın dört bir yanından forumu takip eden geniş bir izleyici kitlesinden canlı yayın sırasında yüzlerce yorum geldi.

Forum, dünyanın her yerinde kapitalist hükümetlerin izlediği ihmal ve canice kayıtsızlık politikasına karşı salgına yönelik sosyalist yanıtı ortaya koydu. Forumda egemen sınıfın ve onun medyadaki savunucularının yalanlarına ve bahanelerine cevap verilirken; toplumsal eşitsizliğe ve kapitalizme karşı mücadelenin parçası olarak acil toplumsal ihtiyaçların karşılanması için olağanüstü önlemler alınması uğruna mücadelede uluslararası işçi sınıfının seferber edilmesi perspektifi üzerinde duruldu.

COVID-19 salgını: Kapitalizm ve yaratılan felaket

Forumu WSWS yazarı Andre Damon yönetirken dört konuşmacı vardı: Doktor, koronavirüs salgını uzmanı ve WSWS yazarı Dr. Benjamin Mateus; WSWS Uluslararası Yayın Kurulu Başkanı ve SEP (ABD) Ulusal Başkanı David North; SEP (ABD) Ulusal Sekreteri ve partinin başkan adayı Joseph Kishore ve son olarak Almanya’daki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Sozialistische Gleichheitspartei) önderlerinden Johannes Stern.

Dr. Mateus, söze salgının küresel boyutunu değerlendirerek başladı. Vaka ve ölü sayısı “savaş zamanı kayıtları gibi” yükseliyor diyen Mateus şöyle devam etti: “Nisan’ın ilk haftasında bir milyon eşiğine ulaşacağız; Nisan’ın ikinci haftasında potansiyel olarak on milyon ve Mayıs’ın ilk yarısında 100 milyon kadar vaka görebiliriz.”

North, konuşmasının başında, salgının siyasal ve tarihsel önemini özetledi. “Salgın, kapitalizme dayalı bir toplumun ekonomik, toplumsal, siyasi, kültürel ve hatta ahlaki iflasını son derece güçlü bir şekilde gözler önüne serdi,” diyen North konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bu salgın, tetikleyici bir olay. Bu anlamda, Arşidük Franz Ferdinand’ın Haziran 1914’te suikasta uğraması ile kıyaslanabilir. Bu, beş hafta sonra, Ağustos 1914’te I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla doruğa ulaşan bir olaylar zincirini harekete geçirmişti. Suikast, savaşın patlak vereceği tarihi belirlemekten başka bir şey yapmadı. Ancak savaş –yani, kapitalist ulusal rekabetlerden ve emperyalist ekonomiden kaynaklanan küresel çelişkilerin patlaması– kaçınılmazdı.

Salgın, mevcut krize aynı ilişkiyi getirmektedir. Kuşkusuz, biyolojik bir olgu olarak salgın, topluma karşı çok büyük bir tehdit oluşturuyor. Ancak bu tür bir bulaşıcı hastalık olasılığı, hatta bunun kaçınılmaz olduğu uzun bir süredir teşhis edilmiş durumdaydı. Bu olayın tarihsel karakteri, salgına verilen yanıttan kaynaklanmaktadır. Bu kriz, siyasi liderlerin cahilliğini ve acımasızlığını, egemen sınıfın çürümüşlüğünü ve rüşvetçiliğini, kurumların yetersizliğini, medyanın yarattığı sahte kahramanların ve onlardan da sahte olan değerlerin ahlaki iflasını bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.

Salgın belirli bir noktada sona erecek. Fakat salgının şiddeti geri çekilip insanlar izolasyondan çıktıktan sonra bile, önceden var olana dönüş söz konusu olmayacak. Uzun süredir varlığını sürdüren yanılsamalar, I. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi paramparça oluyor. Artık buradan geriye dönüş yok.

İnsanların ihtiyaçlarının özel kâra tabi kılınmasının bir sonucu olan bariz hazırlıksızlık nedeniyle kaybedilen hayatlar unutulmayacak. Bilinçteki değişim çoktan başladı. İnsanlar sağlık emekçilerini alkışlıyor; bankerleri değil. Önceki duruma bir dönüş olmayacak. Bu eşsiz küresel deneyimi yaşayan dünyanın her yerindeki milyonlarca insan, bundan böyle gerçekliği farklı bir şekilde algılayıp düşünecek.

Sözün özü, kapitalizm bir kez daha kirli bir sözcük haline gelmiştir. Bu kriz, küresel bir siyasi krizi yoğunlaştırıp hızlandıracak. Sosyalizm; Bernie Sanders’ın ve siyasi olarak önemsiz diğer kişilerin safsataları değil, Lenin’in, Troçki’nin ve Rosa Luxemburg’un sosyalizmi, yani gerçek sosyalizm yeniden tüm dünyada ve en patlayıcı biçimiyle Amerika Birleşik Devletleri’nde bir kitle hareketi olarak ortaya çıkacak.

Konuşmacılar, salgının beklenmedik olduğu iddiasını çürüttüler. Epidemiyolojistlerin ve bilim insanların bu tür bir olay hakkında onlarca yıldır uyarıda bulunduğunu ancak buna hazırlık olarak hiçbir şey yapılmadığını ifade ettiler. Tüm dünyada hükümetlerin salgına verdiği yanıta halkın ihtiyaçları değil, egemen sınıfın çıkarları yön veriyordu.

Kishore, bu konuda şunları belirtti: “Küresel ideolojik ve siyasi gericiliğin merkezi olan ABD’de, egemen seçkinler geçtiğimiz kırk yıldır her şeyi sonsuz servet birikimine tabi kıldılar… Salgına yönelik müdahale de aynı kaygılarla koşullandırılmıştır.”

Kishore, sorumlunun sadece Trump yönetimi değil bütün siyaset kurumu olduğunun altını çizdi. Amerikan devletinin salgına verdiği yanıt, Wall Street’e ve şirket-mali sektör seçkinlerine sınırsız nakit bağışı yapan bir yasa tasarısını her iki partinin de oybirliğiyle kabul etmek oldu.

Stern, ABD’de hüküm süren koşulların Avrupa’da ve dünyanın geri kalanında da geçerli olduğunu açıkladı. Hükümetler ulusal çatışmalar eliyle bölünür ve her şeyden önce kendi egemenlerinin çıkarlarını ilerletmeye odaklanırken, İtalya’da, İspanya’da ve kıta genelinde bir felaket yaşanıyor.

“Kapitalistler, devletlerinden kendilerini savunmak için müdahale etmesini, bankadaki hesaplarına daha çok kaynak aktarmasını istiyor. İşçi sınıfının kendi iktidarını yaratması gerekiyor; işçi sınıfının, siyasi iktidarı ele geçirmek için mücadele etmesi ve toplumu insanlığın çıkarları doğrultusunda akılcı, bilimsel bir şekilde yeniden örgütlemek için gerçekten demokratik bir işçi devletini kullanması gerekiyor.”

North, son sözlerinde, WSWS’nin okur sayısının özellikle işçi sınıfı içinde hızla arttığını belirterek forumu dinleyen herkesi Sosyalist Eşitlik Partisi’ne Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’ne katılma kararı almaya çağırdı.

“Bu dünya değişmeli. Bu son kriz değil; son varoluşsal tehdit de değil. Gerçek şu ki, gelecek ya sosyalizm ya da insanlığın ve bu gezegenin yok oluşudur. Şu anda yaşadığımız deneyim korkunç bir uyarıdır. Ondan öğrenmeli ve çıkardığımız dersler doğrultusunda hareket etmeliyiz.”

Okurlarımızı, tüm yayını izlemeye ve olabildiğince geniş bir şekilde paylaşmaya davet ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir