Kitlesel işten çıkarmalar Brezilyalı otomotiv işçilerinin grevlerini kışkırtıyor

Brezilyalı otomotiv işçileri, Brezilya otomotiv sanayisindeki kitlesel bir işten çıkarma dalgasının ortasında, hem uluslararası sermaye hem de onun Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in İşçi Partisi (Partido dos Trabalhadores—PT) hükümetindeki ortakları şirket karlarını ayakta tutmak için onların işlerini gereksiz kılarken, geçim kaynaklarını ve çalışma standartlarını korumak için mücadeleye itiliyorlar.

Brezilya ekonomisi, geçtiğimiz on yılda Brezilya’nın başlıca ticari ortağı olarak ABD’yi yerinden eden Çin ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle, “yükselen piyasalar” içinde sözde “emtia büyümesi”nin sona ermesinden en çok etkilenen ülke olmuştur. Otomotiv sektörü, Latin Amerika’nın en büyük ekonomisini bu yıl durgunluğa sürükleyen ekonomik krizin tüm yüküne katlanmıştır.

Diğerleri arasında çok uluslu devler General Motors, Mercedes-Benz ve Volkswagen’ın egemen olduğu Brezilya otomotiv sanayisinde, bu yıl içinde, şimdiye kadar, 38.700 kişi işten çıkarıldı. Onların tamamı (bizzat, işsizliğin geçtiğimiz çeyrekte yüzde 8,3’e yükselmesinin bir yansıması olan) tüketici satışlarındaki yüzde 20’lik düşüşten ve kendisi de krizde olan Arjantin’e yapılan ihracattaki azalmadan bahsediyor.

Folha de S. Paulo’ya göre, otomotiv sanayisindeki 38.700 işin ortadan kaldırılması, bu yıl içinde şimdiye kadar kaydedilen tüm işten çıkarmaların yüzde 11’ini temsil ediyor.

Ülke, geçtiğimiz on yıl boyunca, metal işçileri sendikasının eski önderi ve önceki devlet başkanı olan Luiz Inacio Lula da Silva (2003-2011) ile şimdiki Dilma Rousseff’ın birbirini izleyen İşçi Partisi hükümetleri eliyle sağlanan ve hiç de önemsiz olmayan “siyasi istikrar” nedeniyle Brezilya’da yatırım yapan küresel otomotiv devleriyle, otomotiv imalat sanayisinin yükselen bir yıldızı olarak görülüyordu.

Şimdi, çok uluslu şirketler, PT hükümetinin Petrobras’taki rüşvet skandalı eliyle iyice gözden düşmesi ve ekonominin durgunluğa saplanması ile birlikte, diğer piyasalara bakmaya başlıyorlar. Meksika, kısa süre önce, Latin Amerika’daki en büyük otomotiv üreticisi olarak Brezilya’yı geride bıraktı.

7 Ağustos’ta, Mercedes-Benz, Sao Bernando do Campo (Sao Paulo’daki “ABC” olarak bilinen sanayi bölgesinin bir parçası) kamyon ve otobüs fabrikasında 1.500 kişilik işten çıkarma ilan ederek, iş kesintisine giden son şirket oldu.

Şirket, bir tebliğde, işçilerin, fabrikadaki 10.000 işin tamamını korumak için “fedakarlıkları paylaşma”yı kabul etmesini talep etmişti. Metalurgicos.org.br’ye göre, şirket, bu kararı, sendikanın, yüzde 10’luk bir ücret kesintisini, gelecek yıl için planlanan ücret artışının yarıya indirilmesini ve diğer tavizleri kabul etmesini kapsayan “işleri kurtarma” yönündeki şirket teklifini bir kez daha üyelerin oylamasına sunma yönündeki talebini reddetmesinin ardından aldı. Sendika, bu tekliflerin, geçtiğimiz ay çalışanların yüzde 74’ü tarafından zaten reddedilmiş olduğunu savundu.

Fabrikada 12 yıl çalıştıktan sonra işten atılan Mercedes-Benz işçilerinden, 41 yaşındaki José Djalma de Souza, Brasil de F ato’ya, son dönemde yapılmış olan büyük karlar ve işçilerin üretkenlik çabası dikkate alındığında, şirketin bu işleri tutabileceğini söyledi. O, yeni doğan oğlu nedeniyle işini geri alabileceğini söyleyerek, “İnsan işini sağlama almadığında kendisini hiçbir şeye sahip değilmiş gibi hissediyor.” dedi. Volkswagen’in 1998’deki 4.000 kişiyi işten atmasından beri yaşanan bu en büyük kitlesel işten çıkarmalardan yaklaşık 2.000 aile etkileniyor.

7.000 dolayında Mercedes-Benz işçisi, 24 Ağustos’ta greve gitti; sonraki günlerde, 10.000 işçinin neredeyse tamamı, işten atılanlar ile atılmayanlar arasındaki dayanışmayı göstererek,  düzenlenen gösterilere ve otoyol kapamalarına katıldı. Bu arada, şirket ek olarak 500 işçinin halihazırda “ihtiyaç fazlası” olduğunda ısrar ettiği için, daha fazla işçi işten çıkarma mesajları alıyordu.

Grev, grevci işçiler, sendikanın, fabrikada tüm işçiler için yarısı hükümet destekli İstihdam Koruma Programı (PPE) ile sübvanse edilecek yüzde 20’lik bir ücret kesintisi karşılığında, işten atılan işçilerin 12 aylık bir iş güvencesiyle yeniden işe alınması teklifini kabul ettiği 31 Ağustos’ta sona erdi.

Almanya’daki şirket yanlısı işçi konseyi tarafından desteklenen sendika, görüşmelerinin neticesini tek “olası sonuç” olarak sundu. Mercedes-Benz’in ortak şirketi Daimler AG’nin Genel İşçi Konseyi’ne başkanlık eden Alman sendika bürokratı Michael Brecht, “Bir krizde, daima, işçilerin işten atılmaması için yapabileceğinizin en iyisini yapmaya çalışırsınız fakat bu her zaman mümkün değil.” dedi.

8 Ağustos’ta, General Motors, geçtiğimiz ay Sao Caetano do Sul tesisindeki başka bir 500 kişilik işten çıkarma duyurusunun ardından, Sao Jose dos Campos fabrikasında 500 kişiyi çıkaracağını ilan etti.

İşten atılan General Motors işçileri, 250 işçinin öfkeli bir halde, bir açıklama talebiyle sendika şubesini işgal etmesine yol açan ihbarnamelerini Brezilya’daki Babalar Günü’nün öngününde aldılar. İki gün sonra, 5.200 işçi, işe geri alınma hedefiyle süresiz bir grev başlattı. Bazı işçiler, grevin ilk dört günü boyunca tesise girdiler ve bir oturma eylemi düzenlediler.

Sao Jose dos Campos fabrikası, ihracat için motor, şanzıman ve teçhizatın yanı sıra S10 ve Trailblazer modellerini üretiyor.

General Motors, “toplu izinler, geçici işten çıkarmalar ve gönüllü işten ayrılma” dahil, işten çıkarmaları önlemek için “tüm çabalar”ı sarf ettiğini iddia etmişti. Bununla birlikte, Brezilya’daki talep azalması dikkate alındığında (geçtiğimiz yıla göre neredeyse yüzde 30), bu önlemler yeterli değildi.  Şirket, bir açıklamasında, işten çıkarmalarla, “işletmenin rekabetçiliğini ve yaşayabilirliğini geri kazanması amacıyla, şirket personelini mevcut piyasa gerçekliğine döndürmeyi” hedeflediğini iddia etti.

Sonraki günler boyunca, hala, çok sayıda işçiye, telefon çağrıları ve hatta Whatsapp mesajları yoluyla işten çıkarıldıkları bildiriliyordu. İşten atılanların sayısı 700’e ulaştı. Şirket yetkilileri, sendika üyeleri ile yaptıkları bir toplantıda, “(bunlardan sonra) daha fazla işten çıkarma olmayacak” diyerek ve tesiste grev gözcülüğü yapan ve grev kırıcıların girişini engelleyen işçileri kınayarak, çalışanları kandırmaya çalıştılar.

İşçiler, aynı zamanda, yanan lastiklerle başlıca otoyolları kapamaya başladılar ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra, kendileri de işten çıkarmalara karşı grevde olan Volkswagen işçilerinin desteğini aldılar.

Sendika ile şirket arasındaki görüşmelerin sonucu, işçileri acı bir şekilde hayal kırıklığına uğrattı.

İşten çıkarılmış olan işçiler, beş aylık geçici işten çıkarılanları (toplu iş sözleşmelerinin geçici olarak askıya alınması) kapsıyor. Eğer geçici olarak işten çıkarılan işçinin işine son verilirse, o, bir kıdem tazminatı olarak dört aylık esas ücretini alacak ancak işten çıkarılanlar için ne gelecekte istihdam güvencesi ne de işe geri dönüş garantisi var.

Ufukta, ne otomotiv satışlarındaki düşüşte ne de bir bütün olarak ekonomik krizde bir değişiklik görünmezken, General Motors, büyük ihtimalle, yalnızca bu işçileri değil ama çok daha fazlasını da işten çıkarma kararı alacaktır. Anlaşma, General Motors’un, şirketin “fazlalık” olarak gördüğü işçiler için bir “Gönüllü İşten Çıkarma Programı” başlatmasını da kabul ettiriyor.

Sendikanın, istihdam istikrarını koruma yasasını imzalaması için PT hükümetine baskı yapma yönündeki, gözden düşmüş Rousseff hükümetine yönelik yanılsamaları arttırma işlevi gören girişimleri, bir çıkmaza girmiştir.

Bu ulusalcı strateji, aynı şekilde, Brezilyalı otomotiv işçilerini, otomotiv işçilerinin uluslararası ölçekte, onların yaratmadığı bir krizin bedelini işçilere ödetmeyi planlayan küresel şirketler ve yatırımcılar şahsında ortak bir düşmanla karşı karşıya olduğu gerçeğinden saptırmak üzere tasarlanmıştır. Bu düşmana yataklık edenler, onun, emekçilerin yoksullaşması pahasına karını sürdüren sistemi durmak bilmeden savunan hükümetlerdeki ve sendikalardaki ortaklarıdır.

8 Eylül 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir