Julian Assange’ın tutuklanmasının beşinci yılı

Paylaş

WikiLeaks kurucusu Julian Assange, İsveç tarafından çıkarılan bir Avrupa Tutuklama Emri (EAW) ile 7 Aralık 2010’da Londra’da gözaltına alınmıştı.

Assange’ın sahte cinsel saldırı iddiaları üzerine tutuklanması, Britanya, İsveç ve ABD hükümetlerini kapsayan birlikte planlanmış bir cadı avının doruk noktasıydı.

Onun İsveç’teki davacıları, geçtiğimiz beş yıl boyunca, iddialar üzerine Londra’da Assange’la görüşmeyi reddettiler. Oysa bir Bilgi Edinme Özgürlüğü talebi, bu yıl itibariyle, İsveç’in, 2010’dan bu yana Britanya’daki tanıklarla veya suç işlemiş olduğundan şüphelenilen insanlarla görüşmek için 44 başvuru yapmış olduğunu ortaya koymuştur.

Assange, açık bir entrikanın kurbanıdır. Onun tek suçu, ABD ve diğer emperyalist güçlerin Irak’ta ve Afganistan’da işlemiş olduğu iğrenç savaş suçlarına; hükümetin en üst seviyelerinde onaylanmış suçlara, dünyanın dikkatini çekmekti.

Assange, İsveç ve Britanya hukuk sistemleri tarafından temel demokratik haklarından yoksun bırakılmasının ardından, üç buçuk yıldır, Londra’daki Ekvador büyükelçiliğindeki küçücük bir odaya kapanmış durumda. Assange, büyükelçiliğe 19 Haziran 2012’de girmişti. Assange’a, bir ay sonra, ABD’de ona karşı devam eden casusluk davası nedeniyle, 1951 Sığınmacı Sözleşmesi kapsamında siyasi sığınma verildi.

Assange, kapıdan çıkması halinde Londra Büyükşehir Polisi tarafından daimi tutuklanma tehdidi altında, büyükelçilikte kalıyor. Büyükelçiliğin çevresini 40 ay boyunca 12 milyon poundluk bir kuşatma operasyonunun ardından, polis, Ekim ayında, Muhafazakar hükümete danışarak, polis kuşatmasını geri çekeceklerini ve bunun yerine, Assange’ı ele geçirmek için “gizli” çabalara yoğunlaşacaklarını duyurmuştu.

Assange, masum bir adam olarak, açık havaya ve doğal güneş ışığına erişimi olmayan küçük bir odada oturan, fiilen bir tutsaktır. O, bugüne kadar tek bir suçla bile suçlanmamış olmasına rağmen,  sağlığında ortaya çıkan bozulmayla birlikte, bu dayanılmaz duruma katlanmaya zorlanıyor.

Assange, ilk olarak, WikiLeaks, Amerikan askerlerinin 2007’de bir helikopterden Irak’taki savunmasız sivilleri ve çocukları öldürdüğünü ve yaraladığını gösteren “İkinci Dereceden Cinayet” videosunu 2010 Nisanında yayınladığında, dünya çapında tanınır hale gelmişti.

Assange, WikiLeaks, Washington ile Pentagon’un gerçekleştirdiği başka suçları ve komploları ifşa eden bir milyon adet gizli ABD büyükelçiliği diplomatik yazışmalarının yaklaşık dörtte birini yayınladığı anda, tutuklandı. Her bir kıtadaki Amerikan siyasi komplolarını ifşa eden yazışmalar, şunları kapsıyordu: Çin’le savaş planları, NATO’nun Rusya’ya karşı savaş planları, Sri Lanka hükümetinin paramiliter ölüm mangalarıyla gizli anlaşması, ABD’nin Sri Lanka’daki savaş suçlarındaki suç ortaklığı, 2006 Tayland darbesinde ABD’nin rolü, ABD’nin Yemen’de sivilleri bombalaması, Birleşmiş Milletler yetkililerine yönelik ABD casusluğu ve işkence suçlusu CIA ajanlarının adli kovuşturmasında hükümet engeli.

ABD hükümeti, bedeli ne olursa olsun, bu çarpıcı ifşaatları durdurmak için kararlıydı. Bu amaçla, onun sonunda hapsedilmek üzere ABD’ye iade edileceği beklentisiyle, Assange’a yönelik komplo devreye sokuldu.

Geçtiğimiz beş yıl içinde yaşanan her şey, egemen seçkinlerin onu susturmak için neden bu kadar kararlı olduğunu göstermiştir. Afganistan ve Irak’taki savaşların ardından, Obama yönetimi, Libya’daki savaşı yönetti ve Ukrayna ile Suriye’de rejim değişikliği seferleri örgütledi. ABD, NATO müttefikleriyle birlikte, halen, Rusya’ya karşı savaş yönelimini yoğunlaştırıyor ve Çin’e karşı bir dizi provokasyonda bulunuyor.

Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin, dünyanın yeni emperyalist paylaşımını araya girerek engellemesine izin verilmiyor.

2013’te, ABD Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) ifşaatçısı Edward Snowden, ABD’nin, Britanya ve diğer güçler ile gizli anlaşma içinde, dünya halklarına karşı devasa, sistematik bir casusluk operasyonunun varlığını teşhir ederek Assange’ın ifşalarını takip etti. Snowden da, Assange’la aynı muameleyle karşı karşıya kaldı ve hala kaldığı Rusya’da sığınma talebinde bulunmaya zorlandı.

Irak ve Afganistan’daki savaş suçlarını belgeleyen 700.000 dolayında belgeyi WikiLeaks’e sızdıran ordu ifşaatçısı Chelsea Manning, şu anda 35 yıllık hapis cezasını çekiyor.

Savaşlarında son 15 yılda bir milyondan fazla insanın ölümüne yol açan ve dünyadaki herkesi gözetleyen gerçek suçlulara gelince; birinden bile hesap sorulmamıştır.

Assange’ın karşı karşıya olduğu trajik durumun siyasi sorumluluğu, onun, emperyalist güçlerin savaş suçlarını ortaya koyma görevini verdiği Guardian gazetesi dahil, Britanya’da “liberal sol” olarak geçinenlere aittir. Guardian, haftalar içinde, Assange karşı döndü ve ona yönelik komployu destekledi.

Ulusal Gazeteciler Sendikası dahil olmak üzere, sendikalar da, onu savunmak için herhangi bir kampanyaya girişmeyi reddettiler.

Ama özellikle kötü niyetli bir rol, Britanya’nın sahte sol grupları tarafından oynandı. Assange’ın ilk tutuklanmasından sonraki aylar boyunca, sahte sol, onun tutuklanması hakkında neredeyse hiçbir şey söylemeyerek, kasıtlı olarak Assange’ı yalıtmak için çalıştı. Nihayet, 2012’de, cinsel saldırı iddialarının ABD’nin, Britanya’nın, İsveç’in ve diğer hükümetlerin onu susturma ve WikiLeaks’i yok etme çabalarıyla hiçbir ilişkisi olmadığını iddia eden sahte sol gruplar, onun İsveç’e iade edilmesini desteklemek için, Sosyalist İşçi Partisi’nin sözleriyle, Assange “tecavüz suçlamalarıyla yüzleşmelidir” diyerek ortaya çıktılar.

Bu talep, Assange’ın tecavüzle veya başka bir şeyle suçlanmamış olması gerçeğine rağmen ileri sürülmüştü. Ona karşı yöneltilmiş olan çürük ve şüpheli iddialar, yine de, sahte solun onu terk etmesi için yeterliydi. Bu iddialara bulaşanların siyasi istekleri hakkında sorular ortaya atanlar bir yana, Assange’ın suçluluğu kanıtlanana kadar masum olduğu temel tutumunu alan herkes, “tecavüz savunucusu” olarak suçlandı. Assange’ın açık bir entrikaya maruz bırakıldığı yönündeki kanıt dağını hiçe sayan sahte sol gruplar, onu, “masumluğu kanıtlanana kadar suçlu” saydılar. Onlar, karşı çıktıklarını iddia ettikleri ve Assange’ın özgürlüğünü ortadan kaldıran anti-demokratik ve keyfi Avrupa Tutuklama Emri’ne meydan okumak için bile mola vermediler.

Sahte solun Assange’a yönelik iftirası, bu grupların dayandığı küçük-burjuvazinin üst tabakaları tarafından sürekli yükseltilen kimlik politikalarının siyasi olarak gerici karakterine tanıklık etmektedir. Assange’ın bir cinsel suçlu olarak damgalanması, ilişkiler geliştirme peşinde koştukları en gerici toplumsal güçlere yönelik bir siyasi bağlılık yeminiydi. Onlar, bu ilişkilerle kendilerine burjuva toplumunun üst kademelerine bir giriş noktası sağlayacaklarını umuyorlardı.

İşçiler ve gençlik, Assange’ın, Snowden’ın, Manning’in ve emperyalist devletlerin suçlarını ifşa ettiği için peşi bırakılmayan ve zulmedilen diğer herkesin özgürlüğünü talep etmelidir.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, onların savunusunun, yalnızca, sosyalist, anti-kapitalist ve anti-emperyalist bir perspektif temelinde yerine getirilebileceğinde ısrar eder. Demokratik hakların savunusunun tek gerçek tabanı, işçi sınıfı içinde bulunmaktadır. Bu mücadele, krizinin tüm yükünü emekçilerin sırtına yüklemeye çabalarken diktatörce egemenlik biçimlerine başvurmakta olan kapitalist sisteme karşı mücadeleden ayrılamaz.

8 Aralık 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir