Julian Assange’ın Londra’daki duruşması: Hukuksuz bir göstermelik duruşma

Paylaş

Yazdır

Julian Assange’ın Pazartesi günü Londra’nın Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki duruşması, rezil bir göstermelik duruşmaydı. Bunun, iyi kötü yasayı uygulamayı ve suçlanan kişinin haklarına saygı göstermeyi amaçlayan bir adli işlem olduğuna ilişkin her türlü numara terk edildi.

Dünya halklarına savaş suçlarını ve yozlaşmayı ifşa ederek en güçlü hükümetlere kafa tutan Assange, bir deri bir kemik kalmış ve BM’nin önde gelen bir uzmanının işkence olarak tanımladığı gibi işkence görmüş bir şekilde mahkemeye çıktı.

Britanyalı eski bir diplomat ve şu anda insan hakları aktivisti olan Craig Murray, şunları yazdı: “dostumun ne kadar kilo kaybettiğini, saçlarının dökülme hızını ve zamanından önce ve çok büyük ölçüde hızlanan yaşlanmış görünümünü görerek şok oldum. Daha önce hiç görmediğim belirgin bir topallaması vardı. Tutuklanmasından bu yana 15 kg kaybetti.”

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange [Kaynak: AP Photo/Matt Dunham]

Murray, devamında, Assange’ın “fiziksel görünümü akli kötüye gidişi kadar şok edici değildi. İsmini ve doğum tarihini söylemesi istendiğinde, her ikisini de hatırlamak için gözle görülür bir şekilde birkaç saniye çabaladı,” diye belirtiyordu.

Murray, vahim bir uyarıda bulunarak şöyle yazdı: “Dün mahkemedeki herkes, zamanımızın en büyük gazetecilerinden ve en önemli muhaliflerinden birine, gözlerimizin önünde, devlet tarafından ölümüne işkence yapıldığını gördü.”

Mahkeme Başkanı Vanessa Baraitser, Britanya egemen seçkinlerinin tüm kindarlığıyla, Assange’a, onun hukuk ekibine ve destekleyicilerine yönelik düşmanlığını gizlemeye bile çalışmadı.

Baraitser, Assange’ın avukatlarının, onun Britanya’dan ABD’ye iade edilmesi davasının derhal reddedilmesini ve serbest bırakılmasını gerektiren savlarını elinin tersiyle itti. Bu savlar, mevcut anlaşmaların siyasi suçlardan dolayı Britanya’dan ABD’ye iadeyi açıkça yasakladığı ve CIA’in, Assange’ı, Ekvador’un Londra büyükelçiliğinde siyasi sığınmayla korunduğu sırada yasadışı bir şekilde gizlice gözetlediği gerçeğini içeriyordu. Bu gözetleme, Assange’ın özel görüşmelerinin ses ve video kayıtlarının alınmasını ve resmi evraklarının çalınmasını kapsıyordu.

CIA’in adamları, mahkeme tarafından incelenmek şöyle dursun, duruşmaya akın etmişler ve Britanyalı savcılara açıkça yol göstermişlerdi. Araştırmacı gazeteci John Pilger’ın yazdığı gibi, mahkeme, “ABD’li yetkililerle doluydu, onların gözle görülür talimatları ortama hakimdi.”

Sonunda, Baraitser, Assange’ın Şubat ayındaki tam iade duruşmasının üç ay ertelenmesi talebini reddetti. Konuşmakta güçlük çeken Assange, şunları belirtti: “Bu süper gücün bu davaya hazırlanmak için 10 yılı vardı… Yazılı çalışmalarımın hiçbirine erişim sağlayamıyorum… Belgeleri ele alma konusunda adil olmayan bir üstünlüğe sahipler… Burada olan şey adil değil.”

Baraitser ise, kibirlice, Assange’ın eğer dava işlemlerini anlayamıyorsa daha sonra avukatlarıyla konuşabileceğini söyledi. Yargıç ya da yozlaşmış Britanya yargısının herhangi bir temsilcisi, Assange’ın, düzmece kefalet suçlamasından hapis cezasının Eylül ayında sona ermiş olmasına rağmen, neden maksimum güvenlikli Belmarsh Cezaevi’nde fiilen hücre hapsinde tutulmaya devam ettiğini açıklamadı.

Bu sefil göstermelik duruşma, dünyadaki hiçbir büyük şirket yayını tarafından ciddi bir şekilde haber yapılmadı. Onların tamamı, gözler önüne serilen şeyi; ABD’nin Assange’a karşı dokuz yıllık kan davasının başından itibaren yasadışı bir siyasi zulüm olduğunu örtbas etmeye çalıştılar.

Bütün bu süreç boyunca, Guardian, New York Times ve daha bir sürü şirket yayını, WikiLeaks’in kurucusunu ortadan kaldırma girişiminde ABD hükümetinin yardımcıları işlevi gördü.

Onlar, aralıksız olarak, İsveç’in Assange’a karşı cinsel istismar iddiasına yönelik düzmece soruşturmasını tanıtımını yaptılar. Bu soruşturma, Assange’ın 2010’da Britanya polisi gözaltına alınmasının düzmece temeliydi ve onun Haziran 2012’de Ekvador büyükelçiliğinden sığınma talep etmeye zorlamıştı.

Tuzu kuru gazeteciler, Assange’ın “adaletten kaçtığını” iddia ettiler. Onlar, Assange’ın İsveç’te hiçbir zaman bir suçla itham edilmediği gerçeğini ve söz konusu kadınlardan birinin şikayette bulunması için “polis tarafından zorlandığını” söylediği gerçeğini örtbas ettiler. Şirket gazetecileri, Assange’ın, İsveç’in iddialarının adını lekelemeyi ve WikiLeaks’in Amerikan savaş suçlarını ifşa etmesi nedeniyle ABD’ye iade edilmesi için yedek rota sağlamayı amaçladığı ısrarını alaya aldılar.

Assange’ın tüm uyarıları gerçekleşmiştir. İsveç’in komplosu dahil olmak üzere ona karşı sahte yasal cilalı tüm kampanya, bir sahtekarlık olarak ifşa olmuştur. Assange, daha ABD’ye iade edilmeden, Britanya’da hukuksuz bir göstermelik duruşmayla karşı karşıyadır.

Fakat şirket yayınları tavırlarını değiştirmiş değiller. Onlar, halka Assange’ın uğradığı zulmün vahim sonuçları hakkında bilgi vermezken, iftira sağanağına devam ediyorlar.

Britanya’daki Sosyalist İşçi Partisi’nden ABD’deki artık feshedilmiş olan Uluslararası Sosyalist Örgüt’e kadar yozlaşmış sayısız sahte sol örgüt de, Assange’ın İsveç’in iddialarına cevap vermek zorunda olduğu biçimindeki CIA tarafından uydurulmuş yalanlara arka çıktı. ABD’deki Jacobin dergisinden Avustralya’daki Sosyalist Alternatif’e kadar hepsi, bu yıl, Assange’ı yavaş yavaş öldürme girişimi karşısında sessiz kaldı. Britanya İşçi Partisi’nin, zaman zaman sosyalist olduğunu iddia eden önderi Jeremy Corbyn, WikiLeaks’in kurucusunu savunmayı reddetti.

Bu dava, mahkemelerinden medyasına ve sahte solun da dahil olduğu siyaset kurumuna kadar bütün resmi kurumların çürümüş karakterine ilişkin utanç verici bir derstir. Onların tamamı, kapitalizmin 1930’lardan beri en derin krizinin ve sınıf mücadelesindeki canlanmanın ortasında, otoriter rejimlere doğru savruluyorlar.

Assange, yalnızca, demokratik hakları savunma tabanını oluşturan işçi sınıfının kitlesel siyasi bir hareketi eliyle özgürlüğüne kavuşacaktır. ABD’deki 48.000 otomotiv işçisinin grevinden Şili ve Ekvador’daki yüz binlerin protestolarına kadar, dünyanın dört bir yanında milyonlarca işçi patlamaya hazır mücadelelere giriyor.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, işçileri, Assange ve Chelsea Manning dahil tüm sınıf savaşı tutsaklarının derhal serbest bırakılması uğruna mücadeleye girişmeye çağırıyor. Cesur ifşaatçı Manning de, Assange aleyhine yalan ifade vermeyi reddettiği için Trump yönetimi tarafından hapsediliyor.

Yaklaşık 90 yıl önce, sosyalist işçi hareketi, siyasi faaliyetleri nedeniyle ABD hükümeti tarafından komplo kurulan Nicola Sacco ile Bartolomeo Vanzetti’yi savunma kampanyası düzenlemişti. Uluslararası ölçekte milyonlarca insanı harekete geçiren bu mücadele, dünya politikasında belirleyici bir rol oynamış ve tarihe, devlet zulmüne karşı büyük mücadelelerden biri olarak geçmiştir. Sacco ve Vanzetti 1920’lerde yaşayanlar için ne ise, Assange davası da bu kuşak için odur.

WikiLeaks’in kurucusunun peşinin bırakılmamasıyla, militarizme, otoriter rejime ve hükümetlerin kanunsuzluğuna yönelik tüm muhalefeti bastırmak için bir emsal oluşturulması amaçlanmaktadır. Assange’ın savunulması, işçi sınıfının tüm sosyal ve demokratik hakları uğruna ve emperyalist savaşa karşı bir karşı saldırısının mızrak başı haline gelmelidir.

Kaybedecek zaman yok. Craig Murray’ın “Julian kısa süre içinde serbest bırakılmazsa, yok edilecek” biçimindeki uyarısı, tüm demokratik hak savunucuları tarafından, Assange’ın derhal serbest bırakılması için aktif bir kampanyayla yanıt verilmesi gereken bir tehlike işaretidir. İşçi sınıfı mahallelerinde, fabrikalarda ve üniversite kampüslerinde, bütün işçiler ve gençler Assange’ın kötü durumu hakkında bilgilendirilmeli ve toplantılarla, kampanyalarla ve mitinglerle onun özgürlüğü uğruna seferber edilmelidir.

Bu can alıcı mücadeleye katılmak için bugün bizimle bağlantı kurun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir