“İlave ölü sayıları” pandeminin gerçek sonucunu açığa çıkarmaya başlıyor

Georgia, Florida ve diğer eyaletlerdeki valiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın işe dönüş kampanyası doğrultusunda ülke genelinde işyerlerini yeniden açmak için koştururken, yeni sayılar COVID-19 pandemisinin gerçek insani bedelini göstermeye başlıyor.

Economist, Financial Times ve New York Times’ta yer alan yeni haberler, pandemi sırasında meydana gelen tüm ölümlerin sayılması durumunda, koronavirüsün neden olduğu ölümlerin gerçek sayısının resmi olarak rapor edilenin muhtemelen en az iki katı olduğunu ortaya koyuyor.

Üç medya kuruluşu bu sonuca, pandemi sırasında çeşitli bölgelerdeki “ilave ölümler”in sayısını inceleyerek ulaştı. Yani, COVID-19 testi pozitif çıkan ve hastanede ölenleri kaydetmek yerine, dünya genelindeki şehirlerde, bölgelerde ve ülkelerde herhangi bir nedenden ölenlerin toplam sayısı ile aynı yer ve zaman dilimi için tarihsel ölüm ortalamaları verisi arasındaki uçurumun izini sürdüler. Bu yöntem, hastalığın korkunç sonucunun daha doğru bir resmini çiziyor.

Eco di Bergamo adlı yerel gazete, 17 Mart 2020 tarihli sayısında sayfalarca ölüm ilanı bastı, Mediglia, İtalya (AP Photo/Luca Bruno)

Avrupa’da pandeminin merkez üslerinden biri olan İtalya’nın Lombardiya bölgesinde, bilinen ölü sayısının, hayatını kaybeden toplam insan sayısının sadece yüzde 48’ini oluşturduğu tahmin ediliyor. İspanya’nın ulusal epidemiyoloji merkezinin verileri, merkezin koronavirüs nedenli ölümler olarak saydıklarının tahmini ilave ölümlerin sadece yüzde 65’ini oluşturduğunu ortaya koyuyor. Dünyada kişi başına düşen ölüm sayısı en yüksek ikinci ülke olan Belçika’da, pandemiden hayatını kaybedenlerin sadece yarısı doğru şekilde hesaba katılmış.

Birleşik Krallık’taki resmi hesaplamalar, COVID-19 ölümlerinin muhtemelen sadece yüzde 42’sini içeriyor. Pandeminin Kuzey Amerika’daki merkez üssü New York’ta bu oran yüzde 77’dir. Benzer farklar Hollanda, Belçika, İsveç, Avusturya ve Türkiye’de de tespit edildi.

Bu veriler, pandeminin gelişmekte olan dünyada ne derece yaygın olduğunu da ortaya koyuyor. Örneğin Endonezya’nın başkenti Cakarta’da, Mart ayında koronavirüsten öldüğü söylenenler, o ay ülkedeki ortalamanın üzerindeki ölüm sayısının sadece yüzde 5’i idi.

Toplamda, bu şehirlerde ve ülkelerde, resmi olarak bildirilenin iki katından fazla olacak şekilde, muhtemelen en az 121.842 kişi koronavirüs pandemisinden öldü. Dünyanın geri kalanı da bu tahmine katılırsa, koronavirüs nedeniyle ölen toplam erkek, kadın ve çocuk sayısı 185.000’den yaklaşık 370.000’e fırlayacak ve bu sayı, yerel sağlık otoriteleri ölüm oranlarını geriye doğru revize ettikçe yukarıya doğru çıkacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk ölümün daha önce sanıldığı gibi 29 Şubat’ta Washington’da değil, 6 Şubat’ta Kaliforniya’da olduğunu gösteren yeni otopsi sonuçları var. Bu, ABD’deki ilk koronavirüs vakasının teyit edilmesinden sadece 17 gün sonra gerçekleşti ve söz konusu kişinin Çin veya o dönem salgın olduğu bilinen herhangi bir yere seyahat geçmişi bulunmuyordu. Bu, ABD’de ve uluslararası düzeyde hastalığın daha Ocak ayının ortasında halk içinde yayılmakta olduğunu gösteriyor.

Bu korkunç sayılara rağmen, Avustralya (74 ölüm), Brezilya (2.906 ölüm), Britanya (18.100 ölüm), Almanya (5.350 ölüm), Hindistan (681 ölüm), İspanya (21.717 ölüm) ve Amerika Birleşik Devletleri (47.430 ölüm) gibi ülkelerdeki hükümetler, şirketler ve sendikalar, işçileri izolasyondan çıkmaya ve virüsün kolayca bulaşıp yayılabileceği kalabalık işyerlerine geri dönmeye zorlayarak kendi ekonomilerini “yeniden açma” baskısı yapmayı sürdürüyorlar.

Herkese işten döndükten sonra giysilerini, telefonlarını ve ayakkabılarını dezenfekte etmelerini söyleyerek işe geri dönmenin tehlikesini üstü kapalı bir şekilde kabul eden İspanyol hükümeti, geçen hafta milyonlarca işçiye işe geri dönme emri verdi. Şansölye Angela Merkel’in Mayıs ayında açık olmaları gerektiğini söylediği okullar ve iş yerleri, Almanya’da bugünlerde yavaş yavaş yeniden açılıyor. Hindistan, sosyal mesafe kuralları bile olmaksızın üretime kaldığı yerden devam edilmesi konusunda imalat tesislerine yeşil ışık yaktı.

Artık hem İran’dan hem de Çin’den daha fazla vakaya sahip olan Türkiye, ilk etapta gerekli olmayan sektörleri bile hiçbir zaman durdurmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hafta sonu sokağa çıkma yasağı ve 23 Nisan’dan itibaren dört günlük bir sokağa çıkma yasağı uygulaması, Türk Tabipleri Birliği’nin salgını kontrol altına almak için gerekli olmayan tüm işlerin tamamen durdurulması yönündeki uyarıları karşısında tamamen yetersiz kalıyor.

Koronavirüs kaynaklı ölümün kanser ve kalp hastalıklarını aşarak birincil ölüm sebebi haline geldiği ABD’de, Başkan Donald Trump eyaletlerin işyerlerinin nasıl yeniden açılacağını belirlemelerine izin veriyor. Güney Carolina, Georgia, Tennessee ve Montana da dahil olmak üzere birçok eyalet, restoranların ve perakende mağazalarının yeniden açılmasına şimdiden izin verdi ya da bu yönde duyurulara başladı.

Bu adımlar için temel dayanak, yeni vakaların sayısının azalması nedeniyle pandeminin kontrol altına alındığı ve böylece normal yaşamın kaldığı yerden sürdürülmesinin güvenli olduğu iddiasıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün şu uyarıları görmezden geliniyor: “İlk kanıtlar, dünya nüfusunun büyük kısmının hastalık riskine açık olduğunu gösteriyor. Bu, salgınların kolayca yeniden alevlenebileceği anlamına gelmektedir.”

Bu durum, halihazırda, vakalarında son zamanlarda bir artış olan Çin, Japonya ve Singapur’da görülüyor. Salgının başlangıcından itibaren sıkı bir şekilde sosyal mesafe, test, temas takibi ve karantina önlemleri uygulayan ülkelerde bile koronavirüsün yayılmaya devam edebilmesi, pandeminin sürekliliği, virülansı ve nihayetinde öldürücülüğüne dair sert bir uyarı olarak önümüzde durmaktadır.

“Virüsün önümüzdeki kış ülkemize saldırısının aslında şu an yaşanılandan daha da zor olması ihtimali var,” diyen ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri Direktörü Robert Redfield, ikinci bir salgın dalgası uyarısında bulunarak, “Grip salgını ve koronavirüs salgını aynı anda olacak,” diye konuştu.

Ancak okullar ve işyerleri açılmaya devam ederse, koronavirüs vakalarının ve ölümlerinin sayısı, kışı beklemeden, önümüzdeki haftalarda ve aylarda artış gösterecektir. Üstelik bunun insanlığın geniş bir kısmının başına gelenlerden daha kötü olacağına inanmak için her türlü neden mevcut. Pandemi, halihazırda gezegenin her köşesine yayıldı ve ancak dört milyardan fazla insanın bir şekilde tecrit edilmesi nedeniyle yavaşladı. Amerika Birleşik Devletleri gibi yetersiz test ve temas takibi yetenekleri olan ülkelerde milyonlarca insanın tekrar işe gönderilmesi sayısız cana mal olacak.

23 Nisan 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir