Hintli Troçkistler Assange’ı ve Manning’i savunma toplantıları düzenledi

Yazdır

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Hindistan’daki destekleyicileri, geçtiğimiz ay, Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’ın ve ifşaatçı Chelsea Manning’in serbest bırakılmasını talep etmek için kamuya açık bir dizi toplantı düzenlediler. Bu toplantılar, Tamil Nadu eyaletinin başkenti Chennai’nin hemen dışındaki büyük bir sanayi merkezi olan Sriperumbudur’da ve Batı Bengal’in başkenti Kalküta’da başarılı bir şekilde gerçekleştirildi.

Toplantılar, ABD’nin ve müttefiklerinin Irak ile Afganistan’daki savaş suçlarını ve dünyanın dört bir yanındaki hükümetlerin diğer yasadışı faaliyetlerini ortaya çıkaran Assange’ı ve Manning’i desteklemek için ICFI/WSWS tarafından yürütülen uluslararası kampanyanın bir parçasıydı.

Her iki toplantının da ana konuşmacısı, Sosyalist Eşitlik Partisi (Sri Lanka) Sekreter Yardımcısı Deepal Jayasekera’ydı. DEUK Destekleyicileri Grubu üyesi Arun Kumar, 1 Eylül’de Shibu Vavara’nın yönettiği Sriperumbudur etkinliğinde bir konuşma yaptı. Ayrıca 15 Eylül’deki Kalküta toplantısına başkanlık etti. Toplantılar öncesindeki kapsamlı kampanyalar, her iki şehirdeki öğrenciler ve işçilerden önemli bir destek gördü.

Jayasekera (solda), Sriperumbudur toplantısında Arun Kumar’ın çevirisiyle konuşma yapıyor

Spirembudur toplantısına başkanlık eden Vavara, işçilerin ve gençlerin Assange ile Manning’in serbest bırakılması için verdikleri mücadelenin ifade özgürlüğünün ve diğer temel demokratik hakların savunulmasının ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkladı. Hükümetin işçi sınıfı karşıtı ve antidemokratik politikalarına meydan okuyan gazeteciler, aydınlar, öğrenciler ve diğer bireyler hedef alınıyordu.

Arun Kumar da, toplantıda yaptığı konuşmada, Assange’a ve Manning’e yapılan zulmün, ABD’deki Trump yönetiminden Hindistan’daki Başbakan Narendra Modi’nin BJP’si önderlik ettiği rejime kadar bütün hükümetlerin demokratik haklara yönelik artan saldırısının bir parçası olduğunu söyledi. Hindistan’daki son siyasi gelişmeyi ve Hindu üstünlükçüsü Bharatiya Janatha Partisi (BJP) hükümetinin temel haklara yönelik saldırısını, özellikle de Keşmir’deki mevcut baskısını değerlendirdi.

Kumar, Modi’nin Hindistan’ın tek Müslüman çoğunluklu eyaleti olan Cemmu ve Keşmir’in özel yarı özerk statüsünü iptal etmesini ve merkezi hükümetin doğrudan kontrolü altındaki iki birlik bölgesine indirgenmesini kınadı. Kumar, Modi hükümetinin 5 Ağustos’taki eylemlerinin yasadışı olduğunu ve anayasaya yönelik bir darbe anlamına geldiğini belirtti. Eşi benzeri görülmemiş güvenlik tecridi, iletişimin engellenmesi, binlerce kişinin gözaltına alınıp tutuklanması, demokratik haklara yapılan bu saldırıya yönelik tüm halk muhalefetini bastırmak içindi.

ABD’nin ve diğer emperyalist güçlerin Modi hükümetinin eylemlerine verdiği destek, Washington’un Çin’e karşı savaş hazırlıkları ile uyumlu olarak, hepsinin Hindistan ile ekonomik ve jeostratejik bağlarını genişletmek istemesinden kaynaklanmaktadır.

Toplantıda konuşan Jayasekera şunları söyledi: “Bugün burada dünyanın en önemli iki sınıf savaşı tutsağının, WikiLeaks kurucusu Julian Assange’ın ve ifşaatçı Chelsea Manning’in derhal serbest bırakılmasını talep etmek için toplandık. Onlar, herhangi bir suç işledikleri için değil, bugün dünyanın önde gelen canileri tarafından işlenen tiksindirici suçları cesurca ifşa ettikleri için hapsedildiler ve zulüm görüyorlar…

“Assange ve Manning uluslararası işçi sınıfına ve emperyalist savaşa, kemer sıkmaya, militarizme ve diktatörlüğe karşı gerekli mücadeleye büyük bir hizmette bulunmuştur. Yaptıkları ifşaat, işçi sınıfının, emperyalist güçlerin yağmacı jeopolitik hedeflerini ve ‘insan hakları’nı ve ‘demokrasi’yi savunduklarına dair sahte iddialarının ardındaki gerçek gündemi anlamalarına yardımcı olmuştur.”

Jayasekera, DEUK ve Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) tarafından yürütülen uluslararası kampanyayı, bu çalışmanın uluslararası işçi sınıfına dayanmasını ve Küresel Savunma Komitesi kurulması çağrısını kısaca ele aldı. Egemen seçkinlerin bütün kurumlarının –siyasi partiler, şirket medyası ve sahte sol–Assange’a ve Manning’e yönelik cadı avını doğrudan veya dolaylı olarak nasıl desteklediğini anlattı.

“Assange’a yönelik zulüm münferit bir girişim değildir,” diyen Jayasekera, bunun, “savaşa, kemer sıkmaya ve toplumsal eşitsizliğe karşı artan muhalefeti” bastırmak için temel demokratik haklara yapılan büyük bir saldırıya öncülük ettiğini belirtti.

Sri Lanka’daki gelişmelere de değinen konuşmacı, egemen seçkinlerin tüm hiziplerinin, adadaki 21 Nisan terör bombası saldırılarını, diktatörce yönetim biçimlerini dayatma yönündeki uzun zamandır hazırlanmış planları hayata geçirmek için nasıl kullandığını açıkladı. Bu diktatörlük, işçi sınıfının büyüyen mücadelelerini bastırmak için kullanılacaktı.

Jayasekera, dinleyicileri, Assange’ı ve Manning’i savunma mücadelesine katılmaya, DEUK’un programını, perspektifini ve tarihini incelemeye ve Troçkist hareketin Hindistan şubesini inşa etmek için mücadeleye çağırdı.

Sriperumbudur toplantısındaki konuşmalardan sonraki soru ve tartışma kısmında, Assange’ın ve Manning’in sınıf savaşı tutsakları olarak nitelendirilmesi, WikiLeaks’in Hillary Clinton’ın başkanlık kampanyasında onun yenilgisine katkı sağlayıp sağlamadığı ve sahte solun Assange ve Manning hakkındaki kafa karışıklığı yaymasıyla nasıl mücadele edilebileceği üzerine sorular geldi.

Jayasekera, yanıt olarak, Assange’ın ve Manning’in emperyalist savaş suçlarını ifşa etmelerinin savaşa, kemer sıkmaya ve demokratik haklara yönelik saldırılara karşı mücadeleyi nasıl güçlendirdiğini açıkladı. Assange’ın hem Clinton’a hem de Trump’a olan düşmanlığını dile getirdiğine ve WikiLeaks’in Clinton’ın Wall Street’e yaptığı gizli konuşmaları yayımlamasının onu yatırım bankacıları ve ABD mali sermayesinin bir temsilcisi olarak ifşa ettiğine dikkat çekti.

Jayasekera ayrıca, WSWS/DEUK’un, sahte solun etkisine, onun sınıf gündemini teşhir ederek ve işçi sınıfının sosyalist ve uluslararası bir perspektif temelinde bağımsız seferberliği için mücadele ederek karşı koyduğunu açıkladı.

WSWS muhabirleri, toplantılarına katılanlarla görüşmeler yaptılar. Sriperumbudur’da bir Royal Enfield otomotiv işçisi şunları ifade etti: “Partiniz dışında hiç kimse Julian Assange ve Chelsea Manning hakkında bir şey söylemiyor. Bu konuları ilk defa duyuyorum. Assange’ı ve Manning’i savaş suçlarını ifşa etmedeki cesur duruşları için destekliyorum. Medya ve politikacılar nükleer savaşın yıkıcı sonuçları hakkında hiçbir şey söylemiyorlar ve dünya partinizin savaşa karşı mücadelesini destekliyorum.”

O, Modi hükümetine atıfta bulunarak şöyle devam etti: “Modi ikinci kez iktidara geldi. [2014’te] İktidara gelmeden önce yeni işler yaratma hakkında atıp tutuyordu ancak geçen beş yılın ardından işsizlik oranı neredeyse son 50 yılın zirvesinde. Çiftçi intiharları, derinleşen tarımsal kriz nedeniyle hiç azalmadan devam ediyor.

“Modi hükümeti Ambani ve Adani gibi büyük iş dünyası insanlarının kar çıkarlarını gözetiyor. AIADMK liderliğindeki Tamil Nadu eyalet yönetimi, BJP hükümetinin sadece bir kuklasıdır.”

Jadavpur Üniversitesi öğrencisi olan Sanjiban Kalküta’daki etkinliğine katılmıştı. “Julian Assange’ı WSWS’den, Kalküta’daki bazı WSWS destekleyicileriyle buluştuktan sonra öğrendim. Toplantı etkileyiciydi.”

“Yanlış bir şey yapmamış olan Assange’ın ve Manning’in özgürlüğü için Hindistan’daki mücadele sadece WSWS destekleyicileri tarafından yürütülüyor. O kadar çok ilerici sol parti var ama hiçbiri Assange ya da Manning hakkında tek kelime bile etmedi. Bu gerçekten utanç verici bir şey. Toplantınız iyiydi, çünkü konuşmacılar Assange’ın durumunu ve ifade özgürlüğünün dünya çapında egemen elitler tarafından nasıl ortadan kaldırıldığını net bir şekilde anlattılar.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares