Ferguson aklamasının siyasi dersleri

St. Louis İlçesi Savcısı Robert McCulloch’un Salı gecesi yaptığı, polis memuru Darren Wilson’a dava açılmayacağı duyurusu, ülke genelinde ve dünya çapında bir adli karikatür olarak görülüyor.

Bu nihai karara giden süreç, en başından itibaren, sadece tek bir amaç için uydurulmuştu: 18 yaşındaki silahsız Michael Brown’ı öldüren polisi korumak.

Devlet, suçlamaları bir dava açmak için bir yargıca sunmak ve açık yargılama yerine, kanıtların polis ile yakın bağlara sahip birinin yönetimindeki savcılık makamı tarafından kontrol edildiği, gizli, kapalı kapılar arkasında bir soruşturmayı geçirmiştir. Bunu, savcılığın, son derece sıra dışı, belirli cezalar talep etmeme kararı izledi.

Kendilerini, görgü tanıklarının ifadeleri de dahil, istenen öyküye uymayan bütün kanıtları geçersiz ilan etmeye adayan savcılar ile birlikte, soruşturma kurulunun görüşme tutanaklarının kopyaları, açık ve yalın önyargıyı açığa vurmaktadır. Buna karşın, Wilson, dört saat boyunca kendine hizmet eden hikayesini sunarken hiçbir sorgulamaya, itiraza uğramamış. Savcılık makamı, oturumlar boyunca, Darren Wilson’ı değil, Michael Brown’ı sanık sandalyesine oturtmaya uğraştı.

Soruşturma kurulları, neredeyse her durumda savcının isteği doğrultusunda dava açarlar ve bu olay da farklı değildi. Soruşturma kurulu bir suçun işlenmiş olduğuna dair çok kuvvetli kanıtlara rağmen, savcı istemediği için dava açmadı.

Bununla birlikte, Wilson’ın suçlarının aklanması, sadece McCulloch’un kötülüğünün bir sonucu olarak açıklanamaz. Savcı McCulloch’un eylemleri, bizzat kendisinin vurgulamak için büyük çaba harcadığı üzere, Obama yönetiminin yakından dahil olduğu, son derece planlı siyasi bir operasyonun parçasıdır.

Brown’ın öldürülmesi konusundaki devasa halk öfkesi ve bir yargılama için açık hukuksal temel dikkate alındığında, soruşturma kurulunun neden en azından kasıtsız adam öldürme gibi ikinci dereceden bir suçlamaya hüküm vermediği sorulabilir. Ya da neden, bir iddianame hazırlanmadı ve savcılığın görüşleri göz önünde bulundurulduğunda büyük olasılıkla aynı sonuca (Wilson’ın aklanmasına) yol açacak bir yargılama yürütülmedi? Michael Brown’ın öldürülmesi ile dava açılmaması nihai kararı arasında geçen üç ay içinde, bu farklı ihtimaller üzerine perde arkasında tartışma yapıldığına kuşku yok.

Egemen sınıfın verdiği karara ulaşmadaki düşüncesini iki etmen açıklıyor. Her şeyden önce, kışkırtma unsuru söz konusudur. Egemen sınıf, Ferguson olaylarına, ABD’deki baskılara yeni örnek olaylar oluşturmak için bir fırsat olarak sarılmıştır. Gerçekten de, soruşturma kurulunun kararını açıklamak için gece geç saatleri seçmesi, polis şiddeti için en iyi koşulları yaratmak üzere kasten hesaplanmış gibi görünüyor.

Pazartesi gecesi, otomatik tüfeklerle ve zırhlı araçlarla donanmış, plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz sıkan çevik kuvvet polisi caddelerde devriye gezdi ki bu Ağustos ayındaki protestolara yönelik müdahaleye göre bir tırmanmayı ifade ediyordu. Soruşturma kurulu kararından bir hafta önce önleyici olağanüstü hal ilan etmiş olan Missouri Valisi Jay Nixon, Salı günü, ordunun bir kolu olan Ulusal Muhafızlar’dan 2.200 askerin doğrudan protestoculara karşı harekete geçirileceğini açıkladı. Bir Amerikan kenti etkili bir şekilde işgal ediliyor.

İkinci olarak, karar, savunmaya geçen bir egemen sınıfın özelliğini taşımaktadır. Bütün taktiksel ihtimaller tartışıldı ve sonuçta, verilecek herhangi bir taviz zayıflık işareti olarak görüleceği ve yalnızca daha fazla muhalefeti cesaretlendireceği için, artan toplumsal huzursuzluk karşısında hiçbir ödünün verilemeyeceği kararına varıldı.

Egemenliğini artık şiddet yoluyla koruyan egemen sınıf, yalnızca kendisini tüm dünyanın önünde daha fazla itibarsızlaştırıyor. Dünyanın her bölgesinde, sabit bir şekilde insan haklarını savunma temelinde gerekçelendirilen savaşlar örgütlemiş olan bir devlet, kendi sınırları içindeki muhalefete karşı en vahşi baskı biçimlerine başvurmaktadır.

Medyanın kimi kesimleri içinde, bu eylemlerin siyasi sonuçları konusunda belirli bir tedirginlik yaşanıyor. Örneğin, Washington Post’un yazarı Dana Milbank, McColloch’un “içler acısı Darren Wilson kovuşturması”nın, “Afrika kökenli Amerikalılar ve diğer çok sayıda başka insan arasında adalet sisteminin hileli olduğu algısı”nı pekiştirdiği endişesini dile getiriyor.

Demokratik Partili kesimler adına konuşan New York Times gazetesi, Salı günü yayımlanan bir başyazısında, “yaralanmış St. Louis sokakları ve ülke genelinde yankılanmaya devam eden öfke … bir kez daha, yasaların uygulanmasına yönelik güvensizliğin ABD’nin sivil dokusu için büyük bir tehlike oluşturduğunu gösteriyor” diye endişeleniyor. Times, bu “büyük tehlike”nin, Wilson’a dava açılmaması kararıyla körüklenmiş olduğunu yazıyor.

Bu yorumların çerçevesi genel olarak ırksal açıdan çizilerken, asıl mesele sınıfsaldır. Egemen sınıf, dışarıda bitmeyen savaş ve içeride toplumsal karşı-devrim politikalarının halk içinde rağbet görmediğinin fazlasıyla farkında. Times’ın “sivil doku için büyük bir tehlike” dediği şey, dizginlenemez toplumsal huzursuzluk ve hatta devrim anlamına gelmektedir.

Egemen sınıf kaynayan toplumsal hoşnutsuzluğun farkında ama onun sunabileceği hiçbir şey yok. Bizzat Times, sanki Obama yönetimi Ferguson’daki sonucun ve Amerikan egemen sınıfının karşı karşıya olduğu daha kapsamlı siyasi krizin merkezinde değilmiş gibi, soruşturma kurulunun kararına yönelik eleştirisini Obama’nın rolüne övgü çerçevesine yerleştiriyor.

Obama’nın soruşturma kurulu kararına yönelik tepkisi açıklayıcıdır. Başkan, hemen, ulusal televizyonda kararın geçerli ve meşru olduğunu ilan eden bir açıklama yapmak için koşturdu. O, “Biz, hukukun üstünlüğü üzerine kurulmuş bir ulusuz” dedi ve ekledi, “bu yüzden, soruşturma kurulunun aldığı karara uymak zorundayız.” Bu, adli ve yasal sahtekarlığın onaylanmasından başka bir şey değildir. Obama, polise bir öldürme ruhsatı veren karara ortak olurken, protestocuları kastederek, “şiddetin hiçbir gerekçesi olmaz” dedi.

Obama yönetiminin altı yılı gözlerden kaçmış değil. ABD’deki milyonlarca işçi ve genç, mevcut toplumsal ve siyasal sistemde, kaygılarını dile getirecekleri ya da muhalefetlerini ifade edecekleri bir mekanizmanın olmadığı sonucuna varmaya başladı. Bu kavrayış, Darren Wilson’ın aklanmasıyla yalnızca daha fazla doğrulanmıştır. Bunlar, amansız bir şekilde çöküşe doğru yol alan bir sistemin ayırt edici özellikleridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir